Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Siyasi ve Ekonomik Pankürdizm

Yaşamsal Bir Tehdit: Kuzey Irakta Bağımsız Kürt Devleti Oluşumu - Bölüm 3

PKK'yı yaratan ve günümüze kadar finanse edip yöneten devlet Amerika’nın ta kendisidir.
Nasıl mı?
-1980 darbesi sonrasında Türkiye’de oluşan Amerikancı hükümetlerin yardımı ile.
-PKK ve Kürt mafyası ne tesadüftür ki Turgut Özal döneminde oluştular ve güçlendiler.
-Abdullah Öcalan bir MİT ajanıdır. Bunun kanıtını kahraman Uğur Mumcu bulmuştu. 1972'de, Abdullah Öcalan "Şafak Bildirisi" davasından dolayı tutuklandı, ve sonrasında Milli İstihbarat Teşkilatı "Bizim adamımızdır" yazısını yollayıp, Abdullah Öcalan'ın serbest bırakılmasını sağlamıştı.
PKK gibi aşağılık ve zavallı bir terör örgütü neden hâlâ etkisiz hale getirilmedi ve sürekli Şehit vermemize sebep oluyor?
-"Devlet" kelimesinin anlamı şudur: "Toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal ve askeri bakımdan örgütlenmiş milletin oluşturduğu tüzel varlık". Türkiye Cumhuriyeti bir Türk Devleti'dir ve bu devletin bütün organlarını(TSK, MİT, vs) yöneten güç hükümettir. Yani hükümetin elinde bir uzaktan kumanda var ve bununla istediği zaman bütün devlet organlarına emir verip onları yönetebiliyor. Demekki eğer hükümetin başındaki lider kadro kişisel çıkarları(zenginlik) uğruna Amerika'ya namusunu ve şerefini satan insanlardan oluşuyorsa, TSK ve MİT gibi devlet organlarının başındakileri de maalesef dolaylı olarak Amerikancı oluyor. İşte bu yüzden Abdullah Öcalan bir MİT ajanıydı ve sonra ABD'nin çıkarları uğruna Amerikancı Özal Döneminde, PKK dizayn edildi ve bu lanetli terör örgütün başına imralı canisi getirildi.
-Ülkemizin yönetildiği bu lanetli sisteme rağmen, Türk Silahlı Kuvvetlerimiz içinde daima bu düzeni bozup Türkiyenin Tam Bağımsızlığını koruyan Atatürkçüler olmuştur. Eşref Bitlis önderliğindeki Atatürkçü Kahraman Askerler, Özal döneminde sürekli Amerika ve Amerikancı hükümet ile mücadele etmişlerdir. Eşref Bitlis vefat etmeden önce(17-02-1993 öncesi) Kuzey Irak ve PKK’ya yapılan operasyonlar sonucunda Amerikan Ordusunun bir parçası olan PKK terör örgütü resmen yok edilmişti. İşte bu onurlu davranışlar sonrasında, 1960 Devriminden sonra ilk defa Eşref Bitlis döneminde yine TSK içinde bir Atatürkçü(Anti-emperyalist) Devrim oluşmuştur. İşte bu Devrimi yaratan Kahramanların Ruhu günümüze kadar TSK'da devam etmiştir ve bu yüzdendir ki, bu ruha sahip olan Askerlerin büyük bölümü günümüzde Amerikancı AKP tarafından ya Silivri Cezaevine yerleştirilmiş yada emekli edilmişlerdir, ki PKK yok edilemesin ve Amerika’nın çıkarlarına zarar gelmesin diye.
-PKK terörü Amerikancı Çiller ve Tayyip Erdoğan hükümetleri tarafından kasıtlı olarak yok edilmedi ve daha da güçlendirildi.
SONUÇ, PKK TERÖRÜ NEDEN BİTMEDİ:
-DSP Hükümeti Döneminde TSK tarafından yine etkisiz ve yokedilme noktasına getirilmiş olan PKK, AKP ve Hilmi Özkök'ün Büyük Yardımları ile ABD'nin Irak'ı Tekrardan İşgal Edip, PKK'nın tekrardan güçlenmesi sağlanmıştır.
-AKP terörü bitirmek için asla herhangi bir adım atmıyor.
-Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, ABD ile yaptığı 9 maddelik gizli anlaşmada TSK’yı zayıflatan ve PKK'yı yasallaştıran ve güçlendiren maddeler var. Ve bu maddelerin hepsi de gerçekleştirildi.
- Erdoğan'ın Özel Temsilcisi olan MİT Müsteşarı Hakan Fidan AKP'nin PKK ile işbirliği yaptığını resmen doğradı. Buda Vatan Hainliğinin belgesidir.
-Şehitlerimizin sorumlusu: "AKP’nin Kürt Açılımı Politikası ve ABD-AKP-PKK-BDP(DTP) İşbirliği"
ÇÖZÜM, PKK TERÖRÜ NASIL BİTER:
-NATO'dan çıkılacak, Amerikaya rest çekilecek, Avrasya ülkeleri(İran, Suriye, Çin) ile milli çıkarlarımız doğrultusunda ekonomik anlaşmalar yapılacak(hedef Türk Birliği).
-Kuzey Irak, aynen Kıbrısta yapıldığı gibi, yasal haklarımıza dayanarak, oradaki Türkmen Soydaşlarımızın yardımı ile ele geçirilmeli, ve bölgedeki bütün PKK’lılar 1-2 günde etkisiz hale getirilecek.
-Doğu Anadolu'da İş Garantisi ve Tarih Dersleri
Ayrıntılı Bilgiler için giriniz

Siyasi ve Ekonomik Pankürdizm

Mesajgönderen TurkmenCopur » 02 Kas 2011, 19:19

Siyasi ve Ekonomik Pankürdizm
Yaşamsal Bir Tehdit: Kuzey Irakta Bağımsız Kürt Devleti Oluşumu - Bölüm 3


ABD'nin Türkiye'ye asker konuşlandırması ve Türkiye üzerinden Irak'a asker sokmasına izin verdiği gibi Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Irak'a yollanmasına da izin veren tezkerenin 1 Mart 2003'te TBMM'de oylanmasından önce Kuzey Irak'ta Selahattin kentinde KDP karargâhında bir öğlen yemeğinde Iraklı Arap muhalif şeyhlerden birisi Barzani'ye Ankara'da TBMM'de yapılacak tezkere oylaması ile ilgili olarak beklentisinin ne olduğunu sorunca, Barzani Türkmen Cephesi mensuplarının da oturduğu masada hiç çekinmeden "Ankara'daki dostlarımız bununla ilgilenecekler" cevabını vermişlerdir. 1 Mart günü tezkere reddedildikten sonra bir askeri karargâhta yapılan değerlendirmede bir general ret oyu verenlerin 75 tanesinin Barzani'nin denetiminde olduğunu diğer 75 tanesinin ise radikal İslama olduğunu ileri sürmüştür.

Barzani'nin TBMM'de bazı ilişkileri olabilir ancak 75 milletvekilini denetiminde tuttuğu iddiası abartılı bir iddiadır. Barzani'nin Türkiye'de kapsamlı ve çok boyutlu Pankürdist bir operasyon yürüttüğü gerçeğini gizlememelidir. 2007 yılı başında hazırlanan bir istihbarat raporunda Güneydoğu Anadolu'da Kürt-İslama hareketinin, PKK'nın ve Barzaniciliğin geliştiği kaydedildikten sonra, en zayıf halkayı halen Barzaniciliğin oluşturduğu söylenmekle birlikte Barzani'nin atılım içinde olduğu, atılım hızında birinci sırada geldiği ifade edilmektedir.

Raporda Barzani'nin Türkiye'de aşiret ve cemaat reislerini yanına çekmeye çalıştığı ifade edilmektedir. 2007 Kasım seçimlerinde Barzani'nin TBMM'ne kendisine bağlı unsurları sokmayı hedeflediği, bazı yerel yönetimleri ele geçirmeyi amaçladığı ifade edilmektedir. Barzani bu siyasi projeler için mali kaynak önermektedir.

Barzani'nin Türkiye içinde sistemli bir siyasal gelişim stratejisi izlediğinin bir başka kanıtı Haşim Haşimi, Ümit Fırat, Şerafettin Elçi ve Abdülmelik Fırat'ın "aşiret hukuku ve Barzani aşiretinin asilliğine" övgü dizerek, Barzani'nin Türkiye içinde politik güç arayışı içinde olmadığını ileri sürmeleridir.

Barzani, Türk(iye) siyasetinde doğrudan etkin olmak amacı ile kendi partisini kurmuştur. Bu amaçla önce Irak KDP'si ile yakın ilişki içinde olan Derviş Akgül'ü görevlendirmiştir. Siirt'in Kurtalan ilçesinde yaşayan Derviş Akgül, 20 Mayıs 1920'de Garzan'da İstiklal Savaşı'nı arkadan vurmak üzere İngiliz ve Fransızlarla işbirliği yapmış olan Cemil Çeto'nun kardeşi, Bişar Çeto'nun torunudur. Derviş Akgül, 1965'de illegal olarak kurulan Türkiye Kürdistanı Demokrat Partisi'nin de kurucu Genel Başkanlığı yapmıştır.

Derviş Akgül, Barzani ile sürekli iletişim içinde ve zaman zaman Kuzey Irak'ta Barzani'nin kontrolunda yayın yapan K-TV'de programlara da katılıyor. Kurulacak partinin isminde Kürdistan olacağını kaydeden Akgül, Şeyh Sait'in torunu olan Abdülmelik Fırat'ın kendisini aradığını ve bir başka parti kurmak yerine kendi partisi olan "Hak-Par'ı devralabileceğim ve adını değiştirebileceğini" söylediğini kaydetmişti. Derviş Akgül'ün kuracağı partinin her anlamda ideolojik, politik ve mali boyutlarda Barzani'nin denetiminde olduğu konusunda şüphe yok. Bu parti girişimi Barzani'nin Türk(iye) politikasında etkinlik kazanma çalışmalarından sadece birisi.

Hak-Par halen Barzanici bir çizgide varlığını sürdürmektedir. Temel talebi Türkiye'nin federasyona dönüştürülmesidir. Şeraffettin Elçi'nin kurduğu "Demokratik Kitle Partisi" (DKP) Anayasa Mahkeme tarafından kapatılmıştır. Bunun üzerine Şeraffettin Elçi 19 Aralık 2006'da kumlan, Barzanici-federasyoncu "Katılıma Demokrasi Partisi"ni (KDP) kurmuştur.211 Barzani, 22 Temmuz seçimlerinden öncede Türkiye'de kendisine yakın gördüğü kişileri milletvekilliğine aday olmaya teşvik etmiş ve parlamentoya yandaş sokmaya çalışmıştır.

Kuzey Irak basını incelendiğinde Türkiye'den çoğu Kürtçü siyasal parti, grup ve kişilerin Barzani'yi ziyaret ettikleri, pankürdist faaliyetler için atmosfer oluşturdukları görülmektedir. Aşağıda Kuzey Irak'ta yayınlanan gazetelerde yer alan Türkiye, Suriye ve İran'dan bölücü Kürtçü örgütlerin KDP ve KYB ile yaptığı bir dizi temas ile ilgili haberi yorumsuz olarak sıralıyorum. Haberler, siyasal pankürdizmin nasıl hızlı geliştiğini göstermektedir.

Türkiye Sosyalist Partisi (TSP) Genel Sekreteri Mesut Tek başkanlığındaki bir heyet KDP hükümeti Başbakan Yardımcısı Sami Abdurrahman'ı 13 Ocak 2004'de ziyaret etmiştir. Görüşmede TSP heyeti, demokratik, parlamenter ve federal bir Irak çerçevesinde Kürt halkının et-nik ve coğrafi federalizm isteğini desteklediğini açıklamıştır. 1 Şubat 2004'de Ensar El İslam örgütünün Erbil'deki KDP ve KYB karargâhlarına karşı düzenlediği saldırıdan sonra Erbil Türkiye'den gelen Kürtçü ziyaretçilerin başsağlığı ziyaretlerine sahne olmuştur. Türkiye Kürdistan Demokratik Partisi Başkanı Derviş Sadun başkanlığındaki bir heyet, 16 Ağustos 2004'de Kürdistan Parlamentosu'nu ziyaret etti. Heyet Nasih Gafur tarafından kabul edilmiştir.

Barzani'ye "başsağlığı dilemek "için Serafettin Elçi başkanlığındaki heyet, 1 Nisan 2005'de Kuzey Irak'a gitmiş ve Habur Sınır Kapısı'nda KDP'nin 8'nci kol sorumlusu Ali Avni, Zaho Kaymakamı Kayış Sıddık ve birkaç yetkili tarafından karşılanmıştır.

Habat gazetesindeki habere göre KDP siyasi büro sekreteri Fazıl Mirani 30 Nisan 2005'de Selahaddin'de Serafettin Elçi, HADEP eski genel başkanı Murat Bozlak, Yılmaz Güney'in eşi Fatoş Güney ve Mardin belediyesi eski başkanı Feridun Yazar'dan oluşan heyeti kabul etmiştir. Toplantıda heyet, Kürdistan bölgesinde elde edilen kazançlardan ve gelişmelerden duyduğu mutluluğu dile getirerek bunun "Türkiye Kürdistanı" için bir vesile olmasını dilemişlerdir.

KYB siyasi büro sorumlusu Kosrat Resul Ali ve beraberindeki heyet, 2 Mayıs 2005'de Süleymaniye'de Ali Kazı Mehmet, Ahmet Türk, Murat Bozlak, Feridun Yazar ve avukat Hasan Kaplandan oluşan bir heyet ile görüşmüşlerdir. Heyet, Talabani'nin cumhurbaşkanı seçilme-sinden dolayı KYB siyasi bürosunu tebrik etmiştir. Ayrıca Irak ve "Kürdistan"daki değişimler ile "Kürdistan" parlamentosunun toplantısı konulanın görüştüler. Toplantıda ayrıca; KYB tarafı, bölge başkanı olarak Mesut Barzani'nin seçileceğini söylemiştir."

Kürdistan Parlamento Başkanı Adnan Müfti 9 Haziran 2005'de Mehdi Zana ve Cihat Zana'yı kabul etmiş. Kabul esnasında; "Kuzey Kürtlerinin (Türkiye'den bahsediliyor) mücadeleciliği ve dayanıklılığından, Kürdistan'daki halihazırda bulunan durum ve gelişmelerden" bahsedilmiştir.

Mehdi Zana açıklamasında; "Talabani'nin Irak Cumhurbaşkanı ve Barzani'nin de Kürdistan Başkanı olması, Kürtlerin azmine inanmayanlara bir cevaptır. Türkiye Kürdistan'a karşı daha iyi olacak, çünkü Kürdistan artık kendi kendini yönetebileceğini anladı. Bundan daha önemlisi, Kürdistan halkının azmi Güney Kürdistan'ın başarılı olması için bir temeldir" demiştir.

Kürdistan Sosyalist Partisi'nden bir heyet, 6 Temmuz 2005'de Kürdistan bölgesine gelerek sözde Kürdistan bölgesi parlamentosunu ziyaret etmiştir; heyette sosyalist parti merkez komite üyesi Sedat Bingöl ve partinin Erbil temsilcisi Goran Amedi de bulunmuştur. Barzani; 25 Temmuz 2005'de, Selahaddin kasabasında, Suriye'deki Kürt Özgürlük Partisi Başkanı Hayrettin Murat ve Kürt Demokratik Birliği Sekreteri Nuri Brimo başkanlığındaki heyeti kabul etti. Konuk heyetin, Barzani'nin bölge başkanı seçilmesi sebebiyle gerçekleştirdiği ziyarette; "bölgedeki durum ve Kürdistan'da kaydedilen gelişmeler" değerlendirilmiştir.

Duhok Valisi Tamer Ramazan, 22 Ağustos 2005'de avukat Fethi Gümüş başkanlığındaki Türkiye Kürdistanı'nın avukatlar heyetini kabul etmiştir. Söz konusu heyet, Fethi Gümüş, Fahri Kara, Vedan Azin, Nevzat Kaya, Hanım Miral, Mehmet Ali Dinler, Nihat Kalender, Şemsettin Polat ve Timur Dimer'den oluşmuştur.

Kürtler 18 Kasım 2005'de Kürdistan'ın başkenti Erbil'de önemli bir konferans düzenlemiştir: Bağımsız Kürdistan Konferansı. Konferansın sponsoru Amerikan Yönetiminin arka çıktığı Amerikan Kürt Kongresi'ydi. Toplantıya bölge ülkelerinden Türkiye, Irak, Suriye ve İran'ın yanı sıra Diaspora Kürtlerini de temsilen kişiler katıldı. Toplantıda Suriye, İran ve Türkiye'de bağımsız Kürt federal bölgelerinin kurulma olanakları, böyle bir olasılık durumunda karşılaşılması muhtemel zorluk ve engeller, bağımsızlık yolunda Kürt halkının motivasyonu, Irak'taki olası Kürt devlerinin komşu ülkelere etkileri, bağımsızlık durumunda bölge ülkelerinin muhtemel engellemelerine karşı Kürtlerin karşı koyma yöntemleri, tüm konular detaylı şekilde tartışılmıştır ve tartışmalar toplantıya katılan ABD'liler tarafından not edilmiştir. Toplantıdan çıkan ortak görüş, şimdilik Kürtlerin bulundukları ülke sınırlan içinde mücadele ederek Irak Kürtlerinin elde ettiği haklara benzer haklar elde etmesini sağlamaları."

Leyla Zana ve Orhan Doğan da Talabani ve Barzani tarafından 25-28 Nisan 2006 tarihleri arasına Kuzey Irak'a davet edilmişlerdir. Zana, Barzani ve Talabani'den Türkiye'de Kürt sorununun çözülmesi için yardım etmesini istemiştir.

7 Mayıs'da Erbil'de Kürt Parlamentosu'nun açılış törenine ve KDP ile KYB'nin tek yönetim oluşturması törenlerine davet edilen Selim Sadak, Serafettin Elçi, Yaşar Kaya, Haşim Haşimi, Mehmet Ali Eren; eski ANAP milletvekili Mecit Piruzbeyoğlu daha sonraki günlerde Kuzey Irak'ta değişik temaslar da bulunmuşlardır.

11 Mayıs 2006'da Kürdistan Bölgesi Parlamentosu Başkan Yardımcısı Dr. Kemal Kerküki, Türkiye'den gelen Kürt siyasetçisi ve eski parlamenter Seyit Haşim Haşimi, Kuzey Kürdistan Demokrat Partisi başkan üyesi Rojhat Amedi ve beraberindekiler ile bir görüşme yaptı.

KYB, İKDP ve Kürdistan Toplum Partisi'nin üyesi bulunduğu, Sosyalist Enternasyonal Topluluğu'nun; Yunanistan, İtalya, Norveç, İsveç ve Fransa temsilcilerinden oluşan bir heyetin, 28 Mayıs 2006'de Dukan'da; Türkiye'den DTP Eşbaşkanı Ahmet Türk'ün de katıldığı bir toplantı yaptıklarını, yapılan toplantıda; Ahmet Türk, Türkiye Cumhuriyeti'nin Kürtlere karşı zulüm yaptığını ve bu konuda Sosyalist Enternasyonal Topluluğu'ndan girişimde bulunmasını istemiş, ayrıca Abdullah Öcalan'ın serbest bırakılması için bir konuşma yapmıştır.

DTP Eşbaşkanı Ahmet Türk ve beraberindeki heyet, 31 Mayıs 2006' da, Mesut Barzani'yi ziyaret etmiştir. Heyet adına konuşan Ahmet Türk, Mesut Barzani'yi başarılarından dolayı kutlamıştır.

Temmuz-Kasım 2005 tarihleri arasında Hakkâri'nin Şemdinli ilçesinde gerçekleşen saldırılar, bombalamalar güvenlik güçleri tarafından PKK ile KDP arasında güç mücadelesi olarak yorumlanmıştır.230 Sadece bu yorum bile Barzani'nin Pankürdist çalışmalarının ulaştığı noktayı göstermesi açısından önemlidir.

Pankürdist zemini besleyen süreçler sadece ziyaretler ile sınırlı değildir. Örneğin Suriye'de çıkan Kürtçe Jamawar Gazetesi'nde KDP Kültür Bakanlığı'nın Türkiyeli Kürt sanatçısı Şivan Perver için Duhok bölgesinde 4000 metrekare arazi tahsis ettiği, 700 metrekare arazinin Şivan Perver'in kendisi için ev yapması maksadıyla tapulandığı, 3300 metrekare arazinin de Şivan Perver için stüdyo yapılacağı haberi yer almaktadır.23' Kültürel Pankürdizm de çok boyutlu olarak sürdürülmektedir.

Pankürdizmin bir boyutunu da Kuzey Irak'ın fikri Pankürdizmin merkezine dönüşmesi oluşturmaktadır. Erbil'de Kürt kültürü için KAWA Vakfı (Kombenda Kawa Bo Çand Kürdi) 10 Şubat 2007'de, Selahaddin Üniversitesi'nde, "Irak, İran, Türkiye ve Suriye'de Kürt ulusal hareketinin gidişi" konulu beş günlük bir konferans düzenlemiştir.

Barzani ve Talabani'nin Türkiye, Suriye ve İran'dan Kürtçü politikacılar ile değişik düzeylerde temas ve ilişkiler devam ederken, KDP ve KYB basınında da bu ilişkilerin nihai amacını ima eden/açıklayan yorumlar yayınlanmaktaydı. Örneğin, bölgede bir Kürt devletinin kurulmasından rahatsız olan ülkelerde de durumun değişmeye başladığı, Suriye'nin Kürtlerle diyalog kurmak zorunda kaldığı, İran'daki Kürtlerin yakında büyük güçlerin desteğini alacağı, Türkiye'nin ise güneydoğusunda bir Kürt devleti kurulması tehlikesi ile karşı karşıya kaldığı Habat gazetesinde yayınlanıyordu.

Keza, KDP basınında yer alan "Kürdistan bölgesinin Irak'tan ayrılması için en uygun /aman gelmiştir. Kürtler de Güney Kürdistan'da devlet ilan edebilirler. Komşu ülkelerin zayıf olduğu bu dönemde Kürtler, bu amaç için her türlü alt yapıya sahiptirler ve bütün aşamaları ta-mamlamışlardır. Bu ülkeler hiçbir şekilde buna direnemeyeceklerdir. İstihbarat ve askeri imkânlarının büyük bölümünü Irak'a gönderen İran'ın, nükleer silah görüşmeleri nedeniyle, bütün dünya ülkeleri ile ilişkisi bozulmuştur. Tezkereyi kabul ettiremeyen Recep Tayyip Erdoğan ve ekonomik durumu bozulan Türkiye de bu konuda baskı yapamaz. Her tarafı kuşatılmış olan Suriye'nin de hiçbir etkisi yoktur. ABD de Kürdistan bölgesinin bağımsızlığını istiyor, fakat Kürt siyasetçilerinin bu konuda özel bir proje sunmaları gerekmektedir. Siyasetçiler, bağımsızlık için diplomatik ilişkileri geliştirmeli, iç meseleleri çözmeli ve halkı bağımsızlığa hazırlamalıdırlar" şeklinde saldırgan yazılar Ankara'da dikkatle izleniyordu.'"

Talabani Eylül 2006'da bir açıklama yaparak "İran-Suriye-Türkiye Irak'ın iç işlerine karışmaya devam ederlerse biz de bu ülkelerdeki etnik unsurlar vasıtasıyla karışıklık yaratırız" demiştir. 21Mart 2007'de Diyarbakır'da Nevruz kutlamalarına Ahmet Türk, Leyla Zana ve DTP yetkililerinin katıldığı, Leyla Zana'nın Kürtçe olarak yaptığı konuşmasında, Kürtlerin daha önce liderleri olmadığı, artık Kürtlerin üç liderinin bulunduğu, bunların Celal Talabani, Mesut Barzani ve Abdullah Öcalan olduğu, bu üç liderin Kürt halkının başının üzerinde yerinin olduğu, hiç kimsenin kurulacak Kürt devletinden korkmaması gerektiğini, tek isteklerinin, barış, dostluk ve kardeşlik olduğunu ikide etmesi pankürdist süreçte gelinen önemli bir aşamadır. Nitekim bu açıklamadan kısa bir süre sonra Barzani, "Türkiye Kerkük'e karışır ise biz de Diyarbakır'a karışırız" demiştir.

Kuzey Irak kaynaklı Pankürdist süreç sadece Türkiye'ye değil, bütün Ortadoğu'ya hatta Kafkasya'ya yöneliktir. Bu süreçte önemli bir aşamada bir Alman istihbarat raporuna göre Kuzey Irak'ta büyük bir peşmerge ordusunun kurulması için Ocak 2004'ün ikinci haftasında KDP ve KYB'nin aldığı ortak karar ile Türkiye, Suriye ve İran'dan 100 bin "peşmerge adayı" toplanmasına başlanması çalışmalarım başlatmıştır.

KDP ve KYB tarafından kurulan ve yönetilen televizyon ve gazetelerde Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu bölgesi ile ilgili haberler "Kürdistan" haberleri başlığı altında verilmektedir.

Barzani Pankürdizmi söylemsel olarak da Türkiye'nin iç işlerine müdahale etmeye başlamıştır. KDP'nın Dış İlişkiler sorumlusu Safin Dizai; "Türkiye Anayasası'nda Türkiye'de yaşayan herkes Türk'tür deniliyor. Onun için başka halkların hakları göz önünde bulundurulmuyor, herkes Türk kabul ediliyor. Türkiye'de Lazlar, Çerkesler, Kürtler, Ermeniler, 26'ya yakın etnik yapı yaşıyor. Türkiye Anayasası'nda bir değişiklik yapılırsa, o zaman bu etnik yapıların hakları da göz önünde bulundurulacak. Ama bu yapılmadığı sürece bizimle kıyaslanmaları bile doğru olmaz" demektedir.

Ekonomik Pankürdizm

Barzani, Türkiye içinde doğrudan ekonomik merkezli Pankürdist ideolojik-siyasi faaliyet yaparak, Barzanici bir taban oluşturmaktadır.237 KDP ve KYB toplam yekûn olarak Türkiye ekonomisi için çok büyük olmayan bir pazarı akıllıca kullanarak, Türk politikası üzerinde önemli sonuçlar elde etmektedirler. Aslında ikili ilişkilerde ekonomik güç ve avantaj Türkiye'nin elinde olmasına rağmen KDP ve KYB ekonomik gücü daha etkili kullanmaktadırlar. Bunu yaparken, KDP ve KYB yöneticileri, "Büyük projeleri Türk firmalarına veriyoruz. İlişkilerin bozulması kimsenin yararına değil" mesajım da değişik vesilelerle tekrarlamaktadırlar.

Küçük bir ekonomik pasta ile Kuzey Yönetimi Türkiye'de etkili bir Kürt lobisi oluşturmuştur.

Bu husus bir Arap yazar tarafından şöyle ifade edilmektedir:

"Kürtler belirli aralıklarla baş gösteren Türk tehditlerini dondurma konusunda zekice bir politika izledi. Bunu Türk şirketlerine, Kürt bölgelerindeki bazı projelerin hayata geçirilmesine destek vermeleri için ayartıcı teklifler sunarak yaptılar". Türk pazarı ile 2-4 milyar Dolarlık küçük bir pasta ile oynayan Barzani, Kuzey Irak'ta 1200 askeri olan Güney Koreli 13 firmanın oluşturduğu konsorsiyuma 25 milyar Dolarlık baraj, otoyol ve konutu da kapsayan bir proje vermişlerdir.240 CHP tarafından hazırlanan Güneydoğu Anadolu araştırmasında Kuzey Irak'taki ekonomik canlılığın sadece işadamlarını değil, iş arayanları da bölgeye çektiği ifade edilmektedir.

Diyarbakır-Mardin karayolu çevresinde; Batman-Hasankeyf arasında; Diyarbakır-Ergani arasında entegre tesislerden geçilmiyor. Tabelalar paslanmış. Uyduruk, briketten duvarlı. Harabe. Perişan. Halkta hayal kırıklığı böyle yaratıldı. Acıdır ama bunlar sayesinde Barzani'yi halk kurtarıcı olarak gözlüyor." denmektedir. Kuzey Irak'ta halen bilenen ve büyük bir çoğunluğu Güneydoğu illerinden 15.000 işçi çalışmaktadır.

TESEV'in Kasım 2006'da Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı için hazırladığı "Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da Sosyal ve Ekonomik Öncelikler" konulu raporda çok önemli bir hususun altı çizilmektedir. 21 ili kapsayan raporda bölgede yaşayanların % 60'ının yoksulluk sınırlarının altında yaşadığına dikkat çekilerek Kuzey Irak'ın yeni bir göç merkezine dönüşebileceği görüşü savunulmuştur. Bu ciddiye .ılınması gereken bir görüştür.

Barzani'nin ekonomik pankürdizm politikası Türkiye'de stratejik yatırımlar yapmasına da neden olmaktadır. Barzani, "Ceyhan-Yumurtalık-Hatay Dörtyol" arasında TCDD'ye ait 30 bin dönümlük bir araziyi petrol rafinerisi ve liman olarak kullanmak amacı ile Kızıl Grup ve Ku-veytli iş adamı Sami el Bedir ile birlikte satın almak amacı ile girişimde bulunmuştur.

Kaynakça
Kitap: PKK Terörü Neden Bitmedi, Nasıl Biter?
Yazar: Ümit Özdağ
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön PKK: PKK Amerikan Ordusunun Bir Parçasıdır, PKK Bir Kürt Hareketi Değildir, Türk ve Kürt Kardeştir ve Asıl Düşmanımız ABD ve Onun Emirkulu Olan AKP'dir!

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir