Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Öcalan'ın Stratejik Hedefi: Demokratik Ortadoğu Kürdistanı"

Burada Abdullah Öcalan'ın Terörist Faaliyetleri ve Yakalanışı'nın Perde arkası hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Öcalan'ın Stratejik Hedefi: Demokratik Ortadoğu Kürdistanı"

Mesajgönderen TurkmenCopur » 06 Haz 2011, 01:51

ÖCALAN'IN STRATEJİK HEDEFİ: "DEMOKRATİK ORTADOĞU KÜRDİSTANI"

Öcalan'ın Tarihi Görevi


"Şüphesiz ki Kürt gerçeğinin yaşadığı birçok tarihsel ve güncel ilişkiler boyutunun en belirleyici olanı Türk-Kürt ilişkileri boyutudur. Bu boyutu daha da derinliğine ve kapsamlı ele almak hayatidir. Arzulanan çözüm eğer üniter devlet yapısında ve demokratik birlik temelinde olacaksa, bu durum ilişkiler tarihinin bilimsel çözümlenmesini daha da önemli kılacaktır.

PKK'yı bilimsel bir değerlendirmeye tabi tutmak, sadece mensupları için ve kitlesel tabanı açısından değil, ona karşı konumda yer alanlar açısından da gereklidir. Salt terör nitelemesinin hiçbir çözümleyici yanı yoktur. Buna karşıt olarak yaptığımız her şey kutsaldır demek de sadece büyük yanlışlara götürür. Günümüzde sadece Türkiye somutu açısından değil, Ortadoğu'nun ilgili Kürt ve PKK olgusu son derece iç içe geçmiş bir mahiyet arz etmektedir. PKK çözümlemesini özenle yapmak anlamlı bir özeleştiri kadar olası çözüm yollarını açık hale getirir. PKK deyince en çok gündemleştirilen iki konuya, "terör" ve "ayrılık" kavramlarına açıklık getirmek büyük önem taşımaktadır. Şüphesiz bu kavramların bağlı olduğu tarihsel ve toplumsal arka planı iyi görmek yine çağdaş devrimlerin ideoloji ve pratiklerini gözden geçirmek gerekir. Daha da önemlisi, Kürt gerçekliğini tam bir cendere altında tutan, tarih boyunca sürekli geliştirilen, yaşatılan ve sürekli gündemde tutulan dayatıcı terörü de bilimsel çözümlemeye tabi tutmak şarttır. Sadece ekonomik, kültürel, sosyal ve siyasal alanda özgür gelişmeyi yasaklamakla yetinmeyen, bunu anayasal dil yasağına kadar taşıran bir terör yaklaşımını da hem siyasi ve askeri açıdan hem de hukuk ve demokrasi açısından değerlendirmek hayatiyet taşımaktadır. Dolayısıyla PKK'ya zemin ve dayanak teşkil eden, aynı zamanda karşıt bir konumdan da kaynaklanan bazı kavramsal ve kuramsal değerlendirmelere açıklık getirmek önemini korumaktadır.

Bu temelde sosyalizm, bağımsızlık, özgürlük, demokrasi, milliyetçilik, zor, terör, üniter, birlik, ulusallık, birlik ve ayrılıkçılık kavram ve kuramlarına hem siyasi hem hukuki yönleriyle açıklık getirmek, doğruları ve yanlışlarıyla ortaya koymak son derece önemlidir. Bu kavram ve kuramların sığ bir şekillenmesinden oldukça payını almış PKK'nın teorik ve pratik yönlerini ortaya koymak, sürecin olumlu çözümlere kavuşmasına katkıda bulunacaktır. Ya aşırı suçlayıcı veya tersi savunmacı yaklaşımların çözüme hizmet etmediği oldukça ortaya çıkmış ve anlaşılmış bulunmaktadır. PKK'ya ister kendi içinden, ister dışından, ister karşıt, ister lehinde değerlendirmelerde bulunurken, Kürt sorununun özgünlüğünü acılarla ve şiddet ortamında yoğunlaşmış halini bilinenden nasibini almamış, toplumsal gelişme ve hele hele siyasi açılımlara konu edilmemiş, sürekli yasaklanmış ve bastırılmış özelliklerini tamamen göz önüne getirmek gerekir. Aradaki etki tepki ilişkisini görmeden yapılacak değerlendirmeler oldukça sübjektif kalacak ve tehlikeli siyasi sonuçları beraberinde getirecektir. Bu da çözüme değil, çıkmaza götüren yaklaşımların özüdür. Bunu aşmayı önemli görüyorum. Bu konuda üzerime düşeni yapmayı büyük bir sorumluluk kadar, tarihi bir görev biliyorum, çünkü bu başkalarımı!1 yerine getirmesi çok zor bir görevdir de ondan. PKK'ya ilişkin bu değerlendirmeler anlamlı ve çözüme katkıda bulunacak, sağlıklı (gerçekçi) ve oldukça gerekli bir özeleştiriye imkan tanıyacaktır. Salt mahkum etme yaklaşımları ve suçlamaları olası bir dönüşüm şansını azaltacağı gibi katı ve eskide ısrar eden anlayışlar ve tutumlara güç katacaktır.

Türkiye'de sol ya da sağ ve dini eğilimlere karşı demokratik siyaset kapısını kapatan yaklaşımların bir kısır döngüye ve tarafların çok değer yitirmelerine yol açan pratiği göz önüne getirildiğinde, bu yaklaşımın önemi daha da çarpıcı olmaktadır. Bu noktada Avrupa'nın üstünlüğü, uzun deneyimlerden sonra vardığı demokratik siyasete ve her tür özgürlüksel ifadeye kapıyı alabildiğince açık tutmasıdır. Bu yöntemin doğruluğuna inanmak ve şans vermek, sorunu çözmenin gerçekçi ve çağdaş yoludur.

Kürt sorununun çözümünde şiddetin yöntem olmaktan çıkması, inkar ve baskı politikalarının sınırlı da olsa aşılması, demokrasi seçeneğinin özüne uygun biçimde açık tutulmasına yakından bağlıdır. Dil ve kültür üzerindeki eğitim ve yayın yasağı terörün en aşırı biçimi olduğu gibi, karşı şiddete sürekli davet çıkarmaktadır. PKK'da şiddetin oldukça kontrolsüz ve meşru savunma anlayışını çok aşan kullanımı olmuştur. Günümüzün birçok hareketinde daha aşırı biçimlere başvurulduğu iyi bilinmektedir.

Buna karşılık tek taraflı ateşkes ve ağırlıklı olarak sınırlar dışında meşru savunma pozisyonunda kalma, "terörizm" suçlamasını geçersiz kılmaktadır.
Yapılması gereken, diyalog sürecine ve demokratik birliğe açık kapı bırakan yaklaşımları devreye sokup, tümüyle silahın bırakılmasını sağlamaktır. PKK'nın mevcut konumunun bu kapsamda değerlendirilmesi, ileride telafisi güç gelişmeleri önlemek açısından önemli bir fırsat sunmakta ve değerlendirmeyi gerektirmektedir.

PKK'nın Türkiye somutunda yasal demokratik dönüşümüne açık kapı bırakılması, tümüyle yasaklama ve tasfiye sürecine sokma yöntemine göre daha gerçekçi ve uygulama şansı olan politik çözümün doğru yoludur.

Çağdaş birçok deneyim, mikro milliyetçiliklerin yol açtığı çatışmaların çözümsüzlüğe yol açmanul1 yanı sıra çözümlenir gibi olan örneklerin çoğunda eskiden daha beter sorunları ortaya çıkardığında bolca tanıklık etmektedir. Çatışma potansiyeli hayli yüksek Kürt coğrafyasını ikinci bir Filistin-İsrail haline getirmemek büyük bir sorumluluk gerektirmektedir. Demokratik Ortadoğu seçeneği stratejik bir hedef olarak her zaman göz önünde bulundurulmak durumundadır."

Avrupa Katkısız Ortadoğu Kürdistan'ı Olanaksız

Avrupa ileri konumdadır. Onu zenginleştiren yönleriyle önemsemeden Doğu'nun ve Ortadoğu'nun özüne her zaman inandığım kültürlerinin aşama yapmasına da olanak yoktur.

Doğu'nun Batı'ya ve Ortadoğu kültürünün Avrupa uygarlığına karşı bir savunma anlamı başta olmak üzere, tarihin doğru aydınlanmasına dayalı, artık evrenselleşen ve halklar adına da söylenmesi gereken sözlerin söyleneceği demokratik bir hukuk platformunu görevlendirmeyi görev bilerek, AİHM'e yönelik savunma hakkımı kullanmak durumundayım. Kapsamlı bir hâl alan tüm toplumsal sorunların çözüm dilini yakalayan, ama yine de hakim gücün çıkarlarından kaynaklanan bu hakkı kullanarak, çok gecikmiş ve Türkiye'nin kuruluş ve esprisi ve mantığına da ters oligarşik kilitlenmeyi aşmayı, sınırlı da olsa banş ve demokratik birlik çözümüne dayalı bu platformun AB üyeliğine de katkıda bulunmasını yanlış bulmuyor ve komplekse düşmüyorum. AB değerlerini toplumsal güçlerin âdil çıkarlarına göre paylaşmayı bilmek ucuz ve bilinen anlamda işbirlikçilik olmadığı gibi, buna karşı duruşun da bir ilericilik olmadığı, köhne ve softa bir gericilikten başka anlamının olmayacağı açıktır. Çünkü Avrupa'nın üstünlüğü uzun deneyimlerden sonra vardığı demokratik siyasete ve her tür özgürlüksel ifadeye kapıyı açık tutmaktadır."

Kürt ve PKK Sorununun Çözüm Esasları

Abdullah Öcalan'dan buraya kadar aktarılanlar dikkate alındığında onun Kürt ve PKK sorununa çözüm önerilerini şu başlıklar altında toplayabiliriz:


- Başkalarının yerine getiremeyeceği kadar çok zor bir görev olan sorunu çözme görevini tarihi bir görev olarak kabul ediyorum.
- Kürt ve PKK sorunu sadece Türkiye'nin değil, Ortadoğu'nun sorunudur.
- Sorunun çözümünün siyasi, hukuki ve demokratik bir temele dayandırılması hayati önemdedir.
- Kürt sorununun çözümünde şiddet, inkar ve baskı politikaları yöntem olarak aşılmalı, demokrasi2 seçeneği özüne uygun biçimde açık tutulmalıdır. Politik çözüm yolu temel alınmalıdır.
- Avrupa'nın üstünlüğü, uzun deneyimlerden sonra vardığı demokratik siyasete ve her tür özgürlüksel ifadeye kapıyı alabildiğince açık tutulmalıdır.
- Öcalan, Demokratik Ortadoğu seçeneği stratejik bir hedef olarak her zaman göz önünde tutulmalıdır, diyor. Bu ifadesi ile stratejik hedefin "Demokratik Ortadoğu Kürdistan'ı" olduğu açıktır.

Büyük Ortadoğu Kürdistan'ı da Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu, Kuzey Irak, İran, Suriye ve Lübnan'ın Kürtlerin yaşadığı topraklarının birleştirilmesidir. Bu da Öcalan'ın Kürt açılımıdır.

Sonuç yerine

Abdullah Öcalan, Demokratik Ortadoğu Kürdistan'ını 28 Eylül 2001'de kaleme aldığı,"Sümer Rahip Devleti'rıden Halk Cumhuriyeti'ne" adlı kitabında ilan etmiştir. Etmiştir ama bunun gerçekleştirmesi olası değildir, çünkü Atatürk ve onun ilkelerini tüm varlıklarıyla benimsemiş olan Türk milleti bunu kabul etmeyecek ve direnecektir.

Kaynakça
Kitap: Açılım Kıskacı
Yazar: Erol Bilbilik
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Abdullah Öcalan'ın Terörist Faaliyetleri ve Yakalanışı'nın Perde arkası

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir