Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Horasan'a Daha Önce Geçmiş Olan Oğuzlar

Burada Büyük Selçuklu İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Horasan'a Daha Önce Geçmiş Olan Oğuzlar

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 23:29

HORASAN'A DAHA ÖNCE GEÇMİŞ OLAN OĞUZLAR

Sultan Mahmud Devrinde Oğuzlar Selçuklu başbuğu Arşlan'ın Gazneli Mahmud'un eline esir düşmesinden sonra bir kısım Türkmenler'in Selçuklular'ın yeni başbuğları olan Tuğrul Bey'le Çağrı Bey kardeşlerin emrine girmiyerek, onlardan nasıl ayrıldıklarını görmüş ve bunun muhtelif bakımlardan delalet ettiği manalar üzerinde uzun uzun durmuştuk.

Sultan Mahmud'a başvuran adlarının Kızıl, Boğa, Yağmur ve Göktaş olduğunu sonradan öğrendiğimiz Türkmen kumandanları (salaran) bu Gazneli hükümdarına isteklerini şu şekilde ifade ettiler:

«Biz 4000 haneyiz. Ferman olursa, «Hüdavend» bizi (Horasan'a) kabul etsin: Sudan (Ceyhun'dan) geçelim ve Horasan'ı vatan yapalım. Ona bizden rahat(lık), vilayetinde ise (gelişimizden dolayı) «ferah»lık olur. Zira, biz çöl adamlarıyız ve pek çok koyunlarımız vardır. (Sonra) bizim katılmamızla (hükümdarın) ordusu artar» (1025/416).

Şimdi aynen naklettiğimiz bu bilgiyi tahlil ve tefsir edelim:

1. Bu bilgiden, bu Türkmenler'in Horasan'a geçmekten gayelerinin ne olduğunu anlıyoruz: Horasan'da yerleşmek ve burasını kendilerine vatan edinmek. Onlar böylece gayelerini daha müracaatlarının başında açıkça ortaya koymaktan çekinmiyorlar.

2. Sonra devlet düzenini bozucu ve karışıklık amili unsurlar olmıyacaklarına dair hükümdara teminat veriyorlar.

3. Öte yandan onlar gelişlerinin Horasan'da bolluk ve ucuzluk yaratacağını ifade etmektedirler. Zira, pek bol olduğundan bahsettikleri koyunlariyle Horasan'ın et, süt, yün ihtiyaçlarını karşılıyacaklardır. Şu halde bizzat kendi görüşlerine göre, onlar iktisadi bakımdan tamamlayıcı bir faktör olacaklardır.

4. Çöl adamları olduklarını söylemekle, Oğuzlar yerleşik unsurun menfaatlerine zarar vermiyeceklerini, daha açık tabiriyle yerleşik unsurla bir çatışmanın söz konusu olmıyacağını temin ediyorlar.

5. Nihayet, aynı Oğuzlar hükümdar isterse, ordusuna asker vermeğe hazırdırlar.
Kendilerine yerleşecek yer verilmesi karşılığında Türkmenler'in devlete sağlıyacakları faydalar da yine kendi görüşlerine göre işte bunlardır (Madde 3, 4, 5).

Verdiğimiz ve tahlilini yaptığımız bu bilgi üç esas kısmı ihtiva ediyor:

a) Gaye
b) Teminat (devlete zarar vermemek)
c) Nihayet Horasan'da yerleşmeleriyle Gazneliler Devleti'nin elde edeceği fayda (iktisadi ferahlık, ve orduda hizmet).

Görülüyor ki, Oğuzlar, devlete vergi vermeyi düşünmemektedirler. Halbuki Horasan'a girdikten ve yerleri gösterildikten sonra kendilerine vergi salındığını göreceğiz.

Onların Horasan'a geçirilmesinde bu saydıklarımızın ne dereceye kadar amil olduklarım kestiremiyoruz. Bunlar ne dereceye kadar amil olursa olsun, Selçuklular'ın zayıflaması neticesini doğuracak olan bu isteğin kabul edilmesi, Gazneliler Devleti dış siyasetinin umumi prensiplerine uygundur. Zira; bu sırada Mahmud'u meşgul eden başlıca dış meselenin Selçuklular meselesi olduğunu gördük.

Kaynakça
Kitap: BÜYÜK SELÇUKLU İMPARATORLUĞU TARİHİ Cilt : I KURULUŞ DEVRİ
Yazar: Mehmet Altay KÖYMEN
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: HORASAN'A DAHA ÖNCE GEÇMİŞ OLAN OĞUZLAR

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 23:30

Buna daha başka, ikinci derecede, sebepler eklemek mümkündür (Mesela Ars1an'ı tevkif etmek suretiyle Türkmenler arasında yarattığı kötü tesiri bir dereceye kadar gidermek).

Mahmud'un bu Türkmenleri hudutları içine kabul etmesinde gerçek sebep ne olursa olsun, şu muhakkak ki, bu anda bunların Horasan'a kabul edilmeleri yalnız Mahmud'un değil, bu Türkmenler'in de menfaatlerine uygun bulunuyordu.

Sultan Mahmud, Türkmenler'in bu mucip sebeplerle isteklerini kabul etmiş ve onlara «iyi ümitler» vermiştir
Bu son ifadesinden Mahmud'un bu Türkmenler'i, hatta kendi ülkesine sığınmağa teşvik ettiği neticesine varılabilir.

Böylece, 4000 hanelik Türkmen kitlesi, Mahmu d'un fermanı gereğince, aile ve çocuklariyle, mal ve hayvanlariyle Ceyhun'u geçtiler. Koyunlariyle, develeriyle, atlariyle ve sığırlariyle bu 4000 çadır halkının nehri geçerken teşkil edecekleri, geçtikten sonra kendilerine tahsis edilen sahalarda teşkil ettikleri manzarayı gözlerimizin önünde canlandırmak güç olmasa gerektir.

Gerek yukarıda, Sultan Mahmud'a baş vurdukları sıradaki ifadelerinden, gerekse bu sayılanlardan anladığımıza göre, bu Türkmenler zengindirler. Fakat, bizi burada asıl ilgilendiren cihet, aradan oldukça uzun bir zaman geçmesine rağmen, Cend'e gelen Selçuk ile bu Türkmenler arasında, gerek hayat görüşleri bakımından, gerekse umumiyetle yaşayışları bakımından fazla bir farkın bulunmamasıdır. Mesela sayı dikkate alınmazsa, hemen hemen aynı cins hayvanları yetiştirmektedirler.

İslam-İran medeniyeti çerçevesi içinde uzun müddet yaşamalarına rağmen, onların göçebe Türk kültürünü muhafaza ettiklerini gösteren bu husus dikkate değer. Aynı müşahedeyi, daha sonra, Selçuklular İran'da bir devlet kurdukları zaman da yapmak fırsatını bulacağız.

Türkmenler'in, Gazneliler Devleti hudutları içine kabul edilmesi meselesinde, Tus valisi bulunduğu için Horasan şartlarını ve komşu ülkedeki Türkmenler'i daha iyi bildiği anlaşılan Arslan Cazib, hükümdarla aynı fikirde değildir. Zira, onun en büyük havassından olan bu kumandan, bu Türkmenler'i Horasan'a niçin kabul ettiğini hükümdara sormuş ve bunun bir hata olduğunu söylemiştir. Bununla yetinmeyen vali, bunları öldürtmesini veya kendisine teslim etmesini istemiştir. Arslan Cazib, ok atamamaları için Türkmenler'in baş parmaklarını kesmek suretiyle onları zararsız hale getirmek niyetindedir.

Görülüyor ki, Arslan Cazib, Türkmenler'in Sultan Mahmud'a başvurdukları zaman verdikleri sözlere sadık kalacaklarından emin değildir. Sultan Mahmud bu teklifi kabul etmemiş, onu merhametsizlikle ve katı kalblilikle suçlamıştır. Vali buna verdiği cevapta, dediğini yapmazsa pişman olacağını söylemiştir'. Zamanın, Gazneli tarihi bakımından, Arslan Cazib'e hak verdiğini göreceğiz.

Bu Türkmenler'e, Serahs, Ferave çöllerinde ve Baverd'de otlaklar gösterildi. Bu suretle kendilerine Gazneliler Devleti'nin hudutlarında yerler tahsis edilmiş olduğunu görüyoruz. Bundan başka kendilerine vergi (haraç) konduğunu, bu vergilerin tahsili için tahsildar (ummal) tayin edilmiş bulunduğunu biliyoruz. Bu bilgiye göre hüküm vermek icap ederse, bu Türkmenler'in Gazneli Devleti tebaalığına kabul edilmiş oldukları söylenebilir.

Öte yandan, bu Türkmenler'in, hiçbir silah taşımamaları için emir verilmesi4, toplu halde değil, dağınık halde bulunmalarının sağlanması, Arslan Cazib'in itirazlarının tesirsiz kalmadığını, devletin bu Türkmenler'e karşı itimadsızlık beslediğini göstermektedir. Önceden gösterilen bu itimadsızlığın, onların devlet düzenini bozucu hareketlerinde ne dereceye kadar etkili olduğu gözönünde bulundurulması gereken noktalardandır. Bununla beraber Türkmenler'in başlangıçta dürüst hareket ettiklerini biliyoruz.

Daha aradan iki yıl geçmeden (1028 yılı başı, / 418 yılı sonu) Türkmenler hakkında şikayetler gelmeğe başlamıştır. Nesa Baverd ve Ferave halkı, dergah'a gelmişler, «bu taraflarda dolaşan» Türkmenler'in «fesad»ından ve zulmünden (dest-dırazi) hükümdara dert yanmışlardır.

Görülüyor ki, şikayet, mahalli devlet temsilcilerinden değil, doğrudan doğruya halktan gelmektedir. Halbuki, bunların sevk ve idaresi mahalli memurların sorumluluğu altına verilmişti'. Merkezin dikkatini önce onların çekmesi gerekirdi. Bundan anlaşılıyor ki, bu şikayetler asayişi bozacak kadar önemli olmayıp, yerleşik halkla bu göçebelerin arasında geçen mahalli anlaşmazlıklardır. Fakat bir defa merkeze duyurulduktan sonra devletin, araştırma lüzumunu bile duymaksızın Türkmenler'e karşı hemen harekete geçmesi, yerleşik hakin, göçebe tebaaya tercih edildiğini göstermektedir. Zira, yerleşik halkın menfaatleri, ne kadar küçük olursa olsun, haleldar olunca, bunu bir mesele yaparak, bizzat merkezin alakadar olması başka türlü tefsir edilemez.

Bu şikayetleri —galiba incelemeksizin— dikkate alan Mahmud, Tus valisi Arslan Cazib'e bir ferman göndermiş, bu Türkmenler'i cezalandırıp, ellerini «reayasdan çekmelerini sağlamasını emretmiştir.

Bu ferman gereğince, Türkmenler üzerine yürüyen Arslan Cazib, onlarla bir kaç defa savaş yapmış, bir çok insan öldürmüş, bir çok insanı da yaralamış, fakat daha fazla bir şey yapamamıştır. Zira, bizzat kaynağın ifadesine göre, Türkmenler çoğalmış bulunuyorlardı2.
Görülüyor ki, Türkmenler'e karşı kesin netice almak mümkün olmamaktadır. Bunun başlıca sebebi, herhalde dışarıdan, yeni katılmalarla hane sayılarının 4000 rakamının çok üstüne çıkmış olmasıdır.
Bu artışın nasıl ve nereden olduğu hakkında maalesef fazla bilgimiz yoktur. Bunun daha ziyade Horasan içinde bulunan dağınık Türkmen unsurlarının katılmalariyle mi, yoksa Horasan dışından yeni gelen Türkmenler'le mi olduğunu bilmek bir çok bakımlardan çok ilgi çekici olurdu.

Arslan Cazib'in Türkmenler'e karşı kesin neti-celi bir zafer kazanamaması yüzünden, Sultan Mahmud'un sarayına yapılan «tazallüm ve şikayet»in arkası kesilmemiştir'.
Sultan Mahmud, Arslan Cazib'e mektup göndermiş, onu «paylaşmış» ve acizlikle itham etmiştir. Arslan Cazib, verdiği cevapta, Türkmenler'in çok kuvvetlenmiş olduklarını, bunların fesadına engel olunabilmesi için, hükümdarın bizzat el koymasının zaruri bulundğunu, yoksa, fesadlarının daha da artacağını (kuvvetleneceğini) ve çaresine bakmanın daha da güçleşeceğini bildirmişti. Bu mektubu okuyan hükümdar üzülmüş, «yerinde duramamış», ordusunun başında harekete geçmiştir (1028/418).

Hükümdar, Tus'da Arslan Cazib'den izahat istemiş, bu kumandan da Türkmenler'in durumunu uzun uzun anlatmıştır. Hükümdar, Arslan Cazib'e bir kaç kumandanın emri altında takviye kıtaları vermiş ve Türkmenler üzerine sevk etmiştir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: HORASAN'A DAHA ÖNCE GEÇMİŞ OLAN OĞUZLAR

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 23:30

Ordu Ribat-ı Ferave'ye yaklaşınca Türkmenler'i karşısında buldu. Zira, onlar da gelen orduya karşı çıkmışlardı. Şu halde, Türkmenler bağışlanmalarını isteyecek yerde, savaşı bu defa da kabul etmişlerdir; hatta kendilerini herhangi şekilde mazur göstermek gereğini bile duymamışlardır. Kaynağa göre, onlar «cüretkar» olmuşlardır(dilir geşte). Bundan anlaşılıyor ki, daha önce Arslan Cazib'e karşı kazandıkları zaferlerden dolayı Türkmenler'in kendilerine güvenleri artmıştır.

Savaş, Türkmenler'in yenilmeleri ile neticelenmiştir:

4000 atlı öldürülmüş, bir çoğu esir edilmiştir. Geri kalanların çoğu Balhan * dağına ve Dihistan'a doğru kaçmışlardır. Diğer bir kısmı ise Kirman'a sığınmışlardır.

Ta Azerbaycan'a sığındıkları zaman öğrendiğimize göre, liderleri şunlardı:

Boğa, Göktaş, Mansur ve Dana1. Buna göre bir hüküm vermek gerekirse, Balhan dağına iltica eden Oğuzlar'ın, Kızı1 ile Yağmur'un emri ve kumandası altında oldukları kabul edilebilir.

Bu suretle Horasan'a gelen Oğuzlar, hadiselerin zoruyla kendi aralarında bir defa daha parçalanmış bulunuyorlardı. Bu parçalanma çok önemlidir. Zira, bu andan itibaren kuzeye sığınanlar, Balhan Türkmenleri veya Oğuzları, Batıya gidenler ise Irak Türkmenleri veya Oğuzları adlarını alacaklardır.
Kaynağın ifadesine göre, bu savaşın Gazneliler Devleti bakımından ilk neticesi, onların bu vilayette (Horasan'da) çıkardıkları «fesad»ın «hafiflemesi»dir.

Bundan anlaşılıyor ki, zafer bütün şiddetine rağmen kesin neticeli bir zafer değildir ve Türkmenler'in çıkardıkları fesadın kökü kazınamamıştır. Nitekim, onlar faaliyetlerine devam etmişlerdir. Bununla beraber şurası bir gerçektir ki. Sultan Mahmud. iki yıl kadar uğraştıktan sonra, ölmeden önce, Horasan'ı Oğuzlar'dan temizlemiştir.

Mahmud böylece bir yandan kendi ülkesi olan Horasan'ı onlardan temizlerken, öte yandan Gazneliler hududu dışına çıkan Oğuzlar'ı da siyasi nüfuzunu kullanmak suretiyle temizlemeğe uğraşıyordu. Önce Kirman'a sığınan Oğuzlar, Büveykoğulları hükümdarlarından Kıvamüddevle Ebu'l-Fevaris tarafından iyi kabul edilmişse de, onun çok geçmeden ölümü üzerine (Kasım 1028/Zilkade 419), 2000 çadırlık bir Türkmen kitlesi buradan isfahan'a geçmişlerdir.

Fakat. Mahmud, bura hükümadarı Alaüddevle Ebu Cafer'e (1007- 1041) mektup göndererek, ya kendilerinin yahut başlarının kendisine gönderilmesini istemiştir. Alaüddevle, naibine şölen verilmesini ve buna Oğuzlar'ın davet edilmesini emretmiştir. Bundan sonra Oğuzlar'a elçi göndererek, ordusuna kaydetmek istediğini ve davete gelmelerini bildirmiştir. Oğuzlar'dan büyük bir grup bu davete katılmıştır.

Halbuki onların öldürülmeleri için gerekli tedbirler alınmış bulunuyordu:

Deylem'liler, bahçelere pusuya yerleştirilmişlerdi. Alaüddevle'nin bir Türk kölesi, durumu Oğuzlar'a bildirdi. Bunun üzerine Oğuzlar döndüler. Alaüddevle'nin Naibi, onlara engel olmak istedi. Oğuzlar kabul etmediler. Bu sırada Deylem'li kumandanlardan biri, Oğuzlar'dan birine hücum etti. Bir Türk okuyla onu öldürdü. Böylece çıkan gürültü üzerine Deylem'liler pusularından çıktılar. Bunlara şehir halkı da katıldılar. Yapılan savaşta Oğuzlar mağlup oldular, çadırlarını söktüler ve yola düştüler. Önlerine çıkan hiç bir köyü yağmalamadan geçmediler. Böylece Oğuzlar, Azerbaycan'a kadar geldiler ve Azerbaycan hükümdarı Vehsûdan'ın hizmetine girdiler.

Bu suretle Sultan Mahmud'un arzusu kısmen yerine gelmiş oldu.
Görülüyor ki, Oğuzlar bir kaç yıl içinde bir kaç devlet değiştirmişlerdir: Önce, Kirman Büveyh'lileri Devleti'ne, sonra, isfahan'da hakim Kakeveyhoğulları Devleti'ne, en sonra da Azerbaycan Devleti'ne sığınmışlardı. Bununla beraber, unutmamak lazımdır ki, Oğuzlar bu bölgelere ilk defa gelmemektedirler (Mesela Çağrı'nın batı seferi, bk. yukarı). Bu itibarla bu geliş orijinal değildir. Orijinal olan taraf, geliş tarzlarıdır: Oğuzlar bu defa buralara baskı altında gelmişlerdir.

Sultan Mahmud, öldüğü zaman (30 Nisan 1030/20 Cemaziyelevvel 421) Gazneliler Devleti'yle Oğuzlar arasındaki münasebetlerin umumi bilançosu işte bu idi.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Büyük Selçuklu İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir