1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

ZAP Bir Başlangıç

MesajGönderilme zamanı: 26 Ara 2010, 03:27
gönderen TurkmenCopur
ZAP Bir Başlangıç

Kara harekatı sürerken 28 Şubat günü aniden Amerika'dan ağır bir heyet ülkemize geldi. Harekatı durdurun diye çığlık atıp gittiler. Aynı günün akşamı Başkan Bush da ABD'den haber gönderdi; harekatı durdurun, diye. Başbakan ve bakanlar açıklama yaptı; harekat sürecek, diye. Genelkurmay Başkanı harekatın süresi için "bir gün de olur bir yıl da, süre izafi bir kavramdır" dedi.

Aynı gün Genelkurmay Başkanlığı bir açıklama yaptı:

"Irak'ın kuzeyinde PKK terör örgütüne karşı icra edilen sınır ötesi harekat, 7'nci gününde planlandığı şekilde devam etmektedir. Harekata katılan birliklerimiz dün teröristlerle bir bölgede sıcak temas sağlamışlar; çıkan çatışmada 7 terörist etkisiz hale getirilmiştir. Başlangıçtan itibaren etkisiz hale getirilen teröristlerin toplamı 237'ye yükselmiştir.

28 Şubat 2008 günü saat 17:00 itibarıyla, birlikler sorumluluk sahalarındaki arazi arama tarama faaliyetlerine devam etmektedirler. Birliklerimizin sahip oldukları üstün kış teçhizatı ve alınan ilave tedbirler sonucu, personelimiz olumsuz hava koşullarından etkilenmemiştir.

Derinlikte belirlenen terörist hedeflerin, Hava Kuvvetleri ve uzun menzilli destek silahları ile ateş altına alınmasına ve birliklerin bütünleme ikmali ve takviye faaliyetlerine gün boyunca devam edilmiştir. Temas bölgesindeki uçaksavar mevzilerini vuran uçaklarımızın, ayrıca takviye maksadıyla bölgeye girmekte olan bir terörist grubu da etkisiz hale getirdikleri değerlendirilmektedir. Harekat esnasında Irak'ın kuzeyindeki sivil altyapının tahrip edildiği yönündeki haberler gerçeği yansıtmamaktadır. Bölgede sadece PKK terör örgütünün faydalandığı ilkel altyapı tesisleri kullanılamaz hale getirilmiştir. Kamuoyuna saygı ile duyurulur."

Akşam saatlerinde yapılan bu açıklamadan ve açıklamadaki "harekat planlandığı şekilde devam etmektedir" sözünden haklı olarak harekatın süreceğini düşündük hepimiz. "Arazi arama ve tarama faaliyetleri devam etmektedir, takviye maksadıyla bölgeye giren teröristler vurulmuştur" gibi ifadeler bizi böyle düşünmeye sevk etti. O anda biri çıkıp deseydi ki; harekat sona erdi, kimse inanmayacaktı buna. Gönül huzuruyla hepimiz uyuduk ve 29 Şubat sabahı NTV televizyonunun harekatın bittiğine dair haberi ile uyandık ve hep birlikte şoka girdik.

Harekatın en ateşli savunucularından biri biz idik. Harekatın uzun süreceği konusunda açıklamalar yapan da biz idik. Barzani'ye vurulmadan PKK'ya vurulamayacağını, Musul Kerkük Türkmenlerinin haklan güvenceye alınmadan, Irak kuzeyindeki oluşum kontrol altına alınmadan, ABD Kerkük'te masaya oturtulmadan harekatın bitemeyeceğini ileri süren biz idik. Bu harekat Gazi Paşa'nın ulus devlet anlayışı Şemdinli'nin Yeşilova'sına ulaşıncaya kadar sürmelidir diyen biz idik, biz söylemiştik tüm bunları. Bir şey bildiğimizden değildi, terörle mücadelede geçen onca yıl, hükümetin demokratik çözüm tavrı, DTP'nin ve İmralı'nın siyasi çözüm tavrı, ülkemizde olan bitenler bizi böyle düşündürüyordu, doğrusu bu diyorduk.

Ama bu çekiliş haberi bir karabasan gibi çöktü üzerimize ve inanamadık. Bu kara harekatının durduğu söylenen günün ABD'nin ikazlarıyla aynı ana denk gelmesi sanki er meydanını terk etmişiz gibi algılandı, herkes büyük bir hayal kırıklığı yaşadı. Soruyorlardı bize; doğru mu bu, geri çekildiğimiz doğru mu diyerek, kimse harekatın bitmiş olabileceğine inanmak istemiyordu. Hepimizde bir terk edilmişlik duygusu vardı sanki.

Akşam sularında konuyla ilgili beklenen açıklama Genelkurmay'dan geldi ve hep birlikte dinlemeye ve düşünmeye başladık:

"Türk Silahlı Kuvvetleri, hava koşulları ve aydınlık durumu gibi etkenler dikkate alınarak en uygun zaman olarak seçilen 21 Şubat 2008 saat 19:00'dan itibaren, Irak'ın kuzeyinde PKK/KONGRA-GEL Terör örgütüne karşı, Kara Kuvvetleri Komutanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığı birliklerinin katıldığı hava destekli bir sınır ötesi kara harekatı başlatmıştır."

Aslında geç bile kalmıştık bu harekatı başlatmak için. Hükümet elinde yetki olmasına rağmen TSK'ne bu yetkiyi devretmemiş, Zap ve Avaşin'de boy gösteren teröristler göz göre gelip Dağlıca'da bizi yüreğimizden vurmuştu. Acımız yüreğimize gömüp, olsun bu günler de geçer bu hesap sorulur deyip sabırla beklemeye başlamıştık. Nihayet ve de ansınızın TSK Irak'a girip hainleri bir bir vurmaya başlamıştı ama peki ya bu geri dönüş ne anlama geliyordu?

"Harekatın hava şartları açısından elverişsiz bir mevsimde icra edilmesi, baskın sağlamak ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin her koşulda görev yapabilme yeteneklerinden faydalanmak için özellikle tercih edilmiştir. Ayrıca arazideki derin kar sayesinde, teröristlerin patlayıcı kullanma imkanları ellerinden alınmış ve patlayıcılardan kaynaklanan hiç bir zayiatımız olmamıştır. "
Bu açıklama bir günah çıkarmak mıydı; kış şartları, zor operasyon koşulları, mayın ve patlayıcılara karşı alınan tedbirler açıklanıyordu ama hiç biri geri dönüşü izah etmiyordu.

"Harekatın maksadı, bölgedeki teröristleri etkisiz hale getirmek ve örgütün fiziksel altyapısını tahrip etmek olarak belirlenmiştir. Coğrafi olarak örgütün kalpgahı durumunda olan Zap bölgesi hedef alınmıştır. Harekatın sevk ve idaresi 2'nci Ordu Komutanlığınca Şırnak'tan; icrası Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığınca Çukurca'dan yapılmıştır. Harekatın hava desteği 2'nci Hava Kuvveti Komutanlığı tarafından, kara havacılık ve topçu desteği ise Kara Kuvvetleri Komutanlığının sınıra yakın üslerinden sağlanmıştır. Derinlikte belirlenen terörist mevzileri ve barınma yerleri hava kuvvetleri ve kara ateş destek vasıtaları ile ateş altına alınmıştır."

Harekatın koordinasyonu hakkındaki bu açıklamaları sabırla dinlememize karşın hala geri çekilme haberi söylenmiyordu, harekatın yapısına ilişkin bilgilerle yapılan bu girişin sonu neye varacaktı?

"Birliklerimiz sınır ötesi dağlık bir bölgede, derin kar ve şiddetli soğuklarda harekatı başarıyla uygulamışlardır. Görev alan birlikler tamamen komando eğitimli yaya ve uçar birlikler olup, harekatta tank, zırhlı ve tekerlekli araçlar kullanılmamıştır.
Bölgede hava sıcaklığı gündüzleri 0 ila 5 derece, geceleri 0 ila -15 derece arasında değişmiştir. Kar kalınlığı vadilerde 0-45 cm, yüksek kesimlerde ise 1-1,5 metre arasındadır. 25 ve 26 Şubat 2008 tarihlerinde bölgede yoğun sis ve tipi meydana gelmiştir.
Sınır ötesi harekatta sadece PKK terör örgütü hedef alınmış; sivil halk ve yerel unsurlar harekattan olumsuz etkilenmemişlerdir. Kara Kuvvetleri, jandarma ve Hava Kuvvetleri unsurları arasındaki mükemmel koordinasyon, müşterek harekata örnek oluşturacak düzeyde bir sınır ötesi harekat uygulanmasını mümkün kılmıştır."

Hepimiz farkındaydık bu harekatın zor koşullarda yapıldığının, ama bu; geri çekilmeyi açıklamıyordu. Gerçekten harekat bitmiş miydi, geri mi dönüyorduk?

"Harekat süresince bölgedeki 60 hedef grubuna (272 hedef) hava taarruzu icra edilmiş; ayrıca Kara Kuvvetleri ateş destek vasıtaları tarafından 517 adet muhtelif hedef ateş altına alınmıştır. Harekatın başından itibaren, manevra birlikleri ve uçaklar tarafından 126 mağara, 290 barınak ve sığınak, 12 komuta merkezi, 11 muhabere tesisi, 6 eğitim tesisi, 23 lojistik tesis, 18 ulaştırma tesisi, 40 hafif silah mevzii ve 59 uçaksavar mevzii kısmen ya da tamamen tahrip edilmiştir.
Dün ele geçirilen 3 teröristle birlikte, sınır ötesi harekatta etkisiz hale getirilen terörist sayısı 240'a ulaşmıştır. Harekatta 24'ü asker ve 3'ü Geçici Köy Korucusu olmak üzere, 27 güvenlik görevlisi şehit olmuştur.

Harekattan önce bölgede bulunduğu değerlendirilen yaklaşık 300 teröristin büyük çoğunluğu etkisiz hale getirilmiş; geri kalanların bir kısmı ise bölgeyi terk ettiklerinden temas kesilmiştir. Ayrıca, bölgedeki barınma olanakları, haberleşme imkanları, uçaksavar savunması ve yaşam malzemeleri büyük oranda tahrip edilmiştir. Böylece harekatın başlangıçtaki hedeflerine ulaştığı değerlendirilmiş; birliklerimiz arazi arama ve taramaları yaparak, 29 Şubat 2008 sabahı itibarıyla yurt içindeki üs bölgelerine dönmüşlerdir."

Doğruymuş demek NTV'nin haberi, biz geri dönmüşüz yani harekat bitmiş. Ne yapmalı ne düşünmeli şimdi?
"Şüphesiz, bir bölgede icra edilen operasyonla terör örgütünün tamamen etkisiz hale getirilmesi söz konusu değildir. Ancak, Irak'ın kuzeyinin teröristler için emniyetli bir bölge olmadığı örgüte gösterilmiştir.
İcra edilen harekatın, bölgenin teröristler tarafından kalıcı ve güvenli bir üs bölgesi olarak kullanılmasını önleyerek, uzun vadede Irak'ın istikrar ve iç barışma da katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir.

Harekatın başlangıç ve bitiş zamanı tamamen askeri gerekçe ve ihtiyaçlara göre tarafımızdan belirlenmiştir. Türk Silahlı Kuvvetlerinin bu kararma içeriden ya da dışarıdan her hangi bir etki söz konusu değildir. Kaldı ki, bu konuda bazı haberlerin çıktığı gün, harekata katılan birliklerin bir kısmı başlangıçtaki planlama gereği sınırlarımız içine çekilmiş durumdaydı.
Irak'ın kuzeyi terör örgütünün faaliyetleri açısından bundan sonra da yakından izlenecek ve bu bölgeden Türkiye'ye tehdit yöneltilmesine müsaade edilmeyecektir. Terörle mücadele yurt içi ve yurt dışında kararlılıkla yürütülmeye devam edecektir.
Hangi sebeple olursa olsun; terör örgütüne katılmış olanların, kan dökerek hiç bir sonuca ulaşamayacaklarını anlayarak, devletin şefkat ve adaletine sığınmaları beklenmektedir. Bölgeden alınacak ayrıntılı raporların değerlendirilmesi sonucu, kamuoyu en kısa zamanda ayrıca bilgilendirilecektir. Saygı ile duyurulur. "

Anlatılanları dinlerken kavramakta güçlük çekebiliyor insan, bizim için de zor oldu kavrayabilmek gerçeği, hemen Genelkurmay web sayfasına girip bir kopya aldık yapılan resmi açıklamadan ve başladık okumaya. Satır satır, kelime kelime, virgül virgül okuyorduk yapılan açıklamayı. Bir umut vardı içimizde, bir ışık; harekatın henüz bitmediğini, bu işin daha yeni başladığını ve kolay kolay bitmeyeceğini anlatan bir umut, bu yaptığımız daha yapacaklarımızın ayak sesidir, diye haykıran bir umut. Bitti mi bu harekat bitti mi, diye bize soruyordu yüreği daralanlar ülke kaygısıyla, gelecek kaygısıyla. Hayır dedim hep hayır, bu daha bir başlangıç, büyük harekatın bir küçük parçasıdır bu, son harekatın ayak sesidir bu!

Genelkurmay'ın açıklamasını tekrar tekrar okuduk. Okudukça yüreğimiz ferahlar gibi oldu, çünkü aradığımızı satır aralarında bulmuştuk. Kelimeler bize şöyle diyordu; en uygun zaman buydu harekat için, en uygun zaman. Her yer kar, derin kar, şiddetli soğuk, terörist beklemiyordu geleceğimizi, gittik ve vurduk, baskın yaptık, diyordu satırlar. Ya mayın ya patlayıcılar? Karın olumsuz etkisini avantaja dönüştürdük, zayiat vermedik mayınlı tuzak yüzünden. Baskın yapılması askeri bir taktikti ama kar kütlesi altındaki patlayıcıyı böylece etkisiz hale getirmeyi düşünmek bizim için bilinmeyen bir taktikti, böyle anlayınca olayı, gururlandık. Oysaki harekata ilişkin medya tarafından başlangıçta verilen bilgiler, geniş kapsamlı bir harekat yapıldığı izlenimini veriyordu hepimize ama doğru değilmiş, Genelkurmay'ın açıklamasından anlamıştık bunu.

Ah şu medya dedim, ah şu Yahuda medyası öyle görüntü verdiler ki bize sandık ki; Sinat, Haftanin, Mezi, Basyan, Hakurk, Kandil, bütün kamplara girilmiş, toplar tanklar harekata katılmış, girilen her yerde çatışma var, geniş bir kara harekatı bu, kolay kolay bitmez sanmıştık. Şimdi daha iyi anlıyorum içimizdeki hayal kırıklığının nedenini, medya sebep olmuştu buna. Ordumuz diğer kamplara girmemişti ki! Tanklar, motorlu araçlar harekata katılmamıştı ki! Tek bir kampa girilmiş o da Zap! Hakurk duruyor, Basyan, Mezi, Şive, Avaşin duruyor, Kandil duruyor! Daha 3.500 terörist duruyor. Saf dışı bırakılan 300 terörist, daha 3.200'ü duruyor, Barzani'dekiler duruyor, Mahmur Kampı duruyor. Ne hakkınız vardı Yahuda medyası bizi gerçeklerden uzaklaştırmaya, ordumuzun hakkında kuşku yaratmaya, Türk milletinin Amerika'ya esir olduğunu düşündürmeye ne hakkınız vardı sizin? İşte her şey açık; girilen tek kamp var, tek kamp, o da; Zap. PKK yaşıyor hala, aksini söyleyen mi var? Bu harekat burada biter mi hiç, asıl harekat sonra başlayacak, başlayacak ama hedefi sadece PKK olmayacak, inanın bana hedef sadece PKK olmayacak!

Harekatın bitmesini en çok ABD'ye bağlayanlar oldu. Dedim, bu ABD harekatın her aşamasını bilse, başlangıç ve sonunu bilse, ne diye gelsin ta Amerikalardan buraya, harekatı durdurun demek için mi! Bilseler Türk ordusunun işini gelirler miydi buralara. Üstelik Bush da bağırmaya başladı, durun diye. Bilseydi der miydi bunu! Başbakan Ulusa Sesleniş konuşmasını dağıttı aynı gün öğleyin. Harekat devam ediyor diyordu ulusumuza. Harekatın bitiminden haberi olsa yayınlar mıydı bunu? Ne çabuk unuttuk Osman Paşa'yı? Irak'taki harekatını Barzani'nin Ankara temsilcisi teröristlere haber vermemiş miydi? Herkese geri çekilme söylensin de askerimiz pusuya düşsün öyle mi? Şırnak'ta geri çekilen Mehmetçik'i pusuya düşürmediler mi? ABD bunu bilecek ama PKK bilmeyecek öyle mi? Ordumuz bizim ordumuzdur başkasının değil, Türk milletinin ordusudur, geleceğimizin, güvenliğimizin teminatıdır, böyle bildik böyle bilerek öleceğiz ve her zaman ona güveneceğiz.

Şimdi bu kara harekatı nedir; PKK'nın Irak kuzeyindeki ana karargahlarından biri olan Zap kampı vurulmuştur, oradaki 240 terörist etkisiz hale getirilmiştir. Harekat başarıya ulaşmış ve birliklerimiz dönmüştür.
Peki, bu kara harekatı ne değildir; PKK bitmiştir, Irak'taki kampları yok edilmiştir, harekat bir daha yapılmayacaktır, bizi bu hallere düşürenlerden, ihanet edenlerden ve buna destek verenlerden hesap sorulmayacaktır.

Böyle anlayınca Genelkurmay açıklamasını yanık yüreklere su serpiliyor ve umutla geleceğe bakıyor insan son harekatın ayak seslerini duymak için. Bakalım bu umut hala içimizde mi, şimdi onu görmek için Aktütün'e gidelim yıllar öncesi gittiğimiz gibi, bu sorunun cevabı oradaki şehit kanlarıyla sulanmış vatan toprağında yatıyor...

Kaynakça
Kitap: SON HAREKAT
Yazar: Erdal Sarızeybek