Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Uyan İsmail Uyan, İçim Yanıyor, Oğlumuz Şehit Mi Oldu?

Abdullah Öcalan'ın Terörist Faaliyetleri ve Yakalanışı'nın Perde arkası - Bölüm 19

Burada Abdullah Öcalan'ın Terörist Faaliyetleri ve Yakalanışı'nın Perde arkası hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Uyan İsmail Uyan, İçim Yanıyor, Oğlumuz Şehit Mi Oldu?

Mesajgönderen TurkmenCopur » 08 Kas 2011, 21:27

"UYAN İSMAİL UYAN, İÇİM YANIYOR, OĞLUMUZ ŞEHİT Mİ OLDU?"
Abdullah Öcalan'ın Terörist Faaliyetleri ve Yakalanışı'nın Perde arkası - Bölüm 19


Sabahın seher vaktinde, yüreğine bir ateş düştü. Kocası İsmail'i uyandırdı, "İsmail, Sadık şehit oldu. İçim yanıyor." dedi. Eşinin birden uykusu açıldı, kulağını tuttu, yatağın kenarındaki tahtaya birkaç kez vurdu, "Ağzını hayra aç Selma, şeytan kulağına kurşun." dedi... Ama ana yüreği bilir, hisseder...
Oğluna kazak örmek için yün almaya gitti. Eve geldiğinde komşularından birisi "Size misafir geldi. Ama kim olduğunu bilmiyorum." dedi. İşte ne olduysa o zaman oldu. "Sadık'ım, yiğidim, aslanım şehit oldu, O'nun haberini getiriyorlar" deyip yığılıverdi oracıkta...

Sadık Türkyılmaz 7 Ekim 1995 tarihinde, PKK’nın hain bir pususu sonucu tertemiz alnından vuruldu. Bedeni kayalıklardan biraz yuvarlandı. Tezkeresine 47 gün kala Sadık'ın gele gele cansız bedeni ile üzerinde künyesi takılı bulunan valizi geldi. İşte o valiz o gün bugündür açılmadı. Sadık'ın valizini açmaya ne anne Selma'nın, ne baba İsmail Türkyılmaz'm yüreği yetti. O valiz, Sadık'ın fotoğraflarının, madalyalarının asılı bulunduğu salonda öylece duruyor. O'nun içinde ne olduğunu bile bilen yok... Ağzı kilitli, anahtarı da kayıp...

O bir "Davacı anne". 31 Mayıs'ta İmralı'da "Davacıyım" diyeceklerden. Adı Selma Türkyılmaz.

O konuşuyor:

"Geldiği gibi duruyor bu valiz. O'nu bu valizle uğurlamıştım askere. Bu valizle bekliyordum. Ama onlar ayrı ayrı geldi. Belki bu valizi Apo'nun idam edildiği gün açarım. Valizinin içinden oğlumun kokularını duyacağım. O'na anlatacağım kanın yerde kalmadığını, caninin idam edildiğini... Oğlum için türküler söyleyeceğim, ağıtlar yakacağım, ailece toplanıp ancak o zaman açılır bu valiz... Apo sağ kaldıkça valizi açmak bana haram olsun."

BABA, KARŞISINDA KOMUTANLARI GÖRÜNCE NE OLDUĞUNU ANLAMIŞTI

1995 yılının 22 Mart'ı... Saat 07.30 sıralarında Erzincan'ın Tercan ilçesi yakınlarında komando çavuş Murat Alptekin şehit düştü. Aynı günün saat 15.30'unda karşısında bir binbaşı, bir astsubay ve bir polisi gören işçi emeklisi baba Hacı Mehmet Alptekin karşısındakilerin konuşmasını duymadan yere düştü... Eşi Hafize Hanım o günden bu yana ilaçla yaşıyor. "Katil Apo"yu görünce bayılıyor. Psikolojik tedavi görüyor. Apo'ya lanetler yağdırıyor, "O'nun asılmasını istiyorum. İçim yanıyor, Muradımı özlüyorum" diyor. Elinile tutup okşadığı Murat'ın çerçeveli fotoğrafının camına gözyaşı damlıyor. Gözyaşı çatallanıyor, Murat da sanki ağlıyor...

O bir davacı baba. Hacı Mehmet Alptekin, 31 Mayıs'ta İmralı'da "Davacı" olarak bulunacak. "Mahkemeye saygısızlık olmasın diye Apo'nun yüzüne bile tükürmem. Bakışımdan o anlar. Acıyı yaşayan bilir. Mahkemenin vereceği karara müebbet olsa bile saygı duyarım. Ama mahkeme idam verirse bunun da uygulanmasını isterim. Ben istemeyerek acımı savdım. Buna duyarsız olanların da bizim acımızı tatmasını dilerim. Eğer Apo'ya idam cezası verilir de idam edilmezse, bilsinler ki bir gün idam sehpasının altından kurtulanlar idam etmeyenleri idam eder." diyor. Daha çok şeyler söylüyor... Çünkü o davacı, çocuğunu kaybetmiş bir baba...

Eşi Selma ile birlikte duruşmalara katılmak için başvuran İsmail Türkyılmaz, 31 Mayıs'taki duruşmaya ancak "İzleyici" sıfatıyla katılacak. Eşi ise "Davacılar" arasında yer alıyor. Şehit babası, Apo'yu görünce ne yapar?

İsmail Türkyılmaz anlatıyor:

"Bizler yaşayan ölüyüz. Apo'yu görünce ellerimle öldürmek isterdim. Onu henüz görmeden kalbim çarpıyor, üzerine atlayacakmışım gibi oluyor. Allah kimseye evlat acısı vermesin... Oğlumuz şehit olunca bizler bitkisel hayata girdik. Apo idam edilmeden şehitlerin ruhu şad olmaz, bizlerin acısı azalmaz."

Kaynakça
Kitap: Kırmızı Klasör
Yazar: Saygı Öztürk
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Uyan İsmail Uyan, İçim Yanıyor, Oğlumuz Şehit Mi Oldu?

Mesajgönderen TurkmenCopur » 08 Kas 2011, 21:28

O GÜN, HER ŞEHİDİN KABRİNDEN BAYRAK YÜKSELDİ
Abdullah Öcalan'ın Terörist Faaliyetleri ve Yakalanışı'nın Perde arkası - Bölüm 20

PKK’nın elebaşı Abdullah Öcalan’ın duruşması öncesi Cebeci Askeri Şehitliği'nde bir "İlk" gerçekleştirildi. Şehitlerin çiçeklerle bezenmiş kabirlerinin tam ortasına bayrak dikildi. Bayrak için şehit olanlar, tarihi duruşma öncesi "bayrak"laştılar, uğrunda can verdikleri bayrağın huzur veren gölgesinde yatıyorlar.

Cebeci Askeri Şehitliği'nde tam 809 şehit uyuyor. İmralı Adası'nda başlayacak duruşmaları izlemek için yola çıkmadan önce içimden şehitliği ziyaret etmek, onların ruhlarına Fatiha okumak içimden geldi. Yıllardır Ankara'da bulunmama karşın işin doğrusu ilk kez gidiyordum şehitliğe... Daha adım attığınız anda tüyleriniz diken diken oluyor. Vatan için, bayrak için şehit olanlar dizilmişler yan yana... Hepsinin mermerleri aynı, hepsinin kabirleri bakımlı, çiçekler sığmamış kabirlerinin üzerine, mermerlerin kenarlarına saksılar dizilmiş. Ben Ankara'da dalında çileği bir şehidimizin kabri başında gördüm. Kabirler çiçeklere bezenmiş, bununla da yetin-meyen şehit aileleri, plastik çiçekler bile dikmişler...

Şehitliğin sorumlusu Akın Alp, kabirlerinin tam ortasından yükselen aynı boy, aynı büyüklükteki bayrakları gösteriyor, "Bunlar yeni konuldu. Bana göre anlamı 'Sizler bu bayrak için şehit oldunuz, şimdi uğruna şehit olduğunuz bayrağın gölgesinde huzur içinde uyuyun' olabilir. Artık burası hep bayraklı olacak" diyor.

Yanımızdan şehit yakınları geçiyor, Akın Alp, eşi ile birlikte ellerinde çiçeklerle gelen yaşlı çifti gösteriyor:

"Bu gelen Hamza abi ile eşi" diyor. Baba, etrafında koyacak yer bile kalmasa da bugün yeni saksılar içinde çiçekler getirmişti. Eşinin bir elinde koku saçan iğde dalları vardı... Kabirin üzerinde "Sami Sülün. 1966-1995" yazıyordu. O çok canlar alan Şırnak'ta şehit olmuştu. Hamza Sülün, "Bugün 27 Mayıs, benim oğlumun bugün doğum günü. O'nu kutlamaya geldik." diyor. Tüylerim bir kez diken diken oluyor... Demek Sami'nin bugün doğum günü haa...

Şehitlerin birer birer önünden geçiyorum isimlerini okuyarak. Yozgatlı hemşehrim Cevdet Cansev, Çorumlu Çavuş Osman Doğan, yanında Afyonlu asteğmen Kadir Özcan, Karslı er Savaş Öztürk, Teğmen Hakan Kandemir, Çavuş Murat Alptekin, astsubay kıdemli Çavuş Hakkı Çelik, astteğmen Ahmet Erkan Doğan... İsimler yürüdükçe önümden akıyor... Hepsi birer bayrak olmuş dalgalanıyor...

Şehitlikte Teğmen Hakan Kandemir'in kabri başında baba Ahmet Kandemir dua ediyor. Ahmet Kandemir, İmralı'ya "Davacı" sıfatıyla gitmek için DGM'ye başvuruyu yapan ilk kişi. Aslanlar gibi oğlu Hakan 6 Ekim 1995 tarihinde Kuzey Irak operasyonu sırasında şehit oldu.

Baba duasını bitirdikten, yaşlı gözlerini sildikten sonra sonra, şunları söylüyor:

"Eğer elebaşı Apo'ya idam cezası verilmezse demek ki Türkiye'de suç işlemenin bir cezası yokmuş demektir. Eğer Apo ve yandaşlarını idam sephasının altında çekip kurtaranlar olursa, bilsinler ki idam sehpasından kurtardığı kişiler bir gün o kurtaranları idam edecektir. İdamı uygulatmak istemeyenlerin inanın hiç birisinin şehidi yoktur, yüreği yanmamıştır. Pişmanlık Kanunu çıkarılmasına bizler izin vermeyiz."
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Abdullah Öcalan'ın Terörist Faaliyetleri ve Yakalanışı'nın Perde arkası

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir