1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

Yeni Senaryo ve PKK

MesajGönderilme zamanı: 26 Ara 2010, 03:15
gönderen TurkmenCopur
Yeni Senaryo ve PKK

Resim

Yeşilova burası, Anadağ yazan yer, ülkemizin en güney doğu ucu, sağı Hakurk, solu ise Basyan terör kampı. Bir başınadır Yeşilova teröristlerin arasında. Şimdi diyorlar ki teröristler Yeşilovadaymış ha! Ah kader ah, nedir bize bu çektirdiklerin...
Biz Dağlıca şehitlerine ağlaya duralım, bizim için ilginç hem de garip olan bir gelişme yaşandı Türkiye'de.

Genelkurmay bir gurup teröristin Yeşilova'da görüldüğünü açıkladı:

"23 Ekim 2007 günü saat 22.00 sıralarında, Türkiye-Irak sınırı üzerinde konuşlu Yeşilova Hudut Karakolu tarafından, kalabalık bir terörist grup saldırı hazırlığı halinde iken tespit edilmiş ve terörist grup tank, topçu ve diğer ağır silahlarla anında ve yoğun şekilde ateş altına alınmıştır. Bu durum karşısında Irak topraklarına kaçmaya başlayan terörist grup, ateşlerle takip edilmiştir.
Olaydan sonra bölgedeki kaynaklardan ve diğer vasıtalardan elde edilen istihbarat bilgilerinden, 30'dan fazla teröristin etkisiz hale getirildiği değerlendirilmiştir. Arazi arama ve tarama faaliyetleri devam etmektedir. Türk Silahlı Kuvvetleri dün olduğu gibi bugün ve yarın da vatanın bütünlüğü ve milletin huzuru için üzerine düşen görevi kahramanca, canı ve kanı pahasına yapmaya devam edecektir. Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

Yeşilova Şemdinli demektir, yaşayan iyi bilir. Daha adını duyar duymaz atıldı kızım; Baba bak, teröristler Yeşilova'ya gelmiş, senin karakoluna!

Çarpıldım inanın, Yeşilova ile terörist adını yan yana duyduğum zaman çarpıldım. Yeşilova neresi? Türkiye'nin en güney doğu ucu. Güneyi Hayat Vadisi, Irak'ın. Onun yanı başı Hakurk, teröristlerin. Batısı Basyan, teröristlerin. Kuzeyi Aktütün, bizim. Onun da kuzeyi Dağlıca, şehitlerin. Teröristler iki gün önce nereye saldırdı? Dağlıca'ya. Şimdi neredeler? Yeşilova'da. Bunun anlamı nedir biliyor musunuz? Bunun anlamı; bizim teröristler tıpkı 15 yıl önce olduğu gibi Hakurk'ta yani Yeşilova'nın hemen yanı başına kamp kurmuş, oradan çıkan teröristler Basyan ve Avaşin üzerinden bir Dağlıca'ya vuruyor bir Yeşilova'ya demektir. Aman Allahım, buna izin vermek, bu tehdidi görmezden gelmek, harekete geçmemek, şehit törenlerinde "kanları yerde kalmayacak" demek, tüm bunların anlamı nedir? Göz göre göre vatan evlatlarının şehit edilmesine hangi yürek katlanır? Demek teröristler Yeşilova'da, Irak'a asker gönderme yetkisi de hükümette ve biz harekete geçmiyoruz, gelip bizi vursunlar diye bekliyoruz, öyle mi? Elimizden fazla bir şey gelmiyor, dişimizi sıkıp daktilonun tuşlarına biraz daha sert vuruyoruz işte o kadar, bir daha sert...

Baba ne yapıyor orada teröristler?

- Kızım, PKK'nın ana eylem Üssü Hakurk'tur. Bu üs hemen Yeşilova'nın batısındadır, bir gecelik yaya yürüyüş mesafesinde. Burası yıllardır PKK'nın kampıdır. Daha önceleri yani uzun zaman önce Barzani aşireti Saddam'a karşı isyan ederken de hep bu bölgede çatışmayı sürdürmüş, Saddam bile yok edememiş Hakurk'u. Genelde teröristler burada toplanır. Aldıkları eylem kararına göre ülkemize giriş yapar. Dağlıca baskını sonrası attığımız havan ve topçu mermileri belki de teröristleri rahatsız etmiş olmalı ki en kolay hedefi seçmişler, gelmişler Yeşilova'ya. Yine de Yeşilova'yı hedef olarak seçmek pek akıl karı değil. Çünkü Dağlıca sonrası Türk milleti öfkeli, bunun üstüne gelip de Yeşilova'yı vurmak büyük risk. Terörist bu; hükümetten korkmasa da Türk milletinin öfkesini iyi bilir ve korkar. Belki de geçiş yapıyorlardı o bölgeden, asker görüntü aldı ve ateş etti, kim bilir?

Niye müdahale etmiyoruz baba? Çünkü Amerika izin vermiyor.
Vermesin biz yine de giremez miyiz?


- İstesek gireriz kızım ama yönetenler Amerika ile sorun çıksın istemiyor.

Amerika niye geldi baba buralara da Irak'ı işgal etti?
Çocuk işte, her şeyi merak ediyor, anlamak öğrenmek istiyor.

Başladım anlatmaya:

Birinci Dünya Savaşı sonunda kızım, biz yenilince İngiltere ve Fransa Osmanlı'nın topraklarını aralarında pay etti. İngiltere bir zamanlar bizim egemenliğimiz altında olan Filistin, Ürdün ve Irak'ı, Fransa da Suriye ve Lübnan'ı işgal etti. Savaşın bittiği anda Türk askerinin bulunduğu topraklar Türk devletinin yeni sınırları idi. Artık Osmanlı yoktu, Türk devleti vardı. Musul bizimdi ama İngilizler bize oyun oynadı ve orayı da işgal etti. Uzun bir hikayedir kızım bu Musul meselesi, uzun bir hikaye, daha sonra anlatırım bunu. Birinci Dünya Savaşı sonunda Ortadoğu İngiliz ve Fransız'ın hakimiyetine girdi. Ardından İkinci Dünya Savaşı çıktı. Biz bu savaşa girmedik. Savaşın sonunda İngiliz ve Fransızlar işgal ettikleri topraklardan çekildiler. Filistin toprakları üzerinde İsrail devletini kurdular. Amaçları bu bölgedeki çıkarlarını korumaktı. İşte tam bu sırada Amerika ortaya çıktı ve "Ben büyük bir devletim, şimdiye kadar siz bu bölgenin hakimiydiniz, bundan sonra ben olacağım", dedi ve Irak'ın Kuveyt'i işgalini bahane ederek bölgeye girdi, kontrolü eline geçirdi. Bir daha çıkmadı buradan, yani 1990'dan beri burada, bir daha da çıkmaya niyeti yok zaten.

Neden baba?

Körfez ülkelerinde petrol var kızım. Onu ele geçirmek, yönetmek, denetlemek istiyor. Ayrıca bu petrolün batıya naklinde kullanılacak boru hatlarının da güvenliğini sağlamak istiyor kendi ülkesinin menfaatleri için.

Teröristlere niye müdahale etmiyor baba? Terörle mücadele etmiyor mu Amerika?
Ediyor kızım da onun teröristi başka bizim terörist başka. Sonra bizim PKK onun işine yarıyor. Biliyorsun bir Büyük Ortadoğu meselesi var. İsrail'in bir projesi bu. Buna göre; işgal ettikleri Filistin topraklarında İsrail'in yaşayabilmesi için bölge ülkelerinin etnik köken ve mezhep ayrılıkları temelinde parçalanması gerekiyor. Böylece bu ülkeleri güçsüz ve zayıf bırakıp yönetmek istiyorlar. Amerika'nın Irak'ı işgal etmesinin ardından üçe bölmesinin sebebi de bu. Sırada İran, Türkiye, Suriye, Lübnan, Ürdün ve Mısır var, bu ülkelerde de karışıklık çıkartacaklar hatta iç savaşa sürükleyecekler. Amaçları bölgeye hakim olmak.

Peki, bu ülkeler başlarına gelecekleri bilmiyor mu baba?

- Biliyor kızım ama iktidarda kalmak için halka gerçeği anlatmıyorlar, Amerika'ya karşı birleşemiyorlar. Herkes bir çıkar peşinde ister şahsi ister siyasi. Ülkesinin geleceğini düşünen pek kalmadı artık. Bak Arabistan'a, bak Kuveyt'e, ikisinin de başında zengin şeyhler şıhlar var, hiç Amerika'ya sesleri çıkıyor mu? İsrail'in Filistin'de katlettiği insanlardan bahseden var mı? Sesleri çıkmaz çünkü onlar iktidar, güç ve para onlarda. Amerika ne isterse yapıyorlar bu güç ve parayı kaybetmemek için. Bak bizim hükümete, onun sesi çıkıyor mu? ABD ve İsrail her gün yüzlerce Müslüman öldürüyor, hiç sesleri çıkıyor mu? Çıkmaz, çıkamaz. İktidarda kalmak ve milletin güç ve otoritesini kendi çıkarları için kullanmak istiyorlar, bunların sesi çıkmaz.

Peki, ABD, AB ve İsrail PKK'yı niye destekliyor baba?


- 2003'te Amerika Irak'ı işgal ettiği zaman kuzeydeki Kürt bölgesinde iki güç vardı kızım; biri Barzani diğeri PKK. Hemen bu güçlerle irtibat kurdular. Sana anlattığım bölüp yönetme ve petrol kaynaklarını ele geçirme projesinde bunlardan faydalanma yoluna gittiler. Önceleri işler iyi gitti. Adına PEJAK denen İran PKK'sı ABD'nin desteğiyle İran yönetimine karşı eylemlere girişti. Türkiye'de ise adına Demokratik Toplum Partisi denen PKK'nın siyasi kol ve kanatları siyasallaşma ve legalleşme çabalarını sürdürüp ülkemizde karışık çıkardı. Suriye'de ise altyapı ve örgütlenme çabalan hala sürüyor. Zaten hedef ülkeler bunlardı ve PKK bu üç ülkede ABD ve İsrail adına faaliyet gösteriyordu. Barzani'ye gelince. Kendisi Yahudi asıllı bir Kürt'tür11. Yahudi İsrail de Irak kuzeyinde bir Yahudi Kürt devleti kurulmasını destekliyor. Barzani'ye yardım ediyor Kürt devleti kurulsun da İsrail'e destek versin diye. Barzani de bunu fırsat bilip Türkiye, İran ve Suriye'de yaşayan Kürt kökenli vatandaşları kışkırtıp daha büyük bir Kürt devleti kurmak istiyor. Irak parçalandı zaten, kuzeyinde şimdilik küçük bir federe Kürt devleti kuruldu. Sonuçta bunlar aynı yolda yürüdükleri için Barzani ile PKK arasında sorun çıksın istemiyorlar. PKK da Barzani de bir oyuncak oldu artık, ABD'nin AB'nin ve İsrail'in katil robot oyuncağı oldu. Bu; Amerikan'ın işine geliyor ama şimdi işler değişti, kör gözler görür oldu.

Nasıl değişti baba?
Anlatırım kızım anlatırım deyip kendi düşüncelerime hızla dalıp gittim...


Ortadoğu'da artık bir çocuğun bile rahatça anlayabileceği görebileceği gelişmeler oluyordu ve kimse niyetini saklamıyordu artık. Bölgedeki ülkelerin parçalanmış şekliyle haritaları internette dolaşıyor, gazetelerde manşetten veriliyordu. Gizli saklı bir şey yoktu. Tüm bunlar olurken bizi yönetenler ne yapıyordu, kime ve neye hizmet ediyordu, işte mesele buradaydı. Kızımın aklını fazla karıştırmak istemedim, daha çok gençti o, yaşayacak ve görecek yılları vardı, umutsuzluğa düşmesi istemedim.

15 Ekim'de hükümet TBMM'den Irak'a asker göndermek için tezkere göndermiş ve 17 Ekim'de büyük bir çoğunlukla ve coşkuyla tezkere Meclis'ten geçmişti. 21 Ekim günü teröristler Dağlıca'da bir piyade taburumuza saldırı düzenlemiş, 12 askerimiz şehit edilmiş, sekiz askerimizden hala haber alınamıyordu. Tezkere hükümetin elindeydi ve biz Irak'a şehitlerimizin intikamı için dahi giremiyorduk. Ardından Genelkurmay teröristlerin Yeşilova'da görüldüğünü açıklıyordu. Teröristler Yeşilova'daydı ha! Ah çilekeş yürek ah...

Ketina şehitleri çok kızgın şu sıralar, onlar da duydu bu haberi. Siz Ketina'yı bilirsiniz; Yeşilova'nın Derecik'ten gelen giriş kapısı, bir boğaz, 13 şehidimiz yatar orada. Bir kara Eylül gecesi 92'nin, hain kurşun yüreklerine saplandı ve göç etti aramızdan 13 vatan evladı. Oysaki ne mutluydular meleklerin kucağında gökyüzüne yükselirken; biz görevimizi yaptık vatan uğruna şehit olduk, görev sırası sizin şimdi diyerek ağır ağır yükselirken gözlerinin arkada kalmayacağını, kalan ömürlerini cennetin bahçesinde nasıl şehit olduklarını anlatarak geçireceklerini düşünüyorlardı. O huzuru bile veremedik Ketina şehitlerine, şu halimize bir bakın! Şehit haberleri sanki hava durum raporu gibi söylenip geçiyor. Ya o siyah elbiseliler hani şu törenlere zoraki de olsa katılıp dua edip etmedikleri bile bilinmeyenler, yapmadıkları görevler yüzünden taşımadıkları sorumluluklar yüzünden canlarımızı şehit edenler, onlara ne demeli? Öfkeli Ketina şehitleri çok öfkeli; bir Başbakan görüyor yeryüzünde kime ve neye hizmet ettiği belli değil, bir hükümet sözcüsü görüyor teröristlere Avrupa'da cirit attıran, bir savcı bir mahkeme görüyor cirit atan hainlere yan gözle bakmayan, bir İçişleri Bakanı görüyor PKK'yı Kandil'den alıp Ankara'ya taşıyan ve en acısı kanıyla suladığı toprağını görüyor karış karış satılan, Ketina şehitleri kızmasın da kim kızsın kim!

Kaynakça
Kitap: SON HAREKAT
Yazar: Erdal Sarızeybek