Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Selçukluların Maveraünnehir'den Horasan ve Irak'a Geçmeleri

Burada Büyük Selçuklu İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Selçukluların Maveraünnehir'den Horasan ve Irak'a Geçmeleri

Mesajgönderen TurkmenCopur » 28 Ara 2010, 03:27

SELÇUKLULARIN MAVERAÜNNEHİRDEKİ HAYATI VE ORADAN HORASAN VE IRAKA GEÇMELERİ

Selçuklular Maveraünnehir'de 985 - 1035 seneleri arasında yarım asır kadar bir zaman kaldılar, fakat burada tutunamaddar. Bunun sebebi de, Oğuzların diğer zümreleri tarafından tazyik görmeleri ve Gaznelilerin Horezm'deki valisi ile olan ihtilafları olmuştur. Halife Mehdi zamanında, yani miladi 8. inci asrın ortalarında Oğuzların Moğolistan taraflarında yaşıyan bir kısmı o hududu bırakarak Irtış havzasına, oradan da 9 uncu asrın ortasında Batıtürkistan'a doğru göçedip, bu hareketin 10 uncu asırda da devam ettiğini biliyoruz. İBN AL-ATHİR bu Oğuzların «Kıta» memleketinden geldiklerini kaydetmiştir. Bu kelime, o tarihlerde Moğolistan'ın doğu taraflarına itlak olunmakta idi. Biz de bu Oğuzlara Kıta-Oğuzları diyelim. Bu Oğuzlar böylece Moğolistan'ın doğu kısımlarım terkettiler, Irtış havzasında bir müddet kaldıktan sonra Batıtürkistan'da Sırderya ırmağının kuzeyinde yerleştiler.

Bunlardan maada Sırderya, Talaş ve Çu havzalarında Karluk ve Kalaç'larla beraber «Türkmen» tesmiye olunan Oğuz oymakları kalabalık bir kütle olarak yaşıyorlardı. Göktürkler devrinde Çin menbalarında Guss isimle zikrolunan bu Türkmenler yüzünden olacaktır ki, 10. uncu asır Arap müelliflerinin Çu havzasında, yukarıda bahsettiğimiz Argu ilinde, yaşıyan bir Türk hükümdarını, «Türkmen padişahı» (malik al-Turkman) diye tesmiye etmişlerdir. EL-BİRuNİ de, şarkta Tokuzoğuz'lara komşu olarak yaşıyan bu Oğuzların ülkesini «Türkmen ülkesi» (ard al-Turkmani-ye) tesmiye etmektedir.

Selçukluların mensup bulundukları Hazar Türkmenleri, yani Aral - Hazar Denizi arasında yaşıyan Aral-Hazar Oğuzları ise, Oğuzların üçüncü bir grupu idi. Bunlardan başka, Oğuzlar, Çaganyan tarafında, Horezm ile Kerki arasında, Amuderya boyunda Horezm ile Gürgan arasındaki mıntakalarda Helmend havzasında da yaşamakta idiler. Cenup Türkmenleri diyeceğimiz bu Türkmenler Samanilerin Gazne'deki valileri olan Alptekin zamanında dahi Khalaclarla beraber vergi veren tebaa olarak Nizamülmülk ve diğer müelliflerde zikredilmektedir.

Selçukluların Maveraünnehir'de yaşadıkları zamanda Sırderya, Talaş ve Çu taraflarındaki Türkmenler ile olan münasebetleri mühim olmuştur. Onlar Selçukluları hiç te dostane karşılamamışlar, bilakis onları tazyik .edip bu yeni vatanlarından çıkarmağa çalışmışlardır. Bu yüzden Selçukluların Maveraünnehir'deki hayatları çok maceralı olmuştur. 999 senesinde Samaniler devleti münkariz olup hakimiyet Karahanlılara geçince, Selçuklular da bu sonunculara tabi bulundular. Fakat bu Oğuzlar ne Samaniler ve ne de Karahanlılara sadık kaldılar. Gaznelilerin müverrihi 'UTBİ, bunların Samanilere hizmet ederken yaptıkları ihanetten, düşmana hücum edecek yerde Samanilerin kendilerini yağma eylediklerinden bahsederken, bu halin onların adeti olduğunu kaydeder. Nasıl ki ayni sahalarda Temürlülere yardım ederken müttefiklerini yağma edip geri dönen Moğollar hakkında BABUR MİRZA da ayni sözleri Söylemektedir.

Selçük'ün torunları olan Çağrı Bey ile Toğrul Bey bir müddet Karahanlılardan Talaş vilayeti hakimi bulunan Yığan Tegin Muhammed Buğra Han'a tabi bulundular. Bu han, zaten yerli Oğuzlara ve Halaclara dayanan birisi idi. Bu hana tabi bulunan Talaş havzasındaki Şelci şehrinin bile bir zaman Selçuklulara ait bulunduğu, yani han tarafından onlara ikta olarak verildiği zikredilir. Bu kaydın, Selçuki nisbetinin Şelci ismi ile alakadar olabileceğini zannederek uydurulmuş olması muhtemel olduğu gibi, doğru olması da mümkündür.

Yığan Tegin zamanından sonra Selçukluların Buhara'nın şimal ve cenubundaki bozkırlarda Karahanlılardan AB Tegin'e ve sonra da onun oğullarına tabi olarak yaşadıkları malumdur. Horezm ülkesi 1017 de Gazneliler tarafından işgal edildi ve emir Altuntaş oraya vali tayin edildi. Bu zatın vefatından sonra oğlu Harun, Horezm'i idare etti. Altuntaş Karahanlı Ali Tegin'in müttefiki idi; bu ise, gerek Karahanlıların hakanına ve gerek Gazneli Mahmud'a kafa tutuyordu. Mahmud, Ali Tegin'in Selçuklulara dayanmasından kuşkulanıyor ve bunların aralarım açmak siyasetini takib ediyordu. Filhakika bir aralık Selçük'ün oğullariyle Ali Tegin'in arası açıldı, bunlar Horasan'a geçmek için Sultan Mahmud'dan müsaade istediler. Fakat Mahmud ve oğlu Mes'ud, bu Oğuzları umumiyetle güvenilemiyecek bir unsur bilerek, onlara karşı iki yüzlü bir siyaset kullandılar. Bir taraftan onların bir kısmının Horasan'a geçmesine müsaade ediliyor, hatta onların Gazneli ordularında istihdamı isteniliyor; diğer taraftan da gelen Oğuzlar, Horasan valisi bulunan Arslan Cazib'in sıkı kontrolü altına alınıyorlardı.

Selçuklularla karabeti olan Türkmenlerden bir zümre Gazneli Mahmud'un müsaadesiyle Horasan'a, Ferave (şimdi Kızılarvat) ve Balhan'a (şimdiki Krasnovodsk hududuna) geçerek yerleşmişlerdi. Balkhan Türkmen"leri ve sonradan «Irak Türkmenleri» denilen bu Oğuzlar, Horasan'a galiba Sırderya havzasından, ihtimal, Aral gölünün garbinden Mangışlak üzerinden gelmiş bulunuyorlardı. Bunlar, Balkhan üs olmak üzere, İran içerilerine akınlar yapıyorlardı. Selçük oğulları daha Sırderya havzasında, ihtimal kısmen Talaş havzasında (Cend ve Şelci taraflarında) yaşadıkları senelerde bile bu Balkhan Türkmenleri ile münasebette bulunmuşlardır. Çağrı Bey, biraderi Toğrul Beyi «uzak ve içine girilmesi müşkül çöller» de (bariya (ba'ide sa'b al-maslak), ihtimal Moyun-Kum taraflarında, bırakarak kendisi, Horezm ile Buhara arasından Horasan tarafına geçti ve Balkhan Türkmenlerine iltihak, ihtimal Gazneli ordusuna intisab edip onlarla birlikte Hazar Denizinin cenub sahilinden Azerbaycan'a geçerek orada hakim bulunan Şeddadoğulları ile birleşti, oradan Van civarındaki Ermeni Vaspuragan kırallığına, Aras nehrini geçerek te Nahçivan, Devin ve Nik taraflarındaki Bizanslı kuvvetlerine ve Ermenilere taarruz etti; burada birkaç sene maceralı bir hayat geçirdikten sonra Maveraünnehre Sırderya taraflarına dönüp geldi. Bu hadise 1015-1021 seneleri arasında vaki olmuştur. Arslan Cazib, Çağrı Beyin Horasan'dan Azerbaycan'a geçmesine ve oradan dönmesine mani olamadı, veyahut bu işi o, hizmetine intisap eden Balkhan Türkmenlerinin akın arzularını tatmin etmek üzere kasden yaptırmıştı. Herhalde Gazneliler ellerini Azerbaycan'a kadar uzatan ilk Müslüman-Türk devletidir. Çağrı Beyin bu cesurane hareketi, Selçuklular için bir keşif seferi mahiyetinde olmuştur. Tecrübeli devlet adamı olan Sultan Mahmud, Selçuk-oğullarının bu gibi maceraperest hareketlerini titizlikle takib etmiştir.

1025 senesinde Selçuk-oğullarını, bir daha Ali Tegin'le barışmış görüyoruz, mezkur senede Sultan Mahmud ile Karahanlı hükümdarı Yusuf Kadir Hakan, Termiz ile Buhara arasında vaki olan görüşmelerinde, Ali Tegin-oğulları meselesi ile beraber Selçukluların onlara zahir olabilmelerine bir nihayet vermek hususunu kararlaştırdılar. Bunlar o zaman, bu iki hükümdarın görüştüğü mıntakaya yakın yerlerde yaşıyorlardı. Yabguları olan Arslan b. Selçük'ü Sultan Mahmud kendi yanına çağırıp tegin sıfatiyle yanında alıkoydu ve nihayet onu Hindistan hududunda bulunan Kalincer kalesine göndererek hapsetti. Bu hareket, Selçukluların izzetinefsine dokundu.

Bu hadiseden sonra Arslan'ın kardeşi Yusuf Yabgu yabgu olmuştur. Bunlar hep Ali Tegin'in hizmetinde bulundular, fakat Ali Tegin bunlara inanmazdı, nihayet o da Yusuf Yabgu'yu 1030 da yakalayıp öldürdü. Selçuklular bundan sonra Altuntaş'ın oğlu Harun tarafından idare olunan Horezm hududuna gittiler ve Gavhore mevkiinde dört sene kadar kaldılar.

FAHREDDİN RAZİ diyor ki:

Selçuklular İran'a hicretlerinden önce, Buhara'nın cenubunda bulunan Keş (Yeşil-Şehir) ile Nahşeb (Karşi) arasındaki yerlerde 15.000 haneden ibaret oymaklar halinde göç ederlerdi, sonra oradan kaçarak Gavhore'ye geldiler ve 1034 senesinde Horasan tarafına geçinceye kadar orada kaldılar. Gavhore, Amuderya'dan, şimdi Düldül-atlagan ve eskiden Dehani-Şir tesmiye olunan boğaz ile Tüye Moyun boğazı arasında bu nehrin şarkına doğru akıtılan bir kanalın ismidir, bu kanal tarafından suvarıları sahalara da Gavhore denilmiştir. Bu Gavhore de iken Selçukluların yabgusu Selçük'ün diğer bir oğlu olan Musa Yabgu olmuştur.

Bunların Gavhore mıntakasını da terkederek Horasan tarafına hicret eylemiş olmaları, büyük hadiseler silsilelerinin neticesidir. Bu hadiseleri biz, o zamanın müverrihi ABU AL-FADL AL-BAYHAQi'den ve EL-BiRuNi'-den öğreniyoruz. Burada, Selçukluların başlıca düşmanı olarak, Yenikend hakimi Şahindik zikredilmektedir. Oğuzname'nin Reşideddin naklinde de bu Şahmelik'ten bahsedilir; fakat Toğrul Beyden 2-3 batın önceki hadiselere ait hatıralarla karışık bir şekilde nakledilen ve henüz hiçbir kimse tarafından tetkik ve tahlil olunmıyan bu rivayetlerden ancak ihtiyat kaydı ile istifade edilebilir. Bu rivayete göre Şahmelik, kırk bin hane Oğuzun hanı olan Ali Hanın oğlu imiş. Bu «Ali Han», Ali Tegin midir, yahut son horezmşah Ali b. Memun mudur, veyahut ta başkası mıdır bilemeyiz. ABU 'L-HASAN ALİ AL-BAYHAOİ bu Şahmelik 'in ismini «Abu'l-Favaris Şahmelik b. Ali al-Barani» ve lakabını da «Horezmşah husam al-davla» şeklinde kaydeder. «Al-Barani», yahut «al-Bereni» nisbeti, YAKUT'ta Buhara'dan beş fersahta bir köy olarak zikredilen mevkii, keza TABARİ de «al-Atrak al-Baraniyin», yani Baran Türkleri kaydım hatırlatıyor. Karakoyunlu hanedanının mensup olduğu boy da Baranlı'dır. Yukarıda Dahae (Adağı) oymağı Parn ismi de bu Baran ile bir olacağını zikretmiştim. Eğer bu Şahmelik, horezmşah Ali bn Me'mun'un oğlu idiyse (ki bu İbnü'l-Esir uymaz) Urgenç'i idare eden bu sülalenin aslı Biranlı olduğu anlaşılmış olur. Şayet Şahmelik Yeni Kent'de yaşıyan başka bir Ali Han'ın oğlu ise, o hanın Baran uruğundan olduğu anlaşılır. Baranlı ismi L ~ D değişmesiyle Berendi şeklini de almıştır; nasıl ki Kanglı ve Kumanlı isimlerinden de Kangdı ve Kumandı uruğ isimleri çıkmıştır.

Herhalde bu Şahmelik ile Selçuklular arasında uzun muharebeler olmuş ve nihayet o bunları, 1034 senesi 1 kanunu evvel ve Kurban Bayramının üçüncü gününde Amuderya'nın sağ tarafında bu Gavhore mıntıkasında fahiş bir surette mağlub etmiş ve onlardan 7-8 binini öldürüp, geri kalanlarını da Maveraünnehre ilelebed veda eylemek mecburiyetinde bırakmıştır. Selçuklular bu muharebede çoluk çocuklarını, mal ve mülklerini Şahmelike bırakmış ve ancak bunlardan yedi yüz kadarı, grup halinde, atları bile eğer-siz olarak Amuderya'yı geçerek Rabat-i Nemek'e gelip iltica edebilmişlerdir. Abu-al-Fadl al-Bayhaqi'nin anlattığına göre, kaçıp gelen Selçuklular, Toğrul, Davud(yani Çağrı Bey) ve Yanallılar, o kadar bitkin bir halde gelmişlerdir ki, Rabat-i Nemek'in delikanlıları onları öldürecek olduklarında, bir ihtiyar «Düşeni vurmak yiğitlik değil, onlar size iltica etmişler» (be zin-har amedend) diye durdurmuş ve onların sağ kalmalarına sebeb olmuştur.

Selçuklular bu Horezm sahasından kalkarak doğru Balkhan Oğuzları yanına gelmişler ve Amuderya'nın doğusunda kalan soydaşlarını da yavaş yavaş celbederek nüfusları onbine (galiba onbin haneye) baliğ olmuş ve 4.000 haneden ibaret olan Balkhan Türkmenleri de bunlara iltihak edince, cem'an 14.000 kişi olmuşlardır. Balkhan Oğuzları bu kadar az bir aded teşkil ettikleri halde Horasan, Irak ve Azerbaycan'da oynadıkları roller büyük olmuştur. Bunlardan 2.000 hane kadarı bir defa İsfahan'ı yağma edip oradan Azerbaycan'a geçerek Vahsudan hanedanının hizmetine girmişlerdi; diğer bir kısımları ise, Sultan Mahmud'un Irak valisi olan oğlu Sultan Mes'ud'-un hizmetine girdi ve onun emriyle Hindistan ve Siistan taraflarında bulundu; fakat bunları reisleri olan Yağmur Bey, Sultan Mes'ud'a tabi Rey valisi tarafından katledilince hepsi toptan Azerbaycan'a geçtiler (1036). Bunlar burada Kürt hanedanı Şeddad-oğullarından Fadlun'un oğlu Abu al-Savar ile birlikte Ani ve Kars mıntıkalarında akıncılıkla meşgul oldular; bir kısımları da henüz Balkhan tarafında kalmakta idi. Böylece bu «Balkhan» yahut «Irak» Türkmenleri Selçuklular Horasan'a geçtikleri sırada cevval ve seyyar bir halde dağınık bulunmakta idiler. Selçuklular, herhalde Maveraünnehir'den Horasan taraflarına fütuhat fikriyle ve kendi dilekleriyle geçmiş değil, kendi soydaşları olan Sırderya Türkmenleri tarafından tazyik edilerek zorla dışarı atılmış idiler.

Kaynakça
Kitap: UMUMİ TÜRK TARİHİNE GİRİŞ
Yazar: A. ZEKİ VELİDİ TOGAN
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Büyük Selçuklu İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir