Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Selçuklu Göçleri

Burada Büyük Selçuklu İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Selçuklu Göçleri

Mesajgönderen TurkmenCopur » 22 Ara 2010, 18:18

Selçuklu Göçleri

Selçuklu ailesi Oğuz boylan arasında itibar sahibi ve nüfuzlu bir aileydi. Kınık boyundan geldikleri konusunda kaynaklar ittifak ederler. Asıl yurtlarının Karaçuk ve Sığnak bölgesi, ilk temsilcilerinin adının da Kerekuçi Hoca olduğu Selçuklar'ın kökenine dair rivayetler arasında zikredilmektedir. Kerekuçi Hoca'nın 820-880 yılları arasında yaşadığı, oğlu Tugşınnış'ın ise 950 yılma kadar ayakta olduğu en sağlıklı ihtimaller arasındadır. Selçuklular'ın asıl hikayesi Dukak'la başlar. Kaynaklar onun hakkında şöyle derler:

"Türk dilinde manası 'demir yay' demek olan Yakak (Dukak) şehametli şeci, tedbir ve rey sahibi bir adam idi. Türk Meliki idarenin dizginlerini Yakak'ın eline bırakmıştı, onun tedbir ve rey kandil ile tenevvür ederdi. Bir-gün ismi (Unvanı) Yabgu olan Türk Meliki İslam ülkelerine doğru yürümek üzere askerlerini toplamıştı. Emir Yakak, onu bundan menetti. Bunun üzerine Türk Meliki Yakak'ın hareketinde kendisine karşı muhalefet emareleri sezdi. Yakak ona doğru uzanarak Melik'in yüzünü tokatladı.. , (Melik) onun yakalanması ve hapsolunması için emr verdi. Ya-kak kızarak Allahın merhametine sığındı... Ondan ayrıldılar ve Meliki evine götürdüler. O yuvasındaki sırtlan gibi sakin oldu ve ne yapacağını şaşırarak Emir Yakak'ın yanına gitmeyi ve onun gönlünü almayı ihtiyar etti. Yabgu, emir Yakak ölünceye kadar hilesini kalbinde gizledi. Yakak'ın oğlu Emir Selçuk, sunn-i rüşde baliğ olduğu vakitte, onu emaretü'l-ceyş'i ve asker kumandanlığı demek olan subaşı lakabını verdi".

Müellifin aktardıklarında abartı ve olayları çarpıtmalar dikkati çekmektedir. Nitekim, bazı tutarsızlıklar da söz konusudur. Ancak içinde bir gerçeklik taşıdığı inkar edilmez. Anlaşılan, Dukak döneminde 'Subaşı', yani ordu komutanlığı görevine atanan ilk Selçuklu beyleri, yabgu'dan sonra Oğuzlar arasında en yetkili isimler olmuşlardı. Dukak'ın ölümünden sonra bu göreve oğlu ve hanedana adını verecek olan Selçuk geçmiştir. Onun Subaşılığı döneminde Oğuz Devleti içinde ortaya çıkan siyasi ve ekonomik buhran bazı göçlerle sonuçlanmıştır. Bu göçlerden biri de Selçuklu göçü olup, XI. yüzyılın ortalarından itibaren bütün Orta ve Yakın Doğu tarihini etkileyecek olaylar zincirinin ilk halkasını oluşturmaktadır.

X. yüzyılın sonlarına doğru Selçuklu göçleri Maveraünnehr'e dahil olup, Semerkand'ı geçerek Cent yakınlarına geldiler. Selçuklu göçlerinin belli bir plan üzerinden yapıldığı ve yerleşecekleri alanı bölgedeki dengeler bakımından gayet büyük bir titizlikle seçtikleri anlaşılmaktadır. Aksi taktirde, Semerkand'a gelip buradan tekrar yukarı istikamette Cent'e gitmelerinin bir mantığını açıklamak pek doğru olmazdı. Bölgeyi eskiden beri tanımaları, buradaki siyasi dengeleri gözettikleri ve kendileri açısından en uygun bölgenin Cent olacağına karar verdikleri bir gerçektir. Belki de Selçuklular birkaç koldan göçler yapmışlardır. Aslında Cent Yengikent'in doğusunda ve Oğuz Yabgusuna bağlı bir şehirdi. Bu da, bu göçün daha çok ekonomik sıkıntılardan gerçekleşmiş olduğunu göstermektedir. Öte yandan Selçuklular'ın bölgedeki siyasal dengeleri gözettiğini onların Buhara'nın Nur kasabasına iner inmez İslam'ı kabul etmeleri de kanıtlamaktadır. Zira, burada bölge hakimlerinin hışmına uğramadan bu şekilde yaşayabileceklerini öğrenmiş olmalıdırlar, İslam'ın kabul edilmesiyle bir yandan bölgedeki Müslüman kimlikli toplulukların desteğini sağlamak, diğer yandan da hayvan sürüleri için rahat bir şekilde mera bulmak Selçuklular'ın içinde bulunduğu sıkıntıya bulmuş oldukları bir çözümdü. S. Agacanov'a göre, "Selçuklular'ın yakınlarına yerleştikleri Cent şehri, Oğuz Yabgu Devleti'nin Harezm ile Maveraünnehr sınırına yakın bulunan hakimiyet bölgesi içindeydi. Cent civarı sakinleri, yerleşik ve göçebe halde yaşayan insanlardı. Gerek Cent, gerekse Sırderya'nın aşağı akımları boyunca sıralanan şehirlerde Müslüman tacir ve zanaatçılara rastlanmaktaydı. Cent bölgesine komşu Harezm ve Maveraünnehr kalelerinde oturan ahali, genelde gazi ve gönüllülerden oluşmaktaydı. Kendi inançları uğrunda savaşmaktan çekinmeyen bu Müslüman topluluklar arasında Türkler de vardı. Bunlar putperest Oğuzlar'a sürekli baskınlar yapıyorlardı. Bu saldırılar sırasında esir ve ganimetler aldıkları gibi, yağma hareketlerinde de bulunuyorlardı. Bu açıdan bakıldığında İslam dininin kabulü, Selçuklular için barış ve huzur anlamındaydı. Selçuklular, İslam'ı kabul etmekle, muhtemelen Oğuz Yabgu Devleti'nin topladığı haraçlardan rahatsız gözüken Cent halkının da desteğini sağlamak istemişlerdir".

İslam'ı kabul etmeleri, bölgedeki Müslümanlar'ın desteğini yanlarına alarak Oğuz Yabgu Devleti'ne ait bölgelerde faaliyet gösterenleri yabgu ile Selçuk arasında bazı yeni çatışmalara sebebiyet vermiştir. Bu dönemde Oğuzlar'ın başında Baranlu hanedanının ikinci üyesi Ali Han bulunuyordu. Yapılan savaşların birinde Selçuk'un oğullarından Mikail öldürülmüştür. Yabguya bağlı askeri birlikler bazı Selçuklu topraklarını ellerine geçirmişlerdi. Bu olayların 980 yılında cereyan ettiği bilinmektedir.

Kaynakça
Kitap: HAZAR ÖTESİ TÜRKMENLERİ
Yazar: EKBER N. NECEF ve AHMET ANNABERDlYEV
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Büyük Selçuklu İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir