Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Diplomatik Önlemler

PKK Sorununun Çözümü İçin Alınması Gereken Önlemler - Bölüm 15

PKK'yı yaratan ve günümüze kadar finanse edip yöneten devlet Amerika’nın ta kendisidir.
Nasıl mı?
-1980 darbesi sonrasında Türkiye’de oluşan Amerikancı hükümetlerin yardımı ile.
-PKK ve Kürt mafyası ne tesadüftür ki Turgut Özal döneminde oluştular ve güçlendiler.
-Abdullah Öcalan bir MİT ajanıdır. Bunun kanıtını kahraman Uğur Mumcu bulmuştu. 1972'de, Abdullah Öcalan "Şafak Bildirisi" davasından dolayı tutuklandı, ve sonrasında Milli İstihbarat Teşkilatı "Bizim adamımızdır" yazısını yollayıp, Abdullah Öcalan'ın serbest bırakılmasını sağlamıştı.
PKK gibi aşağılık ve zavallı bir terör örgütü neden hâlâ etkisiz hale getirilmedi ve sürekli Şehit vermemize sebep oluyor?
-"Devlet" kelimesinin anlamı şudur: "Toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal ve askeri bakımdan örgütlenmiş milletin oluşturduğu tüzel varlık". Türkiye Cumhuriyeti bir Türk Devleti'dir ve bu devletin bütün organlarını(TSK, MİT, vs) yöneten güç hükümettir. Yani hükümetin elinde bir uzaktan kumanda var ve bununla istediği zaman bütün devlet organlarına emir verip onları yönetebiliyor. Demekki eğer hükümetin başındaki lider kadro kişisel çıkarları(zenginlik) uğruna Amerika'ya namusunu ve şerefini satan insanlardan oluşuyorsa, TSK ve MİT gibi devlet organlarının başındakileri de maalesef dolaylı olarak Amerikancı oluyor. İşte bu yüzden Abdullah Öcalan bir MİT ajanıydı ve sonra ABD'nin çıkarları uğruna Amerikancı Özal Döneminde, PKK dizayn edildi ve bu lanetli terör örgütün başına imralı canisi getirildi.
-Ülkemizin yönetildiği bu lanetli sisteme rağmen, Türk Silahlı Kuvvetlerimiz içinde daima bu düzeni bozup Türkiyenin Tam Bağımsızlığını koruyan Atatürkçüler olmuştur. Eşref Bitlis önderliğindeki Atatürkçü Kahraman Askerler, Özal döneminde sürekli Amerika ve Amerikancı hükümet ile mücadele etmişlerdir. Eşref Bitlis vefat etmeden önce(17-02-1993 öncesi) Kuzey Irak ve PKK’ya yapılan operasyonlar sonucunda Amerikan Ordusunun bir parçası olan PKK terör örgütü resmen yok edilmişti. İşte bu onurlu davranışlar sonrasında, 1960 Devriminden sonra ilk defa Eşref Bitlis döneminde yine TSK içinde bir Atatürkçü(Anti-emperyalist) Devrim oluşmuştur. İşte bu Devrimi yaratan Kahramanların Ruhu günümüze kadar TSK'da devam etmiştir ve bu yüzdendir ki, bu ruha sahip olan Askerlerin büyük bölümü günümüzde Amerikancı AKP tarafından ya Silivri Cezaevine yerleştirilmiş yada emekli edilmişlerdir, ki PKK yok edilemesin ve Amerika’nın çıkarlarına zarar gelmesin diye.
-PKK terörü Amerikancı Çiller ve Tayyip Erdoğan hükümetleri tarafından kasıtlı olarak yok edilmedi ve daha da güçlendirildi.
SONUÇ, PKK TERÖRÜ NEDEN BİTMEDİ:
-DSP Hükümeti Döneminde TSK tarafından yine etkisiz ve yokedilme noktasına getirilmiş olan PKK, AKP ve Hilmi Özkök'ün Büyük Yardımları ile ABD'nin Irak'ı Tekrardan İşgal Edip, PKK'nın tekrardan güçlenmesi sağlanmıştır.
-AKP terörü bitirmek için asla herhangi bir adım atmıyor.
-Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, ABD ile yaptığı 9 maddelik gizli anlaşmada TSK’yı zayıflatan ve PKK'yı yasallaştıran ve güçlendiren maddeler var. Ve bu maddelerin hepsi de gerçekleştirildi.
- Erdoğan'ın Özel Temsilcisi olan MİT Müsteşarı Hakan Fidan AKP'nin PKK ile işbirliği yaptığını resmen doğradı. Buda Vatan Hainliğinin belgesidir.
-Şehitlerimizin sorumlusu: "AKP’nin Kürt Açılımı Politikası ve ABD-AKP-PKK-BDP(DTP) İşbirliği"
ÇÖZÜM, PKK TERÖRÜ NASIL BİTER:
-NATO'dan çıkılacak, Amerikaya rest çekilecek, Avrasya ülkeleri(İran, Suriye, Çin) ile milli çıkarlarımız doğrultusunda ekonomik anlaşmalar yapılacak(hedef Türk Birliği).
-Kuzey Irak, aynen Kıbrısta yapıldığı gibi, yasal haklarımıza dayanarak, oradaki Türkmen Soydaşlarımızın yardımı ile ele geçirilmeli, ve bölgedeki bütün PKK’lılar 1-2 günde etkisiz hale getirilecek.
-Doğu Anadolu'da İş Garantisi ve Tarih Dersleri
Ayrıntılı Bilgiler için giriniz

Diplomatik Önlemler

Mesajgönderen TurkmenCopur » 05 Kas 2011, 21:29

DİPLOMATİK ÖNLEMLER
PKK Sorununun Çözümü İçin Alınması Gereken Önlemler - Bölüm 15


Türkiye'nin terörle mücadelede en önemli eksiklerinden birisi terör sorununu uluslararası düzeyde yeterince anlatamamasıdır. PKK diplomatik alanı Türkiye'den daha iyi kullanmayı başarmıştır. Oysa PKK'nın kent bombalama eylemlerini Batılı turistleri de hedefleyerek gerçekleştirmesi ve son dönemde El Kaide'nin benzeri eylemleri Avrupa kentlerini de içine alan küresel bir coğrafya da yapması Türkiye'nin PKK'ya karşı diplomatik operasyonu için elverişli bir zemin hazırlamaktadır. Türk diplomasisi ve STÖ'ları PKK'nın uyuşturucu ve insan kaçakçılığına batmış bir suç örgütü karakterini ortaya koymak için ABD ve Avrupa'da bir faaliyet içine girmelidirler.

Özellikle Avrupa'da PKK'nın yan kuruluşlarına destek veren ülkelerdeki kuruluşların ifşa edilmesine yönelik bir çalışma yapılmalıdır. Bu tür kuruluşlara uluslararası yaptırımı içerecek bir önlemler paketi BM'de süren terör görüşmeleri sürecinin bir parçası hâline getirilmelidir. Türkiye, terörün "zihniyet" olarak bir bütün olduğu tezinden yola çıkarak, El Kaide ile PKK arasında fark olmadığı, bir terör süreci ile mücadele etmeyenlerin diğerine karşı da etkili bir mücadele geliştiremeyeceklerini ortaya koymalıdır.

Türkiye, bu çerçevede şimdiye değin terör ile mücadele konusunda gösterdiği "ahlaki tutarlılığı" bütün dünyanın gözünün içine sokarak sergilemelidir. Ancak Türkiye'nin bu tutarlılığının karşılık bulamaması durumunda Türk halkından karşılıksız fedakârlık beklenemeyeceğinin altı çizilmelidir. Özellikle ABD'nin PKK konusunda hiçbir adım atmama doğrultusundaki "Türkiye düşmanı" bir çizgiyi yansıtan "hareketsizliği" Amerikan kamuoyuna taşınarak, yönetimin sağduyulu Amerikalılar tarafından eleştiri altına alınması sağlanmalıdır.

Diplomatik önlemlerin başarılı olabilmesi için öncelikle yapılması gereken, diplomatik alandaki temaslarda Türk devlet yetkililerinin değil, akademik kuruluşların, uzmanlaşmış sivil toplum örgütlerinin ve stratejik araştırma merkezlerinin temsilcilerinin ön plana çıkmasıdır. Şurası muhakkaktır ki, böyle bir iskelet üzerine uzun vadeli bir çalışma sistemi kurulmadan terörü dünyaya anlatmakta başarılı olmak mümkün değildir.

Dış desteğin kesilmesi ile amacı ile diplomatik önlemler kapsamında ele alınması gereken diğer tedbirler şu başlıklar altında toplanabilir:

PKK'nın özellikle sivillere yönelik saldırıları sürekli gündemde tutularak Avrupa ülkelerinin kamuoylarının PKK'yı terör örgütü olarak algılamaları sağlanmalıdır. PKK terör örgütünün uyuşturucu kaçakçılığı faaliyetleri ile insan kaçakçılığı faaliyetleri belgeleri ile sürekli Avrupa ülkelerinin kamuoyları gündeminde tutulmalı gerekirse en çok okunan gazetelerde reklam verilmelidir. Türkiye'nin Özellikle Avrupa ve ABD açısından tehdit olarak algılanan terör örgütleri ile nasıl mücadele ettiği belgelerle AB ve ABD kamuoyuna sürekli anlatılarak, kendi hükümetlerinden de aynı yardım beklendiği senin terör örgütün benim terör örgütüm ayrımı yapamayacağı anlatılmalıdır.

Terör örgütüne silah, mayın, patlayıcı ve malzeme sağlayan şirketler ve devletler tespit edilerek bunlar o ülkelerin kamuoyunda gündeme getirilmeli ve baskı oluşturulmalı, bu tür şirketler kara listeye alınmalı, devletlerle ile öncelikle siyasi ilişkiler daha sonra ekonomik ilişkiler gözden geçirilmeli.
PKK terör örgütüne patlayıcı mayın silah ve diğer destek sağlayan ülkeler veya şirketler aleyhine şehit ve gazi aileleri dernekleri tarafından organize edilen davalar açılmalı. Bu davaları savunacak ve takip edecek uluslararası hukuku çok iyi bilen bir hukuk bürosu Türkiye Barolar Birliğince oluşturulmalı. Bu Avukatlar dava yürüttükleri ülkelerin avukatları ile ilişkileri geliştirmeli bu konuda müşterek paneller düzenlenmeli, devlet bu tür organizasyonlara maddi destek sağlamalıdır.

Yurt dışında yaşayan akademisyenlerin terör konusunda sürekli bilgilendirileceği bir mekanizma kurularak onların yaşadıkları ülkelerde lobi faaliyetlerinde bulunmaları desteklenmeli. Bunlardan özellikle üniversite ve araştırma kurumlarında okuyanların terör konusunda müşterek rapor hazırlayıp yaşadıkları ülkelerin kamuoyuna açıklanması desteklenmelidir.

Teröre tolum içinde en duyarlı kesimler sanatçılardır. Bu nedenle yine tamamen STÖ kapsamında oluşturulacak bir örgütlenme ile Avrupa ve Amerika da ünlü sanatçıların örgüt ismi zikretmeseler bile terörün karşısında yer almalarının sağlanması, o ülkelerin kamuoylarını kısa sürede etkileyecektir.
AB ülkelerinin sürekli Türkiye'yi insan hakları ile suçlamalarına mani olmak maksadıyla İngiltere, Fransa, Almanya, İspanya ve İtalya'nın terörle mücadele kanunları ve uygulamaları ile Türkiye'de ki kanunlar mukayeseli anlatılmalıdır. Bu Türk kamuoyuna da anlatılmalıdır.

Türkiye de seçilmiş belli sayıda üniversitede oluşturulacak terörle mücadele konusunda uzmanlar kurulunun dünyanın değişik yerlerinde ve kamuoyunda kredisi yüksek üniversitelerle işbirliği halinde terör konusunda paneller düzenlenmesinin sağlanması,

Yine iş adamları ve doktorlar kendi mesleki örgütleri vasıtası ile eşdeğerleri ile bir araya geldiklerinde terörün uluslar arası ilişkilere ve ekonomiye insan ve toplum sağlığına verdiği zararları tartışacak paneller düzenlenmesi desteklenmelidir.

Yurt dışına giden on binlerce öğrenci için bilgi broşürleri hazırlanmalı (Gittiği ülkenin dilinde) bu broşürler onlara verilerek yort dışında olumsuz propaganda karşısında mücadele edecek fikri alt yapısı hazırlanmalıdır. Terör nedeniyle sakat kalmış özellikle sivil kişilerin uluslar arası faaliyetlerde yer alması sağlanarak terörün mağduriyetinin canlı sergilenmesine imkan sağlanarak kamuoyu yaratılmalıdır. Hatta bu insanlardan eğitim durumları müsait olanlar AB veya ABD de en ünlü Üniversitelerde eğitime yollanarak canlı propagandist olarak kullanılmalıdır.

Dış ülkelerin temsilciliklerini sivil toplum örgütlerini basın ve yayın kuruluşlarını sürekli bilgilendirecek bir bölüm terörle mücadele merkezince desteklenen ancak STÖ statüsünde kurularak AB deki STÖ 1er sürekli bilgilendirilmelidir.

1 Yurtdışındaki Türk Akademisyen Potansiyelinin Değerlendirilmesi

Diplomatik önlemler zemininde değerlendirilmesi gereken bir başka unsur ise Bah Avrupa ve ABD'deki Türk insan potansiyelidir. Bu ülkelerde yaşayan Türk akademisyenler, öğrenciler ve Türk kuruluşlarının Türkiye'nin terör ile mücadelesini daha etkili anlatabilmeleri için bilgi-lendirilmeleri ve örgütlenmeleri gerekmektedir. Bu bilgilendirme ve örgütlendirme çalışmasının, Dışişleri Bakanlığının eşgüdümünde kurulacak "Düşük Yoğunluklu Çatışma Enstitüsü" tarafından yapılması uygun olacaktır.

Teröre karşı diplomatik cephe oluşturma ancak kurumsal ve nitelikli bilgiyle mümkündür. Etkili bir söylemin oluşturulması ve bağlantıların bilgiye dayalı teknik yöntemlerle açığa çıkarılması diplomatik desteği sağlayabilir. Kurumsal ve nitelikli bilgiyle diplomatik destek sağlamak, eğer ülkemizde basın-yayın kanalıyla topluma sunulursa, bu faaliyet, son derece etkili olabilir. Üniversitelerin devreye sokularak siyasi Kürt- destek anlamına gelen akademik faaliyetler, medyanın buna geniş yer ayırması Türkiye'nin terörle mücadele etme imkanını önemli ölçüde kırmıştır.

2 Yabancı Dillerde Bilgilendirici Yayın

Yabancı dillerde bilgilendirici yayınlar çerçevesinde alınacak bir diğer önlem ingilizce başta olmak üzere Almanca, Fransızca, Rusça, Arapça gibi dillerde terörün niteliğini ortaya koyacak bir yayın sisteminin kurulmasıdır. Bu konuda Türk Dışişleri bürokrasisinin gösterdiği cabalar yeterli değildir. Washington, Londra, Paris, Berlin, Kahire veya Moskova'da bir yayın ve/veya kitapevine değil girmek, önünden geçmeyen bürokratların, dil bilmez mütercim-tercümanlara yaptırdıkları tercümeleri, üçüncü sınıf matbaalarda bastırarak Türk büyükelçiliklerine yollaması ve dağıtılmasını talep etmesi ile kültürel mücadelenin gerçekleştirilebileceği düşünülmüştür. Oysa yapılması gereken, bu tür kitapların anılan ülkelerdeki yayınevleri tarafından basılmasını sağlayacak bir sistemin, Başbakanlık Tanıtma Fonu-Dışişleri Bakanlığı ve Düşük Yoğunluklu Çatışmalar Ensititüsü yöneticileri tarafından oluşturulan bir grubun öncülüğünde kurulmasıdır.

3 Anti-Terör Hukuk Grubu

Diplomatik önlemler çerçevesinde üzerinde durulması gereken bir diğer husus ise uluslararası hukuk ve terör konusunda uzmanlaşmış bir Türk hukukçular grubunun oluşturulmasıdır. Bu grup bütün dünya Lİaki terörizm uzmanı olan uluslararası hukukçulardan oluşan bir lobinin kurulması için çalışmalıdır. Bu çalışmaların hedefi BM tarafından tanınacak bir "Anti-terör Hukuk Grubunun" oluşturulmasını sağlamak olmalıdır. Böylece, Türkiye gibi terörizmden muzdarip olan ülkeler, terör ile mücadelede uluslararası kamuoyunu seferber etme imkânına kavuşacaklardır.

Diplomatik önlemler kapsamında alınması gereken bir diğer önlem ise PKK'nın kullandığı silahlan kaynağına kadar takip ederek, kaynak ülke ve firmalara yönelik olarak yaptırım politikası geliştirmektir. Bu ülkeler ve firmalar terör ile ilişkili olarak gösterilmelidir. Şehit aileleri ve terör kurbanları bu firmalara karşı uluslararası mahkemelere gitmeye yönlendirilmelidirler. "Anti-terör Hukuk Grubu"nun böyle bir süreçte üzerine çok önemli görevler düşecektir.

Kaynakça
Kitap: PKK Terörü Neden Bitmedi, Nasıl Biter?
Yazar: Ümit Özdağ
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön PKK: PKK Amerikan Ordusunun Bir Parçasıdır, PKK Bir Kürt Hareketi Değildir, Türk ve Kürt Kardeştir ve Asıl Düşmanımız ABD ve Onun Emirkulu Olan AKP'dir!

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir

cron