Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Azerbaycan ve Errân'de Oğuzlar

Burada Büyük Selçuklu İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Azerbaycan ve Errân'de Oğuzlar

Mesajgönderen TurkmenCopur » 25 Ara 2010, 05:42

Azerbaycan ve Errân:

Selçuklu fethinden İtibaren bu bölgelerde pek kalabalık sayıda Oğuz (Türkmen) toplulukları yaşıyorlardı. Anadolu'yu fetheden ve oradaki Türklüğü uzun bir zaman besleyenler bilhassa buralardaki Oğuz toplulukları olmuştur. Alp-Arslan devrinde bu Oğuzlar arasında Nâvekiyye adlı mühim bir topluluk vardı. Bu kelimenin menşei bugüne kadar emin bir şekilde aydınlatdamamıştır; doğrusunun Yavegiyye (Kaçaklar) olması muhtemeldir. Nâvekiyyeler de, oralardaki Oğuz toplulukları gibi, sık sık Bizans topraklarına alanlarda bulunuyorlardı. Alp-Arslan'ın akrabasından ve aynı zamanda eniştesi olan Er-Basgan onunla bozuştu ve Navekiyyelefin bir bölüğü ile Bizans'a, iltica etti (1069).

Bu Nâvekiyyeler 1070-71'de Er-Basgan'dan ayrılarak Suriye'ye indiler ve orada kendi başlarına fetihlerde bulundular. Nâvekiyyelefin Azerbaycan'da kalanları ise eskisi gibi Bizans'a alanlarda bulunmakta devam ediyorlardı. Hattâ Kılıç-Arslan İran'dan Anadolu'ya giderken maiyyetinde Nâvekiyye askerleri vardı. Kılıç-Arslan'ın babası ve Türkiye Selçukluları devletinin kurucusu Süleyman-Şah'ın da Nâvekiyyelerden olduğunun rivayet edilmesi, bu topluluğun adının aslı üzerindeki merakımızı arttırmaktadır. Fakat maalesef Nâvekiyyelere dâir daha fazla bir bilgiye sahib değiliz. Bu topluluk hakkında verilebilecek son hüküm onun, Suriye'nin olduğu gibi, Anadolu'nun fethinde de oynadığı mühim roldür.

Azerbaycan ve Errân'a ilk zamanlarda melik unvanı ile Selçuklu şehzâdeleri gönderiliyordu. Azerbaycan melikleri, Tuğrul Beğ'den itibaren, Alp-Arslan'ın kardeşi Yakut, sonra onun oğlu İsmail (İl-Arslan) ve torunu Kutbeddin Mevdud (Alp Sunkur Beğ) idiler. Kutbeddin Mevdud'un ölümünden sonra Azerbaycan'a başka Selçuklu şehzadeleri gönderilmiş ise de, buranın hakiki sahihleri Selçuklu vâlileri olmuşlardır. Sınır bölgesi Errân'a gelince, merkezi Gence olan bu bölgede ilk zamanlarda Muhammed Tapar, oğullan Tuğrul ve Mes'ud meliklik etmişlerdir. Bunlardan sonra burası da memlûk asıllı vâliler tarafından idare olunmuştur. Bu valiler aynı zamanda Azerbaycan'ın bir kısmını da idareleri altına almışlardı. Bunların geniş ve zengin bir bölgenin sahibi olmaları ve hudud vâlileri sıfatiyle, kalabalık orduları vardı. Bu sebeple Irak Selçuklu devletinin en kudretli vâlileri onlar olup, sultanlara her zaman sözlerini geçirmişler ve hattâ onlara tahakküm etmişlerdir. Kara-Sungur (ölm. 535= 1140-1141), Çavlı Candar (ölm. 541= 1146) ve İl-Deniz (ölm.571 = 1175) bu vâlilerin en tanınmışları idiler. İl-Deniz ve oğullan, bilindiği üzere atabeğ sıfatı ile Selçuklu devletine hâkim olmuşlardır.

Azerbaycan ve Errân'daki Türkmen beylerinin çoğu dirlik sahibi idiler. Bunlar oraların vâlilerine tâbi bulunuyorlardı; Gürcüler ile yapılan savaşlara dalma katılıyorlardı. Azerbaycan'daki Türkmenler bilhassa Erdebil, Hoy, Urrntye ve Nahçivan yörelerinde yaşıyorlardı. Son büyük Irak Selçuklu hükümdarı Mes'ud (1134-1152), Azerbaycan'da rastgeldiği Beğ-Arslan adlı çok yakışıldı bir genci, hizmetine alarak kısa bir zamanda yükseltmiş ve ona Has-Beğ ünvanını vermişti. Has-Beğ Azerbaycan'da Serav ve Erdebil taraflarında bulunan Oğuz beylerinden veya ileri gelenlerinden birinin oğlu idi. Memlûk emirler, hükümdarın Has-Beğ'e, gösterdiği bu teveccühü çekememişler, onu sultanın yarımdan uzaklaştırmak için her çareye baş vurmuşlar ise de muvaffak olamamışlardır. Has-Beğ hâcip, yani bütün emirlerin başı oldu. Sultan Mes'ud 547 yılında (1152) öldüğünde Has-Beğ yine hâciblik mevkiini muhafaza ediyordu. Sevgili hükümdarının ölümü üzerine, Has-Beğ, Sultan Mes'ud'un yeğeni Melik-Şah'ı Selçuklu tahtına çıkardı. Fakat, Melik-Şah, hükümdarlık yapacak ehliyette bir insan değildi. Bu sebeple Muhammed'i, tahta geçmek üzere, davet etti. Fakat davet için gönderdiği kimseler, Muhammed'i Has-Beğin öldürülmesi hususunda kandırdılar. Has-Beğ, yalan dostları olan emirlerden Zengi Can dar ile birlikte öldürüldü. Diğer yalan dostlarından Emir Şumla ise kaçıp kurtuldu1. Bir kaynağımıza göre, Has-Beğ ile birlikte öldürülen onun yalan arkadaşı Emir Zengi Can dar da Türkmen'dir. Zengi Can dar, bazı emirler ile birleşerek Sultan Mes'ud'a tahakküm eden Toğa-Yürek oğlu Abdurrahman'ın ortadan kaldırılmasında mühim bir rol oynamıştı. Yine bu yıllarda Zerıcan da Türkmen Kafşud oğullarının ellerinde bulunuyordu. Onlar da, diğer Türkmen beyleri gibi, son Selçuklu hükümdarı IH. Tuğrul'un taraftarları arasında yer almışlardır.

Son Selçuklu sultanı Tuğrul 586 (1190) yılında Kızıl-Arslan tarafından yakalanarak, Azerbaycan'daki Beylekan civarında Kihran adlı bir kaleye hapsedilmişti. Kızıl-Arslan'ın İki yıl soma öldürülmesi üzerine Azerbaycan'daki Türkmen beylerinden Anası-Oğlu'nun (oğlu) Mahmud, emirlerden Bedreddin Dizmarı ile birleşerek Tuğrul'u kaleden çıkardı. Bedruddin'in ordu kumandanı, Anası-Oğlu da emir bâr oldu. Bu iki emir 3.000 kişilik bir ordu hazırlayıp Irak'a yürüdüler. Kazvin civarında Kızıl-Arslan'ın yeğeni Kutluğ-İnanç ile yapılan bir savaşta Kutluğ-İnanç'ın 12.000 kişilik ordusu bozuldu ve kendisi de kaçtı (588=1192). Bu zafer üzerine Sultan Tuğrul Henedan'a geldi ve tekrar Selçuklu tahtına geçti.

Müverrih Ravendi Tuğrul'un o zaman şu rübâiyi söylediğini yazar:

"Kimsenin bana yardım ettiğini sanma Kılıç zafer kazandı, talih uyanmıştı Etrafımdaki kullardan yalnız vefayı Anası-Oğlu Mahmud ve Dizmari gösterdi.

Emir Anası-Oğlu'nun oğlu Mahmud hakkında başka hiç bir bilgi yoktur. Onun Irak Oğuzları beylerinden Anası-Oğlu'nun soyundan geldiğine dâir de bir delile sahib değiliz.

Celâleddin Harizm-Şah Azerbaycan'a, geldiğinde (1225), Erran'daki Türkmenler pek kalabalık bir halde yaşıyorlardı. Öyle ki onların çokluğunu göstermek için "karınca sürüsü" veya "çekirge bulutu" sözleri kullanılmıştır. Bu esnada Erran'daki Türkmenler in mühim bir kısmının başında Emir Hüsameddin Kılıç-Arslan bulunuyordu. Fakat az sonra gelen Moğollar, Muğan ve Erran'daki Türkmenleri buradan çıkardılar.

Türkmenler Anadolu'ya gittiler. Moğollar'ın gelişinden Celûyirliler devrine kadar olan zamanda Azerbaycan ve Errân'da Türkmenler in yaşadığına dâir bir kayda rast gelinmemesi, buralardaki Türkmenler'den pek çoğunun Türkiye'ye göçmüş olduğunu gösterir.

Kaynakça
Kitap: OĞUZLAR
Yazar: Faruk SÜMER
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Büyük Selçuklu İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Google [Bot] ve 1 misafir