Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Tarihte ve Folklorda Balkan/Balhan

Burada Büyük Selçuklu İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Tarihte ve Folklorda Balkan/Balhan

Mesajgönderen TurkmenCopur » 14 Ara 2010, 22:38

TARİHTE VE FOLKLORDA BALKAN

Balkan yahut başka bir lehçeye göre Balhan, Hazar denizi kıyısında, Amuderya ırmağının eski yatağı olan Özboy'un denize ulaştığı yerin kuzeyinde bulunan sıra dağların adıdır. Bu dağlara Büyük Balhan denir. Bunun güneyinde bulunan ve sıra dağlardan büsbütün ayrı duran başka bir dağa da Küçük Balhan denir.
Balhan (yahut Balkan) adı tarih kitaplarına ilk defa Selçukoğullariyle Gazneli Mahmud'un (998-1030) kavga ve savaşları yüzünden geçmiştir. Bu dağlar X. yüzyılın sonlarında Maveraünnehr'i ve Horasan'ı altüst eden Selçuk Oğuz-Türkmenlerinin karargahı idi. Gazneli ordulara yenildikleri veya onların kovalamasına uğradıkları zaman, Balkanlara kaçarlar, orada barınırlardı. Eserini 985 yılında yazan el-Makdisi Balhan'ın bir şehir adı olduğunu sanıyordu. Fakat bundan biraz sonra yazan Gardizi, Beyhaki ve başkaları Balhan'ı dağ olduğunu çok iyi biliyorlardı.

Balkan kelimesinin kökü şimdiye kadar kesin olarak açıklanamamıştır. "Parlamak" anlamına gelen "balk" kökü ile ilgili olabilir. İslam Ansiklopedisinde Balhan maddesini yazan W. Barthold "Balhan kelimesinin Farsça "bala-hane" kelimesinden türemiş olduğu rivayet ediliyor" demekle yetinmiş, fakat Ebulgazi Hanın "ebulhan" şeklindeki etimolojisi için "isabetsiz iştikak" diyerek haklı bir mütalaada bulunmuştur. Bununla beraber Balhan adını "bala-hane"den çıkaranların iddiasının da Ebulgazi Han'ın "iştikak"ından farksız olduğuna şüphe yoktur.

"Balkan dağı" adına Kazak-Kırgızlarla Başkurtların folklorunda rastlanır. Bu uluslar gerek Türkmen Balkanından, gerek Osmanlı Balkanından çok uzaklarda yaşıyan Türklerdir.

Kazak-Kırgızlar arasında bulunduğumuz yıllarda İrtiş kıyılarında, Yayık (Ural) ve Sırderya boylarında şu deyimi defalarca işittik:

"Bargan yerin Balkan tav, ol da bizim başkan tav" (vardığın yer Balkan dağıdır, o da bizim bastığımız dağdır). Bu deyim, yaptığı işle öğünen adamlara karşı söylenir.

Bu deyimin ikinci varyantı da vardır:

"körgen yerin Balkan tav, ol da bizim aşkan tav" (gördüğüm yer Balkan dağıdır, o da bizim aştığımız dağdır).
W. Radloff'un topladığı Kazak-Kırgız halk edebiyatı örnekleri arasında bulunan iki hikayede Balkan dağının adı geçmektedir.

Eski bir epopenin parçası olan Er Kökçe destanında şöyle denilmektedir:

On san Nogay bölgende
Ormembet Han ölgende
Ol barıp yatıptı
Manan değen suvuna
Balkan değen tavuna

Anlamı:

"Bir milyon Nogay (ulusu) mahvolduğu,
Ormembet Han'ın öldüğü zaman o (Er Kökçe)
Manan denilen suya (ırmağa), Balkan denilen dağa varıp yattı (yerleşti).

Başka bir hikayede hanın kızı kendisiyle evlenmek istiyen bir delikanlıya şöyle bir bilmece söylüyor:

Balkan tav da Balkan tav
Başına çıkkan kim eken
Yolda turgan yongurçka
At semirtken kim eken

Anlamı:

"Balkan dağ da Balkan dağ
Başına (tepesine) çıkan kim imiş
Yolda biten yoncalar
At semirten kim imiş

Delikanlı cevap vermiş:

Balkan tav da Balkan tav
Başına çıkkan bazarçı
Yolda turgan yongurçka
At semirtken yolavçı

Anlamı:

"Balkan dağ da Balkan dağ
Başına çıkan pazarcı
Yolda biten yoncalar
At semirten yolcular"

Başkurt ülkesinde, Ural dağlarının orta bölgesinde Dim ırmağından sekiz kilometre ve Ufa şehrinden 16 km. uzaklıkta Balkan adını taşıyan bir dağ vardır. Başkurt halk edebiyatında önemli yer tutan "Zaya Tölek, Su Sulu" destanında buna dair bir efsane vardır. Bu efsanenin özetini ilk defa Lev Suchodolski adlı bir Rus yazarı "Zaya Tölek efsanesi (Legenda o Töleke" başlığiyle Rus Coğrafya Kurumu Habercisi, dergisinde Rusçaya çevirerek yayınlamıştı. Sonra bu efsanedeki motifleri meşhur etnograf G. Potanin "Bozkır eposunda deniz kızı" adiyle yazdığı bir makalesinde inceledi. Destanın Türkçe metnini şair Mecit Gafuri ancak 1910 yılında yayınlıyabildi. Bu metin, halkın söylediği destana göre, çok eksiktir. Macar bilgini Vilmos Pröhle de bu destanın bir parçasını tesbit etmiş ve Macarcaya çevirerek yayınlamıştır. H. N. Orkun'un yayınladığı "Zaya Tölek hikayesi" V. Pröhle'den alınmıştır (Türk efsaneleri).

Bu hikayenin kahramanı Zaya Tölek adlı bir delikanlıdır. Su altı dünyasının kızı (su kızı) bu delikanlıya vuruluyor. Bir gün onu yakalayıp su altı dünyasına götürüyor. Su altı dünyası çok güzel-dünya imiş, dağları ormanları varmış. Fakat delikanlı kendi dünyasını, dağlarını, hele Balkan dağını özlüyor. Su kızı ona güzel dağlarını gösteriyor. Karşılıklı türküler söylüyorlar. Kız ne söylerse Zaya Tölek hep "Balkan dağım bu değil, Balkan dağım bu değil" diyor.

Avrupa'daki Haemus dağlarına Balkan adını Türklerin verdiğini coğrafya tarihi bilginleri kabul ediyorlar. A. Z. Velidi Togan bu adı Osmanlıların koyduğunu sanmaktadır. Fakat 'Balkan' adını daha önceleri Balkanlara kadar gelen Peçenekler, Oğuzlar, Kıpçaklar, Nogay Noyan ile gelen başka Türklerin vermiş olması da mümkündür.

Kıpçak - Oğuz bozkırları folkorunda çok eski çağlardan beri Balkan denilen dağların adı türlü efsanelerle süslenerek yayılmış olduğu gerçek bir olaydır. Hele Türkistan Balhan'ını Selçuk Türkmenleri kolay kolay unutmamışlardır. Bugünkü Türkistan Türkmenleri 'Balkan' adını milli uran (parola) sayarlar.

Kaynakça
Kitap: ABDÜLKADİR İNAN
Yazar: MAKALELER VE İNCELEMELER
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Büyük Selçuklu İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir