Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Apo Davası, Unutulmayanlarla Dolu

Abdullah Öcalan'ın Terörist Faaliyetleri ve Yakalanışı'nın Perde arkası - Bölüm 35

Burada Abdullah Öcalan'ın Terörist Faaliyetleri ve Yakalanışı'nın Perde arkası hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Apo Davası, Unutulmayanlarla Dolu

Mesajgönderen TurkmenCopur » 10 Kas 2011, 18:37

APO DAVASI, UNUTULMAYANLARLA DOLU
Abdullah Öcalan'ın Terörist Faaliyetleri ve Yakalanışı'nın Perde arkası - Bölüm 35


PKK’nın ele başı Abdullah Öcalan’ın duruşmalarını izlemek bir gazeteci için gerçekten büyük bir ayrıcalık, büyük bir şans. Abdullah Öcalan ile ilgili ne karar verilirse verilsin ilerde bunun tartışmaları yıllarca sürecek. Öcalan’ın duruşmada sırasında gözlerini yumması, başını kaldırması, sağa-sola sallaması, mimik hareketleri, bakışlarının bile özel anlamı olduğu, avukatlara ve bunlar televizyonda yayınlanırsa yandaşlarına bile birer mesaj diye değerlendiriliyor.

Abdullah Öcalan davasında bazı konuların aydınlanmadığı yolunda genel bir kanı var. Ülkelerle ilişkileri, örgüte yardım eden ülkelerin bunu neyin karşılığı yaptıkları, örgütün yurt içi ve yurtdışı gelir kaynakları, kasası, arşivi ve kısacası çoğu şeyi Öcalan elde olmasına rağmen öğrenilemedi. Öcalan, son ana kadar bunları pazar-lık konusu yapmayı planlıyor biçiminde değerlendirmeler yapılıyor.
Bugün önemli bir gün. Öcalan hakkında mahkeme heyeti kılı kırk yararak kararını verecek.

Bu tarihî karar öncesinde bilinmeyenler ya da unutulmayanlardan küçük bir demet:

APO'DAN ONAY:
Duruşmada esas hakkındaki mütalaada en etkili konuşmayı avukat Cahit Torun ile Kastamonu Barosu Başkanı Mehdi Keskin yaptı. Avukat Torun, Apo'ya babacan bir tavırla, "Gel evladım, gerçekleri konuş ve ülkene bir defa da olsun hayırlı bir iş yap." dedi. Apo, kendisine "Evladım" denilmesinden hoşlandı ve bu sözlerden sonra bazı açıklamalarda bulundu. Avukat Mehdi Keskin de "Şehitler ölmez, vatan bölünmez" deyince Apo bu sözleri başıyla onayladı.

KOD ADINI BİLİYOR: Abdullah Öcalan, Konya Barosu avukatlarından Cengiz Erkoyuncu'nun sorusu üzerine herkesin merak ettiği örgütün parası konusunda bilgi verdi. Apo, PKK’nın yıllık gelirinin 250 bin dolar olduğunu söyledi. Bu paranın büyük bir bölümünün Avrupa ülkelerinden toplanladığını, paraların bir kısmının İsviçre bankalarında bulunduğunu söyledi. Örgütün Avrupa'daki kasası "Şahin" kod adlı terörist... Apo, Şahin kod adlı kişinin Suriye uyruklu olduğunu bildiğini belirtti, ancak bu kişinin gerçek adını bilmediğini söyledi. Bu Apo'nun, Şahin'i ele vermemek için ya da ilerde yapmayı planladığı pazarlıklarda koz olarak kullanmak istemesi şeklinde değerlendirildi. Elinden trilyonlar geçen "Şahin"in gerçek adını bilmemesi herkesi şaşırttı. PKK’nın banka kurmak için adım attığını, ancak bunun gerçekleştirilemediği de ilk kez Apo'nun ağzından duyuldu. Peki Apo'nun ne kadar parası var? Parasının olmadığını söylüyor. Çünkü ihtiyacı olduğu zaman istediği kadar paranın emrinde olduğunu belirtiyor.

ARŞİV YOK: PKK’nın arşivinin nerede olduğunu Apo'da doğru dürüst bilmiyor, ya da söylemek istemiyor. Arşivlerin dağınık olduğunu belirtiyor. Bunların bir kısmının Lübnan ve Suriye'de, bir kısmının Avrupa ülkelerinde, bir kısmının ise Kafkaslarda olduğunu belirtiyor. Örgütün ana arşivinin yerini Apo tam olarak söylemedi. Ancak Apo kendilerine göre bazı önemli bilgiler verirken, bunların asıllarının örgüt arşivinde bulunduğunu belirtti. Ancak bunların nerede olduğunu açıklamadı.

SİYASİLERLE İLİŞKİ: Apo, 1996 yılının Nisan ayında, Mesut Yılmaz'ın iktidara gelmesinden sonra HADEP'li Recep Doğaner aracılığıyla devletin bir ilişki açmak için haber gönderdiğini öne sürdü. Daha sonra yazar Faik Bulutun araya girdiğini, ilişkinin yazar Alev Alatlı aracılığıyla yürüyeceğinin anlatıldığını belirtti. Apo, Alatlı'nın telefonunun PKK Avrupa yönetimine verildiğini söyledi. Erbakan-Çiller hükümeti döneminde Refah Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan'ın kendisine mektup yazdığını açıklayan Apo, bu partinin Mazlum-Der aracılığıyla kendileriyle ilişkiye geçmeye çalıştığını, ancak temsilcilerinin kendisine ulaşmadığını belirtti.

ERMENİ SORUSU: Bir avukat, Abdullah Öcalan'a Ermeni olup olmadığı sorusunu yöneltmek istedi. Mhkeme Başkanı Turgut Okyay, Apo'ya böyle bir soru yöneltilmesine karşı çıktı. Abdullah Öcalan da bu soru karşısında "Ne yapayım?" dercesine elini kaldırdı. Mahkeme Başkanı polemik yaratacak bazı sorular yöneltilmesine izin vermeyerek tartışmaların da önüne geçmiş oldu.

HEYECANLANDIRAN AVUKAT: Mahkemede en çok konuşan Avukat Şevket Can Özbay oldu. Özbay'ın zaman zaman Öcalan’ın avukatı olan bayanlara, "Şehit anaları sizi çay içmeye davet ediyor." dedi. Apo'nun avukatlarının PKK’nın bildirilerini okumalarına ise sert tepki gösterdi ve onları "Vatan hainliği" ile itham etli: Apo'nun avukatları bunun tutanaklara geçirilmesini istediler. Mahkeme Başkanı Özbay'a bu tür konuşmaları olması halinde salon dışına çıkarılacağını söyleyince şehit yakınları birer birer "Bizi çıkar. O'nu çıkarmayın bizi atın." diye bağırdılar. Şehit yakınlarının avukatları sürekli kendilerini şehit yakınlarının baskısı altında his-settikleri ve onların duygusal tepkilerinden çekindikleri için fazla konuşmamaya özen gösterdiler.

TEPKİ AVUKATLARA: Şehit yakınları ve gazilerin tepkileri Abdullah Öcalan’ın kardeşlerine, yakınlarına değil avukatlaraydı. Avukatların Apo'yu savunmalarını bir türlü içlerine sindiremiyorlardı. Özellikle hanımlar çok büyük tepkiler gösteriyor, mahkemeye ara verilince ya da bitince bağırıp çağırıyorlardı. Mahkeme salonunda Apo'nun avukatları için özel bir bölme var. Yakınları da yine ayrı bir bölmede koruma altında tutuluyor. Dahası mahkemeye Apo'nun avukatları ve yakınları ayrı, şehit yakınları ve avukatları ayrı kapılardan giriyor, ayrı kafeteryalarda oturuyor, aynı koridordan paravanla bölünmüş kısımlarından geçiyor, ayrı deniz araçlarıyla, ayrı ayrı saatlerde İmralı'ya gidip geliyorlar. Bu görüntülere "Mavi Kuvvetler" ile "Kırmızı Kuvvetler" adı verildi. Tabii bu gidiş gelişlerde Apo'nun yakınları ve avukatları yat ile şehit yakınları ve gaziler deniz otobüsüyle yolculuk yapıyor. Apo'nun yakınları ve avukatlarından para alınmazken, şehit yakınlarından başta para alındı. Çay ve tostları para ile verildi. Sonra bu uygulamadan vazgeçildi.

MÜBAŞİR BAĞIRMADI: Bazı gazeteler duruşmalardan önce yaptıkları haberlerde mahkeme mübaşiri Cavit Yuva'nın "Öyle bir bağıracağım ki..." yolundaki sözlerine yer vermişti. Mübaşir Cavit önüne gelen gazetecilere kendisinin böyle bir şey demediğini anlattı ve o da gazeteleri yalan yazmakla suçladı. Peki müşabir Cavit Yuva hiç "Sanıkk Abdullahh Öcalaann" diye bağırdı mı? Hayır, mübaşir mahkeme boyunca bir tek bile böyle bir çağrıda bulunmadı. Çünkü Apo mahkeme heyeti gelir gelmez özel kapısından içeri giriyordu. Mahkeme salonu ya da dışında mübaşir Cavit'in sesi hiç mi hiç yankılanmadı. Cavit orkestra şefi gibi salonda konuşanlara sus işareti yapıyor, dosyaları mahkeme başkanına uzatıyor, görevini eksiksiz yerine getiriyordu.

BÖYLE GAZETECİ OLMAZ OLSUN: Boyunlarına bayrak asan, çocuklarının, eşlerinin fotoğraflarını elinde taşıyan, ağlayan, ağlatan şehit yakınları için yabancı gazeteciler ne düşünüyordu. Yabancı gazeteci, Türk meslektaşına, bu ailelere ağlamaları için ne kadar para verildiğini sordu. Bu kişilerin devlet tarafından tutulduğunu ve yabancılara gösteri yapmaları için bulunduklarını düşünüyorlardı. Yazıklar olsun sizlere ve sizin gibi düşünenlere... Yabancı gazeteler adına çalışan Türk meslektaşlarımız bunlara gereken cevabı dilleri döndüğünce verdiler vermesine ama onların kafasında hep aynı soru işaretleri vardı.

ONLAR UNUTULMAZ: Mahkemede bulunanların unutamayacağı bazı sahnelerde yaşandı. Örneğin Yıldız Namdar hemşire hem ağladı, hem ağlattı. Ahmet Beşkardeş, Abdullah Öcalan’ın Kürt olmadığını, Kürtçe bilmediğini öne sürdü. Hatta kendisiyle Kürtçe konuşmak istedi. Öcalan diğerleri gibi bu sözleri de sessizce dinledi. Ama Kırşehirli Ahmet Beşkardeş, mahkemede Kürtçe konuştu ve Apo'nun Kürt değil Ermeni olduğunu söyledi. Çünkü bir Kürtün cani olamayacağını dile getirdi. Şehit anaları ağıtlar yaktı, çocuklarının fotoğraflarını Apo'nun gözünün içine sokarcasına göstermeye çalıştı. Ancak Apo ne şehit analarına, ne onların fotoğraflarıyla göz göze gelebildi. Analar ağladı, Apo gözlerini yere dikip öylece kalakaldı.

Kaynakça
Kitap: Kırmızı Klasör
Yazar: Saygı Öztürk
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Abdullah Öcalan'ın Terörist Faaliyetleri ve Yakalanışı'nın Perde arkası

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir