Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Selçukluların Aslı

Burada Büyük Selçuklu İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Selçukluların Aslı

Mesajgönderen TurkmenCopur » 28 Ara 2010, 03:21

SELÇUKLULARIN ASLI

Kesif Oğuz kütlelerinin Önasya'da yerleşmeleri Selçukluların muhaceretleri ile başladı. Selçukluların bu taraflara gelmeleri bidayette bir «intişar» mahiyetinde idi. Aral gölünün şarkında muhalifleri tarafından mağlup ve takip edilen Selçuklular; yukarı Horezmde Amuderyayı aşarak Horasana geçtikleri zaman, Abü al-Fadl al-Bayhaki'nin şahadetine göre, çok perişan bir vaziyette idiler; sonraları kendilerini topladılar, muayyen mıntakalarda yerleşerek fütuhata başladılar ve Önasya'da yeni Türk vatanını tesis ettiler. Moğollar devrinde gelen yeni Türk kütleleri sayesinde bu yeni vatan kat'i surette tutundu ve nihayet Osmanlı devleti gibi bir muazzam devlet meydana geldi. 11-14. üncü asırlarda, yani takriben üç asır zarfında, tamamlanan bu büyük hadisenin safhalarım hülasatan anlatalım.

Selçuklular, Aral Gölü ile Hazar Denizi ve cenubi Ural Dağlan arasında yaşıyan Hazar Oğuzları» na, bilhassa kendi kabileleri olan «Kınık»lara öncülük eden ailelerden »birine mensup idiler. Bu Oğuzların hayatı, kendilerini 922 senesinde ziyaret eden İbn Fadlan ile 965 senesinde telif olunan Hudad al-'alem adlı coğrafi eserin meçhul müellifi tarafından tavsif edilmiştir İBN FADLaN geldiğinde bunların idari teşkilatı, daha önceleri diğer bazı müellifler tarafından tarif edilen teşkilatın ayni idi. Reisleri «yabgu», onun muavini «küdherkin» tesmiye olunuyordu. Askeri idareleri «sübaşı» tesmiye olunan kumandanları elinde temerküz etmişti; bir de «yanal», «küçük yanal» ve «tarkhan» gibi büyükleri vardı. Bunlardan maada dini rehberleri olan «kam» (şaman) ların nüfuzları çok büyüktü. Oğuzların Bağdad hükümeti ile olan münasebetleri sübaşı tarafından idare olunmuş, elçileri o kabul etmiş ve cevaplan da o vermiştir. Maamafih elçi heyeti kendisini küdherkin'in misafiri saymıştır. Sübaşının ismi «Atrk bn Alqtgan» şeklinde yazılmıştır, ki Arap yazısının şekillerine göre bu mürekkep isim Katgan yahut Alf (= Alp) Toğan oğlu Etrek yahut Etrl diye okunabilir. Selçukluların ceddi olan Selçuk de sübaşı, yani ordu kumandanı idi. Mahmud Kaşgari onu «Selçük Sübaşı» tesmiye etmektedir. Bu Selçük'ün zamanında da Oğuzların idare işleri, yabgu'dan ziyade kendisinin, yani şübaşının elinde bulunmuştur. İbn Fadlan tarafından görülen Etrek'den takriben yarım asır sonra siyaset meydanına atılan Selçük'ün, mezkur Etrek'in torunu olması pek muhtemeldir. Türklerde herkesin yedi göbek babasını bilmesi ades. olmuştur.

Selçuki Toğrul Beğ'in yedi ceddi, Oğuzname'nin Seyyid Lukman rivayetinde şöyle yazılıdır:

Toğrul b. Mika'il b. Selçuk b. Dukak b. Ertoğ-rul b. Lukman b. Toksurmuş İlçi b. Keraküçi Hoca. ŞEMSEDDİN DHA-HABİ'ye göre, Selçük'ün babası olan Dukak henüz yeni İslamiyeti kabul etmişti; Bağdad hükümeti İslamiyeti kabul eylemesini Etrek'e teklif eylemiş, o da reddetmeyip, halifenin elçileri Bulgar'dan dönerken cevap vereceğini vadetmişti. Etrek'in mensup olduğu Oğuz büyüklerinden Küçük-Yanal, bir defa İslamiyeti kabul bile etmişti. Selçük neslinin ilk İslam olan ceddi Du-kak'm mezkur Etrek'in oğlu ve bu Etrek'in de Ertoğrul olması pek muhtemeldir.

Selçukluların menşei hakkmda, Toğrul Beğ'in emirlerinden İnanç Melik için yazılan Melik-Name adlı eserden İBN AL-ADİM'in ve MİRK-HOND'un naklettikleri rivayete göre, Dukak, Hazarlar'a tabi bir bey iken Hazar padişahı olan Yabgu ile aralarında bir ihtilaf zuhur etmiş ve dolayı-siyle Dukak, Oğuzlar arasında büyük bir nüfuz kazanmıştır. Dukak'ın vefatından sonra oğlu Selçük'te, büyük nüfuza malik olmuş ve Yabgu, hatununun iğvasiyle, Selçük'ün nüfuzunu kırmak istemiş; nihayet Selçük, 100 adı erden ibaret maiyeti, 1.500 deve ve 50.000 kadar koyun ile beraber Sırderya kıyılarında Müslümanlarla meskun Cend şehri havalisine gelmiştir. Toğrul Beğin veziri İBN HASSUL, Selçük'ün ismini Serçık (Srcq) diye «l» yerine «r» (Salgır ve Sargur) ile yazmış ve onun muharebede yahut sadece bir niza esnasında «Hazar padişahı»nı (melik al-hazar) kılıcı ile vurmuş ve elindeki çomak ite vurarak onu (meliki) atından yere atmıştır.

Demek bir menbada «yabgu» lakabiyle zikredilen, yani Oğuzların hükümdarı olan bir zat, diğer bir menbada «Hazar meliki» tesmiye edilmiş oluyor. Burada «Hazar meliki» denilen zat, herhalde «Hazar hakanı» değil, belki bütün menbalarda onun muavini ve naibi olarak zikredilen «Hazar meliki» yani «Hazar hakan naibi» (vicroi) demektir. Karahanlılarda hakanın naibi de «hakan beh» ve «yabgu» lakapları taşıyan kabile reislerinden ibaret olmuştur.

Bundan anlaşılıyor, ki Selçük ve babası Dukak zamanında, Oğuzların yabgusu, ayni zamanda Hazar hakanının naibi (melik) olmuştur. Kitab al-Fakhri'nin müellifi İBN TİQTAQa'nın, Selçük'ü «Hazar Türklerinden», İBN KHALDuN'un da Türkmenleri Hazarlardan saymış olmaları bu yüz. dendir. Selçuklular ailesinde İsrail, Mikail, Davud, Yunus ve Musa gibi isimler, Musevi Hazar kültürünün onuncu asırda Oğuz aristokrasisi arasında da intişar etmeğe başladığını gösteren delillerdir. İbn Fadlan Oğuzlar ülkesinden geçtiği sırada, bunlardan birçokları Hazar hakanı nezdinde «esir», yani rehin (Ortaasya Türklerinin ve Rusların kullandıkları tabirle «amanet») idiler; onları kurtarmak için Oğuz beylerinden bazıları, Arap elçi heyeti azalarını Hazar hakanına teslim eylemeği bile teklif etmişlerdi. Etrek'in Bağdad ile ve Müslüman Bulgarlarla sıkı münasebeti ve nihayet onun halefi zamanında İslamiyetin burada yerleşmeğe başlaması, Hazar hakanının naibi olan Yabgu ile Müslümanlık tarafına dönen Sübaşı ailesinin arasını tamamen açmış ve sübaşı zümresi öteki zümreye nisbeten daha zayıf olduğundan, bunlar, Samaniler ülkesine doğru kaymak mecburiyetinde kalmışlardır.

İlk Selçukluların isimleri, Arap harfleri ile yazdan menbalarda çok karıştırılmıştır. Mesela Dukak'ın ismi ve lakabı da böyledir. Bunun gibi, İbn Fadlan'daki «Etrek» isminin, Oğuz destanlarındaki «Ertoğrul» isminin «rturul» yahut «Etrul» şeklinde yazılmasından muharref olması gibi, Oğuz rivayetlerindeki Luqman yahut «Sqman» da İbn Fadlan'daki Qatgan (qtgan) isminin muharrefi olabilir. (Eğer alqtgan ismi alftgan yani Alp-Toğan okunmak icap ediyorsa, Lqman şekli de tuganın muharrefi olabilir). Oğuz rivayetinde Ertoğrul b. Luqman'ın kardeşi olan Dukak'ın, İbn Faddan'daki.Etrek bn. Qatgan'ın biraderi olması, zaman itibariyle de pek mümkündür. 994 senesi hududunda vefat eden Selçük Sübaşı yüz yaşına gelmiş bulunuyordu; demek o, 921 de İbn Fadlan Oğuzların ülkesine geldiği zaman otuz yaşım geçmiş bulunuyordu.

Selçük'ün dördüncü babası olan «Toksurmuş Elçi», bir zaman elçilik vazifesiyle tavzif edilmiş olduğundan «elçi» lakabını almış olsa gerektir.

Onun babası olan «Keraküçi Hoca» hakkında «hargah-teraş», yani «çadırın ağaçlarını yontarak yapan» deniliyor. Filhakika kerakü, bugünkü Ortatürk şivelerince kerege, Türk çadırının ağaçları, iskeleti.demektir. Mahmud Kaşgariye göre kerakü, Türkmenlerce çadırın kendisidir. Çadırın bu ağaçlarım yontup «tıraş eden» ustalara bugün de kiregeçi denilir. Oğuzname'de Selçük'ün ceddi bir kiregeçi, san'atkar idi denmekle, bu nesli, menşe itibariyle asilzadelerden olmayıp avamdan birinin nesli olarak göstermek için söylenmiştir. Zaten yalnız bir hargahteraş olan Keraküçi Hoca'nın, kendi neslinden büyük adamlar zuhur edeceğine dair gördüğü bir rüyadan da bahsediliyor. Herhalde bu Kiregeçi yani çadırcı evladının kendi kahramanlık ve beceriklikleri sayesinde sübaşılık rütbesine kadar yükselmiş oldukları muhakkaktır. İbn Fadlan, Etrek (Eturul) bn. Katagan'ın da Oğuzlar arasında en iyi süvari ve en iyi ok atan bir asker olarak tanındığını zikretmektedir (§ 35); bununla beraber o, Etrek'in akraba ve amcazadelerinin çokluk olup bunların büyük bir aile teşkil ettiklerini de kaydetmiştir. Oğuzname, Kiregeçi Hocanın oğullarının, gösterdiği yiğitliğe mükafaten hükümdar tarafından «emir-i şikar» olarak tayin edildiklerini anlatır; gerçi Selçük'ün öldüğünde Tuğrul Bey ancak bir yaşındaydı. Selçük oğullarının «Toğrul beğ», «Çağrı beğ» ve «Çavlı beğ» gibi isimleri şahıs isimleri olmayıp, «kuşbeği»lik lakapları olduğu malumdur. «Çavlı beğ» ve Çağrı beğ» lakapları, Karahanlılarda olduğu gibi, Hazarlarda da bulunmuştur. Umumiyetie Keraküçi Hoca'nın evladı Hazar Oğuzlarından ayrıldıktan sonra da eski Oğuz idare teşkilatını muhafaza etmişler, kendilerinden birini yabgu, diğerini inal, ötekilerini de toğrul beğ, sübaşı ve saire olarak tayin etmişlerdir. Sırderya münsabındaki Yeni-Kent şehri Oğuz yabgusunun kışlık karargahı idi. Bunu haber veren İBN HAVOAL'a göre bu şehirde ve yakınında bulunan Cend ve Khuvare şehirlerinde Oğuz yabgusuna tabi olarak bazı Müslümanlar da yaşıyordu. Selçük ve oğulları Sırderya havzasına gelerek bu üç şehri idareleri altına alınca Oğuz yabgusunun memleketinin doğu kısımları bunların eline geçmiş oldu. Bunların yabguları bütün Oğuzların yabgusu olmak davasında bulunmuştur. Her «yabgu», muhakkak bir «hakan» a tabi sayılacaktı; Selçük ve oğullan, Hazar Oğuzlarından ve Hazar hakanından ayrıldıktan ve Cend'de aralarından birini yabgu tayin ettikten sonra kendilerini Karahanlılara tabi addetmiş olsalar gerektir. Fakat onlara daimi bir sadakat göstermemişler, bunların Samanilerle olan mücadelelerinde bu sonuncuların tarafım tutmuşlardır. Müslüman Türkler memleketine ve Samaniler ülkesine iltica etmiş olmalariyle beraber, Selçük oğullarının İslamiyeti de, bidayette pek temelli olmamıştır. 1003 senesinde Samanilere yardım ettikleri sırada yabgularının ancak bu münasebetle İslamiyeti kabul etmiş olduğu zikredilir. Bu «yabgu», da Selçük'ün oğlu Arslan Yabgu olacak. İslamiyet, Keraküçi Hoca oğullan arasında 921 senesinde Arap elçileri geldiği günden itibaren taraftarlar kazanmış, fakat ancak yüz yıl süren bir «tedrici ihtida» devresinden sonra, Selçük'ün torunu Toğrul Beğ Muhammed zamanında, Oğuzların umumi dini olabilmiştir.

Kaynakça
Kitap: UMUMİ TÜRK TARİHİNE GİRİŞ
Yazar: A. ZEKİ VELİDİ TOGAN
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Büyük Selçuklu İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir