Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Selçuklular'ın Gazneliler'e Karşı İlk Zaferi

Burada Büyük Selçuklu İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Selçuklular'ın Gazneliler'e Karşı İlk Zaferi

Mesajgönderen TurkmenCopur » 17 Ara 2010, 17:58

Selçuklular'ın Gazneliler'e Karşı İlk Zaferi

Selçuklular'a karşı ordu sevk etmeğe karar veren Sultan Mesud, son defa mülki ve askeri bütün devlet erkanını topladı ilk sözü alan hükümdar, (Nişapur'da) bir kaç gün kalındığını, asker ve hayvanların dinlendiğini, her ne kadar Nesa ve Baverd habercilerinin mektupları, Selçuklular'ın sükunet bulduklarını, korkmakta olduklarını ve «raiye»yi incitmediklerini yazıyorsa da, yine de 10.000 «Türk» atlısının aramızda bulunmalarının doğru olmıyacağını düşündüğünü söyledi. Bu hususta alınacak tedbirin ne olduğunu sordu.

Görülüyor ki, bu hususta zaten karar verdiğini pördüğümüz hükümdar, bu kararını kendi «harp meclis i»ne de kabul ettirmek istemektedir. Toplantının gayesini ve meseleyi izah ettikten sonra, bizzat kendi ifadesine göre, umumi görünüş Selçuklular'a karşı savaşa çıkmayı gerektirmediği halde, Sultan'ın savaşa çıkma lehine kanaatini önceden açığa vurması bundan başka türlü yorumlanamaz. Bu beyanattan sonra toplantıda bulunanlar birbirlerinin yüzlerine baktılar. Tereddüt geçirdikleri anlaşılıyordu. Söz alan vezir, onları uyarmak gereğini duydu.

Söz söylemelerini, zira hükümdarın kendilerine hitap ettiğini, (esasen) bu önemli iş için davet edilmiş olduklarını beyan ettikten sonra hükümdarın maksadını bir daha açıkça ortaya koydu:

1) «Ya Horasan'ı bu adamlardan temizlemeli ve hepsini suyun öte tarafına atmalı.

2) Yahut hizmetlerini, itaatlerini ve liderlerini rehin olarak saraya göndermelerini kabul etmeli.
Gerçekte vezir bu ifadesi ile hükümdarın maksadını izah etmekten ziyade, meseleyi müspet ve menfi yönleriyle ortaya koymaktadır. Bu itibarla aynı ifade hükümdarın tek taraflı telkinini tamamlamakta ve ona daha objektif bir mahiyet vermektedir.

Kaynakça
Kitap: BÜYÜK SELÇUKLU İMPARATORLUĞU TARİHİ Cilt : I KURULUŞ DEVRİ
Yazar: Mehmet Altay KÖYMEN
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Selçuklular'ın Gazneliler'e Karşı İlk Zaferi

Mesajgönderen TurkmenCopur » 17 Ara 2010, 17:59

Bu çeşit toplantılarda askeri erkan umumiyetle söz almaktan kaçındıkları halde, bu defa Beydoğdu'nun fikrini beyan ettiğini görüyoruz: «Sultan Mahmud (Emir-i mazi) kendi arzusiyle bir Türkmenler grubunu Horasan'a getirdi. Ne «fesad»lar çıkardıkları, halen de neler yaptıkları malumdur. Bu hal, bunların da gelmek arzusunu uyandırdı. Düşman asla dost olmaz. Onlara (kılıç kullanmak) lazımdır. Zira, Arslan Cazib söyledi, dinlenmedi ve olan oldu». Diğer «ayan» da aynı mahiyette konuştular. Şu halde onun bu fikirlerini, hiç olmazsa askeri erkanın ortak görüşleri olarak kabul edebiliriz.

Selçuklu meselesini Gazneliler Devleti bakımından gayet güzel ifade eden bu beyanatın taşıdığı hususiyetler bir prensip (emsal prensibi) çerçevesi içinde iki noktada toplanabilir:

1) Daha önce gelen Türkmenler iyi bir örnek teşkil etmemişlerdir. Onlar isyan ve fesad yoluna saptıklarına göre, ırkdaşları olan Selçuklular da aynı yolu tutacaklardır.
2) Zaten önce gelenlerin kazandıkları başarılar, bunların da Horasan'a gelmelerinin başlıca sebebini teşkil etmektedir. Bu son nokta bilhassa ilgi çekicidir: Selçuklular'ın Horasan'a geliş sebeplerini orijinal bir görüşle izah etmektedir. (Horasan'a gelişlerinin diğer sebeplerini yukarıda izah ettik).

Tartışmalar neticesinde Nesd tarafına (Selçuklular üzerine) tecrübeli bir kumandan(sular)ın gönderilmesine karar verilmiştir. Kumandanlarla vezirin yaptıkları ayrı bir toplantı neticesinde on kumandan seçildi. Hepsinin başına ihtiyar Beydoğdu geçirildi. Bu kollektif kumandanlık sistemine bizzat Beydoğdu itiraz etti. Onun itirazı esasa karşı değil, orduda muhtelif yaşta ve muhtelif temayülde bir çok kumandanların bulunuşuna karşı idi. Ona göre, böyle bir orduda disiplini sağlamak güçtür. Yine kendi ifadesine göre, ihtiyarlığı da bu hususta büyük sakınca idi. Bu mazeretlerini hükümdar kabul etmedi.
Askeri erkandan gelen — şekle ait münferid veya toplu — bu itirazlar, savaşa çıkmayı umumiyetle askeri teşkilat mensuplarının istediği hususunda verdiğimiz izahatın kıymetine halel getirmez.

Gördüğümüz gibi, Selçuklular'a karşı savaş açılmasına asıl sivil teşkilatın başında bulunan devlet ricali aleyhdar bulunuyordu. Bunlardan bazıları savaşa çıkılması lehine karar verildikten sonra, kendi aralarında da olsa, bu husustaki fikirlerini söylemekte devam etmişlerdir. Mesela sivil teşkilatın en büyük temsilcisi olan vezir, yıldızlar uygun düşmediği için bu seferin yapılmasına taraftar olmadığını, çalışma arkadaşı Ebu Nasr'a söylediği gibi, bu sonuncu da görüşlerini şöyle ifade etmiştir: «Astronomi bilmem, fakat şu kadar biliyorum ki, yabancı bir halk kitlesi (güruhi-i mer-dum-i bigane) bu diyara düştüler. Bende1ik gösteriyorlar. Onları kabul etmek; ürkütmek ve şüphelendirmekten evladır. Fakat, hükümdar ve kumandanlar (salaran) madem ki bu fikirdedirler, susmaktan başka yol yoktur... »

Görülüyor ki, bu sonuncu, sivil teşkilat mensuplarının görüşlerini vuzuhla ortaya koymakta ve karar verme sorumluluğunun tamamiyle hükümdarla askeri teşkilat mensuplarına ait olduğunu çok iyi belirtmektedir.

Hazırlanan ordunun bütün Türkistan'ı fethetmek için kafi olduğu umumiyetle herkes tarafından kabul ediliyordu.

Ordu Nesa tarafına hareket ettikten (19 Haziran 135/9 Şaban 426 Perşembe) on gün sonra ordu ile beraber olan habercilerden şu yolda bir mektup geldi:

«Ordunun öncüsü, karşılaştıkları Türkmenler'i derhal yendiler. Öyle ki, harp düzenine girmeğe bile lüzum kalmadı. 7- 8 yüz kişinin başı derhal uçuruldu. Bir çok kişi esir, bir çok da ganimet elde edildi.»

Bu öncü zaferinin uyandırdığı sevinç pek büyük oldu: Şenlikler yapıldı. Hükümdarın emriyle davullar, trampetler çalındı, şarkılar söylendi. Selçuklu meselesi dolayısiyle bir kaç günden beri şarap içmeyen hükümdar, kendisini içkiye verdi. Bu sevinç uzun sürmedi. Seher vakti «Sultan»ın ordusunun müthiş bir bozguna uğratıldığı ve her şeyin «muhalif»lerin eline düştüğü haberi geldi. Başkumandan Beydoğdu bile hayatını zor kurtarmıştı. Ordu kethüdası esir edilmişti.

Mektubu alan Ebu Nasr, derhal saraya geldi ise de, hükümdarı görmek mümkün olmadı. Çünkü seher vakti uyumuştu. Kuşluk vaktine kadar uyandırılması mümkün değildi.

Herhalde vezirin teşebbüsüyle, sivil ve askeri teşkilat mensupları 1 hükümdarsız toplanmağa mecbur oldular. Çok müteessirdiler. Gelen haber çok kısa olduğu için hadisenin esasına nüfuz edemiyorlardı. Nihayet uyanma zamanı gelince, hükümdara tezkere yazdılar. Böyle güç (sa'b) bir hadisenin vuku bulduğunu bildirdiler. Ve bu tezkereyi habercinin mektubu ile birlikte gönderdiler. Hükümdar verdiği cevapta, dağılmamalarını, saatten saate başka haberler geleceğini, zira yollara atlılar dikildiğini, öğleden sonra bu hususta konuşmalarda bulunmak üzere toplantı yapılacağını bildirdi. Öğleye doğru savaş alanından iki atlı geldi. Onlar derhal huzura kabul edildiler. ilk mektupla son mektup arasındaki farkın sebebi, kendilerinden sorulan ilk soru oldu. Onların verdikleri izahata göre, korku içinde yaşayan silahsız, sermayesiz (bi-maye), işsiz-güçsüz hasımların böyle büyük bir orduyu bedavadan mağlup edeceği kimsenin hatırından geçmemişti. Fakat ordu başkumandanı Beydoğdu'nun emri dikkate alınsaydı, bu mağlubiyet (halel) olmıyacaktı. Herkes kendi bildiği gibi iş yaptı. Çünkü kumandan (salar) çok idi. Buradan (Nişapur'dan) gidince, ihtiyatı elden bırakmadılar, yürüyüş tabiyeye uygun olarak yapılıyordu.

Çadırlara varıncaya kadar böyle devam etti. Boş çadırlardan, hayvanlardan bir kaç çobandan ibaret azıcık bir şeyler (ve insanlar) gördüler. Salar Beydoğdu uyanık bulunmalarını ve savaş düzeninde yürüşü (tabiye) muhafaza etmelerini, (bu boş çadırlara, hayvanlara ve bir kaç çobana bakmamalarını), zira düşmanın, çölün kenarında olduğunu, pusu kurduklarını, bir karışıklık (halel) çıkmaması için, öncünün gitmesini ve keşif yapmasını söyledi. Dinlemediler. Öyle ki, öncü kıtası, yerini terk etti ve o çadırlara, kumaşlara ve zayıf hayvanlara üşüştü. Her cinsten bir çok insan öldürdüler. işte bu, Türkmenler'in mağlup edildiği hakkında gelen ilk haberdi. Bu başsız (bi-ser u saman) durumu gören salar (Beyoğdu) ordusunun merkez hattını ileri sürmek zorunda kaldı. (Asker) birbirine karıştı. Tabiye düzeni bozuldu. Bilhassa muhaliflerin pusular kurdukları ve savaş hazırlıkları yaptıkları köye gelince (büsbütün bozuldu). (Türkmenler) savaşa giriştiler. Öyle bir savaş başladı ki, bundan daha şiddetlisi olamazdı. Hasımlar işi uzattılar (dayandılar) ve iyi çalıştılar. Düşündükleri gibi, ilk hamlede Türkmenler kaçmadı. Ortalık çok sıcak oldu, (üstelik) kum kızdı. Atlar (süturan) son derece susadılar. Arkalarında bir su vardı. Tecrübesiz kumandanlardan bir kaçı, ordunun suya erişinceye kadar savaşa savaşa yavaş yavaş geri çekilmesi gerektiğini söylediler. Bu dönüşün bozguna benzer bir şey olduğunu, askerlerin bunun ne olduğunu düşünemiyeceklerini bile bilemediler. (Bu kumandanlar), (ordu baş-kumandanı) Beyoğdu'ya haber vermeksizin geri çekildiler.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Selçuklular'ın Gazneliler'e Karşı İlk Zaferi

Mesajgönderen TurkmenCopur » 17 Ara 2010, 17:59

Bunu gören Türkmenler, Gazneli ordusunun bozguna uğradığını sandılar. Pusulardan çıktılar ve büyük bir şiddetle hücuma geçtiler.

Salar Beydoğdu şaşırıp kaldı:

File binmiş, eli ayağı tutmaz ihtiyar (zayıf) bir kimsenin duruma, başını alıp gitmiş bir orduya, hücuma geçmiş ve galip gelmiş bir düşmana hakim olması nasıl mümkün olurdu? Türkmenler, filin etrafına gelince, gulamlar'ı başkumandanı filden indirdiler, ata bindirdiler, harp ederek götürdüler. Yoksa o da esir düşerdi. Suya varmak ve oraya inmek şöyle dursun, kimse kimseye varmadı. Herkes kendi başının çaresine baktı. O kadar büyük para, eşya ve harp teçhizatı muhaliflerimizin eline geçti. Zira, bizim askerler (kavrtı) in hepsi gittiler. Her grup (güruh) bir başka yolu tuttu.

İşte iki atlının verdiği izahat burada bitmektedir. Ayrıca tahlil ve yoruma ihtiyaç göstermiyecek kadar açık olan bu izahattan, Selçuklular'ın Gazne ordusunu nasıl yendiklerini bütün ayrıntılariyle öğrenmiş bulunuyoruz.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Selçuklular'ın Gazneliler'e Karşı İlk Zaferi

Mesajgönderen TurkmenCopur » 17 Ara 2010, 18:00

Kazanılan Zaferin, Gazneliler ve Selçuklular Bakımından Neticeleri

Selçuklular'ın Gazneliler'e karşı kazandıkları bu ilk zafer, son derece önemlidir. Zira, şimdiye kadar bir bakıma sığıntı, bir bakıma da başka bir devletin toprak bütünlüğünü bozmuş gayri meşru bir kuvvet olarak görünen Selçuklular, bu zaferden sonra üzerinde yaşadıkları topraklara hakim olmak hakkını kılıçlariyle elde etmişler ve meşru kuvvet haline gelmişlerdir. Bu itibarla bu zafer, onların devlet kurma yolunda ulaştıkları büyük merhaledir.

Böylece, Nesa savaşının Selçuklular bakımından umumi manasını belirttikten sonra, şimdi de harbin cereyanından çıkan neticelerini tesbit edelim:
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Selçuklular'ın Gazneliler'e Karşı İlk Zaferi

Mesajgönderen TurkmenCopur » 17 Ara 2010, 18:00

1) Kuvvetler arasında Selçuklular aleyhine olmak üzere büyük bir dengesizlik vardır: Teçhizatı pek noksan 10.000 atlıya karşılık, tam techizatlı 17.000 atlı. Bunun 2.000 ini, hükümdar dahil, herkesin pek ümit bağladığı saray gulamları teşkil ediyordu1. Sonra bu orduda o zamanın canlı tankları demek olan filler de vardı.

2) Bu kuvvet üstünlüğüne güvenen Gazneliler ordusu, düşmanı küçümsemiştir; her türlü ihtiyat tedbirlerini ihmal etmiştir.

3) Gazneliler ordusunun en zayıf tarafı kumanda birliğinin bulunmamasıdır.

4) Buna karşılık, müdafaada bulunan Selçuklular kendi harp taktiklerini Gazneliler'e kabul ettirmişler, hatta onları aldatmağa muvaffak olmuşlardır (çöl harbi, susuzluk v.s.)

5) Bu taktik kendilerine epey can ve mal kaybına sebep olmuşsa da, elde edilen netice karşısında bu kadar bir fedakarlığın çok görülmemesi lazımdır.

6) Ne kadar fakir ve yoksul bulunduklarını gördüğümüz Selçuklular, bu zafer neticesinde büyük ganimet elde etmişlerdir.

7) Selçuklular'ın asıl büyük kazançları manevi sahada olmuştur: Şimdiye kadar, Gazneliler'den korkan Selçuklular idi. Şimdi korku sırası Gazne askerine gelmiştir. Bu Selçuklular'ın ümidini çok arttırmıştır. Bunu, Mesud'un da anladığını ve hatta sefere çıktığından dolayı pişman olduğunu biliyoruz.

8) Onun için Selçuklular'ın Horasan'da bir devlet kurmanın mümkün olduğu neticesine bu hadiseden sonra vardıkları söylenebilir. Bu hususta aşağıda bilgi vereceğiz.

İşte Selçuklular'ın kazanması ve Gazneliler'in kaybetmesi sebepleri ve zafer sonunda elde edilen neticeler başlıca bunlardır.
Şimdi de Gazneliler Devleti'nin bu zaferi nasıl telakki ettiklerini ve ne gibi tedbirler aldıklarını görelim:

Atlıların verdiği bu izahat, toplantıda bulunan bütün devlet erkanını çok üzmüştür. Açığa vurulan umumi kanaat şudur : Bu kadar büyük ve hazırlıklı bir ordu bu kadar hiçten sebeplerle yenilmiştir.
Toplantı öğle namazından sonra akşama kadar devam etti. Herkes hükümdarı teselliye çalışıyordu. Mesela vezir hükümdara bunun bir kaza olduğunu, dünyada bunun gibi çok hadiselerin geçtiğini, telafi edilebileceğini söylüyordu. Arız ise mağlubiyeti, kumandanlar arasında birlik olmamasına bağlıyordu. Toplantıda asıl şiddetli tenkidi «sahib-i divan-ı risalet» Ebu Nasr yaptı. Bu müthiş hadise ona çok tesir etmiş bulunuyordu. Ona göre, toplantıda bulunanlar, bu büyük hadiseye gereği gibi önem vermiyorlardı. Buna rağmen o susuyordu. Hükümdarın ısrarı üzerine konuşmağa mecbur oldu. Konuşması esnasında bu günü görmektense ölmeyi tercih ettiğini söyledi.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Selçuklular'ın Gazneliler'e Karşı İlk Zaferi

Mesajgönderen TurkmenCopur » 17 Ara 2010, 18:00

Ebu Nasr'ın tenkitleri bir kaç noktada toplanabilir:

1) Hükümdar bir müddet içki ve eğlenceden el çekmelidir.
2) Ordunun idaresini bizzat eline almadılar. (Bizzat teftiş etmeli ve maaşlariyle bizzat meşgul olmalıdır).
3) Ordunun sevgisini kazandıracak tedbirler alınmalıdır.

Sultan Mesud, ona hak verdi ve tavsiyelerini tutacağına söz verdi'. Görülüyor ki, bu devlet adamı, mağlubiyetin sebeplerini daha derinlerde aramaktadır. Ona göre, önce bu noktalar dikkate alındığı takdirdedir ki, işler düzelebilir.

Sultan Mesud, bozgundan dönen askerleri teselli ederken ve onların gönüllerini almağa çalışırken kumandanlara, başkumandanın emirlerine aykırı davranışlarından dolayı çıkışıyordu. Görülüyor ki, bizzat hükümdar mağlubiyetten kumandanları sorumlu tutmaktadır.
Nihayet başkumandan Beydoğdu da döndü; hadiseyi anlattı. «Eğer kumandanlar emirlere itaatsizlik etmeselerdi, bu ordu ile bütün Türkistan'ı fethedeceğini» söyledi. Hükümdar onun bu izahını kabul etti. Kendisinden memnun olduğunu bildirdi.

Bizzat kaynağa göre, bu, «Padişah»ın başına gelen ilk büyük mağlubiyet (vehni) idi. Yine bu kaynağa göre, Selçuklular'in bu makama (mahal) gelecekleri ilm-i gayb'da yazılı idi.

Bu karar da gösteriyor ki, bu ordu ile Selçuklular'a karşı yeni bir öç alma seferi yapmak mümkün değildir. Yine verilen bu karardan anlaşılıyor ki, Gazneliler Devleti mağlubiyeti kabul etmiştir.

Meselenin Selçuklular bakımından mütalaasına gelince, Gazneliler Devleti'nin Selçuklular'a elçi göndermesinin ifade ettiği ilk mana, şüphesiz, Selçuklular'ın siyasi bir kuvvet olarak tanınmasıdır.

Bizzat Selçuklular bu hadiyesi nasıl telakki ediyorlardı? Bundan sonraki hedefleri nelerdir?
Gizlice Nesa'ya gönderilen habercilerin bildirdiklerine göre, Türkmenler'in eline o kadar alet, nimet, at, altın, gümüş, elbise, silah ve eşya (tecemmül) geçti ki, hayretler içinde kaldılar, adeta böyle bir hadisenin olduğuna inanamıyorlardı. Bunun bir gerçek olduğundan emin olunca, bir kurultay (meclis) yaptılar (Temmuz 1035/Ramazan 426); «ayan», kumandanlar ve ihtiyarlar bir çadırda oturdular; durumu müzakere ettiler. Şöyle konştular, «Düşünmediğimiz ve ummadığımız halde böyle bir hadise (hal) oldu. Bunu kendimizden bilmek imkansızdır (hatadır). Bu büyük orduyu biz yenmedik. Biz kendimizi korumaktan fazla bir şey yapmadık. Bu, onların tedbirsizliğinden olmuştur. Tanrı istedi, böyle oldu. Ta ki, birdenbire mahvolmadık. Ve beklemediğimiz halde bunca nimet ve alet elimize geçti. Fakir idik, zengin olduk. Sultan Mesud büyük bir padişahtır. İslamda onun gibi başka bir tane daha yoktur. Onun ordusuna tedbirsizlikten ve kumandansızlıktan bu hal oldu. Onun daha bir çok kumandanları ve askerleri vardır. Bu olup - bitenden dolayı mağrur olmamalıyız. Bir elçi göndermeli ve bir «bende»si gibi söz söylemeli ve özür dilemeliyiz. Sözümüzün bundan öncekinin aynı olduğunu, evimize ve canımıza1 kastedildiğinden bizim için çarpışmaktan başka bir çare kalmadığını ifade etmeliyiz. Gelecek cevaba göre, tutacağımız yolu tayin edebiliriz».
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Selçuklular'ın Gazneliler'e Karşı İlk Zaferi

Mesajgönderen TurkmenCopur » 17 Ara 2010, 18:01

Şimdi aynen naklettiğimiz bu ifadeyi tahlil edelim:

1) Bu zafer, Selçuklular için tam bir süpriz olmuştu

2) Onlar zafer neticesinde elde ettikleri ganimetin değerini önemini takdir etmektedirler.

3) Fakat hayale de kapılmamaktadırlar. Onlara göre, Gazneliler'in mağlubiyeti arızidir. Sultan Mesud her an ye kumandanların idaresinde başka ordular gönderebilecek güçtedi.

4) Selçuklular, Sultan Mesud'u İslam dünyanın en büyük hükümdarı saymaktadırlar. Bu suretle Gazneliler Devleti'ne karşı hâlâ korku ile karışık saygı beslemekdirler. Daha doğrusu duyulan korku henüz silinmemiştir.

5) Bu itibarla kendileri için tutulacak en iyi yol Mesud'a bir elçi göndererek, özür dilemektir.

6) Görülüyor ki, Selçuklu liderleri hâdiseleri vuzuhla girecek kadar realisttirler.

7) Siyasetlerinde istikrar vardır: Zaferden önce Gazneliler'den yaptıkları isteklerle şimdiki arasında fark yoktur.
Selçuklular'ın kazandıkları zafer hakkında düşündükle işte bunlardır.

Burada Gazneli görüşü ile Selçuklu görüşünü birbirinin aynı olduğu noktalara dikkati çekmeliyiz:

1) Selçuklu zaferinin sebepleri hakkında her iki taraf görüşü birbirine uymaktadır.

2) Her iki taraf da birbirinden çekinmektedir.

3) Her iki taraf da bu anda yeni bir savaşı düşünmemekte; bilâV barışı kurmak istemektedir. Bunun neticesi olarak, her iki taraf • yaptıkları toplantılarda bu maksatla birbirlerine elçi gönderme, karar vermişlerdir.

Ayrıldıkları başlıca noktalar ise şunlardır:

1 — Selçuklular, Gazneliler Devleti'nin gücünü mübalâğa etmektedirler. Halbuki bizzat hükümdar yeni bir savaşa çıkmağa cesaret edemiyecek kadar kendisini güçsüz görmektedir.

2 — Buna karşılık, Gazneliler Devleti de Selçuklular'ı güçlü görmektedir. Halbuki Selçuklular, kendilerini Gazneliler Devleti karşısında her bakımdan güçsüz görmektedirler.

Selçuklu liderlerinin ve ileri gelenlerinin yaptıkları kurultay müzakereleri ve aldıkları kararlar hakkında gelen gizli raporlar, Sultan Mesud'u bir az yatıştırdı. Fakat veziri, hiç de memnun değildi. Ona göre, Selçuklular'a karşı ya hiç sefere çıkmamalı idi, çıkıldıktan sonra ise, artık sözü kılıca bırakmalıdır. O bu fikrini hükümdara söylemekten çekinmedi.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Selçuklular'ın Gazneliler'e Karşı İlk Zaferi

Mesajgönderen TurkmenCopur » 17 Ara 2010, 18:02

Selçuklular'la Gazneliler Arasında Müzakere ve Anlaşma

Habercilerin bu mektuplarının arkasından, «Selçuklu Türkmenler'inden» Gazne sarayına elçi geldi. Bu, Buharalı söz söylemesini bilir, ihtiyar bir Danişmend idi; elinde vezire hitaben «gayet mütevaziane» yazılmış şöyle bir mektup vardı:

«Biz kızgın (mütehevvir) olan, işin çıkar yolunu ve akibetini iyi göz önünde tutmayan Suri'yi, aracı ve şafaatçi yapmakla hata ettik. (O), nihayet Sultan'ı ordu göndermeğe teşvik etti; «leşker-i mansur»a karşı kılıç çekmeye cesaret etmek ne haddimiz idi. Fakat kurdun sürüye saldırması gibi hücum ettikleri, sığıntı (zinhariyan) olduğumuz halde evimize kadın ve çocuklarımıza kastettikleri için (nefsimizi) savunmaktan başka ne çare vardı? Zira can tatlıdır. Şimdi, biz daha önce verdiğimiz sözde duruyoruz. Bu (mağlubiyet) istemediğimiz halde olan bir göz değmesidir. Uygun görürse, aramızda tuz ekmek hakkı olan vezir (hace-i huzurg) bu işe el atsın, aracı olsun ve efendimiz (hudavend) Sultan'ın gönlünü «hoş» etsin. Ta ki, af dileğimiz kabul edilsin. Bu adamımız (elçimiz) gönlümüze huzur verecek esasları ihtiva eden bir cevabı mektupla geri gönderilsin. Ta ki, itham bitsin. Eğer vezir, bu kimse ile birlikte sözümüzü işitmesi, bizim «bende»leri olduğumuza ve işin düzelmesinden (salah) başka bir şey düşünmediğimize kanaat getirmesi için kendi itimad ettiği bir kimseyi gönderirse, daha iyi olur».

Dikkatimizi çeken ilk nokta, bu sefer mektubun doğrudan vezire yazılmış olmasıdır. Vezir, kazanılan zaferden sonra kendisine mektup gönderilmesini tabii karşılamıştır:

Elçiyi huzuruna kabul ederek, bizzat dinlemiş, konuşulanları hükümdara tamamiyle anlatmıştır. Şu halde o, aracılık rolünü de kabul etmiştir.
Bu maksatla yapılan, ayan'ın hazır bulunduğu toplantıda hükümdar bu yaklaşma çabasının kendisine «nahoş» gelmediğini söylemek suretiyle bu husustaki kanaatini ve görüşünü açığa vurmuştur.

Aynı toplantıda, Selçuklular'ın isteğine uyarak, gelen Selçuklu elçisiyle birlikte kendilerine mukabil bir elçi gönderilmesine karar verildi. Maksat, Selçuklular'ın tekliflerinde samimi olup olmadıklarını anlamaktır. Elçi kanaat getirirse, Selçuklular'dan «elçiler» göndermelerini isteyecektir.
Bu suretle her şey açık açık konuşularak bir anlaşma zemini bulunacak ve «gönüller huzura kavuşacaktır.»
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Selçuklular'ın Gazneliler'e Karşı İlk Zaferi

Mesajgönderen TurkmenCopur » 17 Ara 2010, 18:02

Toplantıdan sonra vezirin ifadesinden anlıyoruz ki, hükümdarı yumuşatmak ve af isteğini kabul etmesini sağlamak için çok çalışmak gerekmiştir.
Vezire göre, gelen elçi Selçuklular'ın itimad ettikleri adamlarından biridir. Kendisi boş döndürülmediği takdirde, bu «mahvolmuş» işlerin tekrar yoluna konması mümkündür. Hareketinden önce, vezir Selçuklu elçisini tekrar kabul etti; kendisine hediyeler verdi; söylenmesi icap eden sözleri söyledi.
Selçuklu elçisi, yanında Gazneli elçi olduğu halde Nişapur'a hareket etti (10 Temmuz 1035/2 Ramazan 426 Perşembe).

Selçuklular'la yapılan müzakerelerin çetin olduğu anlaşılıyor. Zira, Gazne elçisi, Selçuklular'ın nezdinde bulunduğu müddet içinde onunla birlikte gönderilmiş olan kuryerler bir kaç defa gidip geldiler. Her mesele hakkında elçiden mektuplar getiriyorlar ve talimat götürüyorlardı.

Kaynakta neticede bir şeye karar verildiğinden bahsediliyorsa da, bu kararın ne olduğu söylenmemektedir. Fakat, müzakerelerin hala usul üzerinde cereyan ettiği anlaşılıyor. Zira, karara varıldıktan sonra Gazne elçisinin, Selçuklu elçileriyle birlikte Nişapur'a döndüğünden söz edilmektedir (27 Ağustos 1035/19 Şevval 426 Çarşamba). Eski Selçuklu elçisinden başka üç Selçuklu başbuğu adına üç elçi gelmişti. Bu elçilerden her biri bir başbuğ'u temsil ediyordu. Bunlardan biri Yabgu, biri, Tuğrul, üçüncü de Davud adına idi. Bu elçiler, ertesi gün vezirlik divanı'na (divan-ı vezaret) gönderildi. Orada yapılan uzun müzakereler ikindi namazına kadar sürdü. Sultan Mesud müzakerelerden haberdar ediliyordu.

Nihayet şöyle bir karara varıldı:
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Selçuklular'ın Gazneliler'e Karşı İlk Zaferi

Mesajgönderen TurkmenCopur » 17 Ara 2010, 18:03

1) Nesa, Ferave ve Dihistan «vilayet»leri üç Selçuklu liderine verilecek.

2) Kendilerine «hilat», «menşur» ve sancak gönderilecek (Gazne elçisi onlara hilat'i bizzat götürecek).

3) Aynı elçi Sultan'a itaat üzere bulunacaklarına dair onlara yemin ettirecek.

4) Selçuklular bu üç vilayetle yetinecekler.
5) Sultan, (Nişapur'dan) Belh'e dönerek, onlar (hükümdarın hücum etmeyeceğinden) emin olunca, üç liderden biri orada saraya (dergah) gelecek ve hükümdarın katında (hizmet'te) (rehin olarak) bulunacak.

Görülüyor ki, bu barış şartlariyle, Selçuklular'ın daha önce ileri sürdükleri istekleri Sultan Mesud, uğradığı mağlubiyetten sonra kabul etmektedir.
Şartların ilk ikisi, Selçuklular'a verilen imtiyazları, son üçü de, bu imtiyazlara karşılık Selçuklular'ın verdikleri teminatı göstermektedir. Selçuklular'ın daha önce yüklenmeyi kabul ettikleri mükellefiyetlerden (hudut bekçiliği, Gazne ordusuna asker verme v.s.) ise hiç bahis yok.

Bu şartlara daha ilk bakışta, Selçuklu liderlerinin, yalnız iyi birer kumandan değil, aynı zamanda zaferlerinin neticelerinden faydalanmasını bilen iyi birer siyaset adamı olduklarını anlamak kolaydır.

Zira, elde edilen imtiyazlarla buna karşılık verilen teminat arasında denge yoktur:

imtiyazlar pek fazla, teminat ise pek hafiftir.

Mükellefiyet ise hiç yoktur:

Gazne ordusuna askeri yardım kuvvetleri vermekten ve vergi ödemekten sözedilmemektedir. Buna göre hüküm vermek icap ederse, Selçuklular'ın en geniş vasal devlet statüsü'ne sahip oldukları söylenebilir.

Anlaşmayı müteakip, derhal uygulanmasına geçildi. Önce Elçiler güzelce ağırlandı. Sahib-i divan-ı risalet Ebu Nasr, Selçuklular'a verilecek «menşur»ları hazırladı. Bu tevcih fermanına göre, Dihistan, Davud'a; Nesa, Tuğrul'a; Ferave ise Yabgu'ya veriliyordu. Hükümdar, bu menşur'a tuğrası'nı çekti. Ayrıca «Sultan»dan Selçuklu başbuğ'larına mektuplar yazıldı. Mektuplarda onlara dihkan (köy reisi) unvaniyle hitap ediliyordu.

Üç «hilat» hazırladılar:

Gazneliler Devleti adeti gereğince «valblere verilen «iki şaklı» börk, sancak, dikilmiş elbise; Türk (Oğuz) adetine göre ise, at, eyer takımı, altın kemer hazırlandı. Ayrıca her başbuğ için her cinsten otuzar kat biçilmemiş elbiseler.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Sonraki

Dön Büyük Selçuklu İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir