1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

12 Arkadaşının Cenazesini, Tunceli'den O Gönderdi

MesajGönderilme zamanı: 09 Kas 2011, 18:38
gönderen TurkmenCopur
12 ARKADAŞININ CENAZESİNİ, TUNCELİ'DEN O GÖNDERDİ
Abdullah Öcalan'ın Terörist Faaliyetleri ve Yakalanışı'nın Perde arkası - Bölüm 32


Tunceli'nin terör ve istihbarat ve özel harekattan sorumlu müdür yardımcılığı görevinde bulunan, birçok sıcak olayın içinde yaşayan Bülent Kılıçtepe, operasyonlarda son bir yılda tam 12 arkadaşını şehit verdi. Gazi arkadaşları oldu. Onların birisiyle Mudanya'da karşılaştı. Arkadaşı teröre bacağını vermişti. Birbirlerine sarıldılar, ağladılar. Abdullah Öcalan’ın duruşmalarını izlemek için gelenler zaten acılarla gelmişlerdi. Meslektaşlarını şehit veren polis müdürü de onların acılarını yüreğinin derinliklerinde yaşatıyordu. Şehit yakınlarının gözyaşını dindirmek için teselli ederken, o da onlarla ağlıyordu.

25 yıldır polis amiri olan Bülent Kılıçtepe, örgütün faaliyetlerini yıllardır çok yakından izliyor. Meslek yaşamının 7 yılı Mardin, Şanlıurfa, Diyarbakır ve Tunceli'de geçti. Abdullah Öcalan’ın yakalandığını o bir operasyon sırasında Tunceli'nin Hozat ilçesinde öğrendi. 2 ay önce şark görevini tamamladı ve Bursa Emniyet Müdürlüğüne atandı.

Örgütün yapısını, işleyişini, eylemlerini, taktiklerini çok iyi bilen Kılıçtepe, Güneydoğu deneyimlerini şimdi Mudanya'da değerlendiriyor. Güvenlik önlemleri halkı bezdirmeden uygulanıyor. Kılıçtepe'ye, Abdullah Öcalan’ın konuşmalarını nasıl değerlendirdiğini soruyorum. Kılıçtepe, "Apo hiçbir şey anlatmıyor, belki anlattıkları kamuoyunun ilgisini çekiyor. Ama terörle mücadele birimleri için anlattıkları zaten yıllardır bildiğimiz şeyler. Hatta Apo'nun herhangi bir konuda anlattıklarının daha fazlasını biliyoruz. Apo'nun söyledikleri tamamen içi boş sözler. Apo'nun söyledikleri hukuken kendisini zor duruma sokmayacak sözler. Bizzat çok yakından bildiğimiz olayları bile Abdullah Öcalan çarptırarak ve işine geldiği gibi söylüyor" diyor.
Yıllarını yasa dışı örgütlerle mücadeleye veren Bülent Kılıçtepe'ye "ya bundan sonra?" diyorum.

Cevabı şöyle oluyor:

"Demokratikleşme, ekonomik, sosyal, eğitim, dinsel, tarihsel ve o bölgeye hizmet alanlarında dürüst, deneyimli kadrolarla bol çalışma yapılması gerekiyor. Örgütün istismar ettiği konuların üzerine gidip, aksaklık ve eksikliklerin yasalar ve üniter devlet anlayışı çerçevesinde, milli sınırlar içerisinde çözmemiz lazım. Askeri cephede kazanılan bu savaşın, diğer cephelerde de devam etmesi boynumuzun borcu olmalıdır. Bu görev yalnız askerin, polisin değil tüm hizmet birimlerinin asli ve öncelikli görevi. Bütün vatandaşlarımızın görevidir."

Kaynakça
Kitap: Kırmızı Klasör
Yazar: Saygı Öztürk