Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Tarihi Duruşma Günü, Yine 'Kırmızı Alarm' Verildi

Abdullah Öcalan'ın Terörist Faaliyetleri ve Yakalanışı'nın Perde arkası - Bölüm 36

Burada Abdullah Öcalan'ın Terörist Faaliyetleri ve Yakalanışı'nın Perde arkası hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Tarihi Duruşma Günü, Yine 'Kırmızı Alarm' Verildi

Mesajgönderen TurkmenCopur » 10 Kas 2011, 18:38

TARİHİ DURUŞMA GÜNÜ, YİNE "KIRMIZI ALARM" VERİLDİ
Abdullah Öcalan'ın Terörist Faaliyetleri ve Yakalanışı'nın Perde arkası - Bölüm 36


Türkiye nefeslerini tutup, İmralı'dan gelecek haberi bekliyor.. Türkiye ve dünyanın gözünün çevrili olduğu Mudanya'dan PKK’nın elebaşı Abdullah Öcalan için mahkeme heyetinin "idam kararı" vermesi bekleniyor. Heyet, Abdullah Öcalan’ın "son sözünü dinledikten sonra tarihî kararını açıklayacak ve bu TRT aracılığıyla Türkiye ve dünyaya duyurulacak.

Bugünkü duruşmaya olan ilgi son derece büyük Türkiye'nin dört bir yanından Mudanya'ya şehit aileleri ulaştı ve mahkemenin sonucunu onlar da Mudanya'da öğrenecekler. Mahkemenin idam kararı vermesi halinde bunu "birinci şehitler günü" olarak kutlayacak olan şehit aileleri, pişmanlık yasasının çıkartılmaması için de tepkilerini ortaya koyacaklar.

30 bin kişinin ölümünden sorumlu tutulan PKK’nın elebaşı Abdullah Öcalan ile ilgili karar, 9'ncu duruşmada büyük bir aksilik olmazsa, verilecek. Tüm Türkiye nefeslerini tutup, tarihî kararı heyecanla beklerken, mahkeme heyeti de dün 78 klasörden oluşan dosyalar üzerinde son çalışmalarım yaptı. Genel eğilimin "idam"dan yana olduğu öğrenildi.

Saat: 07.40'dan Mudanya iskelesinden tarihî duruşmayı izleyecek olan 12 Türk gazeteci ve 8 de yabancı gazeteci var. 35 şehit yakını ve gazi, Abdullah Öcalan’ın kardeşleri ve akrabalarından oluşan 12 kişi, şehit yakınları ve Apo'nun avukatlarından oluşan 24 kişi tarihî duruşmaya tanıklık edecek.
İmralı Adası'nda sıkı güvenlik önlemleri bugün daha da artırılmış olarak uygulanacak. Mahkeme salonunda da herhangi bir taşkınlığa meydan vermemek için jandarma sayısı artırıldı. Ayrıca içişleri Bakanı Saadettin Tantan, önceki gün il emniyet müdürlüklerine gönderdiği "yıldırım" teleksinde Apo'nun yakalandığı dönem çıkartılan "kırmızı alarm" genelgesinin eksiksiz uygulanmasını hatırlattı. Öcalan'a idam kararı verilmesi halinde gösteriler olabileceğini dikkate alan güvenlik birimleri cadde cadde, sokak sokak eyleme karşı koyma planlan hazırladı. Gar, terminal, sinema salonları gibi kalabalık yerlerde güvenlik önlemleri de en üst düzeyde uygulanacak. Karakol, lojmanlar, askeri birlikler devlet büyükleri ile ilgili önlemler de arttırıldı.
Mahkeme 9'ncu duruşmasını Saat 10.00'da başlatacak. Mahkeme Başkanı Turgut Okyay, Üyeler Hüseyin Eken ve Mehmet Maraş'ın yanı sıra iddia makamında DGM Cumhuriyet Başsavcısı Cevdet Volkan Savcı Talat Şalk yer alacak. Tarihî duruşmaya mübaşir olarak da Cavit Yuva tanıklık edecek. Abdullah Öcalan, mahkeme heyetinin yerini almasından sonra özel kapıdan içeriye alınacak.

Mahkeme başkanlığı mahkemenin gidişatı konusunda vereceği bilginin arkasında, sükunetin sağlanması yolundaki talebini belirttikten sonra duruşmaya geçilecek. Abdullah Öcalan'a son sözleri sorulacak ve Öcalan’ın daha önce olduğu gibi kendisine yaşama şansı verilmesi halinde belli koşulların yerine getirilmesi halinde dağdaki silahlı PKK'lıların büyük bir bölümünü indireceğini yineleyeceği öğrenildi. Öcalan’ın son savunması için günlerdir çalıştığı ve mahkeme heyetini etkilemek için son gayretlerini gösterdiği bildirildi. Öcalan’ın hakkında verilecek kararı da sükunetle karşılamayı ve son ana kadar TCK'nı 59'ncu maddesinden yararlanmak için çaba göstereceği ve sonuna kadar bu taktiğini sürdüreceği belirtildi.
İmralı Adası'ndaki son duruşma TRT tarafından naklen verilmek istendi. Ancak Mahkeme heyetinin bunu kabul etmediği bildirildi. Heyetin kararını açıklamadan önce TRT'nin çekimine izin verilecek. Ve bu İmralı'da bulunan TRT vericilerinden Türkiye ve dünyaya duyurulacak.

Şehit ailelerinin toplandığı Mudanya'da ise PKK’nın muhtemel bir eylemine karşı önlemler artırıldı. "Canlı bombaların" gazeteci ya da güvenlik görevlisi kimliğinde sızabileceği olasılığına karşı da kart uygulaması konusundaki araştırmaların daha da yaygınlaştırılması planlandı.

BAŞKAN OKYAY, "İDAM" DEYİNCE, ORTALIK KARIŞTI

Ve, İmralı'daki gerilimli filmi dün, filmin baş aktörü, örgüt lideri Abdullah Öcalan’ın idam cezasına çarptırılması ile noktalandı. Ama, bu film İmralı'da bitse de daha üzerinde çok konuşulacak, çok tartışılacak ve önünde bu filmin devamını gerektiren "arkası yarınlar" gelecek.

Mudanya'dan Akşemsettin deniz otobüsü 9üncu seferinde de Mudanya'dan kalktığında içindeki yolcuların boyunlarına bayrak asmış, ellerinde şehit fotoğrafları vardı. Yine, iskele çevresinde birikenleri selamladılar. Ve İmralı yoluna doğru yol aldılar. Bugün, onlar da tarihe tanıklık yapan 142 seçkin isim arasında bulunuyorlardı Her zamanki gibi çok sıkı güvenlik önlemleri altında İmralı yolculuğu devam ederken, bu kez deniz otobüsüne bir değil iki sahil güvenlik botu, bir helikopter sürekli eşlik etti. İmralı Adasının yamaçlarında bir tarafında ayyıldız, bir tarafında "her şey vatan için" yazısı göze çarpıyordu. Duruşma salonuna ağır ağır ilerliyor, filmin finalini merak ediyorduk.

Saat 09.40 avukatlar salona girdi. Saat 09.48 mahkeme heyeti yerini aldı. 2 dakika sonra Abdullah Öcalan’ın avukatları, bunlardan 1 dakika sonra da Öcalan özel bölmesine alındı. Saat 09.52'de mahkeme başkanı Turgut Okyay, Abdullah Öcalan'a "son söz" hakkı verdi. Öcalan, davanın başında olduğu gibi son sözünde de, barıştan, kardeşlikten söz etti. Bu, tam 1 dakika 31 saniye sürdü. Bir gazetecinin kronometresi çalışıyor, o da saniye saniye her şeyi kaydediyordu. Ve Öcalan’ın sözleri duruşma tutanağının 78'inci sayfasında aynen şöyle yer aldı:

"Vatana ihanet suçlamasını kabul etmiyorum. Daha önceki savunmalarımda da belirttiğim gibi, vatanın birliği özgür vatan için mücadele ettiğimi inanıyorum. Bundan sonra demokratik cumhuriyet ekseni etrafında onurlu bir barış ve kardeşlik için çalışacağıma inanıyorum. İnsanlığın geleceğinin savaşta değil, barışta olduğuna inanıyorum. Herkesi selamlıyorum."

Abdullah Öcalan, daha önceki duruşmalardaki rahatlığının aksine bu kez son derece heyecanlıydı. Elini nerede tutacağını bilemiyor, şaşkınlığı, heyecanı her halinden belli oluyordu. Öcalan, son sözlerini söyledikten sonra, mahkeme başkanı Turgut Okyay, 09.55'te ara verdi. Bu ara tam 29 dakika sürdü. Saat 10.24'te şehit yakınları, gaziler ve şehit avukatları salona alındı. 2 dakika sonra da Öcalan’ın 12 avukatı yerlerini aldı. Mahkeme Başkanı Turgut Okyay, tarihî kararım açıklayacaktı. Başkan Okyay, "Karar açıklandıktan sonra gözünüzü seveyim, sessiz bir şekilde salondan ayrılın." ricasında bulundu.

Ve Mahkeme Başkanı 10.32'de tarihî kararını okudu:

"TCK'nın 125'inci maddesine göre ölüm cezasına cezalandırılmasına..." Öcalan’ın bu sırada elleri önüne bağlı kararı dinlerken, arkasından umudunu bağladığı 59üncu maddenin de kendisi için uygulanmayacağını duydu. Bu madde ki, Öcalan'ı idamdan kurtarıp, ömür boyu hapis cezasına çarptıracaktı. Öcalan’ın da istediği başından beri idam değil, müebbete çarptırılmasını ya da daha az bir cezayla kurtulmaktı.

KARARI DUYUNCA APO SARSILDI, AYAKTA DURAMAZ HALE GELDİ

Mahkeme başkanı kararını okurken, Abdullah Öcalan sarsıldı, yerinden oynadı, öndeki ellerini bu kez arkasına koydu. Dünyası yıkılmış, ayakta zor duracak hale gelmişti. Öcalan, kararı dinledikten sonra, çıktığı kapının yolunu bile şaşırdı. Cam fanustan sanki, dışarıya çıkmak istiyordu. Avukatlarına sert sert baktı. Başını onlara hafifçe salladı ve görüşmek istediği işaretini yaptı. İşte, mahkeme başkanının kararını açıklaması tam 2 dakika 10 saniye sürdü. Ve Öcalan'la ilgili, "idam fermanı" mahkeme tutanağının 78'inci sayfasında yer alıyor.

Mahkeme Başkanı tarihî kararı açıklarken, üye Hüseyin Eken, önündeki dosyalarla ilgileniyor, mahkemenin yeni üyesi Mehmet Maraş, gözünü deneyimli Başkan Turgut Okyay'a dikmiş, bir Başkanın idam kararını nasıl açıkladığından ders almaya çalışıyor, Başsavcı Cevdet Volkan iddianamesinde öngördüğü cezanın mahkeme tarafından benimsenmesinin gururu ile çenesini eline dayamış, kararı sessizce dinlerken, Savcı Talat Şalk da dinleyicileri süzüyordu. Mahkeme mübaşiri Cavit Yuva, parmağını ağzına götürüp, dinleyicilere, "sus" işareti yapıyor, katip Hüseyin Karakuş ve arkadaşları bilgisayarda tutanaklara noktayı koymak için son hazırlıklarını yürütüyorlardı.

Aynı sayfada Öcalan için "ölüm cezası" belirtilirken, belki de Öcalan'ı sevindiren bir bölüm daha vardı. Bu, Öcalan’ın uçakta üzerinden çıkan eşyalardı. Bunlara, bugüne kadar el konulmuştu. Mahkeme dün, Öcalan'a şahsi eşyalarının iadesini kararlaştırdı. Öcalan’ın Zenith marka saat, Safilo gözlük ve kılıfı, bir adet Ray Ban marka güneş gözlüğü, Öcalan’ın İtalya'da taktığı kravat ve deri kemeri kendisine iade edilecekti. Öcalan’ın üzerinde 19 bin 750 dolarda çıkmıştı. Bunlar Öcalan'a değil, yargılama gideri olarak mahkemeye verilecekti.

Abdullah Öcalan, perişan bir vaziyette çıkarken, salonda şehit yakınları, gaziler, şehit avukatlarının bir kısmı, İstiklal Marşı'nı okumaya başladılar. Bu arada, bazı avukat ve şehit yakınları kalem kırıp, bunları Apo'nun bulunduğu cam kafese, bir kısmını da Öcalan’ın avukatlarının üzerine fırlattılar. Bu, salonda hoş olmayan bir manzaraydı. İstiklal Marşı okunurken, Öcalan’ın 12 avukatı salonu terketti. Mahkeme salonunda İstiklal Marşı okunması adet olmadığından, Mahkeme Başkanı ve üyeler, katipler yerlerinden kalkmadı.

Mahkeme Başkanı Turgut Okyay'ın yanma gittim. Kendisine kalem kırıp, kırmadığını sordum. "Kalem kırmaya gerek yok." dedi. Az sonra, diğer meslektaşlarımız da kürsünün önünü doldurmuş, Başkan'a peş peşe sorular yönetmeye başlamıştık. Başkan, gerekçeli kararın yazılması, 3500 müdahilin isimlerinin yazılmasının hayli zaman alacağını ve bu nedenle, yaklaşık bir hafta daha İmralı'da kalacaklarını söyledi. Oysa, Başkan bunu tamamen güvenlik nedenleriyle söylemişti. Başkan, İmralı'da bir hafta kalmayacak, 2 gün içerisinde Ankara'da olacak.

Başkana, karar verirken, heyecanlanıp heyecanlanmadığı sorusu yöneltildi. Başkan, "Stresi çok bir davaydı. Ben, yüzlerce davaya girdim. Ama, dünyanın gözü bu davanın üzerinde. O yüzden, gerilimli oldu." dedi. Başkan'a yine "kalem kırma" sorusu yöneltildi. Başkan, "İstersen kırarsın, istemezsen kırmazsın, ölüm cezası vermek öyle kolay değil. Biz, mevcut yasaları uyguluyoruz." diyor, mahkeme kararının değerlendirilmesi istendiğinde, "Dava bitmiş değil, daha bunun temyiz aşaması var. Görevimiz yasalardaki cezayı uygulamak oldu." karşılığını veriyordu. Okyay, 21 yıllık mahkeme başkanı olduğunu belirtiyor. Daha önce de hatırlayamadığı kadar ölüm cezası verdiğini söylüyor.

Peki, Okyay'ın ölüm cezasına bakışı nedir:

"Ben, ölüm cezasına karşıyım."

Duruşmayı izleyen yabancıların üzerinde en çok durdukları "mahkemede niçin tanık dinlenmediği" üzerinde birleşti.

Başkan'a bu eleştiri hatırlatılınca Okyay şunları söyledi:

"Abdullah Öcalan’ın suçu sabit, kendisi de kabul ediyor. Şahit dinlemedik, güneşin doğuşu, batışı için şahit olur mu? Güneş her gün doğuyor, batıyor. Ancak, güneş doğmayan ülkelerde şahit lazım olur. Bilmem anlatabildim mi?"

Mahkeme Başkanının kalemleri gazeteciler tarafından hatıra olarak alındı. Her şey bitti, salondan ayrılırken, Kayseri Barosu avukatlarından Mükremin Türkmen, salonda ayrılmakta olan Başkan'ın yanına koşar adım yaklaştı. Salonda birkaç jandarma, ben, avukat ve mahkeme heyeti kalmıştı. Mükremin Türkmen, Başkan'a, "Başkanım, idam cezasını verince kalem kırmadınız; ama, bu cezanız tescil olsun diye, hiç değil bu kalemi kırın." deyip, elindeki kurşun kalemi başkana uzattı. Başkan Okyay, "peki" deyip, kalemi kırdı. Ve ikiye ayırdığı kalemin parçalarını da avukat Mükremin Türkmen'e armağan etti.

Salonun dışında herkes birbirini tebrik ediyor, şehit yakınları birbirlerine sarılıp, "cezasını buldu" diyorlardı. Ellerinde bu kez kement yapılmış ipler vardı. Bunlar, Öcalan için bundan sonraki mercilerin de idam vermesi için çaba göstermeye kararlılar.

Ve İmralı'dan ayrılma vakti geldi. Salona son bir kez baktım. O muhteşem salon kim bilir bundan sonra neyin tanıklığını yapacak, ne olarak kullanılacaktı. "Hey gidi İmralı" deyip, oradan ayrılırken, geride tarihe tanıklığımız kalıyordu. Ve Mudanya yolunda şehit annelerinin, şehit eşlerinin coşkusuna Akşemsettin deniz otobüsünün kaptanı da figürler yaparak katılıyordu.

İmralı artık gazetecilerden, şehit yakınlarından, onların avukatlarından uzak, derin bir sessizliğe bürünüyordu...

Kaynakça
Kitap: Kırmızı Klasör
Yazar: Saygı Öztürk
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Abdullah Öcalan'ın Terörist Faaliyetleri ve Yakalanışı'nın Perde arkası

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir

cron