Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Ülkenin Genel Durumu ve Görünüşü

PKK'yı yaratan ve günümüze kadar finanse edip yöneten devlet Amerika’nın ta kendisidir.
Nasıl mı?
-1980 darbesi sonrasında Türkiye’de oluşan Amerikancı hükümetlerin yardımı ile.
-PKK ve Kürt mafyası ne tesadüftür ki Turgut Özal döneminde oluştular ve güçlendiler.
-Abdullah Öcalan bir MİT ajanıdır. Bunun kanıtını kahraman Uğur Mumcu bulmuştu. 1972'de, Abdullah Öcalan "Şafak Bildirisi" davasından dolayı tutuklandı, ve sonrasında Milli İstihbarat Teşkilatı "Bizim adamımızdır" yazısını yollayıp, Abdullah Öcalan'ın serbest bırakılmasını sağlamıştı.
PKK gibi aşağılık ve zavallı bir terör örgütü neden hâlâ etkisiz hale getirilmedi ve sürekli Şehit vermemize sebep oluyor?
-"Devlet" kelimesinin anlamı şudur: "Toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal ve askeri bakımdan örgütlenmiş milletin oluşturduğu tüzel varlık". Türkiye Cumhuriyeti bir Türk Devleti'dir ve bu devletin bütün organlarını(TSK, MİT, vs) yöneten güç hükümettir. Yani hükümetin elinde bir uzaktan kumanda var ve bununla istediği zaman bütün devlet organlarına emir verip onları yönetebiliyor. Demekki eğer hükümetin başındaki lider kadro kişisel çıkarları(zenginlik) uğruna Amerika'ya namusunu ve şerefini satan insanlardan oluşuyorsa, TSK ve MİT gibi devlet organlarının başındakileri de maalesef dolaylı olarak Amerikancı oluyor. İşte bu yüzden Abdullah Öcalan bir MİT ajanıydı ve sonra ABD'nin çıkarları uğruna Amerikancı Özal Döneminde, PKK dizayn edildi ve bu lanetli terör örgütün başına imralı canisi getirildi.
-Ülkemizin yönetildiği bu lanetli sisteme rağmen, Türk Silahlı Kuvvetlerimiz içinde daima bu düzeni bozup Türkiyenin Tam Bağımsızlığını koruyan Atatürkçüler olmuştur. Eşref Bitlis önderliğindeki Atatürkçü Kahraman Askerler, Özal döneminde sürekli Amerika ve Amerikancı hükümet ile mücadele etmişlerdir. Eşref Bitlis vefat etmeden önce(17-02-1993 öncesi) Kuzey Irak ve PKK’ya yapılan operasyonlar sonucunda Amerikan Ordusunun bir parçası olan PKK terör örgütü resmen yok edilmişti. İşte bu onurlu davranışlar sonrasında, 1960 Devriminden sonra ilk defa Eşref Bitlis döneminde yine TSK içinde bir Atatürkçü(Anti-emperyalist) Devrim oluşmuştur. İşte bu Devrimi yaratan Kahramanların Ruhu günümüze kadar TSK'da devam etmiştir ve bu yüzdendir ki, bu ruha sahip olan Askerlerin büyük bölümü günümüzde Amerikancı AKP tarafından ya Silivri Cezaevine yerleştirilmiş yada emekli edilmişlerdir, ki PKK yok edilemesin ve Amerika’nın çıkarlarına zarar gelmesin diye.
-PKK terörü Amerikancı Çiller ve Tayyip Erdoğan hükümetleri tarafından kasıtlı olarak yok edilmedi ve daha da güçlendirildi.
SONUÇ, PKK TERÖRÜ NEDEN BİTMEDİ:
-DSP Hükümeti Döneminde TSK tarafından yine etkisiz ve yokedilme noktasına getirilmiş olan PKK, AKP ve Hilmi Özkök'ün Büyük Yardımları ile ABD'nin Irak'ı Tekrardan İşgal Edip, PKK'nın tekrardan güçlenmesi sağlanmıştır.
-AKP terörü bitirmek için asla herhangi bir adım atmıyor.
-Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, ABD ile yaptığı 9 maddelik gizli anlaşmada TSK’yı zayıflatan ve PKK'yı yasallaştıran ve güçlendiren maddeler var. Ve bu maddelerin hepsi de gerçekleştirildi.
- Erdoğan'ın Özel Temsilcisi olan MİT Müsteşarı Hakan Fidan AKP'nin PKK ile işbirliği yaptığını resmen doğradı. Buda Vatan Hainliğinin belgesidir.
-Şehitlerimizin sorumlusu: "AKP’nin Kürt Açılımı Politikası ve ABD-AKP-PKK-BDP(DTP) İşbirliği"
ÇÖZÜM, PKK TERÖRÜ NASIL BİTER:
-NATO'dan çıkılacak, Amerikaya rest çekilecek, Avrasya ülkeleri(İran, Suriye, Çin) ile milli çıkarlarımız doğrultusunda ekonomik anlaşmalar yapılacak(hedef Türk Birliği).
-Kuzey Irak, aynen Kıbrısta yapıldığı gibi, yasal haklarımıza dayanarak, oradaki Türkmen Soydaşlarımızın yardımı ile ele geçirilmeli, ve bölgedeki bütün PKK’lılar 1-2 günde etkisiz hale getirilecek.
-Doğu Anadolu'da İş Garantisi ve Tarih Dersleri
Ayrıntılı Bilgiler için giriniz

Ülkenin Genel Durumu ve Görünüşü

Mesajgönderen TurkmenCopur » 26 Ara 2010, 01:08

Ülkenin Genel Durumu ve Görünüşü

Yirmi beş yılı aşkın zamandır PKK denen mafya ve terör örgütüne karşı sürdürülen iç güvenlik harekatı kesin bir sonuca ulaşamamış, örgütün mali kaynakları kesilmediği için yurt içindeki bazı siyasi oluşumlar ile yurtdışındaki örgütlenmeleri hala devam etmekte. Uzun süren terörle mücadele yılları milletimizi yorgun ve yoksul düşürmüş. Ulusu ve ülkeyi bu terör belasına düşüren iktidar sahipleri, yirmi beş yılda çok koltuk değiştirmiş, kimi Amerika'da ev almış, kimi Avrupa'da, ikbal kaygıları kalmamış, ülkeyi yönetecek bir vatan evladı yokmuş gibi, yeniden iktidarı alırız sevdasıyla sağda solda konuşup durmakta. Üç yılı aşkın bir zaman iktidara sahip olanlar ise hala terörle mücadele yasasını çıkaramamış, çıksa da bu yasadan bir sonuç alınacağı yok. Kahraman ordumuz dağdaki eşkıyaya karşı tek başına mücadele vermekte, terörle mücadele topyekun yapılmadığı için, bu da sonuçsuz kalmakta. Ordumuzun komutanları akla hayale gelmedik suçlamalara maruz bırakılmış, genç subaylar "la havle" diyerek tevekküle sığınmış.

Amerika demokrasi vaadiyle Irak'ı işgal etmiş, her geçen gün Irak kuzeyinde gelişen Kürt devleti oluşumuna destek vermekte, iktidar sahiplerinin yaptığı çağrılar ciddiye alınmamakta. Bundan cesaret alan Barzani ve Talabani adım adım Kürt devleti kurma yoluna gitmekte, PKK denen mafya ve terör örgütüne desteklerini sürdürmekteler.
Rum patrikhanesi ekümenlik iddialarını açık açık söylemekte ve her yerde ayinler düzenlemekte. İktidar sahiplerinin AB'ye uyum adı altında yaptığı son vakıflar kanunundaki değişikliklerden 75 Rum Ortodoks, 57 Ermeni, 18 Yahudi ve 15 Süryani ve diğer cemaat vakıfları yararlanmakta ve vatan topraklarından mal mülk edinmekteler. Özelleştirme adı altında ülke toprakları, ülkenin milli ve hayati tesisleri ecnebilere satılmakta.

Tüm bunlar yetmezmiş gibi, iktidara sahip olanlar:

Doğuda Kürt sorunu var demekte, İstiklal Savaşı sonucu yaratılan ulus kimliği ve Türk kimliği unutturulmaya çalışılmakta.

Yine bu iktidar sahipleri:

Türk olmaktan gocunmayanlar, kendilerine Türk diyebilir gibi beyanatlar vererek, Türkiyelilik gibi kavramlar gündeme getirerek Türk varlığını, asil Türk kimliğini yıpratmaya çalışmakta ve tarihsel dayanaktan yoksun çareler aramakta. Bu da yetmezmiş gibi, memleket meseleleri ulemaya danışılmakta, şıhlar, şeyhler yeniden ortaya çıkmakta.

PKK mafya ve terör örgütünün başı, hakkı idam olmasına karşın cezası değiştirilmiş, verilen müebbet hapis cezasını İmralı gibi özel bir yerde çekmeye başlamış, buna rağmen orada da hiçbir engelle karşılaşmadan örgütünü ayan beyan idare ediyor. İktidar sahipleri, bu katil örgütün siyasi kanadının ülke aleyhine beyanatlarını görmemezlikten gelmekte. Bundan cesaret alanlar Türk bayrağını yere atmakta, İstiklal Marşını bile okumaktan imtina etmekte. Canını bu vatana feda etmiş şehitlerimiz için saygı duruşunda da bulunmamakta. İşi daha da ileri götürerek, bu katillere arka çıkmakta, siyasi haklar ve aflardan dahi söz edebilmekteler.

Yine bu iktidar sahipleri AB bahanesi altında bu katillerinin garip gurbetçilerden haraç almasını önleyecek ciddi tedbirlere başvurmamakta, katil Fehriye Erdal'ı bile teslim etmeyen Avrupa'ya tavır alamamakta. Bu katil mafya artık Avrupa'dan ROJ TV adı altında yayın yapar olmuş. İktidarın gafletini fırsat bilen İran ve Irak katillere kucak açmakta, onurlu bir dış politika tatbik edemeyen iktidar sahiplerinin cılız seslerine bu ülkeler cevap vermeye tenezzül etmemekte.

Kahraman ordumuzun kahraman askerlerinin başına çuval geçirmeye cüret eden düşmanlar, dıştan ele geçiremedikleri on bin yıllık bir tarihi olan Türk devletini içten fethetme çabalarını alenen sürdürmekte, Türkün asil varlığını incitmek, asil değerlerini yok etmek için her çareye başvurmaktalar.

Açlık ve yoksulluk sınırında yaşayan milyonlar bir yandan şehitlerine gözyaşı dökerken, diğer yandan Allah'a sığınarak tevekkül etmekteler. Halkın sesi durumundaki sivil toplum örgütleri her ne hikmetse sessizliğini korumakta, büyük sermaye sahipleri ülke sorunlarını görmezlikten gelmekte, halk adına konuşacak sendikalar, odalar, borsalar, işadamları, dernekler, vakıflar sanki yokmuş gibi memlekette bir hava esmekte. Üç yılda ülkenin yüz elli milyar dolar olan borcu ikiye katlanmış, milletin atideki elli yılı ipotek altına alınmış.

Harap ve bitap düşmüş milletin sesi şehit cenazelerinde "Şehitler ölmez, vatan bölünmez", "Kahrolsun PKK" haykırışından öteye gidememiş, millet çaresizlik içinde geleceği kara görür olmuş.
Durumun dehşet ve korkunçluğu karşısında, her yerde, her bölgede birtakım vatanseverler tarafından kurtuluş çareleri düşünülmeye başlamıştı.

Ulus karanlık ve belirsizlik içinde olup bitecekleri bekliyor. Ordu sapasağlam ayakta ama iktidar sahiplerinin daha çok demokratikleşme, daha çok insan hakları ve daha çok AB'ye uyum nidaları karşısında "bunlar siyasetçi, elbet siyaseti bizden iyi bilir, yaptıkları her hal ülke menfaatine" deyip tevekkül ediyor. Kahraman ordumuzun kıymetini bilmezlikten gelenler, her fusatta ordumuzu karanlığa çekmek için her gayreti gösteriyor. Komutan ve asker yorgun. Yurdun parçalanmaya doğru gittiğini görmekte ve yürekleri kan ağlamakta.

Cumhuriyeti emanet ettiğimiz gençlerimiz bıkkın, umutsuz, ömürleri dershane köşelerinde geçmekte. Bir medya türemiş, her yeri magazin, ciddiyetten uzak, memleket meselelerinden uzak. Bilgi yarışmaları kalmamış, öğretmene saygı kalmamış, bilgiye saygı kalmamış, memlekette saygı sevgi kalmamış. Nerdeyse şehitler bile unutulur olmuş, gaziler bir kenarda olan biteni gözü yaşlı seyrediyor, şehit anaları ağlıyor.

Türk gençliği, bizim vaktiyle Bursa'da dediklerimizi unutmuş:

Kaynakça
Kitap: HESAPLAŞMA
Yazar: ERDAL SARIZEYBEK
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Ülkenin Genel Durumu ve Görünüşü

Mesajgönderen TurkmenCopur » 26 Ara 2010, 01:09

Düşünülen Kurtuluş Yolları

Bu durum ve koşullar altında kurtuluş için her kafadan bir ses çıkıyordu:


Kimi diyordu, ver kurtul.
Kimi diyordu, Türkiye'de yaşamak istemeyen dışarı.
Kimi de, AB'ye soralım, onlar bizden daha iyi bilir.
Kimi de diyor; yazıktır bu hainlere affedelim.
Ben bu kararların hiçbirini yerinde bulmadım. Çünkü bu kararların dayandığı kanıtlar ve mantık çürüktü.

Bu durum karşısında bir tek karar vardı:

O da ulusun birlik ve bütünlüğüne düşman okulları yok etmek, Türk devletinin hem ekonomik hem de siyasal tam bağımsızlığını sağlamaktı.

Bu kararın dayandığı mantık şu idi:

Temel ilke, Türk ulusunun onurlu ve şerefli bir ulus olarak yaşamasıdır. Bu tam bağımsız olmakla sağlanabilir. Ne kadar zengin olursa olsun, bağımsızlıktan yoksun bir ulus, uygar insanlık karşısında uşak durumunda kalmaktan ileri gidemez.

Türkün onuru, kendine güveni ve yetenekleri çok yüksektir. Böyle bir ulus, bölünmüş olarak yaşamaktansa yok olsun daha iyidir. Öyleyse ya birlik, bütünlük ve bağımsızlık ya ölüm! İşte gerçek kurtuluş isteyenlerin parolası bu olacaktır. Türk anayurduna, Türk bağımsızlığına, Türk'ün birlik ve bütünlüğüne saldıranlara karşı çıkmak ve onları yok etmek parolamızdır!
Bu paroladan hareketle, ulusun birlik, beraberlik ve bütünlüğü için hayatını ortaya koyan vatansever insanlara bir çağrı yaptım.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Ülkenin Genel Durumu ve Görünüşü

Mesajgönderen TurkmenCopur » 26 Ara 2010, 01:09

Ankara Tamimi

Yurdun bütünlüğü ve ulusun bağımsızlığı tehlikededir.
İktidar sahipleri terör örgütü PKK'nın faaliyetlerine son vermek için, Avrupa'ya, Amerika'ya, İran ve Irak'a karşı tavu alamamakta, örgütün mali kaynaklarını kesmek ve mülteci adı altında Avrupa'ya sığınanları önlemek için yaptığı çalışmalar sonuçsuz kalmaktadır.
Bu durum Türk milleti ve devletinin ulusal saygınlığına, onuruna ve bağımsızlığına gölge düşürmektedir.
Ulusun bağımsızlığını, yine ulusun kesin kararı ve direnişi kurtaracaktır.

Sivil toplum örgütlerinin tamamı vakit geçirmeksizin Ankara'da toplanacak ve yapılacak ulusal bir kongre ile İstiklal Savaşı soması takip ettiğimiz yol, aynen izlenerek ulus bağımsızlığına kavuşturulacak, bütünlüğümüzü parçalamak isteyenler demokratik sistem içinde yok edilecektir.

Parolamız, ya birlik ve bütünlük ya ölümdür!
Türk'ün onuru, kendine güveni ve yetenekleri çok yüksektir.
Türk milleti asildir. Türk milleti çalışkandır. Türk Milleti zekidir. Türk milleti kimseye avuç açmaz. Türk milleti kendi işini kendi yapar, kimseye havale etmez. Türk milleti onuru için yaşar, tarihine layık olmak için yaşar. Türk milleti kendi tarihini kendi yazar. Böyle bir ulus, bölünmüş olarak yaşamaktansa yok olsun daha iyidir.

Unutmayınız ki; zabitan için "YA İSTİKLAL, YA ÖLÜM"

vardır. Fakat arkadaşlar ÖLMEYECEĞİZ, bağımsızlığımızı muhafaza ederek YAŞAYACAĞIZ ve milletimizi daima bağımsız görmekle BAHTİYAR OLACAĞIZ!

(31 Temmuz 1920).
Ne Mutlu Türküm Diyene!

Ne diyeyim, başka ne söyleyeyim...
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Ülkenin Genel Durumu ve Görünüşü

Mesajgönderen TurkmenCopur » 26 Ara 2010, 01:09

Son Sözler

Bir umut var bende. Türk ulusu, bayrağı ve vatanını can bilenlerle, bu canı almak isteyenler arasındaki hesaplaşmayı müjdeleyen bir umut. Bu umudu sizinle paylaşmak için yazdım.
Hududu anlattım size. Hudut namustur!
Askeri anlattım, hududu namus bilip çile çeken.
Kaçakçıyı anlattım. Kaçakçı demek paradır.
Terörist-kaçakçıyı anlattım. Onlar ise hem otorite hem paradır, gizli ve kara olan.
Size terörü anlattım. Terör demek bize göre ihanettir.
Sonra bizi gördünüz ve bildiniz biz kim? Yapayalnız!

Yapayalnız bir Türk milleti, tarihten beri! Şimdi bir olalım, şu hesaba bir bakalım:

İmralı sessiz sedasız, tek başına kaldığı hücrede sonunu bekliyor değil mi? Öyle avukatlar aracılığıyla terör örgütü PKK'ya mesaj falan yok. O hapşırınca ülkemiz grip olmuyor değil mi?
Ya siyasi kanat? Öyle kılık değiştirir gibi ad değiştiren ama kendi değişmeyen DEP, HEP gibi partiler yok. Yıllardır aynı yüzleri görmekten bıktığımız Zana, Ahmet gibi kişiler halkın sesi olduklarını söylemiyor, teröristlere af demiyorlar. Barzani ile Türkiye arasında arabuluculuk yapmıyorlar, değil mi?

Sizinle konuşmuştuk, para, hani şu kara parayı bulabildiniz mi? Peki ya bu paranın akışı, irtibatlar? Hudutlar ne oldu hudutlar? Gelen geçmiyor, PKK haraç almıyor değil mi? Kandil, Kandil'de kaldı mı? İran ne oldu? Kesildi mi verdiği destek teröristlere? Avrupa'da ne yaptınız? Gurbetçilerimizin ekmek parasına göz diken katil teröristler ne oldu? Açtıkları bürolar? Terör örgütü değil mi bunlar? Faaliyetleri engellendi mi? Avrupa, dedik demokrasinin beşiği! ROJ TV, MED TV gibi terörist yayınlar durduruldu mu? Fethiye Erdal alındı mı? Siyasi mülteci olan katiller, katil teröristler iade edildi mi?
Peki ya dağdakiler? Uzun süreli iyileştirme projesi ne oldu?

Hepsi birden gelse, var mı bir plan, program? Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk milleti denir, sloganı her yerde hay-kırılıyor mu?

Ya milli birlik beraberliğimiz? Ayrı gayrı yok artık değil mi? Kürt, Laz, Çerkez deyip ayrımcılık yapan yok! Türk'ü aşağılayan yok! Aksine her şey Türk için, Türk milleti için değil mi? Yavrularımız ne yapıyor? Fikri hür, vicdanı hür, Atatürk yolunda ilerliyor mu? Yobazlar, şeriatçılar? Hepsinin sesi kesildi demek? Türkiye Cumhuriyeti, laik, sosyal, demokratik bir hukuk devleti, insan haklarına saygılı öyle değil mi? Öyle insan hakkı deyip devleti yıkmak isteyen de kalmadı mı artık? Katil teröristler cezaevinde! Ülkemize, milletimize yaptıkları kötülükleri sayarak geçiriyor hapishane günlerini, öyle mi? Ömürleri yetmez zaten, merak etmeyin!
Kaçuılanlar ne oldu, yuvasından zorla götürülenler, zorla katil yapılanlar? Peki ya, onları alıp dağlara götürenler, belalarını buldular mı? Ya göçler, zorla göçürülenler, havasını, toprağmı, suyunu terk edenler? Onlar ne yapıyor? Hepsi sağlıklı, mutlu ve huzurlu, öyle mi? Milletimiz birlik ve beraberlik içerisinde geleceğe güvenle bakıyor! Çağdaş uygarlık yolunda hızla ilerliyor! Kaybettiği zamanı yakalamak için çok çalışıyor, öyle değil mi? Seçtiklerimiz? Ya seçtiklerimizin atadıkları? Kime hizmet ediyorlar? Halka, yalnız ve yalnız halka hizmet ediyorlar, öyle mi?

Öyleyse ne mutlu bize! Ne mutlu Türküm diyene!

Atatürk bile inanın mezarında rahat uyuyor, mutlu, gelecekten huzurlu tebessüm ediyor bize. Alnımızdan öpüyor. Yüzyıllardır bu vatan uğruna, bu topraklar uğruna, bağımsızlık ve bayrak uğruna şehit olanlarımız mutlu şimdi, hepsi nur içinde!
İnsanlarımız mutlu. Çocuklarımız mutlu. Milli eğitim Türk insanını yetiştiriyor, ülkesine bağlı, Türk ülküsüne bağlı. Bu demektir ki, Türk milleti, dünya milletleri arasında layık olduğu yeri alıyor! Bu demektir ki, Türk milleti birlik ve beraberlik içinde gücünü tüm dünyaya gösteriyor! Bu demektir ki, Atatürk ölmedi! O yaşıyor ve biz yaşatıyoruz düşüncelerini! Bu demektir ki, uyandık gaflet uykusundan, ölü toprağı yok artık üzerimizde. Türklüğün onuru, gururu, şerefi ayaklar altında değil, aksine en yücede! Namerde muhtaç değil!

İşte şimdi haykırabiliriz, biz Türk milletiyiz!

Ne oldu? Sizi üzüntülü görüyorum. Yoksa sakladığınız bir şey mi var benden! Dost dosttan saklar mı hiç! Şimdi bana anlattıklarımın bir rüya olduğunu sakın söylemeyin! Bunlar bir düş demeyin! Ben ne cevap veririm sonra şehitlerimize? Bingöl'de otuz üç şehit! Öğretmenlerimiz, can veren Atatürk yolunda, hain kurşunla! Siz ne diyorsunuz bana, kara bulutların getirdiği sağanak mı ıslatıyor bizi! Olamaz!

Siz hiç sevmediniz mi? Peki ya siz, aldatıldığınızda, ihanete uğradığınızda hesap sormadınız mı hiç? Öcünüzü almadınız mı? Ne yani, ülkemiz güllük gülistanlık ve sizin de içiniz rahat, öyle mi?

Duyar gibi oluyorum şehitleri, hesap soran tek tek. Aradan geçti yıllar ama hala ağlıyor analar, her geçen gün artarak demek. Peki, bunun hesabını kim verecek! Aşkın vardı Konur Vadisi kartalı! Şimdi Aktütün güneyinde bir tepenin adı oldu, aldı bizden yüreğimizi! Ardından Numan geliyor, sarışın yeşil gözlü, Yeşilbayırlı Numan. Şimdi köyün mezarlığında bir avuç toprak, nur içinde! Ya Alan Karakolu'nda şehit olan 18 asker! Ya Aktütün'dekiler, ya Ketina Boğazındakiler! Ya Van, Hakkari, Şırnak'ta kanları yerde kalanlar!

Tümü birden, koyun koyuna, elleri kenetlenmiş:

"Asil Türk milletinin namus ve şerefini, vatanın bölünmez bütünlüğünü, sorumluluk bölgemdeki hudut taşları arasında korumakla görevliyiz. Vatan ve millet uğruna seve seve can vermeye hazırız komutanım!"

Onlar verdiği sözü tuttu. Seve seve canlarını verdiler, bir gece ansızın gelen hain teröristlere karşı kahramanca savaşırken! Ama biz tutamadık, öyle mi? Peki, ne olacak şimdi? Ne yapacağız? Bu bir hesap kitap meselesi, düşünmek gerek!
Sözlerim size değil, bizi yönetenlere, seçtiklerimize, onların atadıklarına. Bize hizmet etmeleri için, ekmeğini, suyunu verdiğimiz ama bir türlü kime ve neye hizmet ettiklerini bilmediklerimize.

Siz terörü bitirecek, refah, huzur ve mutluluk içinde yaşatacaktınız bizi öyle mi? Öyle söz verdiniz değil mi? Ama terörün yumuşak karnı kaçakçılık hala devam ediyor. Şimdi değil, yıllardır böyle bu. İran ve Irak hudutları hala açık, gelen geçiyor. İmralı bile demedi mi, en büyük gelirimiz kaçaktan alman vergi diye. Hudutlarımızı niye korumuyorsunuz? Kaçakçılığı niye önlemiyorsunuz? Kaçaktan gelen her kuruş, mermi olarak bize dönmüyor mu? Evlatlarımız niye şehit? Gidin gözünüzle görün, Yüksekova, Başkale'de neler oluyor, yolgeçen hanı değil mi? İmralı ne diyor? Şemdinli üçgeni bizim can damarımız! Niye Şemdinli'yi kaderine terk ediyorsunuz! O topraklar, o Şemdinli bizim değil mi? Mazeret mi? Olmaz! Bu işin mazereti olmaz! Bunun affı olmaz. Bunun bahanesi olmaz. Koruyacaksınız hem sınırları, hem Şemdinli'yi, hem bizi! Bu ülke bizim!

Bu ülkede demokrasi yok mu? Peki, nasıl oluyor da DEHAP, HADEP, DEP, HEP, DTP nasıl oluyor? Nasıl oluyor da ülkenin ve milletin bölünmez bütünlüğüne karşı bir parti, PKK'nm siyasi kanadı olduğu ayan beyan belli olan bir parti yaşıyor ve yaşatılıyor? Bunların sorumluları, nasıl oluyor da terörü övücü açıklamalarda bulunuyor? Belediye başkanları elli bin canı alan katillere "bizim ordumuz" diyor? Nasıl oluyor da Diyarbakır'da, Batman'da, Şemdinli'de, Van'da binlercesi toplanıyor İmralı posterleriyle, slogan atıyor, yeri göğü yakıyor? Bu kişilerin, masum halkımızla oyuncak gibi oynadıklarını görmüyor musunuz? Bunların, fakir işsiz çocuklarımızı alıp dağa kaldırdıklarını bilmiyor musunuz? Hangi demokrasi vardır ki; kendisini yok etmek için kurulan bir partiyi yaşatsın! Bize oynanan oyunu planlayan bunlar değil mi? Bunları engellemeden nasıl terörü bitireceksiniz? Terörün kaynağı bunlar! Ya göçler? Milyonlar göçtü yurdundan yuvasından. Hepsi garip, hepsi çaresiz! Onlar için ne yaptınız! Toplumla mı kaynaştırdınız? Dertlerini mi dinlediniz? Çare mi aradınız? Terörist nerden çıkıyor sanıyorsunuz? İran mı gönderiyor yoksa Irak mı? Terörist içimizden çıkıyor, ama siz bilmiyorsunuz. Onları insanca yaşatmadan yaşayabileceğinizi mi sanıyorsunuz!

İmralı teslim almalı kaç yıl oldu? Anlattı bir bir Yunanistan'daki kampları, İran ve Irak'taki kampları, yabancı dostlarımızın verdiği desteği, Avrupa'da nasıl haraç topladıklarını. Siz ne yaptınız buna karşılık? Örgüt evlerini, örgüt kamplarını mı yok ettiniz! Avrupa'ya nota mı verdiniz! Örgütün mal varlıklarına mı el koydunuz! Açıkça söyleyiniz, siz ne yaptınız! Hala kampları var. Hala haraç topluyorlar. Hala yabancı dostlarımız destek veriyor ve siz de seyrediyorsunuz! Siz seyredensiniz ama şehit olan biziz, siz değil! İmralı size bir bir saymadı mı isimlerini, örgütün beyin takımının? Yakaladınız mı onları? Hayır! Onlar hayatta ve bizden hayatımızı almak için çalışıyor, desteğiyle yabancı dostlarımızın! Bizi kim şehit ediyor? Yangın bizim yüreğimizde, ateş hep bize düşüyor ve yakıyor. Ama bu hesap görülür, görülecek, mutlaka sorulacak!

Biz yanarken ateşin içinde, siz ateşe benzin döküyorsunuz. Birlik ve beraberlik çağrıları yapacağınız yerde; "doğuda Kürt sorunu var", deyip bizi birbirimize düşürmek istiyorsunuz. Yokluktan Türkçe öğrenememiş, ama Türkçe öğrenmek için can atan halkımıza Kürtçe öğretmeye kalkıyorsunuz! Yetmedi, Kürtçe televizyon, yayın, dergi, kitap, kurs!

Geçmişi belli, geleceği belli Zana'yı, Ahmet'i, Barzani'yi Türkiye Cumhuriyeti'nin muhatabı olarak karşınıza alıyor, medet umuyorsunuz onlardan. Onlara güç veriyorsunuz farkında değilsiniz! "Gocunmazsanız kendinize Türk deyin" diyerek Türklüğü aşağılıyorsunuz, Türk'ü aşağılıyorsunuz! Ve sanıyorsunuz bu hesap sorulmaz. Cumhuriyeti kuran Atatürk değil mi! Size bu koltukları veren değil mi! İnsan yediği lokmaya ihanet eder mi hiç! Bu yetmezmiş gibi "Atatürk'ün resimleri indirilsin" diyen Avrupalılara sesiniz bile çıkmıyor. Din üzerinden, Kürtçülük üzerinden siyaset yapıyorsunuz. Sanıyorsunuz biz anlamıyoruz! Anlıyoruz, anlıyoruz ama ne çare sizi biz seçtik. Seçtik ama bu devran hiç dönmez mi?

Verelim artık şu hesabı. Soralım da bitsin bu şehit kanıyla oynanan oyun artık! Hesabım bu. Hesap açık ve ortada. Biz sahip çıkmazsak ülkeye, demokrasiye, cumhuriyete, millete, kim sahip çıkacak? Biz sormazsak bu hesabı, kim soracak? Zaman hızla akıp gidiyor. Boşa geçirecek zaman kaldı mı ki? Her gün bir şehit veriyoruz. Biz şehit verirken, İmralı kıs kıs gülüyor, siyasi kanatları gülüyor, Barzani-Talabani kardeşler gülüyor. Yunan bile gülüyor halimize. Avrupa gülüyor. Amerika, hainlerle aramıza müzakereci koyacakmış? Neyi müzakere ediyor bunlar? Şehit kanıyla siyaset yapılır mı hiç? Şimdi de Lübnan'a asker gönderecekmişiz. Niye? Vatan toprağındaki şehitlerin hesabı sorulmadan nereye gidiyorsunuz? Türk milleti İstiklal Savaşı'nda bu kadar şehit vermedi! Gözlerimiz bu kadar mı kör oldu, ateşin yaktığını görmüyor muyuz biz? Ateşin bağrımıza düştüğünü hissetmiyor muyuz biz? Şehit olan biziz. Ne hallere düşürdüler bizi, evlatlarımızın yüzüne bakamaz olduk.

Harbiye ne diyor:

"Yıldırımlar yaratan bir ırkın ahfadıyız!" Kartaldık hani? Kanatlarımızı yoluyor bir bir, seçtiklerimiz ve onların atadıkları! Hala kader diyorsanız eğer, dönüp tarihe bir bakmalı, Türklüğün kaderi bu değil!

Çok acı çektik çok. Kanla, gözyaşıyla, acıyla geçen otuz yıl. Herkes vicdanında verecek bu hesabı. Herkes soracak bu hesabı. Bitirelim artık bu işi. Varsa hesabımız verelim, soralım ve kapatalım artık. Çocuklarımız geleceğe güvenle bakmak istiyor. Onlar yaşamak istiyor ama insan gibi. Bu hesap ödenmeden geleceğe güvenle bakamayız. Yediği ekmeğe, içtiği suya ihanet edenlerin, hain kurşun atanların yanına mı kalacak bunca şehit kanı?

Ta uzaklardan gelen bir ses diyor ki; bu topraklar, her kusuru örter ama ihaneti asla! Bizim korkacak bir şeyimiz yok! Düşündüğümüz tek şey, evlatlarımız ve onlara bırakacağımız bu vatan. Bu vatan bize atalarımızdan emanet! Bu ülke bizim. Şehit kanıyla sulanmış bu toprak bizim. Bu bayrak bizim. Bu halk bizim. Biz sahip çıkmazsak kim sahip çıkacak? Hainlerle dolu bir vatan mı bırakacağız evlatlarımıza miras olarak! Bu hesabı biz sormazsak, şehitler bize sormaz mı?

Bir umudum var. Türk ülkesi, ulusu, bayrağı ve vatanını can bilenlerle, bu canı almaya çabalayanlar arasında hesaplaşma zamanının geldiğini müjdeleyen bir umut. Bu umudu sizinle paylaşmak için yazdım. Anlattım size bir bir. Bizi gördünüz satırlarda ve bildiniz biz kim?

Yapayalnız! Yapayalnız kaldık, yapayalnız bir Türk milleti tarihten beri! Ama asıl güç orada, asıl güç Türk milletinde, güç bizde!
Biz demek sevmektir, devleti, toprağı, bayrağı ve insanı.
Biz demek ölmek demektir, vatan uğruna, bayrak uğruna, Türk milleti uğruna...
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön PKK: PKK Amerikan Ordusunun Bir Parçasıdır, PKK Bir Kürt Hareketi Değildir, Türk ve Kürt Kardeştir ve Asıl Düşmanımız ABD ve Onun Emirkulu Olan AKP'dir!

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir