Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Bürokratik Önlemler

PKK Sorununun Çözümü İçin Alınması Gereken Önlemler - Bölüm 4

PKK'yı yaratan ve günümüze kadar finanse edip yöneten devlet Amerika’nın ta kendisidir.
Nasıl mı?
-1980 darbesi sonrasında Türkiye’de oluşan Amerikancı hükümetlerin yardımı ile.
-PKK ve Kürt mafyası ne tesadüftür ki Turgut Özal döneminde oluştular ve güçlendiler.
-Abdullah Öcalan bir MİT ajanıdır. Bunun kanıtını kahraman Uğur Mumcu bulmuştu. 1972'de, Abdullah Öcalan "Şafak Bildirisi" davasından dolayı tutuklandı, ve sonrasında Milli İstihbarat Teşkilatı "Bizim adamımızdır" yazısını yollayıp, Abdullah Öcalan'ın serbest bırakılmasını sağlamıştı.
PKK gibi aşağılık ve zavallı bir terör örgütü neden hâlâ etkisiz hale getirilmedi ve sürekli Şehit vermemize sebep oluyor?
-"Devlet" kelimesinin anlamı şudur: "Toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal ve askeri bakımdan örgütlenmiş milletin oluşturduğu tüzel varlık". Türkiye Cumhuriyeti bir Türk Devleti'dir ve bu devletin bütün organlarını(TSK, MİT, vs) yöneten güç hükümettir. Yani hükümetin elinde bir uzaktan kumanda var ve bununla istediği zaman bütün devlet organlarına emir verip onları yönetebiliyor. Demekki eğer hükümetin başındaki lider kadro kişisel çıkarları(zenginlik) uğruna Amerika'ya namusunu ve şerefini satan insanlardan oluşuyorsa, TSK ve MİT gibi devlet organlarının başındakileri de maalesef dolaylı olarak Amerikancı oluyor. İşte bu yüzden Abdullah Öcalan bir MİT ajanıydı ve sonra ABD'nin çıkarları uğruna Amerikancı Özal Döneminde, PKK dizayn edildi ve bu lanetli terör örgütün başına imralı canisi getirildi.
-Ülkemizin yönetildiği bu lanetli sisteme rağmen, Türk Silahlı Kuvvetlerimiz içinde daima bu düzeni bozup Türkiyenin Tam Bağımsızlığını koruyan Atatürkçüler olmuştur. Eşref Bitlis önderliğindeki Atatürkçü Kahraman Askerler, Özal döneminde sürekli Amerika ve Amerikancı hükümet ile mücadele etmişlerdir. Eşref Bitlis vefat etmeden önce(17-02-1993 öncesi) Kuzey Irak ve PKK’ya yapılan operasyonlar sonucunda Amerikan Ordusunun bir parçası olan PKK terör örgütü resmen yok edilmişti. İşte bu onurlu davranışlar sonrasında, 1960 Devriminden sonra ilk defa Eşref Bitlis döneminde yine TSK içinde bir Atatürkçü(Anti-emperyalist) Devrim oluşmuştur. İşte bu Devrimi yaratan Kahramanların Ruhu günümüze kadar TSK'da devam etmiştir ve bu yüzdendir ki, bu ruha sahip olan Askerlerin büyük bölümü günümüzde Amerikancı AKP tarafından ya Silivri Cezaevine yerleştirilmiş yada emekli edilmişlerdir, ki PKK yok edilemesin ve Amerika’nın çıkarlarına zarar gelmesin diye.
-PKK terörü Amerikancı Çiller ve Tayyip Erdoğan hükümetleri tarafından kasıtlı olarak yok edilmedi ve daha da güçlendirildi.
SONUÇ, PKK TERÖRÜ NEDEN BİTMEDİ:
-DSP Hükümeti Döneminde TSK tarafından yine etkisiz ve yokedilme noktasına getirilmiş olan PKK, AKP ve Hilmi Özkök'ün Büyük Yardımları ile ABD'nin Irak'ı Tekrardan İşgal Edip, PKK'nın tekrardan güçlenmesi sağlanmıştır.
-AKP terörü bitirmek için asla herhangi bir adım atmıyor.
-Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, ABD ile yaptığı 9 maddelik gizli anlaşmada TSK’yı zayıflatan ve PKK'yı yasallaştıran ve güçlendiren maddeler var. Ve bu maddelerin hepsi de gerçekleştirildi.
- Erdoğan'ın Özel Temsilcisi olan MİT Müsteşarı Hakan Fidan AKP'nin PKK ile işbirliği yaptığını resmen doğradı. Buda Vatan Hainliğinin belgesidir.
-Şehitlerimizin sorumlusu: "AKP’nin Kürt Açılımı Politikası ve ABD-AKP-PKK-BDP(DTP) İşbirliği"
ÇÖZÜM, PKK TERÖRÜ NASIL BİTER:
-NATO'dan çıkılacak, Amerikaya rest çekilecek, Avrasya ülkeleri(İran, Suriye, Çin) ile milli çıkarlarımız doğrultusunda ekonomik anlaşmalar yapılacak(hedef Türk Birliği).
-Kuzey Irak, aynen Kıbrısta yapıldığı gibi, yasal haklarımıza dayanarak, oradaki Türkmen Soydaşlarımızın yardımı ile ele geçirilmeli, ve bölgedeki bütün PKK’lılar 1-2 günde etkisiz hale getirilecek.
-Doğu Anadolu'da İş Garantisi ve Tarih Dersleri
Ayrıntılı Bilgiler için giriniz

Bürokratik Önlemler

Mesajgönderen TurkmenCopur » 05 Kas 2011, 02:31

BÜROKRATİK ÖNLEMLER
PKK Sorununun Çözümü İçin Alınması Gereken Önlemler - Bölüm 4


Güneydoğu Anadolu'da bürokrasi büyük bir baskı altındadır. AKP Hükümetinin valilerin yetkilerini daraltması, AB'nin gerçekleştirdiği baskılar, Irak'ta gerçekleşen dönüşüm ve Barzani'nin bölgedeki yıkıcı-bölücü faaliyetleri, PKK'nın 2005-2008 sürecinde gerçekleştirdiği saldırılar, AKP hükümetinin kararsız tutumu girişim üstünlüğünün örgüte geçmesine neden olmuştur. Bazı üst düzey devlet memurları dâhil olmak üzere PKK ile yakınlık kuranlar dahi mevcuttur.

Bölgedeki sorunun çözümü için bölgeden kopuk yeni bürokratik bir yapılanma değil, zihniyet değişiminden geçmiş, yeniden yapılandırılmış bürokratik bir sistem gerekmektedir. Bürokrasi bölgenin ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde yeniden yapılandırılmalıdır. Sadece Türk Silahlı Kuvvetleri değil, Türk devleti "alan kaplama" stratejisi uygulamalıdır. Vali ve kaymakamlar bölgeye yollanırken, herhangi bir özel talimat almamakta, izleyecekleri politika kendi şahsi tercihlerine bağlı kalmaktadır. Devlet, her il ve her ilçe için zamana bağlı, ulaşılacak hedefler tayin etmelidir.

1 Valilerin Görevleri

Daha önce bölgede kaymakamlık veya valilik yapmayan bir bürokrat, bu bölgede vali olarak görevlendirilmemelidir. Bu bölgede görev yapacak valiler, genç, dinamik ve deneyimli kişiler arasından seçilmelidir. Vali, göreve başlamadan önce cumhurbaşkanı, başbakan ve içişleri bakanı tarafından imzalanan, Türkiye Cumhuriyeti'nin ve hükümetin ilde ulaşmayı hedeflediği noktalan ve izlenmesi gereken politikaları tanımlayan bir görev belgesi ile işe başlamalıdır. Görev devri sırasında ise bir zamanlar uygulanan fakat son yıllarda uygulamadan kaldırılan "İl Genel Durum Raporu" ile görev teslimi yapılmalıdır. Böylece, bir vali Türkiye Cumhuriyeti'nin kendisine verdiği hedeflerin hangilerini ne ölçüde gerçekleştirdiğini hükümete ve kendisinden sonra gelen valiye bildirmiş olmalıdır. İç İşleri Bakanlığı, valilerin illerdeki devlet/hükümet hedeflerine ulaşıp ulaşmadığını denetlemelidir.

Mülki idare amirlerinin atanmalarında, Türk Silahlı Kuvvetlerindeki Komutan atamalarındakine ben/er devir teslim esası getirilmelidir. Devir teslim, tutanakla yapılmalı, İl'in ekonomik ve sosyal planlaması ve yatırımlarının sonuçları ile birlikte, asayiş ve güvenlik sonuçlan ağırlıklı olmalıdır. Devir teslim tutanaktan İller İdaresi Genel Müdürlüğü'ne gönderilmelidir.

Terörü önlemeye yönelik olarak üst düzeyde sağlanması düşünülen istihbarat koordinasyonunun iller düzeyinde sağlanmasına öncelik ve ağırlık verilmelidir. Bu konuda ağırlıklı görev Valilerin uhdesinde olmalıdır.

Valilerin yetkileri ve imkânları artırılmalıdır.-"0 Valilik ve kaymakamlıklara karargâh olarak yardımcı olabilecek, bölge ve teknik konuların uzmanlarını bir araya getiren yapılar oluşturulmalıdır. Valiler ve kaymakamlar başta olmak üzere bölgeye atanan bütün memurlar bölgeye gitmeden önce kapsamlı bir özel eğitimden geçmelidir. Bu çerçevede bölge tarihi, il tarihi, ilçe tarihi, PKK ve öncesindeki bölücü eylemler ve potansiyel, bölücülük ve PKK ile mücadelenin tarihi, terör eylemleri ve psikolojik harekât konusunda uzmanlaşmalıdır. Derslerin verilmesinde Düşük Yoğunluklu Çatışma Enstitüsü'nün görevlendirilmesi çok faydalı olacaktır.

Bölgede yeni bir dönemin başladığı eylemsel olarak ortaya konulmalı, valiler, kaymakamlar özetle devlet, sürekli hareket halinde olmalı, halkla sürekli ilişki geliştirilmelidir. Valilerin hiç uğramadığı ilçeler, kaymakamların hiç uğramadığı köyler vardır. Bu durumun sonlandırılması, halkla etkili bir iletişimin kurulması gerekmektedir. Bölgede valilerin, amir idareci ve komutan düzeyindeki kişiler için görev süreleri 4 yıla çıkarılmalıdır.

En uzak köy dahi yetkililer tarafından sürekli ziyaret edilmeli, girişim üstünlüğü devlette olmalıdır. PKK'nın 24 saat çalıştığı göz önünde tutu-lursa örgüt ile mücadeleyi sadece 09:00-17:00 mesaisini ülkeye "hizmete" ayıran bir anlayış gerçekleştiremez. Devlet bölgede yeni bir ruh ile harekete geçtiğini ve üstünlüğünü hukuk devleti çerçevesinde halka hissettirmelidir. Halk defaatle açılan ve içinden hiç bir şey çıkmayan paketlerden bıkmıştır. Bundan dolayı artık söz yerine halka bir şeylerin değiştiğini hissettirecek bir yaklaşıma gerek vardır.

2 Kaymakamların Görevleri

Bölgedeki ilçelerde "Kaymakam yardımcılıkları" kurulmalıdır. Kaymakam yardımcılıklarının askıya alınan bucak teşkilatlarının canlandırılmasında kullanılması düşünülmelidir. Bir bucağa takriben 15 köy bağlıdır. Bucak ilçe ile köy arasında çok sağlıklı ve faydalı bir geçiş oluştur-maktadır. Bölgede ilk kez görev yapacak olan kaymakamlar, daha önce bir başka bölgede kaymakamlık yapmış olsalar dahi bir sene süre ile kaymakam yardımcısı olarak, bucak bünyesinde çalışmaları hizmetin götürülmesi, bilgi alınması ve devletin alanı kaplaması anlamında çok önemlidir. İçişleri Bakanı ve vali tarafından imzalanmış yazılı yönerge ilçelerdeki çalışmalara esas tayin etmek üzere kaymakamlara verilmelidir.

3 Emniyet Müdürlerinin Görevleri

Vali ve kaymakamlar için geçerli olan hususlar il ve ilçe emniyet müdürleri için de geçerli olmalıdır. Güvenliğin sağlanmasından sorumlu olan emniyet müdürlerinin muhakkak özel operasyon teknikleri, isyan bastırma teknikleri gibi terörle mücadele sürecinin teknik boyutu ile ilgili konularda özel bir eğitimden geçmiş emniyet müdürleri arasından seçilmesi gerekir. Emniyet müdürlerine psikolojik savaş konusunda çok büyük bir görev düşmektedir.
Bir emniyet müdürünün halkla ilişkilerdeki başarısının alabildiği sonuçlan göstermesi açısından Hizbullah tarafından şehit edilen Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan'ın ortaya koyduğu sonuç ciddi bir örnektir. Bu örneğin incelenmesi ve ortaya çıkan sonuçların bürokratik davranışlara yol göstermesi öğretici ve faydalı olacaktır.

Gaffar Okkan, Diyarbakırlı yaşlı, genç, iş adamı, tinerci, herkese cep telefonunun numarasını vermiş ve arandığında telefona kendisi çıkmıştır. Şikayetleri takip etmiş ve sonuçlandırmıştır. Bu arada uygulamaları bir kısım polislerde tepki inandırdı ise de halkın gönlünü kazanmıştır. Bir Hakkarili'nin bölgede görev yapan bir komutanla ilgili olarak "bu komutan burada iken Hakkari'de PKK olay çıkaramaz çünkü komutanı seven halk örgütü ihbar eder" ifadesi asker-sivil bürokrat-halk ilişkisinin ne kadar can aha olduğunu göstermektedir.

4 Bucak Müdürlüklerinin Yeniden Oluşturulması

1965'li yıllardan itibaren bucak müdürlüklerine personel alımı durdurularak söndürülme noktasına getirilen bucak müdürlüklerinin, mülki idare amirliği birimi olarak yeniden günün şartlarına uygun olarak düzenlenmesi ve işlerlik kazandırılması, üniversite mezunları arasından yapılacak atamalarla teşkilatlandırılması uygun olacaktır. Ayrıca İlçe merkezlerine taşınan, bucaklardaki nüfus memurluğu ve adli birimlerin yeniden halka en yakın noktada ihdası uygun olacaktır. Yeni düzenlemede bucaklarda bucak jandarma takım komutanlıkları kurulmalıdır.

Enis Berberoğlu, bürokratın önemini, bölgenin önde gelen işadamları ile yapılan bir toplantıda iş adamlarının Gaffar Okan'ın, Hakkari'nin yeni Valisi Ayhan Nasuhbeyoğlu'nun ve Şanlıurfa Emniyet Müdürü Kutlay Çelik'in adını verdiklerini belirterek çiziyor. Berberoğlu, Enis, "Cana da Cama da Değdi Sayın Vali" Hürriyet, 16 Nisan 2006

5 Valiler ve Psikolojik Harekat

Valiler ve kaymakamlar psikolojik harekat ve halkla ilişkiler konusunda aktif görev ve rol üstlenmeli, il idaresi kanunun ilgili maddesinde de ön görüldüğü üzere yılda en az bir kere yerleşim yerlerini, daire müdürleri ve ilgili görevlilerle birlikte ziyaret ederek halkla ilişkiler toplantıları yapıp, ihtiyaçları ve acil sorunları verinde çözümlemelidirler. Bu gezi ve halkla ilişkiler toplantılarının sonuçlarını içişleri bakanlığına rapor etmelidirler.
Söz konusu gezi ve toplantılarda özellikle doktor ve sağlık görevlileri ağırlıklı olmak üzere, yerinde muayene ve teşhis, birlikte götürülen asgari ilaçlarla tedavi ve tıbbi yardım sağlanmalıdır. Daha ileri tedavi ve ameliyatı gerektiren vatandaşların büyük merkezlerde mevcut donanımlı hastanelerle ilişki kurularak tedavileri ve ameliyatları yaptırılma yoluna gidilmelidir. Gezilerde sosyal yardıma ihtiyacı olan vatandaşlara ihtiyaçları ve tıbbi yardım için yerinde nakti yardım yapılmalıdır.

6 Valilikler ve Durum Merkezleri

Valilik bünyesinde oluşturulacak durum ve harekat merkezlerinde, içişleri bakanlığından veya özel idare bütçelerinden temin edilecek ödeneklerle kritik arazi kesimleri, PKK'nın geçiş yerleri, muhtemel operasyon bölgelerinin 1/25.000 ölçekli haritalar kullanılarak yapılacak ka-bartma haritalarının yapılmasına imkan sağlanması süreti ile PKK'nın eylemlerine karşı güvenlik birimlerinin yapacağı operasyonlara ilişkin personelin ilgili arazi hakkında bilgilendirme ve eğitim verilmesi, operasyonlar esnasında yapılacak harekatların harekat merkezinden yön-lendirilmesine imkan sağlanması yoluna gidilmelidir. Durum ye harekat merkezlerinde PKK terör örgütü elemanlarının geçiş ve operasyon yapacağı arazi kesimleri, köylerin görüntüleri alınıp arşivlenerek evler, yollar, pusu, baskın, saldırı ve çekilme istikametleri hakkında görev alacak güvenlik görevlilerinin eğitim ve tatbikatlarında kullanılmaları sağlanmalıdır.

7 İl ve İlçe Hassasiyet Planları

İlçe hassasiyet planları yapılmalı ve devamlı olarak yeni duruma göre revize edilmelidir. Valilik ve kaymakamlıklarda 1984-2009 arasında vukuu bulan terör olaylarının zaman, yer, kişi bazında vukuat raporları taranarak envanteri yapılıp, 1/25.000 ölçekli haritalara işlenmesi sureti ile değerlendirilmesi yapılıp "olayları önleme ve müdahale planlarına işlenmesi sureti ile olayları önleme operasyonları planlama ve uygulama yoluna gidilmelidir.

8 Bölgede Bürokrasi

Üst düzey bürokratlar için geçerli olması gereken nitelikler, kamu adına görev yapan ve idarenin ana gövdesini oluşturan, milli eğitim, sağlık, bayındırlık gibi bütün müdürlükleri kapsamalı ayrıca idari birimlerin yanında adli birimler için de belirli kıstaslar aranmalıdır. Ahenk içinde çalışan bir yönetim oluşturulmalıdır.

İl ve ilçe müdürlüklerinin kadro eksiklikleri, özel eğitimden geçmiş nitelikli personel atamaları ile ortadan kaldırılmalıdır. Bürokrasi bölgede asla vekâleten temsil edilmemelidir. Vali, kaymakam ve diğer bütün devlet memurlarının görev yerlerine eşleri ile gitmeleri kural olmalıdır. 1984'ten bu yana bölgede kadroları vekâleten görev yapmayan bir tek kurum var ise o da TSK'dır. Bütün devlet kurumlarının bu konuda TSK'yı örnek alması gerekmektedir.

Bölgede bürokrasi içine sızmış olan bölücü unsurlar hızla temizlenmelidir. PKK veya yandaşı yan legal, legal kurumlarla ilişkisi olan devlet memurları gereken hukuki düzenlemeler yapıldıktan sonra somut kanıtlarla ve mahkeme karan ile memurluktan ihraç edilmelidir. Türkiye'nin vergi ödemek isteyen yurttaşlara "T.C.'ye vergi ödenmez" diyerek hakaret eden vergi dairesi memurları ile öğrencilere "sizin yaşıtlarınız dağda bu halk için çarpışıyor" diye propaganda yapan öğretmenlerle bölgenin iyileştirme ve bütünleştirme sürecini yönetmesi mümkün değildir.

Bölgede bürokrasinin etkinliği ve verimliliğinin artırılması açısından yeniden yapılacak idari yapılanmaların dışında bürokratın yetkinliğinin artırılması büyük önem taşımaktadır. Bölgeye atanacak bürokratlar için yeni bir ölçütler yönetmeliği hazırlanmalı, bu niteliği taşımayanlar bölgeye asla atanmamalıdır.

Bölgede görev yapan bürokratların, lojman ihtiyacı, tedavi giderleri, izin karşılığı ek ücret, fiili hizmet zammı artırılmalıdır. Bölgede yönetici kadrolarındaki bölge doğumlu yönetici oranı %90'ın üzerindedir. Bu kadar yüksek bir oran halka tarafsız davranma ilkesinin gerçekleşmesini engellemektedir. Bölgedeki imamların % 90'ı, gardiyanların % 80'i, öğretmenlerin % 43'ü bölge kökenlidir ve bölgedeki bürokrasi içinde bölge kökenli olanların sayısı çok yüksek seviyelere erişmiştir.

Yeni dönemde bölgede devlet ile halk arasında laçkalaşan ilişkiler ağı düzeltilmeli, devlet, koyduğu kuralları yaşama geçirmelidir. Bundan kasıt, trafik kurallarının uygulatılmasından elektrik ve su parasının toplanmasına kadar uzanan çizgide devletin bütün yurttaşlarından yerine getirmesini istediği yükümlülüklerini Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu'da da talep etmesidir.

Bölge halkının herhangi bir siyasi parti farkı olmadan devletten temel beklentisi kendisine iyi davranılmasıdır. Esasen bu, sadece bölge halkının değil bütün Türk hailemin beklentisidir. Bunun sağlanmasının bölgede devlet- halk bütünleşmesini sağlamada çok büyük bir psikolojik önemi vardır. Bu konuda istenen sonucun alınması için emniyet güçlerine sürekli hizmet içi eğitim verilmelidir. Polislere verilecek psikolojik destek konusunda gereken mekanizmalar hızla oluşturulmalıdır. Çünkü, çatışma bölgesinde halka iyi davranması beklenen emniyet güçlerinin üzerinde olağanüstü bir baskı vardır. Polisin insanüstü bir varlık olduğu düşünülemez. Polisin üzerindeki baskı kaldırılmalı, gücünü aşacak sorumluluk yüklenmemeli, ancak ona toplumla sıcak ve etkili bir ilişki kurma yeteneği kazandırılmalıdır.

Gerek bölgeye giden bürokratların gerek ise bölgedeki bürokratların bu konuda ciddi bir halkla ilişkiler eğitiminden geçirilmesi ve halka ilişkiler sürecinin kurulacak iç mekanizmalar ile denetlenmesi gerekmektedir. Bölgeye atanacak yetkililerin yaratıcı, eleştirel, yapıcı muhalif, tutarlı bir kimliğe sahip olması, halkın o yetkili aracılığı ile devletle temas kurması açısından önemlidir.

Vatandaş kendisine kötü davranıldığı zaman şikayet edebileceği bir mercii bulabileceğine inanmalıdır. Bu uygulama yaşama geçirildiği takdirde yukarıda dikkat çekilen, "kendisine Batılı yurttaştan farklı davranıldığı şeklinde" yerleşik inanç ortadan kalkacaktır. Vatandaş, kendisine ülkenin diğer bölgelerindeki insanlara davranıldığından farklı davranılmadığı inanana erişmelidir.

Bürokrasi, bölgede etkin ve iyi hizmet vermek için tekrar örgütlenmelidir. Bunu söylemek kolay yapmak zordur. Bunun için halkın sürekli karşı karşıya olduğu belirli sektörler ele alınmalı ve yüksek bir performans sağlanmalıdır. Sağlık sektörü bu tür sektörlerin başında gelmelidir. Bu yaklaşımla aynı zamanda devlete şükran hissi ortaya çıkaracak bir politika izlenmelidir.

Bölgede seneler içinde oluşmuş, terör sürecinde devletin yanında yer alır görünmüş ve daha çok büyük partilere sızmış bulunan bir politikacı-mafya türü yapılanma vardır. Bu yapı, devleti kendi menfaatleri doğrultusunda istismar etmektedir. Bu asalak yapının sırtını devlete dayadığı imajı halka da yerleşmiştir.

Bu durum mülki idare amirlerine karşı pasif direniş ve/veya devlet gücünü mahalli ilişkilere taşıyarak, olumsuzlukları devlete mal etme sonucunu doğurmaktadır. Bu durumun değiştirilmesi için yeni bir yapılanma şarttır. Devlet kendisini bu yapıdan hızla uzaklaştırmalıdır. Bunun en pratik yolu mülki amirler üzerindeki siyasal baskıyı engellemek, mülki amirlerin daha bağımsız çalışmasını sağlamaktır.

Bölgede devletin bütün organları ile normal bir sürece dönüşü teşvik etmesi ve halkın günlük yaşamından örgütü mümkün olduğu kadar uzak tutması milli bütünleşme sürecinin tekrar başlatılması için kaçınılmazdır.

Yaşantının normalleştirilmesinde devletin karşısında iki unsur vardır. Bunlardan birincisi örgüte destek veren, sempati duyan veya aktif olarak destekleyen kitle, ikincisi ise geri kalanlar. Birinci grup, yaşamın normal sürece dönmesinin karşısındaki en büyük engeldir. Çünkü PKK, 1998-2004 arasındaki süreçte kesin bir askeri yenilgiye uğramış olmasına ve halen 1990'lı yıllardaki etkinliğinden çok uzak olmasına rağmen, bu grubun akıl ve kalplerinde direniş devam etmektedir. Bu grubun DTP'ye oy verenlerin ancak üçte biri olduğu geçmişte saha araştırma-sından da ortaya çıkmıştır. Yeni araştırmalar ile gerçek durumun belirlenmesi gerekmektedir. Ancak bunlar kendi aralarında türdeş ve örgüte eşit ölçüde bağlı değildirler. Bu grubun akıllarındaki ve kalplerindeki direnişi kırmanın ilk ve ana yolu önce fiziksel direnişi tamamen ortadan kaldırmaktır. Terörün bölge gerçeğinin bir parçası olması devlet otoritesinin tam olmadığının ifadesidir. Bu durum devletin % 100 psikolojik üstünlük kurmasının önünde önemli bir engeldir.
Terörle mücadelede örgüt ile çatışma zemininin mümkün olduğunca Türkiye dışına, K. Irak'a taşınarak Türkiye içinde askeri anlamda mutlak normalleşme teşvik edilmelidir. Çatışma ve gösteri haberlerinin gündemden düşürülmesi ciddi bir çözüm olabilir. Bilinmelidir ki, örgüt eylemlerini bir il veya ilçe için değil, basın-yayın aracılığı ile Türkiye'de gündem oluşturmak amacı ile yapmaktadır. Televizyonlarda örgütle gerçekleşen çatışmalarda çekilen filmlerin ve örgütün yaptığı gösterilerin yayını yasaklanmalıdır.

Amerikan polisi ile ilgili gözlemini anlatan Emniyet Müdürü Muzaffer Erkan şöyle demektedir:

"Amerika'da bir yıl kaldık, kimse bize kimlik sormadı, arama yapmadı ve hiç kimse rahatsız etmedi. Buna rağmen halk üzerinde polisin görünmeyen müthiş bir otoritesi olduğunu gördüm."

Bu tür bir otoriteyi tanımlayan:

"Dağları jandarma değil, jandarmanın korkusu bekler", şeklindeki deyiş, ne demek istediğimizin güzel bir ifadesidir. Çıplak ve etkisiz bir şiddete değil, yapısal bir etkinlik ve caydırıcılığa kayılmalıdır.

9. Devlet ve Belediyeler

Son iki genel ve yerel seçimde PKK'nın bölgede önemli sayılabilecek sonuçlar aldığı görülmektedir. PKK açısından yukarıda da altı çizildiği gibi belediyeler, ikili iktidarın araçları olarak görülmektedirler. PKK-DTP çizgisi belediyeleri örgütlenme, kadrolaşma, ekonomik gücü kanuni yollarla oluşturma, kanuni görünümlü politik faaliyetler ve Batı ülkeleri ile temas aracı olarak kullanmaktadırlar.

AB tam üyelik sürecinde bir çoğu Uyum Yasalar kapsamında yürürlüğe giren Türkiye'nin yaşanan gerçeklerine aykırı ve kamu otoritesini zayıflatan kanunlar, örgütün illerdeki ve ilçelerdeki fiili etkinliğine hukuki etkinlik de eklemiştir. Diyarbakır ve diğer bölge illerinde Mart-Nisan 2006'da yaşanan olaylar üzerine AKP Hükümetinin aldığı önlemler bu eksikliği ortadan kaldırmak için yeterli olmamıştır. Bundan dolayı, kaybedilen iki seneden ve yüzlerce vatandaşın hayatından sonra 2008 Ekim ayında Genelkurmay Başkanlığı ve AKP Hükümeti arasında gereken hukuki düzenlemelerin tekrar yapılması için görüşmeler başlamıştır.

Kasım 2005'de gerçekleşen Şemdinli olayları sonrasında, ilçede ve Hakkari'de devlet otoritesi ortadan kalkarken, PKK, kamu Otoritesini belediyeler aracılığıyla ele geçirdiği görüntüsünü vermiştir. DTP'li belediye başkanları, kanunları çiğneyen ve milli vicdanda infial yaratan eylemlerin altına hiç çekinmeden imza atmaktadırlar. Hatta bu tür kışkırtıcı eylemleri özellikle gerçekleştirmektedir. Bu tablo hukukun uygulanmadığının kanıtıdır.

Modern demokratik devlet olmanın gereği, hukuka dayanmak ve hukuku uygulamaktır. Bu nedenle devlet yetkilileri kanunları çekinmeden uygulamalı, yasalan çiğneyenleri, kışkırtıcıları yargı önüne çıkarmakta tereddüt etmemelidir. Son yıllarda demokratikleşme ve yerel yönetimlerin güçlendirilmesi adına yapılan yasal düzenleme ve değişikliklerle, Belediyelerin yerel hizmet üreten kamu kuruluştan nitelikleri ikinci planda kalmış, nerede ise PKK'nın destekçileri yerel kamu birimleri haline dönüştürülmüşlerdir. Çünkü burada hukuku uygulamak yerine AB'nin telkin ettiği fikirler ikame edilmiştir. Belediye Başkanları Devlete ve Hükümete meydan okur ve dokunulamaz hale getirmişleridir. Bu kabul edilir ve izah edilebilir bir durum değildir. Bu neden ve gerekçelerle Belediye Kanununda geçmişte yer alan şekli ile İdari Vesayet denetimi yeniden getirilmeli ister adi, ister siyasal nedenler ile suç işleyen Belediye Başkanlarının görevden uzaklaştırılmaları yetkisinin Vali ve Kaymakamlara yeniden verilmesi konusu ciddi bir şekilde düşünülmelidir.
Ülkenin batısında bir belediye başkanının asla yapamayacağı veya yaptığı zaman hukuki müeyyide ile karşılaşacağı iş ve eylemlerle ilgili, aynı hükümler ülkenin doğusunda da tavizsiz uygulanmazsa ikili bir hukuki yapı oluşur. Bu durum bölgedeki insanlara karşı olumsuz duy-guları geliştirir.
Bunlar yapılırken DTP'li belediyelere karşı onların mağdur görünmesini sağlayacak düşmanca bir tavır takınılmamalıdır. Her belediyenin kanuni hakkı olan yardım bu belediyelere de verilmelidir. Ancak belediyelerin faaliyetleri etkili bir şekilde denetlenmelidir. Belediyelerin sadece PKK'nın siyasi kolu oldukları için devlet tarafından mağdur edildiği duygusu halkta yaratılmamalıdır.

Devlet mevcut durumdan da istifade etmeyi bilmeli, politize olmuş ve halkın günlük ihtiyaçlarını karşılamaktan uzaklaşmış belediyelerden halkın beklentisini çeşitli mekanizmalar kullanarak arttırmalıdır. DTP, diğer siyasi partiler tarafından siyasal anlamda değil, belediyecilik hizmetleri zemininde hedef alınmalı ve eleştirilmelidir. Talepler zemininde ihtiyaçları karşılamayan belediyeler ile halk karşı karşıya getirilmelidir, belediyeleri, halkın eleştirmesi ve kontrol etmesi sağlanmalıdır, belediyelerin hizmet yerine, örgütün legal görünümlü unsurları olarak çalışmalarının cezasını halkın çektiği ortaya çıkarılmalıdır. Devlet, bölgede belediyeler ile halk arasında halkın ve belediyelerin son vardım ve başvuru merkezi konumuna kaymalıdır.

Kaynakça
Kitap: PKK Terörü Neden Bitmedi, Nasıl Biter?
Yazar: Ümit Özdağ
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön PKK: PKK Amerikan Ordusunun Bir Parçasıdır, PKK Bir Kürt Hareketi Değildir, Türk ve Kürt Kardeştir ve Asıl Düşmanımız ABD ve Onun Emirkulu Olan AKP'dir!

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir