Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Genel Kurmay 12 Nisan Muhtırası

PKK'yı yaratan ve günümüze kadar finanse edip yöneten devlet Amerika’nın ta kendisidir.
Nasıl mı?
-1980 darbesi sonrasında Türkiye’de oluşan Amerikancı hükümetlerin yardımı ile.
-PKK ve Kürt mafyası ne tesadüftür ki Turgut Özal döneminde oluştular ve güçlendiler.
-Abdullah Öcalan bir MİT ajanıdır. Bunun kanıtını kahraman Uğur Mumcu bulmuştu. 1972'de, Abdullah Öcalan "Şafak Bildirisi" davasından dolayı tutuklandı, ve sonrasında Milli İstihbarat Teşkilatı "Bizim adamımızdır" yazısını yollayıp, Abdullah Öcalan'ın serbest bırakılmasını sağlamıştı.
PKK gibi aşağılık ve zavallı bir terör örgütü neden hâlâ etkisiz hale getirilmedi ve sürekli Şehit vermemize sebep oluyor?
-"Devlet" kelimesinin anlamı şudur: "Toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal ve askeri bakımdan örgütlenmiş milletin oluşturduğu tüzel varlık". Türkiye Cumhuriyeti bir Türk Devleti'dir ve bu devletin bütün organlarını(TSK, MİT, vs) yöneten güç hükümettir. Yani hükümetin elinde bir uzaktan kumanda var ve bununla istediği zaman bütün devlet organlarına emir verip onları yönetebiliyor. Demekki eğer hükümetin başındaki lider kadro kişisel çıkarları(zenginlik) uğruna Amerika'ya namusunu ve şerefini satan insanlardan oluşuyorsa, TSK ve MİT gibi devlet organlarının başındakileri de maalesef dolaylı olarak Amerikancı oluyor. İşte bu yüzden Abdullah Öcalan bir MİT ajanıydı ve sonra ABD'nin çıkarları uğruna Amerikancı Özal Döneminde, PKK dizayn edildi ve bu lanetli terör örgütün başına imralı canisi getirildi.
-Ülkemizin yönetildiği bu lanetli sisteme rağmen, Türk Silahlı Kuvvetlerimiz içinde daima bu düzeni bozup Türkiyenin Tam Bağımsızlığını koruyan Atatürkçüler olmuştur. Eşref Bitlis önderliğindeki Atatürkçü Kahraman Askerler, Özal döneminde sürekli Amerika ve Amerikancı hükümet ile mücadele etmişlerdir. Eşref Bitlis vefat etmeden önce(17-02-1993 öncesi) Kuzey Irak ve PKK’ya yapılan operasyonlar sonucunda Amerikan Ordusunun bir parçası olan PKK terör örgütü resmen yok edilmişti. İşte bu onurlu davranışlar sonrasında, 1960 Devriminden sonra ilk defa Eşref Bitlis döneminde yine TSK içinde bir Atatürkçü(Anti-emperyalist) Devrim oluşmuştur. İşte bu Devrimi yaratan Kahramanların Ruhu günümüze kadar TSK'da devam etmiştir ve bu yüzdendir ki, bu ruha sahip olan Askerlerin büyük bölümü günümüzde Amerikancı AKP tarafından ya Silivri Cezaevine yerleştirilmiş yada emekli edilmişlerdir, ki PKK yok edilemesin ve Amerika’nın çıkarlarına zarar gelmesin diye.
-PKK terörü Amerikancı Çiller ve Tayyip Erdoğan hükümetleri tarafından kasıtlı olarak yok edilmedi ve daha da güçlendirildi.
SONUÇ, PKK TERÖRÜ NEDEN BİTMEDİ:
-DSP Hükümeti Döneminde TSK tarafından yine etkisiz ve yokedilme noktasına getirilmiş olan PKK, AKP ve Hilmi Özkök'ün Büyük Yardımları ile ABD'nin Irak'ı Tekrardan İşgal Edip, PKK'nın tekrardan güçlenmesi sağlanmıştır.
-AKP terörü bitirmek için asla herhangi bir adım atmıyor.
-Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, ABD ile yaptığı 9 maddelik gizli anlaşmada TSK’yı zayıflatan ve PKK'yı yasallaştıran ve güçlendiren maddeler var. Ve bu maddelerin hepsi de gerçekleştirildi.
- Erdoğan'ın Özel Temsilcisi olan MİT Müsteşarı Hakan Fidan AKP'nin PKK ile işbirliği yaptığını resmen doğradı. Buda Vatan Hainliğinin belgesidir.
-Şehitlerimizin sorumlusu: "AKP’nin Kürt Açılımı Politikası ve ABD-AKP-PKK-BDP(DTP) İşbirliği"
ÇÖZÜM, PKK TERÖRÜ NASIL BİTER:
-NATO'dan çıkılacak, Amerikaya rest çekilecek, Avrasya ülkeleri(İran, Suriye, Çin) ile milli çıkarlarımız doğrultusunda ekonomik anlaşmalar yapılacak(hedef Türk Birliği).
-Kuzey Irak, aynen Kıbrısta yapıldığı gibi, yasal haklarımıza dayanarak, oradaki Türkmen Soydaşlarımızın yardımı ile ele geçirilmeli, ve bölgedeki bütün PKK’lılar 1-2 günde etkisiz hale getirilecek.
-Doğu Anadolu'da İş Garantisi ve Tarih Dersleri
Ayrıntılı Bilgiler için giriniz

Genel Kurmay 12 Nisan Muhtırası

Mesajgönderen TurkmenCopur » 26 Ara 2010, 02:28

Genel Kurmay 12 Nisan Muhtırası

İkinci Körfez Savaşandan sonra Türkiye yine iki nedenle zararlı çıkmıştır. Bir; coğrafyasına hapsolmuştur. İki; PKK çok büyük bir serbestlik kazanmıştır ve çok miktarda silah ve malzeme, dağılan Irak ordusundan ele geçirilmiştir.
Daha önceleri PKK ile mücadele içinde olan Kuzey Irak'taki Kürt gruplarından bir tanesi ki bir zamanlar KYB, PKK ile birlikte o Kürt grubuna saldırıyordu, şimdi doğal bir müttefik haline gelmiştir ve Kuzey Irak'ta çok büyük bir hareket serbestisine sahiptir. Eskiden katırlarla gittikleri yere şimdi taksilerle gidiyorlar. Buna ait görüntüler elimizde. Bu da ikinci Körfez Harekatı'nın Türkiye açısından olumsuz bir sonucu olmuştur.
Org. Yaşar Büyükamt, Gen. Kur. Bşk., 22 Nisan 2007

İkinci Körfez Savaşı'nın sonuçları, birincisinden çok ağır oldu bizim için. Aradan geçti yıllar. Saddam devrildi ve hunharca idam edildi. Ama Irak'ta savaş bitmedi. Demokrasi vaadiyle Irak'a giren Amerika, mezhep çatışmalarını körükledi, halk birbirini kırmaya başladı. Her gün ölen yüzlerce sivilin yanında ABD'nin de kayıpları artmaya devam etti. Bir milyona yakın sivilin yanında 3.383 Amerikan askeri öldü. Kazanan kim oldu?

Talabani rahat, şimdi Irak cumhurbaşkanı. Barzani rahat, şimdi Özerk Kürt Yönetimi lideri. Musul ve Kerkük kontrollerinde. PKK rahat, Irak kuzeyindeki otoriteyi paylaşmak için elinden geleni yapıyor, tabi Talabani ve Barzani izin verdiği ölçüde. Amerika'nın yüksek menfaatleri rahat, yakında petrol imtiyazı alacaklar. İsrail rahat, Kürtler Irak'ta güçleniyor. Olan bize oldu, her gün şehit veriyoruz. Olan Irak'a oldu, toprak bütünlüğü filan kalmadı, her gün Şii, Sünni birbirini öldürüyor. Neden?

Aradan gene geçti yıllar, Genel Kurmay Başkanımız 12 Nisan 2007'de bir basın açıklaması yaptı, Irak politikasının sonuçlarını değerlendirdi:

"Terör sorununun üç dönemeç noktası vardır. Birinci dönüm noktasının birinci Körfez Savaşımdır. Bu savaşta Türkiye Cumhuriyeti koalisyon güçlerine destek vermiştir. Ancak sonucunda Türkiye zarar görmüştür. Savaş sonunda Saddamın Kuzey bölgeye saldırısı sonucunda 100 binlerce insanın Türkiye'nin hudutlarına yığılmıştır. Bunlara en büyük desteği Türkiye verdiği halde Türkiye suçlanmıştır ve o yığılan insanlar 'burada bir Kürt sorunu var' diye dünya kamuoyuna mal olmuştur.

İkinci aşama; 36. paralelin kuzeyinin Saddam'a yasak-lanmasıyla, bunun, kuzeydeki insanları korumakla birlikte aynı bölgede PKK'ya korunma bölgesi oluşturması ve bugünkü durumu yaratmış olmasıdır. 1991 yılındaki Körfez harekatından sonra Kuzey İrak'taki 36. paralelin kuzeyinde bırakılan bölgede, bitme noktasına gelen terör örgütü PKK'nın orada güç kazanmaya başlamış ve 1992'den itibaren terörün boyutu zirveye çıkmıştır. Hala da bu durum artarak devam etmektedir. Karakolların basılması, kitle halinde zayiat verdiği dönemler hep bu döneme rastlar."

Körfez savaşı 1991, yıl şimdi 2007. Aradan geçmiş onca yıl, güvenliğin en büyük gücü değerlendirme yapıyor, kimse dinlemiyor. Neden? Demek ki biz, Birinci Körfez Savaşı'nda Irak'a girip en azından yirmi kilometrelik bir güvenlik kuşağı oluşturmamakla hata yapmışız. Musul Kerkük hayali yerine, gerçekçi bir dış politika izlememişiz. Dönemin Genel Kurmay Başkanı Orgeneral Necip Torumtay istifa edeceği yerde, bir orta yol bulup Özal'ı ikna etseymiş, bizim için daha iyi olacakmış, her gün şehit vermemiş olacakmışız. Neyse birincisinde hata yapmışız. Hata insan içindir, olabilir, diyelim. Gelelim ikincisine Körfez Harekatı'nın. Ne diyor Genel Kurmay Başkanımız?

"Maalesef terörün üçüncü aşama noktası yine bir Körfez Savaşı sonrası olmuştur. İkinci Körfez Savaşından sonra Türkiye yine iki nedenle zararlı çıkmıştır. Bir; coğrafyasına hapsolmuştur. İki; PKK çok büyük bir serbestlik kazanmıştır ve çok miktarda silah ve malzeme, dağılan Irak ordusundan ele geçirilmiştir. Daha önceleri PKK ile mücadele içinde olan Kuzey İrak'taki Kürt gruplarından bir tanesi ki bir zamanlar KYB, PKK ile birlikte o Kürt grubuna saldırıyordu, şimdi doğal bir müttefik haline gelmiştir ve Kuzey İrak'ta çok büyük bir hareket serbestisine sahiptir. Eskiden katırlarla gittikleri yere şimdi taksilerle gidiyorlar. Buna ait görüntüler elimizde. Bu da ikinci Körfez Harekatı'nın Türkiye açısından olumsuz bir sonucu olmuştur.
Yine Kuzey Irak'a baktığımız zaman şöyle bir durum ortaya çıkıyor; hazırlanmış olan bir taslak anayasa var.

Bu iyi incelendiğinde şu görülmektedir:

Kağıt üzerinde federal bir yapı oluşturuluyor. Güney Şii bölgesi, Sünni bölgesi ve Kürt bölgesi diye üç bölge. Ama anayasanın içindeki hükümleri iyi incelediğinizde, bunun değil federasyon, konfederasyon bile olmadığı, gevşek bir konfederasyon yani kopmaya hazır bir konfederasyon şeklinde olduğu görülmektedir. Zaten tarihe de baktığımızda konfederasyonların uzun süreli yaşamadıklarını görüyoruz. Ya kopmuşlardır ayrı devletçikler kurmuşlardır ya da üniter bir yapıya kavuşmuşlardır. Bunların örnekleri var.

Başka bu anayasadan kaynaklanan, uygulamalarından kaynaklanan ne durum var? PKK'nın varlığı orada kök salmıştır. Çünkü Kuzey Irak'ta, Irak güvenlik kuvvetlerinden bir tane silahlı insan dahi bulunmamaktadır. Bugün Süleymaniye hava meydanına indiğiniz zaman, ziyarete gidiyorlar, onu sadece Kürt bayrakları karşılar. Irak bayrağı yoktur. Karşılama töreninde de Kürt milli marşı çalar. Irak'ın marşı yoktur. Şu anda Kuzey Irak'ta durum budur. Federal bir yapıda bazı şeyler merkezi olur. Kuzey Irak'ta merkez ban-kası kuruldu. Bunun anlamı her yönüyle diğerlerinden ayrı müstakil bir yapı oluştu. Merkez bankası para basıyor. Kendi parasını kullanıyor. Böyle bir yapı var.

Kürt gruplarından birinin sözde liderinin Türkiye ve TSK hakkında söylediklerinin herkes tarafından bilinmektedir. Bazı yetkililer buna cevap da verdi. Asker olarak olaya baktığımız zaman, o söylediklerini kabul etmemiz mümkün değildir. Bu tür söylemler güvenlik unsuru olan bizleri üzdüğü gibi Türk insanını da rencide etmektedir. Tabii bu sözlerin arkasında onları bu duruma getiren, tabirimi mazur görün, şımartan, kimler olduğunu sizler benden daha iyi biliyorsunuz. Onlar bu noktaya getirmiştir.

Şu soruyu bana sorabilirsiniz:

Teki Kuzey Irak'a bir operasyon yapılmalı mı?' Yapılmalı. Olayın iki boyutu var. Birincisi sadece asker olarak baktığım zaman, evet yapılmalı.

Fayda sağlar mı? Evet, sağlar. Olayın ikinci boyutu, siyasi olaydır. Bir hudut ötesi operasyon yapılması için bir siyasi kararın ortaya çıkması lazım. TSK, yasal zeminde görev verildiğinde bu operasyonları yapma gücüne fazlasıyla sahiptir."

Hatırlayınız, 1 Mart tezkeresi görüşülürken Özkök Paşa'nın Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bir harekat ihtiyacı oldy-ğuna ilişkin bir açıklaması yoktur. Bu yüzden çok eleştiri almıştır; "siyasileri yüreklendirseydi, bu tezkere geçmiş olurdu", gibisinden. Kadere bakın. Şimdi bir Genel Kurmay Başkanımız var. Her konuşmasında Irak kuzeyine bir harekat yapılması gerekliliğinden konu açıyor. Ama öyle bir Başbakanımız var ki; operasyon yapılması şart, diyen Genel Kurmay Başkanımızı duymazdan geliyor. Bu ne biçim kader!

Genel Kurmay Başkanımız aslında 12 Nisan'da Tayyip hükümetine bir muhtıra verdi ama anlamazdan geldiler. Tek tek, bu hükümetin terörle mücadelede neyi yapmadığını açıkladı ama duymazdan geldiler. Terörle mücadelede başarının sırrını açıkladı, hiç üstlerine almadılar bile. Sanki onlar bizi yönetenler değil!

İşte size terörle mücadelenin başarı sırları:

"Birincisi, başarılı olmak için siyasi ve askeri kararlılık gerekir. Kararlılık çok önemlidir.
İkincisi, milis güçlerini veya işbirlikçilerin etkisiz hale getirilmesi. Teröristi dağda tutan bu işbirlikçilerdir. Milis güçlerinin, barındıkları yerler, şehirler, kasabalar, halkın içindeler. Yani silahlı kuvvetlerin etki planı dışındadır.
Üçüncüsü, psikolojik harekat.

Dördüncüsü, dış desteğin kesilmesi. Hem siyasi hem maddi boyutunu etkisiz hale getirmek lazım.
Beşincisi, terörist örgütün ümidinin kırılmasıdır. Bu örgütü destekleyen organizasyonların, partilerin hatta partinin pervasız tutum ve davranışlarını hepimiz görüyor ve yaşıyoruz. Bu terörle mücadele için olabilecek en kötü atmosferdir.
Altıncı husus da güvenlik güçlerinin, yasal yetkileri. Biz mevcut yasaları da ihlal etmeden yasal çerçevede kalarak bu mücadelemizi sürdürmek istiyoruz."

Tayyip'in bunu muhtırayı anlamazdan geldiği kesindir, her hal işine gelmedi. Biz bu muhtırayı nasıl anlamışız, şimdi ona bir bakalım. Görelim bakalım bu Tayyip ne yapıyor, ne yapmak istiyor, terörle mücadele gibi bir niyeti var mı?..

Kaynakça
Kitap: İHANETİ GÖRDÜM
Yazar: ERDAL SARI ZEYBEK
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön PKK: PKK Amerikan Ordusunun Bir Parçasıdır, PKK Bir Kürt Hareketi Değildir, Türk ve Kürt Kardeştir ve Asıl Düşmanımız ABD ve Onun Emirkulu Olan AKP'dir!

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir