Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Kaçakçılıktan 'Askeri Sorumluluğa'

Abdullah Öcalan'ın Terörist Faaliyetleri ve Yakalanışı'nın Perde arkası - Bölüm 137

Burada Abdullah Öcalan'ın Terörist Faaliyetleri ve Yakalanışı'nın Perde arkası hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Kaçakçılıktan 'Askeri Sorumluluğa'

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Kas 2011, 15:28

KAÇAKÇILIKTAN "ASKERİ SORUMLULUĞA"
Abdullah Öcalan'ın Terörist Faaliyetleri ve Yakalanışı'nın Perde arkası - Bölüm 137


Abdullah Öcalan ise 21 Şubat 1999 tarihinde İstihbarat Sorgu Subaylarına verdiği ifadede, örgütün önde gelenlerini tek tek değerlendiriyor.

Bugün örgütte önemli bir güç haline gelen Murat Karayılanı, Abdullah Öcalan ise şöyle anlatıyor:

"Suruç-Gedikli köyündendir. Eski kaçakçıdır. Becerikliliği huduttaki mayınları sökmedir. Çok cesurdur. Başlangıçta grupların sınırdan geçirilmesinde görevliydi. Halkla ilişkileri iyidir. Son dönemde değerlendirmeleri güçlendi. Olgundur. Köylü özellikleri hakimdir. Botan bölgesindeki operasyonlarda 1998'deki savaş tarzı çok sayıda kadronun yitirilmesine neden oldu. Derin bir askeri anlayışı yoktur. Saygınlığı var. Kayıplardan ders çıkarır. Dürüsttür. Yakalanmadan yıkılmazsa, patlama yapabilir."

Abdulllah Öcalan, "Murat Karayılan yakalanmazsa patlama yapabilir." diyor. Karayılan, patlama yaptı ki bugün örgütün askeri kanadının sorumluluğuna getirildi. Örgütün siyasi kanadından sorumlu olan Zübeyir Aydar "Van'daki olayla bizim ilgimiz yok." demesi bile örgütte kimsenin kimseden haberinin olmadığını ortaya koymaya yetiyor. Ya da taktik gereği böyle konuşuyor.

PKK'NIN PATLAYICILARI VE ADANA'DA 10 KİLO C-4

Van Valisi Hikmet Tan'a yönelik eylemin başarısız olması, patlamada sivillerin ölmesiyle sonuçlanan eylemi PKK’nın üstlenmemesini yetkililer son derece normal karşılıyor. Ancak güvenlik birimleri, eylemin PKK tarafından gerçekleştirildiği yolunda kesin bilgilere sahip.

"Terör örgütü" damgasından kurtulmak ve kendilerini siyasi çalışma yapan bir örgüt olarak gösterme gayretinde olan PKK, başarısız suikasti üstlenmeyerek hem başarısızlığı kabul etmedi, hem de 5 yurttaşımızın ölümüne yol açan eylemle sivillere dönük bir eylemlerinin olmadığına özellikle Batı ülkelerini inandırmaya çalıştı. Artık bunları kimse yemiyor. Zübeyir Aydarin bu ince taktikleri boşuna...

Evet boşuna, çünkü eylemde kullanılan C-4 patlayıcısının nereden geldiğini, Van'a nasıl gittiğinin tüm ayrıntılarını bilmesi gereken makamlar biliyor. Eylemden sonra toplanan parçalar, Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Polis Laboratuvarı'nda incelendi. Ve görüldü ki patlayıcıların terkibi, daha önce PKK’nın kullandığı C-4Terin terkibiyle aynı.

Adana'da 15 gün önce yakalanan C-4 patlayıcıları konusu basından gizlendi. Gerek Nato toplantısı, gerekse turistlerin ürkmemesi için böyle bir yola başvuruldu. Adana'da yakalanan C-4'lerin yanı sıra patlayıcı yapımında kullanılan kimyasallarda bulundu.

Adana'da yakalanan patlayıcılar kamuoyundan gizlendi ama Van'da eylem gerçekleştirildi. Ancak bu eylemi PKK’nın üstlenmemesinin nedenleri var. Hem halkın tepkisinden kaçma, hem Batı ülkelerine mesaj vermek için eylemi üstlenmeyen PKK'lılar kaymakamın lojmanı önünde bekleyen polise saldırmayı ise normal sayıyor.

Türkiye'ye hayli C-4 patlayıcıları sokuldu. Güvenlik birimleri son bir yılda tam 88 kilo C-4 patlayıcısı ele geçirdi. Bu kadar patlayıcıyla neler yapılmaz ki? Ülkemize bu kadar patlayıcı sokulmasının mutlaka bir amacı olmalı. Birkaç eylem için değil, çok sayıda eylem için bunlar sokuluyor. PKK’nın yeni hedefi kırsal kesimden çok kentler olacak. Örgüt, 1999'dan bu yana kent eylemlerinin alt yapısını hazırlıyor, bazı kitle örgütlerini ele geçirmenin çabasını sürdürüyordu.

Bakıyorsunuz bir bahane bulup Abdullah Öcalan lehine gösteriler yapılıyor. Apo posterli, PKK bayraklı gösterilere artık ses çıkartılmıyor. Nereden nereye gelindi. Eskiden dağlardaki görüntüler, şimdi kent merkezlerinde sergileniyor...

BAZI OLAYLAR GİZLENİYOR

Türkiye turizm yönünden iyi bir sezon geçiriyor. Bunu baltalamak isteyenler az değil. Türkiye'de orman yangınları çıkartan, Antalya'da, Bodrum'da patlamalar gerçekleştiren örgütler emrinde oldukları ülkelere Türk turizmine darbe indirerek yardım aldıkları ülkelere karşılığını vermiş oluyorlardı.
Yunanistan'da PKK'lılar büyük destek buluyor, PKK'lılar Suriye'den Yunanistan'a özel eğitim almak için getiriliyordu. Lamia Kampı'nda bomba eğitimi alan PKK’lıların, orman yakmak için eğitim aldıkları da ifadelere yansıdı. Türkiye'de orman bırakmayan, turizm yörelerinde sürekli yangın çıkaranlar, eylem emrini Yunanistan aldıklarını da itiraf ediyorlardı.

Türkiye'de ormanları yaktırırsanız, sizin ülkenizde de birileri patlamalar gerçekleştirir, ormanlarınızı yakar. Türkiye'nin komşuya bu sert karşılığından sonra orman yangınları ve patlamalar durmuştu.

PKK, sözde "ateşkes" kararını bozduğunu açıklıyor. Bunu eylemleriyle de gösteriyor. Ancak Batı ülkelerine gerçekleştirdikleri eylemleri "savunma" amaçlı olarak duyurma çabası içindeler. Yani güvenlik görevlileri bunlara dönük operasyon yaparken onlar da kendilerini savunurken ölüm olaylarının meydana geldiğini, oysa öldürme gibi bir amaçları olmadığım yayıyorlar.

Türk güvenlik güçleri, turizme darbe indirmek isteyenler olduğunu, bunların kimlerden talimat aldığını, silahı, bombayı nereden sağladığını biliyor. İşte turizm bölgelerinde çok özel önlemler alındı. İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, "turizm güvenliği" konusunda valiliklere genelge gönderdi. Gönderilen genelge çerçevesinde alman önlemlerin yanı sıra her il ayrıca özel önlemler uyguluyor. Ancak bu önlemlerin "olağanüstü önlem" görüntüsü verilmemesine büyük özen gösteriliyor. Bazı olaylar önceden önleniyor. Bunlar kamuoyuna ülke çıkarları dikkate alındığı için açıklanmıyor.

PKK, yurtdışında güçlü olduğu dönemde Türkiye'ye turist gitmemesi için Batı ülkelerinde kampanyalar yürütüyordu. Leyla Zana ve arkadaşları da PKK’nın bu kararını destekliyor, gelen her turistin bıraktığı paranın silaha, bombaya dönüştüğünü belirtiyordu.

Aynı Leyla Zana, Türkiye'yi kurtarmaya soyunmuş. Başbakan Vekili Abdullah Gül'ün cezaevinden çıktıkları zaman kabul ettiği Leyla Zana'ya Dışişleri Bakanı özel bir misyon mu yükledi acaba? Kapalı kapılar arkasındaki görüşmelerde neler konuşulduğunu ne Gül, ne de Zana açıklıyor.

ÇANAKKALE DESTANINDAN, GÜNEYDOĞU GAZİLERİNE

Nevruz Bayramını dört gözle beklerlerdi. Amaçları bayram kutlamak değil, bayram gününü istismar etmek, halkı güvenlik güçlerine karşı kışkırtmaktı. O gün PKK’nın talimatıyla kepenkler indirilir, onlar istediği zaman kontakları kapattırırlardı. Köylerden, mezralardan insanları ilçelere doğru yürüyüşe çıkarırlardı.

Nevruz Bayramı gelmeden günler önce Avrupa ülkelerinden "dost bildiğimiz" diyarlardan yabancılar gelir, kentin lüks otelleri Demir ve Turist otellerine yerleşir, bir kısmı "bayram sabahı" Cizre'ye, Şırnak'a, Nusaybin'e, İdil'e, Lice'ye, Kulp'a giderdi. Sözde, halkın Nevruz Bayramı'nı nasıl kutladığını izlerlerdi. Güvenlik güçlerini en çok onlar kışkırtır, yasadışı gösterilere müdahale edilmek istendiğinde onlar öne atılırdı. Onlara kimse dokunamazdı. Yoksa dünyayı ayağa kaldırırlardı. Türkiye'ye, vatandaşı güvenlik güçleri tarafından itildiği için nota bile verilirdi.

Kaynakça
Kitap: Kırmızı Klasör
Yazar: Saygı Öztürk
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Abdullah Öcalan'ın Terörist Faaliyetleri ve Yakalanışı'nın Perde arkası

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir