Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

PKK Demek Barzani Demektir

PKK'yı yaratan ve günümüze kadar finanse edip yöneten devlet Amerika’nın ta kendisidir.
Nasıl mı?
-1980 darbesi sonrasında Türkiye’de oluşan Amerikancı hükümetlerin yardımı ile.
-PKK ve Kürt mafyası ne tesadüftür ki Turgut Özal döneminde oluştular ve güçlendiler.
-Abdullah Öcalan bir MİT ajanıdır. Bunun kanıtını kahraman Uğur Mumcu bulmuştu. 1972'de, Abdullah Öcalan "Şafak Bildirisi" davasından dolayı tutuklandı, ve sonrasında Milli İstihbarat Teşkilatı "Bizim adamımızdır" yazısını yollayıp, Abdullah Öcalan'ın serbest bırakılmasını sağlamıştı.
PKK gibi aşağılık ve zavallı bir terör örgütü neden hâlâ etkisiz hale getirilmedi ve sürekli Şehit vermemize sebep oluyor?
-"Devlet" kelimesinin anlamı şudur: "Toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal ve askeri bakımdan örgütlenmiş milletin oluşturduğu tüzel varlık". Türkiye Cumhuriyeti bir Türk Devleti'dir ve bu devletin bütün organlarını(TSK, MİT, vs) yöneten güç hükümettir. Yani hükümetin elinde bir uzaktan kumanda var ve bununla istediği zaman bütün devlet organlarına emir verip onları yönetebiliyor. Demekki eğer hükümetin başındaki lider kadro kişisel çıkarları(zenginlik) uğruna Amerika'ya namusunu ve şerefini satan insanlardan oluşuyorsa, TSK ve MİT gibi devlet organlarının başındakileri de maalesef dolaylı olarak Amerikancı oluyor. İşte bu yüzden Abdullah Öcalan bir MİT ajanıydı ve sonra ABD'nin çıkarları uğruna Amerikancı Özal Döneminde, PKK dizayn edildi ve bu lanetli terör örgütün başına imralı canisi getirildi.
-Ülkemizin yönetildiği bu lanetli sisteme rağmen, Türk Silahlı Kuvvetlerimiz içinde daima bu düzeni bozup Türkiyenin Tam Bağımsızlığını koruyan Atatürkçüler olmuştur. Eşref Bitlis önderliğindeki Atatürkçü Kahraman Askerler, Özal döneminde sürekli Amerika ve Amerikancı hükümet ile mücadele etmişlerdir. Eşref Bitlis vefat etmeden önce(17-02-1993 öncesi) Kuzey Irak ve PKK’ya yapılan operasyonlar sonucunda Amerikan Ordusunun bir parçası olan PKK terör örgütü resmen yok edilmişti. İşte bu onurlu davranışlar sonrasında, 1960 Devriminden sonra ilk defa Eşref Bitlis döneminde yine TSK içinde bir Atatürkçü(Anti-emperyalist) Devrim oluşmuştur. İşte bu Devrimi yaratan Kahramanların Ruhu günümüze kadar TSK'da devam etmiştir ve bu yüzdendir ki, bu ruha sahip olan Askerlerin büyük bölümü günümüzde Amerikancı AKP tarafından ya Silivri Cezaevine yerleştirilmiş yada emekli edilmişlerdir, ki PKK yok edilemesin ve Amerika’nın çıkarlarına zarar gelmesin diye.
-PKK terörü Amerikancı Çiller ve Tayyip Erdoğan hükümetleri tarafından kasıtlı olarak yok edilmedi ve daha da güçlendirildi.
SONUÇ, PKK TERÖRÜ NEDEN BİTMEDİ:
-DSP Hükümeti Döneminde TSK tarafından yine etkisiz ve yokedilme noktasına getirilmiş olan PKK, AKP ve Hilmi Özkök'ün Büyük Yardımları ile ABD'nin Irak'ı Tekrardan İşgal Edip, PKK'nın tekrardan güçlenmesi sağlanmıştır.
-AKP terörü bitirmek için asla herhangi bir adım atmıyor.
-Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, ABD ile yaptığı 9 maddelik gizli anlaşmada TSK’yı zayıflatan ve PKK'yı yasallaştıran ve güçlendiren maddeler var. Ve bu maddelerin hepsi de gerçekleştirildi.
- Erdoğan'ın Özel Temsilcisi olan MİT Müsteşarı Hakan Fidan AKP'nin PKK ile işbirliği yaptığını resmen doğradı. Buda Vatan Hainliğinin belgesidir.
-Şehitlerimizin sorumlusu: "AKP’nin Kürt Açılımı Politikası ve ABD-AKP-PKK-BDP(DTP) İşbirliği"
ÇÖZÜM, PKK TERÖRÜ NASIL BİTER:
-NATO'dan çıkılacak, Amerikaya rest çekilecek, Avrasya ülkeleri(İran, Suriye, Çin) ile milli çıkarlarımız doğrultusunda ekonomik anlaşmalar yapılacak(hedef Türk Birliği).
-Kuzey Irak, aynen Kıbrısta yapıldığı gibi, yasal haklarımıza dayanarak, oradaki Türkmen Soydaşlarımızın yardımı ile ele geçirilmeli, ve bölgedeki bütün PKK’lılar 1-2 günde etkisiz hale getirilecek.
-Doğu Anadolu'da İş Garantisi ve Tarih Dersleri
Ayrıntılı Bilgiler için giriniz

PKK Demek Barzani Demektir

Mesajgönderen TurkmenCopur » 26 Ara 2010, 03:21

PKK Demek Barzani Demektir

Dağlıca baskını sonrası Irak kuzeyindeki PKK kamplarına hava harekatı sürüyordu. Böyle giderse ne olacak dedim kendi kendime. Bu hava harekatı böyle devam ederse ve de kara harekatı başlamazsa ne olur, neler olur? Bu düşüncenin sorusu bile korku saldı içime. Uçan kuşun bile haberi vardı teröristlerin yıllardır bu kamplarda olduğundan, karadan girilmezse olmaz ve teröre darbe vurulamazdı. Ya Barzani? Özel birlik kurmuştu örgütten kaçan teröristleri barındırmak için hem de bize karşı. Barzani ne olacaktı? Havadan vurmak teröristleri dağıtırdı, korkanları kaçırırdı ama nereye? Neden kış günü harekat yetkisini bu hükümet ordumuza verdi acaba diye kendime sordum. Kışın harekat yapılamazdı ki! O zaman bu hava harekatının anlamı neydi diye düşündüm. Teröriste darbe vurmak. Diyarbakır cezaevinde yatan terörist aklıma geldi, Şemdin Sakık, itirafları geldi; Barzani özel birlik kurmuş, PKK'lıları topluyormuş. Kimi?

Kaçan PKK'lıları. Kaçanlar, teröristi kaçmaya zorlamak, teröriste barınacak adres göstermek derken bir şimşek çaktı düşüncelerimde ve Barem dergisi sordu ben yanıtladım:

AKP iktidarı döneminde Türkiye, terör konusunda hangi noktaya geldi? Terörle mücadele konusunda yol kat edebildi mi?

- AKP iktidarı döneminde terörle mücadele bir kenara bırakılmış, PKK terör örgütü siyasallaşma yolunda önemli adımlar kaydetmiştir. Teröristle mücadele ise Türk Silahlı Kuvvetleri'ne bırakılmış ama ne yazık ki silahlı kuvvetler can pahasına verdiği bu mücadelede hükümet tarafından yalnız bırakılmıştır. AB'ye uyum ve demokratikleşme adı altında bu hükümetin şimdiye kadar almış olduğu kararlar, İmralı'da yatan Öcalan'ın daha önceden devletimize dayatmaya çalıştığı sözde demokratik çözüm önerilerinden başka bir şey değildir. Örneğin; OHAL'in kaldırılması, Kürtlere kültürel haklar, DGM'lerin kaldırılması, Kürtçe yayın, Kürtçe dil kursları, özel timlerin çekilmesi, Kürtçe ifade özgürlüğü gibi. Şimdi ihanet oyunu olarak adlandırdığımız PKK terörünün en önemli aşamasına gelinmiştir. Bu da; Kürtçe eğitim, anayasal Kürt kimliğinin tanınmasıdır. Biliniz ki bu hükümet yeni anayasa taslağında anayasanın 66. maddesinde yer alan anayasal Türk kimliğini kaldırarak yeni bir kimlik arayışına girerse ve de Kürtçe eğitime yol açacak bir düzenleme yaparsa, bu; ülkemizin bölünmesine giden en sert adım olacaktır. Kısacası bu hükümetin PKK terörü ile mücadele konusunda almış olduğu hiçbir tedbir yoktur ama buna karşılık PKK'nın siyasallaşması konusunda yaptığı işler vardır. Başbakan ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi"nde görevi olduğunu açıkça söylemiştir. Bu proje Türkiye'yi bölme projesidir. Türk ulusu ülkenin bölünmez bütünlüğüne kasteden PKK terörüne bu kadar kayıtsız kalan bir hükümet görmemiştir.

Hükümetin terörle mücadelede tavır ve uygulamalarını bir zaaf olarak niteleyebilir miyiz?
- PKK terörü 1979'da Bucak Aşiret lideri Celal Bucak'a yapılan silahlı saldırı ile ilan edildi ve 1984 Eruh ve Şemdinli baskınlarıyla da dünyaya duyuruldu. 1979'dan günümüze geçen süreçte birçok hükümet geldi geçti. Her biri kendine göre bir mücadele yöntemi belirledi. Onların eksikleri yok muydu? Elbet vardı, olmasaydı zaten bu günleri yaşamazdık. Ama o hükümetler şu ya da bu şekilde mücadeleyi sürdürdüler, güvenlik güçlerine her türlü desteği verdiler, yasal düzenlemelere gittiler. Şu an PKK'lı terörist sayısı beş bin civarında ifade ediliyorsa, 90'lı yıllarda otuz binlere varan PKK gücü ile karşılaştırdığınız zaman mücadelenin etkinliği görülecektir. Dolayısıyla o dönemdeki siyasilerin hatalarını en fazla gaflet olarak nitelendirebilirsiniz. Ama şimdi terörü Kürt sorunu olarak niteleyen bir başbakan var. Terörle mücadelede çözümü İmralı'da yatan Öcalan'ın sözde demokratik çözüm önerilerinde arayan bir hükümet var. Nitekim DTP Grup Başkanı Ahmet Türk, "Başbakan ile Öcalan aynı çizgidedir" demiştir. Kuzey Irak'a operasyon yapılmasının gerekli olduğunu ifade eden Genelkurmay Başkanına, "bakarız, varsa gereği yaparız" şeklinde cevap veren kayıtsız bir Başbakan var. Ülkemizi bölmeyi amaçlayan Amerika"nın Büyük Ortadoğu Projesi'nde görevi olduğunu söyleyen bir başbakan var. Bir zamanlar ekmeğini suyunu verdiğimiz bir peşmerge olan Barzani ve Talabani'nin tehditlerine ses çıkarmayan bir hükümet var. Türk ulusu tarihinin hiçbir döneminde bu denli yakın ve ağır bir bölücülük tehdidi ile karşı karşıya kalmadığı gibi, ülkenin bölünmez bütünlüğüne kasteden PKK te-rörüne bu kadar kayıtsız kalan bir hükümet de görmemiştir. Verdiğimiz şehitlerin hesabı sorulmayacak mıyız?

Kara Kuvvetleri Komutam BAŞBUG'un son açıklamaları siyasi iradenin tutumuna atıfta bulunmuş olabilir mi?
- Yeni komuta kademesi Türk Silahlı Kuvvetleri'nin birlik ve beraberliğini en üst düzeyde gösteren bir anlayışı göreve başladıkları andan itibaren yapmış oldukları açıklamalarla bize göstermiştir. Genelkurmay Başkanımız 12 Nisan'da bir basın açıklaması yapmıştır. Benim düşünceme göre bu açıklamada bu hükümetin terörle mücadelede gerekli tedbirleri almadığını açıkça ifade etmiştir. Örneğin; yasal yetkiler konusunda, bir teröriste yer gösterme işlemi yapan bir subayın savcıdan izin almadığı gerekçesiyle yargılandığını anlatmıştır. Söz konusu edilen bu hükümetin AB'ye uyum adı altında çıkardığı Ceza Muhakemesi Kanunu'dur. Bu kanunla, polis, jandarma ve askere suça el koymak ve suçluyu delillerle ele geçirebilmek için önceki yasayla tanınmış olan tüm yetkiler kaldırılmıştır. AB'de böyle bir yasa yoktur. Hükümet 12 Nisan açıklamasına kayıtsız kalmıştır. Bu durum bize Osmanlı'nın son dönemlerini anımsatmaktadır. Falih Rıfkı Atay, Çankaya isimli kitabında gelecek konusunda bizi uyarmak için bir olaya sıkça vurgu yapmıştır.

O da şudur:

Padişah Vahdettin, Damat Ferit'i ikinci kez sadrazam olarak atar. Dönemin Meclis Başkanı padişaha itiraz eder, Damat Ferit'in İngiliz yanlısı olduğunu söyleyerek. O zaman Padişah sertçe cevap verir; "ben istersem Ermeni patriğini, Katolik papazını, Yahudi hahambaşını atarım." Şimdiki durum budur; Ben ne istersem yaparım, zihniyeti. Komutanların açıklamalarını da bu çerçevede değerlendirmekteyim.

Terör konusunda tepki göstermesi gereken ve toplumu aydınlatacak olan sivil toplum örgütleri ve siyasi partiler üzerlerine düşen görevi yerine getiriyor mu?

- Hayır. Etrafınıza bir bakınız; onca sivil toplum örgütlerinden verdiğimiz şehitler üzerine hükümeti kınayan var mı, bu düşüncelerini bir gösteriyle ifade eden var mı? Bu hükümetin terörle mücadele etmediğini söyleyen var mı? Çıkardıkları CMK ile Terörle Mücadele Yasası'nın bir başka Avrupa ülkesinde olmadığını söyleyen var mı? Sahip olduğu imkan ve kabiliyetleri şehit ailelerini bir federasyon çatısı altında toplamak için çalışma yapan var mı? Güçlü sermaye kuruluşlarının oluşturduğu işadamları dernekleri gibi sivil toplum örgütlerinin terörle mücadele konusunda yaptığı bir çalışma var mı? Sahip oldukları olanakları Avrupa ülkelerine baskı unsuru olarak kullanmaya çalışan var mı? Danimarka'daki PKK yayın organı Roj Televizyonunu bile kapattıramamış, kırmızı bültenle aranan PKK'nın Avrupa sorumlusu Rıza Altun'u iade ettirememiş, katil Fehriye Erdal'ı bile ülkeye getirip yargılayamamış bir hükümet, bir anlayış var üstümüzde. Kimsenin sesinin çıktığı yok; sanki bu vatan onların değil, sanki şehitler vatan evladı değil.

Terörü besleyen kaynaklar nelerdir? PKK terörünün en önemli gelir kaynağı sınırlarımızdan yapılan uyuşturucu ve silah kaçakçılığı ve bu kaçakçılıktan aldığı haraçlardır. Sonra Avrupa'daki PKK cephe teşkilatının gurbetçilerimizden aldığı haraçlar gelir. Doğu illerinde iş yapan zengin işadamlarından aldığı haraçlar, zorla toplanan bağışlar, Avrupa'da çıkarıp halkımıza zorla sattıkları dergi ve gazete gelirleri, Roj Televizyonu'nun gelirleri, Avrupa'daki uluslararası sözde yardım kuruluşlarından aldıkları bağışlardır ana gelir kaynakları. işin üzücü yanı, 1999'da Öcalan yakalanıp ülkemize getirildiğinde Ankara DGM'si savcılarına verdiği ifadede kara paraları akladıkları vakıfları yerleri ile söylemiştir. İsviçre'deki Kürt Vakfı, Dayanışma Vakfı gibi. Ama nedense son üçlü koalisyon ve bu hükümet bu para trafiğini çözmek için bir girişimde bulunmamıştır. Örgütün mali kaynaklarını kesmek için de hiçbir çalışma yoktur. PKK'nın para trafiği ortaya çıkarsa ne olur? Kimin beslediği, hangi ülkelerin desteklediği, yurtiçinde hangi zenginlerin PKK'ya bağış yaptığı ortaya çıkar. Demek ki bu istenmiyor ve kimse de bir şey yapmıyor. Yazık, evlatlarımızı şehit eden PKK'yı bu hale getiren bizi yönetenlerdir, yazık ki ne yazık!

Son dönemde yabancı ülkelerin teröre yaklaşımlarım nasıl değerlendiriyorsunuz?
Her ülkenin milli ve hayati çıkarları var. "Düşmanımın düşmanı benim dostumdur" ilkesi var. ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi var, gelecekte muhtemel bir İran harekatı var, dolayısıyla PKK'yı bize ve İran'a karşı kullanacak. Bu nedenle desteği var. Barzani ve Talabani için PKK komşu ülkelere karşı kullanılabilecek bir güçtür. Avrupa Birliği ülkeleri zaten Türkleri işgalci görüyor, "Orta Asya'dan bin yıl önce geldiniz, geldiğiniz yere dönün" diyor ama biz anlamıyoruz. Lozan görüşmeleri sırasında İngiliz müzakereci George, İsmet Paşa'nın direnmeleri karşısında şunu söyler: "Siz şimdi bu imtiyaz tekliflerimizi kabul etmeyiniz, tamam. Ama şunu unutmayınız ki, bizde ve Fransızlarda para var, para bizde. Yarın para istemek için geri geleceksiniz, şimdi alamadıklarımızı o zaman alacağız" der. Mesele işte bu. Para ile bizi ablukaya aldılar. Her yere borçlandırdılar bizi. PKK'nın ileri sürdüğü Başbakan tarafından da kabul gören sözde Kürt sorununu bize karşı kullanıp, bizi yani Türk ulusunu tarihten silmeye çalışacaklar. Türk ulusu bu gerçeği görmelidir. Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur, sadece ülkelerin milli çıkarları vardır.

ABD sınır ötesi operasyona neden karşı çıkıyor?

PKK demek; Barzani demektir. Sınır ötesi bir operasyonda Barzani peşmergeleriyle çatışmak kaçınılmazdır. Türk ordusu zamanında Irak'a müdahale etmiş olsaydı peşmergeleri siler süpürür, Musul ve Kerkük'e girerek oradaki soydaşlarımızı örgütler, güçlendirir ve öyle geri çekilirdi. Hele ki, Türkiye harekat öncesi bir anlaşma yapıp da İran' desteği alınmış olsaydı Amerika bizi durduramazdı. Bu durumda ABD'nin kurmaya çalıştığı bağımsız Kürdistan hayalleri de suya düşerdi. Ayrıca, böyle bir harekat anti-Amerikan eylemlerine dolaylı olarak da olsa fayda sağlardı. Ana fikirde birleşmiş bir İran, Türkiye, Irak ve Suriye karşısında Amerika zor duruma düşeceği gibi İsrail de bundan nasibini alırdı. Kısacası Amerika bile böylesi bir Kuzey Irak harekatı karşısında ne gibi gelişmelerin olabileceğini öngöremezdi. Şimdi bu nedenlerle karşı çıkıyor harekata. Ama öte yandan PKK'nın İran'daki kolu PJAK'ı muhtemel İran harekatına destek için kullanıyor. Yarın Suriye'ye karşı kullanacak. Şimdilik ABD için PKK'nın yaşaması lazım. Biz, Amerika istiyor diye her şeye boyun mu eğeceğiz? Hayır. Asla çaresiz değiliz. Ama bize Türk devletinin gücünü bilen, Türk olmaktan gurur duyan, şahsi menfaatlerini, siyasi menfaatlerini bir kenara atıp ülkemizin hayati çıkarlarını ön planda tutan yöneticiler gerek. Şahsen ben bu anlayışı bu hükümette göremiyorum.

Sınır ötesi kapsamlı bir operasyon. Nasıl bir fayda sağlar?

Bu aşamada yani aylarca öncesi sınıra yığınak yapıp da zamanında Kuzey Irak'a müdahale etmediğiniz için PKK teröristleri de Barzani peşmergeleri de aylardır bu harekat olursa ne yaparız, şeklinde bir hazırlık içerisindeler. Önceden düşünmüş olduğunuz darbeyi şimdi vuramazsınız. Ama her harekat mutlaka PKK'ya darbe vurmak için yapılmaz. Elbette ki Türk Silahlı Kuvvetleri böyle bir harekat sonrasında ele geçirmeyi ya da ulaşmak istediği hedefleri belirlemiştir. Ne pahasına olursa olsun böyle bir harekatta bu hedefler de ele geçirilecektir. Benim şahsi düşüncem, şimdi yapılacak bir sınır ötesi operasyon psikolojik avantaj sağlar. Doğudaki halkımız "Türkiye, Irak'a giremiyor, oradaki PKK'ya vuramıyor" gibisinden saf bir düşünce içerisindedir ve bu durum PKK'yı cesaretlendirmiştir. Halkımız az da olsa gücümüzü sorgular hale gelmiştir. Dolayısıyla sınırlardan içeri bir adım da atılmış olsa, "Türk Silahlı Kuvvetleri istediği anda Irak'a girer" imajı yaratılacak, Avrupa ülkelerinin konuya biraz daha ciddiyetle yaklaşmasını sağlanacaktır. Ancak tek başına bir sınır ötesi harekatla PKK'nın bitirileceği düşüncesine kimse kapılmamalıdır. Devlet yönetimi ciddi bir iştir. Ciddi devlet adamları ister. PKK bir bilinmez değildir. Gerek yurtiçi gerekse yurtdışı faaliyetleri devletimiz tarafından bilinmektedir. Ciddi devlet adamlarımız olduğu zaman PKK biter.

Bir Kürt devleti planı var denebilir mi?

- Türk milleti emin olsun ki, gerek PKK'nın gerekse Amerika, İngiltere, İsrail ve gerekse Barzani ile Talabani'nin nihai amacı; önce Irak'ın kuzeyinde Kürt devleti kurmak, kurulmasını sağlamak, kolaylaştırmak, desteklemek sonra İran, Türkiye ve Suriye'nin topraklarından birer parça alarak Büyük Kürdistan'ı kurmaktır. ABD'nin BOP çalışması da bunu öngörmektedir. Bununla ilgili haritalar yayınlandı zaten. Bu gerçeği görmemek için gerçekten kör olmak gerekir. Anayasanın 66. maddesinde yapılacak değişiklik bölünmenin ilk resmi adımı olur.

DPT'nin Meclis'te olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? İçinize sindirebiliyor musunuz?
Bu DTP yeni bir şey değil. Bu; içimize sindirmek ya da sindirmemek meselesi de değil, bu bir oyun. Bu oyunu biz 90'lı yıllarda izlemiştik, sonunu da görmüştük. Benim üzüldüğüm, bilmeyerek ya da kasten bu oyunu bize yeniden izlettirmek isteyenler var, bu oyuna alet olan figüranlar var, ona üzülüyorum. 90'lı yıllarda bu DPT'nin adı HEP'ti, kapatıldı DEP oldu, kapatıldı HADEP oldu, o da kapatıldı DEHAP oldu.

DEHAP'ın kapatma davası Anayasa Mahkemesi'nde görüşülmeye devam ederken bunlar DEHAP'ı feshedip DTP'yi kurdu ve Meclis'e girdi. Neden kapatılmıştı bunlar? Ülkemizin milletiyle bölünmez bütünlüğüne karşı yasa dışı faaliyetlerde bulunmak! Bu partinin başkanı kim? Ahmet Türk. Ahmet Türk kim? 1993'te Bekaa Vadisi'ne gidip, Abdullah ÖCALAN ile görüşen ve ondan icazet ve talimat alan kişi. Bunu ben söylemiyorum, Abdullah Öcalan bunu resmi ifadesinde söylüyor. Meclis'e girer girmez ilk beyanatları ne oldu? Abdullah Öcalan'ın cezaevi koşullarının iyileştirilmesi. Son günlerdeki demeçlerine bakın; "PKK ile aramıza mesafe koyamayız." diyorlar. Türk aydınları neden bu gerçeği görmek istemiyor. Neden anlamak istemiyorlar bu partinin PKK'nın siyasi kanadı olduğunu? Güya sorunlar demokratik bir biçimde çözülecekmiş. Bazı Kürtçe düşünen, bazı da saf aydınlarımız bu fikre atıldılar. Ama yanlış. Neden yanlış?

Cevabı Öcalan söylesin:

"Zafere doğru yürüyüş. Zafere doğru yürüyüşün nihai amacı özgür Kürdistan'ı kurmaktır. Savaşta, barışta ve görüşmelerde hiç kimse PKK'nın bu hedefi aksine politika yapamaz." İnanmayanlar Abdullah Öcalan ile ilgili Ankara DGM savcılarının ifade tutanakları ve iddianamesini okuyabilirler. Şimdiki hedefleri nedir? Kürtçe eğitime yeni anayasada izin verilmesi, Kürt kimliğinin anayasal vatandaşlık olarak tanınması. Ben buradan Türk ulusuna seslenmek istiyorum. Eğer ki bu hükümet okullarımızda Kürtçe eğitim yapılmasına izin verecek şekilde, Anayasa'nın 66. maddesinde yer alan Türk kimliğinin değiştirilmesine olanak verecek şekilde bir anayasa taslağı ileri sürerse bilinsin ki bu; gelecekteki Kürt devletinin yani bölünmenin ilk resmi adımı olacaktır. Buna izin verenleri biz ve tarihimiz affetmeyecektir. Bunun hesabı mutlaka sorulacaktır ama bu dünyada ama öbür dünyada. Bölünmeye yol açacak bir girişime imza atmak Türk milletine ihanettir. Unutmayınız ki, Türk milleti hainleri hiç sevmez.

Irak'ın kuzeyindeki aşiret lideri Barzani'nin PKK ile organik bağı var mıdır? Son günlerde bu kişinin Güneydoğu üzerinde nasıl bir etkinliği vardır?

1984 Şemdinli baskını Barzani kontrolündeki hemen Şemdinli'nin güneyinde bulunan Lolan kampından yapılmıştır. Barzani teröristlere destek vermiştir. Bunu Öcalan resmi ifadesinde açık açık anlatıyor zaten. 1992 yılı Ekim operasyonunda PKK yok olma noktasına getirilmişken Talabani ve Barzani, PKK ile ateşkes yapmıştır. PKK'yı peşmerge içinde saklamışlardır. Hem bunun canlı tanığıyım hem de "İhaneti Gördüm" isimli kitabımda buna ait belgeler var. Daha sonra Talabani devreye girmiş, Özal ile sözde ateşkes yapılmıştır. Öcalan bu ateşkesi Bekaa'da açıklarken Ahmet Türk isimli DTP başkanı da yanındadır. Sonra ne oldu? Ateşkes yapıldı. PKK yeniden toparlandı. Geldi, Bingöl karayolunda 37 vatan evladını kurşuna dizdi. Ben PKK demek; Barzani demektir diyorum ama anlatamıyorum ya da bizi anlamak istemiyorlar. Hakkari yöresinde etkili olduğu doğrudur ama oradaki halkımız Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne güvenmektedir. Eğer ki siz, devletin her karış toprağında otorite olmazsanız, otorite boşluğu doğarsa bu boşluğu bir yanda Barzani diğer yanda PKK silah gücüyle doldurur. Bugünkü durumumuz da budur. Terörle mücadele onlar için komedi bizim için ise trajedidir.

Terör nasıl biter?

- Öncelikle şunu unutmayalım:


Otuz yıldır süren bir hastalık bir günde iyileşir derseniz, bu yalan olur. Zamana ihtiyaç vardır. Bu hükümetle terörün kökü kazınır derseniz bu da yalan olur, kararlı bir siyasi otorite ister. PKK terörü bizim için kaderdir derseniz bu da yalandır, asla çaresiz değiliz. Terör nasıl biter? Terörü bitirmeye kararlı devlet adamınız, yöneteniniz, lideriniz varsa terör biter. Ama sizi yönetenler terörü bitirmek istemezse ne yaparsınız? Ben oturup kitap yazıyorum. Türk Silahlı Kuvvetleri "hiçbir güç bizi bölemez, kimsenin gücü buna yetmez" deyip kararlılığını gösteriyor. Bu örnek olmalı, herkes tavrını açıkça ortaya koymalı, söylemeli, konuşmalı, yazmalı. Türk milleti bizi yönetenlere karşı tavrını, kararlılığını cumhuriyet mitinglerinde şeriata karşı gösterdiği gibi teröre de karşı daha yüksek sesle göstersin bu terör biter. Bu hükümet bitirmezse eğer, halk onu gönderir yeni gelen bitirir. Yani her şey Türk milletinin tavrına bağlı. PKK ile mücadele Avrupa için Amerika için Barzani, Talabani, Öcalan ve DTP için bir komedi bizim için ise bir trajedi oldu. Hepsi halimize kıs kıs gülüyor. Sanki bunu bitirecek gücümüz yok bizim sanki onlara karşı kozumuz yok; siz şehit veriyorsunuz, sizin teröristinizi onlar besliyor ve siz onların teröristini yok etmek için Afganistan'a asker gönderiyorsunuz, Lübnan'a asker gönderiyorsunuz, İncirlik havalimanını ve hava sahasını onlara kapılarına kadar açıyorsunuz. Hatta ABD'nin Türkiye üzerinden geri çekilmesi için şimdiden ve koşulsuz izin vereceğinizi söylüyorsunuz. Kıbrıs Rum kesiminin AB'ye girmesi için imza atıyorsunuz, Kuzey Kıbrıs'ı unutuyorsunuz. Gümrük Birliği anlaşmasından zarar ediyor, AB'ye girmek için PKK'ya taviz veriyorsunuz. Barzani'yi Kürt devleti kurmasını kolaylaştırmak için ekonomik yönden destekliyorsunuz. Bu nasıl bir iş, nasıl bir oyun, bunu kabul edebilmek mümkün müdür? Ama yeter artık, bu hükümet yeteri biliyorsa yeter artık. Türk'ün gücünü gösterme zamanı geldi ve de geçiyor. Sesimizi çıkarmazsak inanın tarihten silecekler bizi... "
Daha ne anlatsaydım size ben...

Kaynakça
Kitap: SON HAREKAT
Yazar: Erdal Sarızeybek
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön PKK: PKK Amerikan Ordusunun Bir Parçasıdır, PKK Bir Kürt Hareketi Değildir, Türk ve Kürt Kardeştir ve Asıl Düşmanımız ABD ve Onun Emirkulu Olan AKP'dir!

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir