Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Gazetecilerin Oturduğu Yere 'Bomba' Düştü!

Abdullah Öcalan'ın Terörist Faaliyetleri ve Yakalanışı'nın Perde arkası - Bölüm 138

Burada Abdullah Öcalan'ın Terörist Faaliyetleri ve Yakalanışı'nın Perde arkası hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Gazetecilerin Oturduğu Yere 'Bomba' Düştü!

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Kas 2011, 15:29

GAZETECİLERİN OTURDUĞU YERE "BOMBA" DÜŞTÜ!
Abdullah Öcalan'ın Terörist Faaliyetleri ve Yakalanışı'nın Perde arkası - Bölüm 138


1992 yılı, PKK’nın en kuvvetli olduğu dönemdi. Örgüt günler önce hazırlıklarını yapmış, "kurtarılmış bölgeler" yaratmayı planlamıştı. İlk hedef Cizre'yi ele geçirmekti. Teröristler Cizre'ye sokulmuştu.

Avrupa ülkelerinden yüzlerce yabancı "gözlemci" ve gazeteci gelmişti. Onlar da "kurtarılmış bölge"yi göreceklerdi. Çoğunun rehberliğini ise Avrupa ülkelerinde bulunan ve yabancı dil bilen PKK’lıların cephe örgütünün elemanları yapıyordu. Onlara askerin katliam yaptığı, evleri bombaladığı, yaktığı haberini yayıyor, bazı gazeteciler ve gözlemcileri geç saatlerde ara sokaklarda bilinmeyen yerlere götürüyorlardı.

O gece gökyüzü izli mermilerle adeta havai fişek gösterisine dönmüştü. Her yandan kurşunlar sıkılıyor, güvenlik güçleri ise karanlık basınca ortalıkta görünmüyordu. Kadoğlu Oteli'nin 100 metre ilerisindeki kamu binası devamlı silahlı tacize uğruyordu.

O akşam gazetecilere soğuk bir şaka yapıldı. Gazeteciler, sokağa çıkma yasağı olduğu için dışarı çıkamıyor, patlayan silahlar gerginliği daha da artırıyordu. Bir gazetenin muhabiri, salondaki üst pencereden el bombasına benzer bir maddeyi salonun ortasına atınca büyük bir panik yaşandı. "Bomba... bomba" diye bağırılıyor, gazetecilerden bazıları tam siper yatarken, bazıları birbirlerini ezerek kaçıyorlardı.

Gazetecilerden birisi sözde şaka yapmıştı. Ama arkadaşlarının çok büyük tepkisiyle karşılaşınca, bir meslektaşının da tokadını yiyince ortalıktan kayboldu. O gece, aslında kimsenin uyuyacak hali kalmamıştı. Yatakları yere serip güvenli bir biçimde yatmaya çalıştılar.

Silah seslerinden, korkudan kimsenin uyuyacak hali yoktu. Hedef olmamak için yatakları bile karyoladan indirip yere sermişlerdi. Gazetelerin merkezlerinde de gergin bekleyiş yaşanıyordu. Bir meslektaşımız genel yayın yönetmenine telefonla silah seslerini dinletiyordu. Sanki Cizre Türkiye'nin ayrı bir yeri gibiydi. Sanki Cizre'de savaş vardı... Evet gerçekten savaş vardı...

NEVRUZ SABAHI KURŞUNLAR VIZIR VIZIR GEÇİYORDU

21 Mart sabahı Cizre sokakları, kamyonların yakıt tanklarıyla kapatılmış, yakılan lastikler yüzünden göz gözü görmüyordu. Ara sokaklarda küme küme gruplar ana caddeye ilerliyordu. Ellerinde PKK bayrakları ve Apo'yu öven pankartlar taşıyan grubun ön safında çocuklar, arkasında kadınlar, en arkada da erkekler bulunuyordu.

Önüne kepçe takılan tank ve panzerlerle bariyerler kaldırılmaya çalışılsa da teröristler bunları yeniden barikata dönüştürüyordu. Artık dayanılacak gibi değildi. Güvenlik güçlerine sürekli saldırılıyordu.

Artık müdahale zamanı geçiyordu. Güvenlik güçlerinin müdahalesiyle karşılıklı olaylar başladı. Kadın ve çocuklar arasında bulunan ve tanınmamak için yüzlerini kapatan göstericilerden bazıları şalvarlarından silah çıkardı. Cizre'de sokak çatışmaları başlamıştı. PKK, Cizre'yi "kurtarılmış ilçe" yapabilmek için harekete geçmişti.

Gazeteciler, güvenlik güçleri tarafından, güvenli bölgeye götürüldü. Nereden atıldığı belli olmayan kurşunlar gazetecilerin yanından yöresinden geçiyordu. Asker ve polisin ortak operasyonu sonucu halk dağıtıldı. Sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Yaralılar hastanelere taşınıyordu.

Grubun içinde bulunan PKK’lılar kadın ve çocukları kendilerine siper yapıyor, güvenlik güçlerinin ateş açmalarını engellemiş oluyorlardı. Güvenlik güçlerine belden yukarı ateş edilmemesi talimatı verilmişti. O yüzden yaralıların çoğu bacaklarından vurulmuştu.

ORADA BİR GAZETECİ ÖLDÜRÜLÜYORDU

Sokağa çıkma yasağı nedeniyle, polis panzerlerinin megafonlarıyla halk sakin olmaya davet ediliyor, sokağa çıkma yasağına uyulması isteniyordu. Gazetecilerin kaldığı otelin yakınındaki bir eve top mermisi düştüğü, evdekilerin öldüğü haberi geldi. Gazetecilere "bomba şakası" yapan gazeteci, meslektaşlarını olay yerine götürmek için öncülük yapıyordu.

PKK’nın kuvvetli olduğu dönemde, bazı meslektaşlarımız yüzlerini iyice göstermiş, adeta PKK’nın "basın sözcülüğü" görevini üstlenmişti. Otelin bir köşesinde onları PKK'lı olarak bilinen kişilerle konuşurken görüyorduk. Onlardan aldığı, onların söylediği bilgileri diğer gazetecilere taşıyorlardı. Garip bir ortam vardı.

Gazetecilerin bir kısmı "Sokağa çıkma yasağı var, gideceğimiz yer tehlikeli." diye otelden çıkmadılar. Gidenler ise ara sokaklarda ilerlediler. Bir süre sonra gidenlerin bazıları, sağdan soldan ateş açıldığı için otele döndü. Yoğun ateşle karşılaşan diğer gazeteciler bir eve sığındılar. Otele telefon eden bir gazeteci, yardım istedi. Kaymakamdan panzer gönderilmesi için yardım istendi. Ancak panzerin gelmesini beklemeden gazeteciler, bir sopanın ucuna beyaz bez bağlayıp dışarı çıktılar.

Üzerlerine doğru yine yoğun bir ateş başladı. İşte o sırada herkes kendini yere atıyordu. Yere yatmakta geç kalan foto muhabiri arkadaşımız İzzet Kezer kafasına isabet eden kurşunla orada can verdi. Değerli meslektaşım İzzet'in cansız bedeni yerde yatıyordu. İnanılmaz bir panik yaşanıyordu.

EVLERE TÜRK BAYRAĞI ÇEKİLMİŞTİ

Üçüncü gün, Cizreliler yine tank sesleriyle uyandı. Her taraf asker dolmuştu. Evlerde geniş çaplı bir arama başlayacaktı.

Bir gün önce kardeşine silah sıkan, kurtarılmış ilçe yaratmak isteyenlere destek olan, ellerinde PKK bayraklarıyla, Apo posterleriyle yürüyen Cizreliler'in bir kısmı, bu kez evlerine Türk bayrağı asmışlardı.

Aradan onca yıl geçti. O yıl yapılan "sözde nevruz kutlaması" asıl amacı "kurtarılmış ilçe yaratma" çabası yalnız yörede değil, tüm ülkede büyük yankı bulmuştu. Ancak, amaçlarına ulaşamamışlardı. Cizre'de yapamadıklarını, başka bir zaman Şırnak'ta gerçekleştirmeyi daha o günden itibaren planlamaya başladılar.

İşte, vatanı bölmek isteyenlerle başlayan müthiş bir mücadelenin binlerce şehidi, gazisi var... Onlar Şırnak'ta, Cizre'de, Hakkari'de gazi oldu. Kollarını, bacaklarını gözlerini orada PKK tuzakları sonucu kaybettiler. Onların önemli bir bölümü tekerlekli sandalyelerde yaşamaya mahkum edildi.

Kaynakça
Kitap: Kırmızı Klasör
Yazar: Saygı Öztürk
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Abdullah Öcalan'ın Terörist Faaliyetleri ve Yakalanışı'nın Perde arkası

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir