1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

Ümidin Kırılması

MesajGönderilme zamanı: 26 Ara 2010, 02:25
gönderen TurkmenCopur
Ümidin Kırılması

"Terörle mücadelede başardı olmanın en önemli parametrelerinden bir tanesi terör örgütünün başarılı olması ümidinin ortadan kaldırılmasıdır. Maalesef son yıllarda ülke içinde ve dışında ortaya çıkan bazı oluşumlar ümitlenmesine yol açmıştır. Bir yerde terör örgütü, 'tamam bu iş herhalde oluyor' noktasına getirilmiştir. Bu ümidin mutlaka kırılması lazım. Bu ümit kuvvetlendikçe örgütün pervasızlığı artar. Bu örgütü destekleyen organizasyonların, partilerin hatta partinin pervasız tutum ve davranışlarını hepimiz görüyor ve yaşıyoruz. Bu terörle mücadele için olabilecek en kötü atmosferdir."
Yaşar Büyükanıt, Org. Gen. Kur. Bşk. 12 Nisan 2007

Bugün yani 21 Haziran 2007 günü, Batman'da konuşan Demokratik Toplum Partisi (DTP) bağımsız milletvekili adayları bir konuşma yaptı. Dediler ki, "Biz '93'te kapatılmış HEP'in bir devamıyız." İsterseniz önce bu HEP kimmiş, ona bir bakalım.
Halkın Emek Partisi (HEP) adıyla 1991'de siyaset sahnesine çıktı. '93'te kapatıldı Anayasa Mahkemesi tarafından. Neden?

Nedenini mahkeme kararından okuyalım:

"Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının iddianamesi ve aynı doğrultudaki Esas Hakkında Görüş yazısı incelendiğinde davalı Halkın Emek Partisi'yle ilgili kapatma isteminin başlıca iki nedene dayandırıldığı görülmektedir.

Bunlar:

— İrk esasına dayanmak, Devletin tekliği ilkesini değiştirme amacını gütmek, azınlıklar bulunduğunu ileri sürmek ve Türk dili ve kültüründen başka dil ve kültürleri korumak geliştirmek veya yaymak yoluyla ülke üzerinde azınlıklar yaratarak "Devletin ülkesi ve Milletiyle bölünmez Bütünlüğünün bozulması" amacını taşımak ve bu yolda faaliyette bulunmak,

— Kanunsuz siyasi faaliyetlere mihrak olmak, biçiminde özetlenebilir.

Türkiye Cumhuriyeti son yıllarda dışardan desteklenen silahlı bölücü terörün tehdidi altındadır. Halkın Emek Partisi'nin dava konusu faaliyetleriyle, teröristlerin gerçek istek ve savları başka bir biçimde belirtilmektedir. Türkiye Cumhuriyeti'nin bütünleştirici ve tekil devlet esaslarından vazgeçilmesini, gerçekleştirilmesi olanaksız değişiklikleri savunan ve eşit haklara sahip Türk Ulusu bütünlüğü içinde yer alan vatandaşların bir kısmında azınlık ve ayrılık duygusu yaralamaya yönelik kışkırtıcı ve yıkıcı çabalan demokrasinin ve çağın bir gereği sayılamaz. Kaldı ki, kendileri ayrı bir ırk ve ulus kimliğiyle devlet çatısı altına sokulmak istenen vatandaşların Türk Ulusu ortak kimliğine ve bütünlüğüne sağduyuyla ve kesin biçimde sahip çıktıkları belirgindir.
Yüzyıllardan beri süregelen tarihsel ve manevi birliğe ek olarak, bütün yıkıcı ve bölücü faaliyetlere karşı birlikte Ulusal Kurtuluş Savaşı'na katılıp Cumhuriyeti kuran ve böylece kader ve gönül birliğini kanıtlamış bulunan; ülkenin her yöresindeki vatandaşlar arasında ulusal bütünlük perçinlenerek, Türk Ulusu'nun siyasal ve toplumsal birliği kurulmuştur.

Davalı siyasi partinin yapmış olduğu, konuşma, açıklama ve bildirilerde genelde:

• Türkiye'de zulüm altında ezilen kültürü, dili ayrı olan Kürt halkının olduğu,
• Kürtlerin okuma, yazma, ilerleme haklarının olmadığı ve kül-türlerini geliş tiremedikleri,
• Kürt halkının kendi kaderim tayin hakkının olduğu,
• Kürt halkının uluslararası anlaşmalardan doğan hiçbir hakkı kullanamadığı,
• Doğu sorununun ekonomik olmadığı,
• Terör örgütüne karşı alınan yasal önlemlerin ve uygıdamaların uluslararası bir savaş ve bu savaşın taraflarından birinin PKK terör örgütü olduğu,
• Bu örgüte mensup teröristlerin özgürlük savaşçısı gerillalar oldukları ve haklarında uluslararası savaş hukukunun uygulanması gerektiği, ancak Türk Hükiimeti'nin bu kurallara kati surette uymadığı,
• TC ordusu ve güvenlik kuvvetlerinin, Kürt gerillalardan çok onlara kaynaklık eden Kürt halk yığınlarım fiziki olarak ve büyük kitleler halinde yok etme peşin de oldukları.
• SSCB'niıı dağılmasından sonraki gelişmelerle Türk Ulusu içindeki Kürt kökenli vatandaşlar arasında ilgi ve Filistin halkının durumu ile paralellik kurulduğu,
• Cumhuriyetin, Türk ve Kürt halkları tarafından kurulduğu, buradan hareketle diğer etnik grupları dışlayan Türklerle Kürtlerin eşitliğine ve ırka dayalı bir toplum düzeninin kurulmasının gerekliliği,
• Güneydoğudaki Devlet gücünün teröristlere karşı değil, ulu-sal haklarına sahip çıkan Kürt halkına karşı oluşturulduğu,
• Türkiye'de ezilen Kürtlerin, işçilerin, sömürülen, ezilen diğer etnik grupların Arap, Çerkez, Laz ve Arnavutların da partisi oldukları,
• En kısa zamanda Birleşmiş Milletler Örgütünde bir Kürt Konferansı toplanması gerektiği,
• Kürt halkı sorununun demokrasi önünde en büyük engeli oluşturduğu, bu sorun çözülmedikçe Türkiye'de demokrasi sorununun çözülemeyeceği, üzerinde durulmuş ve bunlar yinelenmiştir.

Sonuç olarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 3.7.1992 günlü, SP. 31. Hz. 1992/59 sayılı iddianamesinde Halkın Emek Partisinin, Anayasanın Başlangıcına ve 2., 3., 14., 68. maddeleriyle 2820 sayılı Siyasi Partiler Yasasinın 78., 80. ve 81. maddelerine aykırı olarak, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı amaçladığı ve Yasa'ya aykırı siyasi faaliyetlerin mihrakı olduğu savıyla Siyasi Partiler Yasası'nın 101/b ve 103. maddeleri gereğince kapatılmasına karar verilmesi istenmekle gereği düşünüldü:

Halkın Emek Partisi'nin faaliyetlerinin Anayasa ile 2820 sayılı Siyasi Partiler Yasası'na aykırı olduğuna ve 2820 sayılı Yasa'nın 101. maddesinin (b) bendi uyarınca davalı Parti'nin KAPATILMASINA, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU'nun karşı oyu ve OYÇOKLUĞUYLA karar verilmiştir."

İşte HEP bu. Kapatılma gerekçeleri bu. Savunduğu fikirler bu. Anayasa Mahkemesi'nin gerekçeli kararını okursanız, örgütün liderleri belli, eylemleri belli olduğunu göreceksiniz, PKK'nın siyasi kanadıdır bu parti.

İsterseniz, bu HEP olayım bir de Abdullah Öcalan'dan dinleyelim; soru soran Ankara DGM Cumhuriyet savcıları, cevap veren ABDULLAH Öcalan:

Soruldu:

1993 seçimlerinde HEP, SHP ile ittifak ederek seçimlere girdi. Seçimler sonucunda 20'den ziyade HEP kökenli, milletvekili parlamentoya girdi. HEP kökenli milletvekili adaylarının sizin tarafınızdan tespit edildiği ve tespit edilen adayların milletvekili olduğu konusunda ne diyorsunuz?

Cevap:

HEP'le SHP'nin ittifak ederek seçimlere girmesini fiilen destekledim. Bildiğiniz gibi SHP, CHP'nin mirasını almıştır. Bu parti Türkiye'nin en köklü partilerinden biridir. Kürt meselesini bu parti ile çözebiliriz, diye düşündüm. Esasında SHP'nin de Kürt meselesi ilke ilgili hazırladığı bir rapor vardır. Bu sebeple HEP'le SHP'nin ittifak yapmalarını destekledim. İttifakın ortamının hazırlanması için çaba sarfettim. Dolayısıyla gösterilen HEP milletvekilleri adaylarının bir kısmını tanımamakla birlikte adayların seçiminde etkili oldum ve seçilenlerin adaylıklarını onayladım. Seçimlerden evvel Zübeyir Aydar, Ahmet Türk, Hatip Dicle, Leyla Zana, Sedat Yurttaş, Sırrı Sakık'la görüştüm. Bunların bir kısmı ile yüz yüze görüştüm. Yüz yüze görüştüğüm kişiler arasında Leyla Zana, Ahmet Türk, Sedat Yurttaş, Zübeyir Aydar vardır. Yüz yüze görüşmeler Suriye ve Lübnan'daki evimde olmuştur."
Genel Kurmay Başkanımızın, "PKK'yı destekleyen organizasyon, partiler hatta partinin pervasız tutum ve davranışları" şeklinde tanımladığı parti hangi partidir? Demokratik Toplum Partisi (DTP). Bu partinin geçmişi nedir? Geçmişi HEP'e, bu parti kapatılınca DEP'e dayanır. Yer, yine Anayasa Mahkemesi.

"Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 2.12.1993 günlü, SP.52.Hz. 1993/55 sayılı iddianamesi'yle, Demokrasi Partisi'nin(DEP) 2820 sayılı Siyasi Partiler Yasası'nın 101. maddesi gereğince kapatılması istenilmekle, gereği görüşülüp düşünüldü:

Demokrasi Partisi'nin, Genel Başkanı Yaşar Kaya'nın 29.5.1993 tarihinde Federal Almanya'nın Bonn, 15.8.1993 tarihinde Irak'ın Erbil kentlerinde yapmış olduğu konuşmalarının ve Parti Merkez Yürütme Kurulu'nun "Demokrasi Partisi'nin barış çağrısıdır" başlıklı bildirisinin, Anayasa'ya ve 2820 sayılı Siyasi Partiler Yasası'nın 78. 81. maddelerinin (a) ve (b) bentlerine aykırılığı nedeniyle anılan Yasa'nın 101. maddesinin (b) fıkrası gereğince KAPATILMASINA, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU'nun, "Merkez Yürütme Kurulu Bildirisinin kapatma nedeni olmadığı" yolundaki karşı oyuyla ve esasta OYBİRLİĞİYLE, 16.06.1994 tarihinde karar verildi."
Yani bukalemun gibi ad değiştiren PKK'nın siyasi kanadı başlangıçta HEP'ti, gördüğünüz gibi sonra DEP oldu. İkisi de kapatıldı yerine HADEP geldi. Geldi de ne oldu?

Yer, gene Anayasa Mahkemesi:

"HADEP, PKK'nın silahlı mücadele alanında sürekli gerileme kaydettiği ve amacına ulaşmak için legal zeminlere fazla ihtiyaç duyduğu bir zamanda, geçmişte PKK adına bölücü faaliyetler göstermiş kadrolar tarafından 1994 yılında kurulmuştur.
HADEP kurulduğu tarihten itibaren PKK'nın illegal alanda sürdüremediği cephe faaliyetlerini üstlenerek, yasal olmamasına rağmen oluşturduğu Gençlik, Kadın, Sağlık, İşçi komisyonları vasıtasıyla ERNK'nin rolünü üstlenmiştir.
HADEP'in oluşturduğu Gençlik, Kadın, Sağlık, İşçi Komisyonları çeşitli kesimlerden vatandaşlarımıza PKK yanlısı düşünceleri empoze etmektedir. Yine HADEP il ve ilçe teşkilatlarındaki faaliyetleriyle PKK'nın kırsal kadrosuna eleman temin etmekle ve lojistik destek sağlamaktadır.

Kaynakça
Kitap: İHANETİ GÖRDÜM
Yazar: ERDAL SARI ZEYBEK

Re: Ümidin Kırılması

MesajGönderilme zamanı: 26 Ara 2010, 02:26
gönderen TurkmenCopur
PKK'nın 1995 yılı başından itibaren "Kürt Kültürel Kimliği Tanınması" amacına yönelik olarak başlatılan süreçte, yurt içinde HADEP mihverli olarak ihdas edilen legal oluşumlara, uluslararası camiada da Avrupa'da meydana getirilen Toplantı Grubu'na kendisi adına siyasi taraf olmak misyonunu yüklediği bilinmektedir.

HADEP mensuplarının gerek 1995 Temmuz ayında Cezaevleri açlık grevinde gösterdikleri çabaları, gerek çeşitli demokratik kitle örgütlerine sızma ve onları ele geçirme faaliyetleri ve gerekse Marksist - Leninist Sol'un yanı sıra, diğer sözde demokratik ve aydın çevre nezdinde sürdürdükleri girişimlerle "Kürt Kültürel Kimliğinin Tanınması" koşuluyla sözde barışın sağlanacağını beyan etmeleri ve bu hususta ısrarlı olmaları kendilerine yükletilen misyonun gereğidir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın 29.1.1999 günlü, SP.60.Hz.1999/37 sayılı İddianamesi ile Halkın Demokrasi Partisi'nin kapatılması istenilmekle gereği görüşülüp düşünüldü:

HALKIN DEMOKRASİ PARTİSİ'nin, kimi eylemleri yanında PKK isimli terör örgütüne yardım ve destek de sağlayarak Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne aykırı nitelikteki fiillerin işlendiği bir odak haline geldiği anlaşıldığından, Anayasa'nın 68. ve 69. maddeleri ile 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 101. ve 103. maddeleri gereğince TEMELLİ KAPATILMASINA, 13.03.2003 tarihinde karar verildi."

Karar verdi de ne oldu? Hiç. HADEP kapatıldı, DEHAP kuruldu. DEHAP hakkında kapatma istemiyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca dava açıldı. Bu dava halen Anayasa Mahkemesinde görüşülüyor. Ama ne yaptı bizim PKK'lılar? DEHAP'ı feshedip DTP'yi kurdular. Kurdular da ne oldu? Gene hiç. Kongre yaptılar. PKK ile aramıza mesafe konulamaz, dediler ve PKK'ya sahip çıktılar. Şimdi de, 22 Temmuz genel seçimlerine bağımsız adaylarla girdiler.
Allah aşkına, hala görmüyor musunuz, bu kirli bir oyun. Oyuncular belli. Zübeyir Aydar kim? PKK'nin sözde lideri, Abdullah Öcalan cezaevinden çıkıncaya kadar yani emanetçi.

Ahmet Türk kim? Demokratik Toplum Partisi yani DTP'nin yani PKK'nm yeni siyasi kanadının eş başkanı. Hatip Dicle, Sırrı Sakık, Leyla Zana, kim bunlar. Bu bir oyun, şehit kanlarıyla senaryosu yazılmaya çalışılan bir oyun. Ne zamana kadar sessiz kalacaksınız? Abdullah Öcalan'ın verdiği isimlere dikkat ediniz! Aynı isimler, Özal zamanındaki 93 sözde ateşkesinde adı geçen kişiler. PKK'yı yeniden dirilten isimler. Varlığımızın tehlikede olduğunu görmüyor musunuz? Hedefin, Türk varlığı olduğunu görmüyor musunuz siz?
Şimdilik film burada bitiyor. 22 Temmuz seçimleri yapıldı ve PKK yanlıları Gazi Paşa'nın meclisine girdi. Bugün 3 Ağustos, yemin edeceklermiş. Bakalım şu tarih nasıl tekerrür
edecek?