Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Apo'nun Papa'ya Mektubu Üzerine...

Burada Abdullah Öcalan'ın Terörist Faaliyetleri ve Yakalanışı'nın Perde arkası hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Apo'nun Papa'ya Mektubu Üzerine...

Mesajgönderen TurkmenCopur » 30 Ara 2010, 03:33

APO'NUN PAPA'YA MEKTUBU ÜZERİNE...

Bu sözler bölücü terör örgütü PKK'nın başı Abdullah Öcalan'a aittir ve Papa II. Jean Paul'a yazdığı mektupta yer almaktadır.

Şimdi sorumuz şudur:

PKK ve ayrılıkçı Kürt hareketlerinin Kiliselerle ne ilişkisi var?

ilkin şunu belirteyim. Kiliseler 1965'den bu yana Ortadoğu'daki Kürtçülük hareketleriyle ve 1983'den sonra da PKK ile çok yakından ilgilenmekteydiler. Güney Doğu Anadolu'daki ilk gizli ve örgütlü etnik ve dinsel ayrımcılığı esas alan istihbarat Faaliyetlerini 1962'de Barış Gönüllüleri adıyla bölgeye gönderilen çoğunluğu Katolik ve Anglikan Kiliseleri'ne kayıtlı Amerikalı uzmanlar başlatmışlardı.

Bunlar üç yıl süreyle bu bölgede yoğun misyonerlik faaliyetlerinde bulundular, bir çok vatandaşımıza din değiştirme telkinleri yaptılar, inanılmaz vaatlerde bulundular ve etnik ve dinsel ayrımcılığı körükleyecek bölgesel inanç farklılıklarını "Bilgi" haline dönüştürerek ABD'deki Çeşitli istihbarat birimlerine aktardılar. Bu gönüllülerin hazırladıkları raporların bir kısmı da doğrudan doğruya Kiliselere gitti.

1965'de II. Vatikan Konseyi sona erdi ve kararları Yayınlandı. Bunların arasında üç kavramın dünya çapında yaygınlaştırılması da vardı. Bu kavramlar Ekümenizm. Diyalog ve Hoşgörü idi. Ekümenizm özellikle tüm Kiliseleri bir araya getirmeye yönelik bir girişimdi. Bunun sonucu olarak Katolik ve Ortodoks Kiliseleri ortak bir yönetmelik hazırladılar ve bir ortak eylem planı yaptılar (The Directory For the Application OF Principles and Norms on Ecumenism, Vatikan, Pontifical Council, 1993). Kiliseler daha önce de II. Vatikan Konseyi kararları gereği mevcut CANON'larında (Meri Hükümler Kitabı) Hıristiyanları birleştirici yeni maddeler ihsas etmişlerdi. Katolikler CODE of CANON LAW'da 752. maddeyi, Ortodokslar da CODE OF CANONS OF THE EASTERN CHURCHES adlı paralel kitaplarında 599. maddeyi yeniden düzenlemişlerdi, Diyalog ve Hoşgörü toplantılarını düzenleme faaliyetleri ise daha 1960'da ilk kez gündeme gelmişti ve taraflar Amerika'da kısaca SCO-Bfl diye bilinen (Standing Conference of Canonical Ortodox Bishops of America) daimi bir konferans örgütü kurmuşlardı, işte bu örgütün yıllar süren çabaları sonucunda dünyadaki "Komünist" hareketin gelişme çizgisi de göz önünde tutularak ilk uluslararası Diyalog ve Hoşgörü toplantıları düzenlenmeye başlandı. Bu karar Lübnan'daki Balamand Manastırı'nda Temmuz 1993 yılında düzenlenen gizli bir toplantıda alındı ve ilk Hoşgörü ve Diyalog Konferansı'nın sembolik önemi de dikkate alınarak İstanbul'da yapılmasına karar verildi.

Fener Patriği Bartolomeus'un girişimiyle bu ilk toplantı kutsal St. Andrew günü, 30 Kasım 1993'de İstanbul'da yapıldı ve ünlü Boğaziçi Deklarasoynu yayınlandı. Katolik ve Ortodoks Kiliseleri'ni birbirlerine bağlayan şahıs Suriye Ortodoks Kilisesi'nin başı Mar Athanasius Yeshue Samuel olmuştu. Bu şahıs ile ondan önceki ruhani Gabriel Abdül-said bu uğurda çok çalışmışlardı. Mar Athanasius namlı bir Türk düşmanıydı. Suriye'deki Nusayriler'le de çok sıkı ilişkiler içindeydi. Nitekim 1989 ve 1991 yıllarında bu kilise iki kez Türkiye'yi Avrupa Birliği'ne şikayet etti. Kilisenin şikayet mektubunda aynen şöyle yazılmıştı: Türk Silahlı Kuvvetleri Güney Doğu Anadolu'daki Kürt ve Süryaniler! öldürmekte, evlerini yıkmakta ve onlara işkence uygulamaktadır. Kürtler ve Süryaniler TSK'nın ve Müslümanların boyunduruğundan kurtarılmalıdırlar."

İşte PKK ile Vatikan ve diğer Kiliseler arasındaki doğrudan bağları bu Kilise sağlıyordu. Çok geçmeden Vatikan bu Ortodoks Kilise-si'yle birlikte PKK'yı savunan yayınlara başladı. Dünyadaki 900 milyon Katolik için yayın yapan radyo, televizyon ve yazılı basınında TSK'nın ve Türklerin Kürtleri vahşice yok etmekte oldukları yazılmaya başlandı. Örneğin The World Catholic Report Mayıs-Haziran 1995 tarihli yayınlarında tam sekiz sayfa Türkiye'yi iğrenç bir şekilde karalayan yayınlar yaptı ve başta İtalyanlar olmak üzere tüm Hıristiyanlara PKK'ya ve ayrılıkçı Kürt hareketlerine destek olmaları çağrısında bulundu. Vatikan daha önce de La Documentatlon Catholic adlı resmi yayın organında tüm Türkiye topraklarının gerçekte Hıristiyan Arap ve Kürtlere ait olduğunu yetkili bir ağızdan, Cezayir Arşövek'i Monsenyör Henry Tessier tarafından dile getirmişti (Nr. 2012).

Şimdi yeniden Apo'nun mektubuna dönelim, Apo mektubunda aynen şöyle yazmış Papaya:

"Suriye'de bulunduğum sırada Suriye Ortodoks Kilisesi'nin Başpiskoposu Yoharına İbrahim Mar Gregorius ile bir çok kez görüştüm. Türkiye'deki rejim sadece Kürtleri değil, Ermenileri, Süryanîler! ve Rumları da imha etmiştir. Ben, Kürdistan topraklarında yaşayan Hıristiyan azınlıkları da Türk vahşetinden korumak için savaşıyorum. Beni bu savaşta yalnız bırakmayacağınıza eminim.".

Kiliseler Apo'yu gerçekten de yalnız bırakmadılar. Papalığın Doğu Kiliseleri Birliği Komisyonu'nun başı Achille Silvestrini, Apo'nun mektubundan iki gün sonra bir açıklama yaparak Vatikan'ın PKK'yı ve onun başını desteklediğini açıkladı. Rusya'da ise Ortodoks Kilisesinin en hareketli savunucularından biri olan bir milletvekili Apo'yu Rusya'ya getirmek ve ona sığınma hakkı tanıtmak için var gücüyle çalıştı.

Üstelik bu milletvekili Komünist değildi, tam bir Kilise taraftarıydı! Nedir ki bu milletvekili aynı zamanda gizli bir tarikatın da üyesiydi. 6u Hıristiyan tarikatı yüzlerce yıllık geçmişi olan "ORDRE SOUVERRIN MILITAIRE ET DVNASTIQUE DES CHEVALIERS D6 LA CROIX DE CONSTANTINOPLE (İstanbul Haçı'nın Egemen Askeri ve Hanedansal Tarikatı)" idi. Bu tarikatın başında da yasal Bizans İmparatoru olduğu başta Rus, ABD, İtalya, ingiltere ve Fransa mahkemeleri tarafından tevsik edilmiş olan Prens Henry Paleolog vardı. Söz konusu milletvekili 23.6.1997'de St. Petersburg'do bu tarikatın düzenlediği ve İmparatorun hazır bulunduğu Taç giyme törenine katılmış ve hem Yeltsin'i hem de Duma'yı temsil etmişti.

İşte bu gizli tarikat da 1970'li yıllardan bu yana özellikle Almanya'da Duisburg, Karlsruhe ve Berlin'de ayrılıkçı Kürt hareketlerine ve PKK'lılara maddi ve manevi destek veriyordu.

El altından dağıtılan bildirilerinde aynen şöyle yazılmıştı:

"Türkiye'de boyunduruk altında yaşayan siz Kürtleri çok yakında bu barbar boyunduruğundan kurtaracağız."

Sözde Bizans İmparatoru'nun tarikatının üyesi, Duma milletvekili ve Başkan Yeltsin'in bir dönem yardımcısı olan bu milletvekili Bayan Galina Strovoitova idi. Ve Galina geçtiğimiz hafta sonunda Rusya'da-ki Monarkistleri'ni başkenti St. Petersburg da uğradığı hain bir saldırıda öldürüldü. PKK ve APO, Rus, Suriye ve Yunan Ortodoks Kiliseleri'ndeki çok güçlü bir yandaşlarını kaybettiler, Ama ilginç olan şudur ki Apo'yu Rusya'ya getirten ve ona bu ülkede kalacağına dair söz vermiş olan 13 kişilik milletvekillerinin başı olan bu bayan milletvekilinin gücü Apo'yu Rusya'da tutmaya yetmemişti. Kısacası Galina, Apo'ya yapılan vaatleri yerine getiremeden öldü.

Son söz:

PKK ve ayrılıkçı Kürt hareketinin arkasındaki destekçilerin başında Kiliseler vardır. PKK olayında hiç dikkat edilmeyen bu husus umarım bundan sonra dikkate alınır. Ortadoğu'daki Kilise ve İslami Harici fraksiyonlar çok uzun zamandır bir ittifak içindeler, benden uyarması.

Kaynakça
Kitap: VATİKAN VE TAPINAK ŞÖVALYELERİ
Yazar: AYTUNÇ ALTINDAL
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Abdullah Öcalan'ın Terörist Faaliyetleri ve Yakalanışı'nın Perde arkası

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir