Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Askeri Harekat Senaryolarına Giriş

PKK'yı yaratan ve günümüze kadar finanse edip yöneten devlet Amerika’nın ta kendisidir.
Nasıl mı?
-1980 darbesi sonrasında Türkiye’de oluşan Amerikancı hükümetlerin yardımı ile.
-PKK ve Kürt mafyası ne tesadüftür ki Turgut Özal döneminde oluştular ve güçlendiler.
-Abdullah Öcalan bir MİT ajanıdır. Bunun kanıtını kahraman Uğur Mumcu bulmuştu. 1972'de, Abdullah Öcalan "Şafak Bildirisi" davasından dolayı tutuklandı, ve sonrasında Milli İstihbarat Teşkilatı "Bizim adamımızdır" yazısını yollayıp, Abdullah Öcalan'ın serbest bırakılmasını sağlamıştı.
PKK gibi aşağılık ve zavallı bir terör örgütü neden hâlâ etkisiz hale getirilmedi ve sürekli Şehit vermemize sebep oluyor?
-"Devlet" kelimesinin anlamı şudur: "Toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal ve askeri bakımdan örgütlenmiş milletin oluşturduğu tüzel varlık". Türkiye Cumhuriyeti bir Türk Devleti'dir ve bu devletin bütün organlarını(TSK, MİT, vs) yöneten güç hükümettir. Yani hükümetin elinde bir uzaktan kumanda var ve bununla istediği zaman bütün devlet organlarına emir verip onları yönetebiliyor. Demekki eğer hükümetin başındaki lider kadro kişisel çıkarları(zenginlik) uğruna Amerika'ya namusunu ve şerefini satan insanlardan oluşuyorsa, TSK ve MİT gibi devlet organlarının başındakileri de maalesef dolaylı olarak Amerikancı oluyor. İşte bu yüzden Abdullah Öcalan bir MİT ajanıydı ve sonra ABD'nin çıkarları uğruna Amerikancı Özal Döneminde, PKK dizayn edildi ve bu lanetli terör örgütün başına imralı canisi getirildi.
-Ülkemizin yönetildiği bu lanetli sisteme rağmen, Türk Silahlı Kuvvetlerimiz içinde daima bu düzeni bozup Türkiyenin Tam Bağımsızlığını koruyan Atatürkçüler olmuştur. Eşref Bitlis önderliğindeki Atatürkçü Kahraman Askerler, Özal döneminde sürekli Amerika ve Amerikancı hükümet ile mücadele etmişlerdir. Eşref Bitlis vefat etmeden önce(17-02-1993 öncesi) Kuzey Irak ve PKK’ya yapılan operasyonlar sonucunda Amerikan Ordusunun bir parçası olan PKK terör örgütü resmen yok edilmişti. İşte bu onurlu davranışlar sonrasında, 1960 Devriminden sonra ilk defa Eşref Bitlis döneminde yine TSK içinde bir Atatürkçü(Anti-emperyalist) Devrim oluşmuştur. İşte bu Devrimi yaratan Kahramanların Ruhu günümüze kadar TSK'da devam etmiştir ve bu yüzdendir ki, bu ruha sahip olan Askerlerin büyük bölümü günümüzde Amerikancı AKP tarafından ya Silivri Cezaevine yerleştirilmiş yada emekli edilmişlerdir, ki PKK yok edilemesin ve Amerika’nın çıkarlarına zarar gelmesin diye.
-PKK terörü Amerikancı Çiller ve Tayyip Erdoğan hükümetleri tarafından kasıtlı olarak yok edilmedi ve daha da güçlendirildi.
SONUÇ, PKK TERÖRÜ NEDEN BİTMEDİ:
-DSP Hükümeti Döneminde TSK tarafından yine etkisiz ve yokedilme noktasına getirilmiş olan PKK, AKP ve Hilmi Özkök'ün Büyük Yardımları ile ABD'nin Irak'ı Tekrardan İşgal Edip, PKK'nın tekrardan güçlenmesi sağlanmıştır.
-AKP terörü bitirmek için asla herhangi bir adım atmıyor.
-Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, ABD ile yaptığı 9 maddelik gizli anlaşmada TSK’yı zayıflatan ve PKK'yı yasallaştıran ve güçlendiren maddeler var. Ve bu maddelerin hepsi de gerçekleştirildi.
- Erdoğan'ın Özel Temsilcisi olan MİT Müsteşarı Hakan Fidan AKP'nin PKK ile işbirliği yaptığını resmen doğradı. Buda Vatan Hainliğinin belgesidir.
-Şehitlerimizin sorumlusu: "AKP’nin Kürt Açılımı Politikası ve ABD-AKP-PKK-BDP(DTP) İşbirliği"
ÇÖZÜM, PKK TERÖRÜ NASIL BİTER:
-NATO'dan çıkılacak, Amerikaya rest çekilecek, Avrasya ülkeleri(İran, Suriye, Çin) ile milli çıkarlarımız doğrultusunda ekonomik anlaşmalar yapılacak(hedef Türk Birliği).
-Kuzey Irak, aynen Kıbrısta yapıldığı gibi, yasal haklarımıza dayanarak, oradaki Türkmen Soydaşlarımızın yardımı ile ele geçirilmeli, ve bölgedeki bütün PKK’lılar 1-2 günde etkisiz hale getirilecek.
-Doğu Anadolu'da İş Garantisi ve Tarih Dersleri
Ayrıntılı Bilgiler için giriniz

Askeri Harekat Senaryolarına Giriş

Mesajgönderen TurkmenCopur » 26 Ara 2010, 01:03

Askeri Harekat Senaryolarına Giriş

Tüm gözler Genel Kurmay'da. Yaşar Büyükanıt paşa Genelkurmay Başkanı. Kara Kuvvetlerinin en güzide birlikleri doğuda ve sınırda. Son üç aydır Türk milleti önemli bir bekleyiş içinde. Askeri harekatlar ne olacak? Şehit vermeyecek miyiz artık? Terör bitecek mi? Analar için için ağlıyor, şehidin acısına artık yürekler dayanmıyor.

Terör bir oyun oldu artık, terörist ise oyuncak. Terör bir rant kapısı oldu artık, tüm kaçakçılık kontrollerinde. Terör bir mafya oldu artık; doğudan da, batıdan da haraç alıyorlar, garip gurbetçimizin ekmek parasını alıyorlar. Dolarların milyarlarcası havada uçuşuyor, kime düştüğü belli değil! Bu oyunu oynayanlar sahnede. Göz önün-de. Artık saklanmak gereği bile duymuyorlar. Demokratik düzen içinde bir siyasi parti kongresinde İstiklal Marşı söylememek! Bu devlete kafa tutmaktır. Saygı duruşunda bulunmamak! Bu şehitleri tanımazdan gelmektir. İhanetin böyleşini tarih yazmadı hiç! Nefes aldığı, su içtiği, ekmek yediği toprağa böylesine ihanet edeni görmedi hiç tarih! Bugün yedi Ağustos. Daha dün üç asker şehit verdik! Şehit kanıyla oyun oynanır mı hiç!

Sizin evladınız şehit oldu mu hiç?
Peki, şehidin şahadetine tanıklık ettiniz mi hiç?
Peki, ateş sizi yaktı mı hiç?
Asker bizim asker, Mehmetçik! Mehmetçik bizim!
İnanın bana, korkutmak da moda oldu, sindirmek, susturmak da. İnsanları doğru düşünemez, doğru karar veremez hale getirdiler. Oyunun bir parçası bu! Sizce terörle mücadele yalnız ve yalnız ordumuzun işi midir?
Daha önce ordunun işiydi ama?
Doğru. Silahlı kuvvetler mücadeleyi üstlenmişti. Çünkü yetkileri vardı. Olağanüstü hal vardı. O zaman ki hükümetler yani bizi yönetenler kararlıydı. Hepimiz kararlıydık. Şimdi öyle mi?

Şimdi değişen ne ki?

Şimdi değişen tek bir şey var, o da bizi yönetenler. Bizi yönetenlerin ne yapmak istediği belli değil. Terörle mücadele etmek istedikleri bile şüpheli. Mücadele topyekun olur. Mücadele bir plan ve programla olur. Bizimkiler şimdi diyor; yasa çıkardık size, alın mücadele edin! Yasa ile mücadele olur mu hiç! Yetkisiz polis jandarma ne yapsın? Anladığım bu işi orduya havale ettiler. Ordu almasın!

Nasıl almasın! Bu işi havale edenler işini bilir ve "ordu milletin ordusu, terörle mücadele işini ona verdik, ama başaramadı," der. Amaç, varlığımızın güvencesi ordumuzu zora düşürmek! Bu arada, akıl almadık iftiralar atarlar. Komutan, terörün bir hükümet sorunu olduğunu yüksek sesle söyleyemez, sanırlar mücadeleden kaçar, diye. Mehmetçiğin, icabında vatan uğruna her tehlikeyi göze alacağını anlatmaya çalışır. Aslında buna gerek yoktur. Türk Milleti ordusunu iyi tanır. Burada yapılması gereken, doğruyu ve gerçeği en yalın şekliyle halka söylemektir. Ama bu bir türlü olmaz!
Niye olmaz?

Şimdi Genel Kurmay Başkanımız çıksa televizyonlara, halka seslense. Anlatsa bir bir iktidarda olanların neyi yaptığını, neyi yapmadığını. Diyecekler, ordu hükümeti şikayet ediyor halka! Başka bir çare bulmalı, mutlak bir çare bulmalı şehit kanlarıyla oynanan bu oyunu bozmak için.
Ne gibi?

Bence Atatürk'ün Meclisi'ne çıkmalı. Sayın Cumhurbaşkanımız da katılmalı, tüm sivil toplum örgütleri de, tüm siyasi parti temsilcileri de. Misafir localarından Büyükanıt Paşa'yı dinlemeli.

Önce İmralı'dan başmalı ve sormalı:

Hangi demokratik ülkede elli bin canın katili, yattığı hapishaneden terör örgütünü idare eder?
Sonra?

Sonra gene sormalı:

Hangi demokratik ülkede, bir siyasi parti, açık açık PKK terör örgütünün siyasi kolu olduğunu söyler, söylemekle de kalmaz örgüte adam gönderir, Türk bayrağını yere atar, İstiklal Marşını okumaz, saygı duruşunda bulunmaz, bir de bukalemun gibi ad değiştirir ve anayasal düzende yaşar?
Başka?

Paşam devam etmeli sormaya, bu kanlı oyunu bozmak için, sormalı:

Bu örgüt kara parayı nasıl aklar? Niçin Avrupa'daki para kaynakları ve mal varlıkları dondurulmaz? ROJ TV neden kapatılmaz? İnternetteki bölücü yayınlar neden engellenmez? Mülteci diye sığınma hakkı alan teröristler neden teslim edilmez? Gurbetçilerimizin ekmek parasını nasıl alır bu örgüt? Fehriye Erdal niye teslim edilmez? İran'a neden nota verilmez? AB fonlarından doğuda kimlere para akar, niye akar, kim kontrol eder? Terörü destekleyen belediye başkanlarının faaliyetlerini durduracak bir yasa yok mudur ülkemizde?

İnanın ben hiç böyle düşünmemiştim olayı!
Haklısınız, medya magazin olursa, haber diye magazin yapılırsa, yokluk ve yoksulluk anlatılmazsa, iktidar sahiplerinin ülke menfaatlerine aykırı olduğu düşünülen politikası eleştirilmez aksine her şey güllük ve gülistanlıkmış gibi gösterilirse, siz de haklı olursunuz bana göre. Keşke bu kadar olsaydı!

Sormalı Paşam sormalı hem de Türk Milleti adına sormalı, demeli ki:

Bir yasa çıkardınız, adına Ceza Muhakemesi Kanunu dediniz, polisin jandarmanın tüm yetkilerini aldınız. Hangi Avrupa ülkesinde adli kolluk olan polis ve jandarmanın yetkisi yoktur? Soma da demeli ki; sınırların korunması mülki görevdir. Yani illerde valiler sınır güvenliğini sağlamak için tedbir almakla yükümlüdür. İran ve Irak hududu asker gücüyle korunamaz. Buyurun size plan, buyurun size proje; aydınlatma, dikenli teller, birinci hat yolları, karakollar. Bunlar ivedi yapılmalı. Sınır güvenliği sağlanmalı. PKK'nın para kaynakları kesilmeli. Sınırlardan geçememeli. Biz, yetki verilirse içeriyi de dışarıyı da hallederiz. Dağdakiler kolay, indiririz. Yeter ki siz terörle mücadeleye karar verin ve yerdekileri halledin!

Tüm bunları Yaşar Büyükanıt Paşa, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne çıkıp, tüm bunları söyler mi?
Bence söylemeli. Yeter artık canım Anadolu'ya bunca şehit! Herkes açık olmalı. Herkes görevini yapmalı. Herkes açık, doğru ve dürüst konuşmalı. Türk milletinin acı çekmeye tahammülü kalmadı artık. Baksanıza bir şehit anası "Artık vatan sağolsun demeyeceğim, diyor. Yeter artık bu yaptığınız demek! Nedir yirmi yılı aşkın zamandır bu çektiğimiz demek! Avrupa'da olsa, Amerika'da olsa bunca şehit, halk kime hesap sorar sizce?

Vietnam'da ne oldu? Amerika iki kule kaybetti, ne oldu? İngiltere terörü gördü, ne oldu? Bizim iktidar sahipleri ne iş yapıyor? İçişleri Bakanımız ne iş yapıyor? İnanın bana, bunca şehidin verildiği ülkemiz bir Avrupa ülkesi olsaydı, hiçbir iktidar, iktidar olamazdı. İktidara yeni gelenler de korkardı halktan, halka hesap vermekten. Bir şehit olduğunda yeri göğü inletirlerdi. Yapanlar kaçardı köşe bucak. Ama bizde nerde! Şehitlere de alıştırmaya çalışıyorlar bizi ama asla alışmayacağız. Her şehidin hesabını soracağız bir bir.

İktidarı bir kenara bırakalım. Türk Silahlı Kuvvetleri terörü bitiremez mi?
Anlatıyorum size açık açık. Ne yaşadıysak, yaşarken ne gördüysek açık açık anlatıyorum size. Bu iş şu ya da bu kuruma havale edilecek bir iş değil! Bu topyekun mücadele işi. Mücadeleyi planlayacak iktidar. Ülkemizi yönetmek onların işi. Biz bunun için seçtik onları, rahat ve huzur içinde yaşatsınlar bizi diye. Bunun içinde ekonomik, sosyal tedbirler var. Dış politika var. Yatırımlar var. Teşvikler var. Ne tek başına asker bu işi halleder, ne tek başına iktidar ne de tek başına bir başkası. Bu iş hep beraber halledilecek; birlik içinde, beraberlik içinde, oy hesabı yapmadan, parti menfaati, kişi menfaati gözetmeden. Varsa bir menfaat gözetilecek; o da ülkemizin menfaati olacak, halkımız menfaati olacak! Çocuklarımızın geleceğidir gözetilecek, başkasının değil! Şimdi durum farklı, herkes bir hesap peşinde, olmayan bir tek biziz. Aslında bu hesap da bizim, soracak da biz ama devran tersine tersine dönüyor, kuzu postuna giriyor tilkiler, hain ve kurnaz. Sorarız şimdi, ülkemizde emniyet ve asayişin sağlanmasından, yani halkımızın malını, canını ve namusunu korumaktan kim sorumludur?

İçişleri Bakanlığı! İçişleri Bakanlığı halkımızı terörden korumak, vatan evlatlarının şehit olmasını önlemekten sorumludur. İçişleri Bakanlığı bu görevini polis ve jandarma kuvvetlerini kullanarak yerine getirir. Peki, illerde kim sorumludur bu işlerden?
Valiler.

Doğru. Valiler, il genelinde asayişin sağlanmasından sorumludur. Peki, her gün şehit verdiğimiz bu günlerde, İçişleri Bakanımızın herhangi bir demeci var mı? Yani, terörü şöyle bitireceğiz, böyle bitireceğiz, diyor mu?

Ben duymadım.
Bu da doğru. Valilerin bir açıklaması var mı, şehit törenlerinden sonra? Yani şehit törenlerine katılan, aslında bu şehitlerin şehit olmasını önlemekten sorumlu olanların sesi çıkıyor mu?
Ben duymadım.

Ben de duymadım. Peki, bu nasıl iş? Terörle mücadele etmekten sorumlu olan koyu renk takım elbiseli ve koyu renk gözlüklü kişiler, hiç seslerini çıkarmazsa, bu terör nasıl önlenir? 90'lı yıllarda hepimiz teröre karşı bir vaziyet aldık. Hepimiz şu ya da bu şekilde mücadeleye katıldık. Ordumuz da en başta hayatını hiçe sayarak mücadeleyi sürdürdü ve görevi üstlendi. Ama şimdi öyle değil?
Niye değil?

Çünkü biz de insan hakları var, daha çok demokratikleşme var. Daha çok insan hakları ve daha çok demokratikleşme ve AB 'nin dediklerini yapma yolunda. Kahraman ordumuzun bir bakanlığa bağlanmasını aslanlar gibi savunuyorlar bizimkiler. Asker kışlasına çekilsin, konuşmasın artık, yönetimde söz sahibi olmasın diyenler, bunu açık açık söylüyor. O zaman sorarız onlara, hani yasada yazar, askerin terörle mücadele görevi? İktidar sahipleri, hükümeti temsil eden bakanlar, valiler görev ve yetki verirse askere, asker ortaya çıkar. Yoksa kışlasından çıkamaz. Sizce barış zamanı ordumuzun görevi nedir?
Cumhuriyeti ve vatanı korumak için gelecek tehlikelere karşı hazırlıklı olmak!
Doğru. Şimdi barış zamanındayız, değil mi? Öyleyse ordu asayiş görevlerini nasıl yapar?

Valiler, üstesinden gelemedikleri önemli olaylarda garnizon komutanlıklarından kuvvet talep eder. Bu talep, her olay için ayrı ayrı yapılır. Yani, Tunceli'de bir dağda terörist vardır. Polis jandarma halledemez. Vali kuvvet ister ve der ki, halledin. Ama bunlar hallolmaz!
Niye?

En başta yetkiniz yok! Nasıl yok?
Anlattım size, terörist sadece dağda değil, bir. Komşu ülkeler teröristleri destekler, sizin onurlu ve kararlı bir dış politikanız yok, iki. İçeride, hapistekiler teröristleri yönetir, siyasi kanatları dağdakileri yönlendirir, siz seyredersiniz hep, üç. Sınırlarınızı koruyamaz, kaçaktan teröre gelen parayı kesemez, Avrupa'daki gurbetçilerimizden alınan haraçları önleyemez, ROJ TV'yi kapatamaz, doğudaki halkımıza yapılan baskıları önleyemezseniz terörü kimse bitiremez, dört. Bunları kim yapacak? Ordu mu? Hayır. Peki, kim?

İktidara sahip olanlar! Onlar niye bitirmiyor?
İktidara sahip olanların yaptıklarına bakılırsa ve de söylediklerine, onlar terörü bitirmek istemiyor. Ve Türk milleti bilirse ki, iktidar sahipleri terörü bitirmek istemiyor, millet aynı gün iktidarı devirir!
Anlamadım?

Aslında bugüne kadar şehit kanıyla oynanan bu oyunu görmeliydiniz! Çünkü bu şehit, bizim şehidimiz. Yüreğinizdeki asalet, oynanan çirkin oyunu görmenizi engelleyebilir ama bu milletin artık şehit vermeye tahammülü kalmadı ki! İstiklal savaşını bile geçti, bu terörde verdiğimiz şehitler! O zaman bu hesabı sormanız gerek!
Gene anlamadım. Şimdi bu işlerin, askerimizin sınır hattına gitmesiyle bir alakası var mı?
Bizim artık, olayları bir bilen gibi uzun uzun değerlendirmeye ne vaktimiz var, ne de yürek buna katlanır!' Şimdi siz, ordularınızı İran ve Irak sınır hattına yığdınız mı, yığmadınız mı?
Evet. Bir takviye yaptık.

Hayır. Takviye değil bu. Kuvvetlerinizi muhtemel bir operasyon için sınulara yığdınız! Amacmız neydi?
Hem sınır geçişlerini önlemek, hem de Irak kuzeyinde yuvalanan hainleri yok etmek!
Sınır ötesine geçebildiniz mi?
Hayır.

Peki, sınır ötesinde olanlar geleceğinizi biliyor mu? Evet.
Sınır ötesine geçmek istemekle, ne demek istediniz? Orada hain odakları var, bunları temizleyeceğiz, demek istemediniz mi? İstediniz. Peki, kimleri terörle işbirliği, yapmakla suçladınız? Barzani, Talabani ve de Amerika.
Sizce onlar bu şekildeki ağır bir suçlamadan kurtulmak için ne yapar?
Eğer ki bize soruyorsanız, yarısını Türkiye'ye gönderir, yarısını saklar gelecekteki muhtemel harekatlar için.
Aferin! Şimdi aynı dilden konuşmaya başladık. Peki, Türkiye'ye gelenlere ne talimat verilir?
Eylem yapın! Eylem yapın ki, herkes sansın terörist Türkiye'de!
Aferin. Bu da iyi. Şimdi size bir soru. Sizce terörist nerede?
Bu bir oyun, bu gerçekten bir oyun, şehit kanlarıyla yazılmaya çalışılan. Sınır ötesine de geçseniz, boş, yazık şehitlerimize. Geçmeyip dağlara da çıksanız boş, yazık şehitlerimize. Önce İmralı'dan başlamak gerek! Unutmaymız ki, Türk Milleti bu oyuna izin vermeyecek!
Peki, ne olacak?

Eğer böyle giderse, iktidara sahip olanlar PKK hainleriyle masaya oturacak. Bu masada iki şey konuşulacak; İmralı bağımsız aday çıkarsmda mı Meclis'e girsin bu hainler, bu iktidar aday çıkarsın, İmralı desteklesin de mi bu hainler Meclis'e girsinler. Her iki halde de iktidar gene iktidar da kalsın, PKK denen hainler siyasal-laşsın!
Peki, ne olacak?
Sizce ihanet nedir?
İnanm gizli saklı bir şey yok, her şey açık. Hal böyle iken illa ki, operasyon yapalım, sınır ötesine geçelim, dağlara çıkalım derseniz, bu konuda biraz düşünelim. Şimdiye kadar şehitlerimizin kanıyla yazılmış ve bundan soma da yazılacağını düşündüğümüz bize oynanan oyunların senaryosunu etkileyecek olan faktörlere daha yakından bir bakalım. Oyuncular kim?
Kim?

Dışarıdan baktığımızda, Ortadoğu projesini az zayiatla tamamlamak isteyen Amerika ve piyonu Barzani ve Talabani kardeşler. Peşi sıra, iyi polis kötü polis rolünü başarıyla oynayan Avrupa. Yine dış kaynaklı olarak, terörün hamileri İran, Suriye ve irticai terör örgütü Hizbullah, Ayetullah, Usame Bin Ladin ve benzerleri.
Başka?

İçeriden baktığımızda, başta terörü siyasi ranta çevirmek isteyen siyasi gruplar ve rant grupları gelir terörden medet uman. Bir terörist hem de ölüsünden on trilyon ettiğine göre, gerisini siz düşünün artık! Bunlarda kendi aralarında ikiye ayrılır; yasal olup görünürde yasal faaliyetler yapanlar, yasal olup ta göz göre göre yasal faaliyet yapmayanlar. Bunları dağdaki katil robotlar izler. Sıra, dağdakilerle tek başına mücadele eden kahraman ordumuza gelir. Ordumuzu, ordunun temeli Türk Milleti; evladını "vatan sağ olsun" diyerek askere gönderen analar, babalar, kardeşler, yarlar ve geleceği merakla bekleyen nesiller, Atatürk'ün Gençliği izler. İşte şehit kanlarıyla yazılan ve yazılacak olan oyunun ya da senaryonun aktörleri bunlar.

Sun Tzu ne demiş:

"Kendini iyi tanıyorsan, düşmanını da iyi tanıyorsan zafer sizindir", demiş. Biz bu aktörlerin hepsini tanıyoruz hem de yıllardan beri ama zafer bir türlü bizim olmuyor her nedense. Bu Sun Tzu yalan mı söylemiş acaba? Neyse biz işimize dönelim ve aktörlere yakından bakalım, daha yakından. Başta kim? Amerika!
Amerika, Barzani ve Talabani Kardeşleri Ortadoğu projesini gerçekleştirmek için kullanmıyor mu? Kullanıyor.
Barzani ve Talabani denen sevimli kardeşler PKK'ya karşı savaşır mı?
Savaşmaz.

Niye? Beraber yürüyor bunlar aynı yollardan ve beraber ıslanıyorlar yağan yağmurdan, onun için savaşmaz. 92'de bu kardeşlere biz, Türkiye Cumhuriyeti olarak, silah, cephane, elbise, para, giyecek vermedik mi?
Verdik!
Niye verdik?
PKK'ya karşı savaşmaları için.
Savaştılar mı?
Hayu!

Tarih tekerrürden ibaret değil mi? O halde bu yaramaz kardeşlerden hala umut besleyen gafiller varsa bu umutlarını kessinler artık, deriz biz! Peki, olası bir PKK operasyonunda bunlar ne yapar?
PKK'yı saklar.

Bu kadar mı? Hayır! İçlerinden birkaç fedai grup seçer, her türlü silah ve patlayıcıyı verir, size karşı aktif savunma yaptırır. Aktif savunma ne demek?
Siz operasyona kalkıştığınızda yollarınızın mayınlanması, uzaktan kumandalı patlayıcı madde döşenmesi, yolunuza pusu kurulması, uzun mesafeli Kannas keskin nişancı silahı ile evlatlarımızın vurulması demek! Yani dağdakilerin şimdi yaptığı.
Başka ne yapar bunlar?

Yine fedai grupları yurt içine gönderir eylem yapsınlar, onlar da desin ki:

"PKK sizin içinizde, burada değil!".

Yani?
Yanisi şu, siz Irak'a girersiniz, PKK yurt içinde sivil, asker, ne bulursa, ses getirecek eylem olsun da ne olursa olsun yapar ve sonuçta biz şehit oluruz!
Yani biz Irak'a girsek hiçbir şey olmaz mı?
Hiçbir şey olmaz. Elli yüz haini yok edersiniz şehit pahasına, ertesi gün elli yüz haini daha İmralı geri gönderir!
PKK "sizin içinizde" demek, ne demek?
Yapmayın Allah Aşkına! Siz hala PKK'nın nerde olduğunu bilmiyor musunuz?
Peki ya Avrupa?

Avrupa başlangıçta seyreder. Sizin kararlığınıza bakar. Eğer "ölmek var, dönmek yok" diyorsanız, size yanaşn. Kısmen de olsa destek dahi verebilir. Bu tamamen sizin gücünüzü göstermenize bağlı olan bir şey. Ama yok, baktılar ki, siz "ne yapacağınızı bilmiyorsunuz, işiniz magazin", yani "bir gün öyle, bir gün böyle diyorsunuz" yani ne sevdiğiniz belli ne sevmediğiniz; kırmızı diyorsunuz kırmızı yeşil oluyor ama sizin sesiniz çıkmıyor, var gücüyle size bağırır!
Ne der?
İnsan hakları, demokratikleşme, özgürlük, insanlara eylem hakkı, falan filan, der ve sizi geri çekilmeye zorlar.

Çekilmezsek ne olur?
Hiçbir şey olmaz. Yeter ki bu kararı verecek adamı olsun Devletin!
Peki ya İsrail?

Hala inat ediyorsunuz, o İsrail biz Türkiye'yiz, biz de işler böyle yürür. İran, Suriye, Hizbullah, Ayetullah, Filistin Kurtuluş Örgütü, Hamas ve benzer türden olanlar her zaman PKK'yı destekler.
Niye?

Zayıf bir Türkiye işlerine gelir, daha rahat oynarlar oyunlarını. PKK'yı yaratanlardan birileri değil mi onlar, silah veren, eğitim veren, kamp veren! Bunlara umut bağlayan varsa, kessin bu umudu, onlardan hayır gelmez. PKK biter Usame Bin Ladin gelir, Hizbullah gelir, Ayetullah gelir ama inanın onlardan birileri gelir ve bu iş bitmez, inanın bana.
İran bu operasyonda ne yapabilir ki?
Zagros neresiydi, anlatmıştım size. Zagros; İran, Irak, Türkiye üçgeni. Yarısı İran yarısı Irak. PKK Zagros'a çekilir. Biz de İran'a nota veririz?

Verseniz de boş, zira İran'da Zagros diye bir dağ yok!
Yok mu?

Evet yok. O dağın adı İran'a göre Dalamper'dir. Yıllardır bu yüzden anlaşamadık ya İran'la. Biliyorsunuz siz, hepsini anlattım size. Yani İran PKK'yı saklar. Siz sorarsanız, "ben de PKK yok", der. Siz bilirsiniz aslında oradalar ama elinizden bir şey gelmez. Bizim elimizden gelir de, adamıyım devletin diyen adamların elinden bir şey gelmez. "Allah'ından bul İran kardeş, emi", derler ama İran bir türlü Allah 'ından bulmaz, bize yaptığı kötülüklerin belasını. Kısacası, bu operasyonda İran faktörünü asla göz ardı etmeyin. Asla ve asla söylediklerine inanmayın! En iyisi rüya gibi bir operasyon yapın, adına Rüya-1, Rüya-2 deyin, inanın İran'ın hiç sesi çıkmaz. Çok çok karşılıklı protokol yaparsınız. Çözemezseniz sorunu, üst komisyonlara havale edersiniz ama en azından şehit olmazsınız!
Peki ya, İran şimdilerde Kandil Dağını bombalıyor?
Doğru. Amerika ses çıkarıyor mu?

Yok. Barzani nasıl?
Sus ve pus! İran bir devlet. Mesajı net ve açık.
Kime?

Amerika'ya ve Barzani-Talabani kardeşlere:

PKK'yı benim varlığıma düşman ederseniz, hepsini bitiririm. Peki, ne olacak?
Bir şey olacağı yok. Barzani PKK teröristlerini peşmergelere katacak. Bir kısmını bize gönderecek. Öyle ki, şu sıralar hainlerin hainliklerine, mayındı, pusuydu, dikkat etmek lazım. Amerika, PKK kozunu, ülkemize istediği her şeyi yaptırıncaya kadar oynamaya devam edecek, Avrupa da öyle. Sonunda milletin sabrı taşacak.
Nasıl taşacak milletin sabrı?

İki türlü. Bir, yeter artık ne olacaksa olsun deyip bizi yönetenlerin aldığı her karara destek verecek. İki, bu bizim kaderimiz değil deyip, iktidar sahiplerini alaşağı edecek.
Sizce hangisi olur?
İnanın bunu halkımız bilir, Türk milleti bilir. Biz gelelim terörü siyasi ranta çevirmek isteyenlere, yasal olan ve de yasal iş yapmayanlara.
Onlar ne yapar?

Yasal olanlar etrafı bir koklar, tıpkı av köpeğinin avını bulmak için yaptığı gibi. Burunlarına oy kokusu geliyorsa, başlarlar düşünmeye, ne yapmalı etmeli de bu oyları almalı, diye.
Nerenin oyları bunlar?
Doğuda yaşayan garip halkımızın. Doğudan göç etmek zorunda kalan garip halkımızın, garip ve kimsesiz.
Peki, biz demokratik ülke değil miyiz, herkes oyunu bu ülkede kendi hür iradesiyle vermiyor mu?
Hayır vermiyor. Eskiden ağalarımız vardı, halk onlar ne dese onu yapardı. PKK niye öldürdü binlerce insanımızı, hepsi de doğudan nerdeyse.
Niye?
Sindirmek ve korku yaratmak için, yani otoritenin kendisi olduğunu göstermek için, ağalara karşı, devlete karşı?

İmralı ne dedi hatırlayınız:

"DEP'e oy vermeyenleri tavuklarına kadar öldürün diye talimat verdim".
Ne oldu peki?

Oy vermeyenler öldürüldü, koruyamadık! Şimdi ellerinde garip doğulu halkımız birkaç milyon oyları var. İmralı nereye isterse bu oylar oraya gider, ağalar sustu artık.
Yani?

Yanisi şu, İmralılı haini karşınıza alırsanız, oylara veda etmeniz gerekir. İktidara da veda edebilirsiniz bu arada. Devletin doğuda otoritesi yok mu?

Size bir örnek vereyim en iyisi bilmek için, doğuda devlet var mı, yok mu, diye. Siz de kararınızı verin artık. Diyarbakır Belediye Başkanı çıksın halka desin ki, kepenkleri kapatın. Diyarbakır Valisi, yani Türkiye Cumhuriyeti'nin en büyük gücü, Vali de desin ki, kepenkleri açın. Sizce bu meşhur kepenkler açılır mı, kapanır mı?
Peki, ne olacak?
Bir şey olacağı yok. Bu oy peşinde koşanlar İmralı'yı küstürmeyecek!
Nasıl?

Avrupa Birliği var ya! Siz, İmralı'nın dediğini yaparsınız, ama size sorarlarsa "AB istedi, onun için böyle oldu", der halkı kandırabilirsiniz! Kahraman ordumuz teröre son vermeye kalktığında, "insan haklan" dersiniz, "demokratikleşme" dersiniz, "durun yoksa AB bizi almayacak sizin yüzünüzden" dersiniz. "Eve dönüş yasası" dersiniz, "pişmanlık" dersiniz. Olmadı "ateş kes" diye bir masal uydurur PKK'yı yeniden hayata döndürürsünüz! Üstelik halkın karşısına çıkar, "biz insanların boşu boşuna ölmesine seyirci kalamazdık, hem bunu önledik hem de AB ile müzakerelere devam ediyoruz, AB bizi seviyor ve takdir ediyor", der bir de bizim masum halkımızın oylarına talip olursunuz! Operasyonlar böyle böyle boşa çıkar. Biz her gün şehit vermeye devam ederiz. Niye devam ederiz biliyor musunuz? PKK biterse para da biter, oy da biter. O halde kaçaktan, haraçtan gelen paranın kime gittiğini bulursak, bu para akışını çağlayan gibi olan kesersek, bir de doğudaki halkımızın zorla oylarını alanları tespit eder de kanun gibi bir kanun önüne çıkartabilirsek bu oyunu bozabiliriz ama oyunun bozulmasını istemeyenler bizi engellemezse...
Yani iktidara sahip olanlar oy peşinde, parti işi peşinde, şahsi işler peşinde, iktidar gene iktidar peşinde, öyle mi? Peki ya şehitler?

Gelelim siyasi olup ta yasal olmayan işleri göz göre göre yapanlara. Onlara dikkat edin. Onlar İmralı'nın sesidir. Onlar nereye yanaşıyorsa, kimle görüşüyorsa, bilin ki bu oyunda birlikteler! Ordumuzun operasyonlarını boşa çıkarmak için ellerinden gelen her şeyi yapacak, meydanlara dökülecek, siyasilerimizden insan hakları adına, Avrupa'dan, Amerika'dan, Barzani ve Talabani Kardeşlerden insan hakları adına yardım isteyeceklerdir. Elbette konu insan hakları olunca onlar da yardım edecekler.
Amerika, İsrail, Ortadoğu da her gün ölen insanlar?

Onlar başka biz başka! Ayrıca insanlar sadece bombadan ölmüyor ki! Açlıktan, yoksulluktan; insanca yaşamamak ile ölmek arasında ki fark ne ki! Yaşam size bir ıstırap olmuşsa ölmek ne ki! Bunları bir kenara bırakalım, biz bize bakalım. Biz hızla demokratik olan bir ülkeyiz. Bize daha çok özgürlük lazım, daha çok demokrasi lazım, daha çok insan hakları lazım! Zaten bize ne lazım, sormanıza gerek yok, Avrupa söylüyor zaten. Biz de kuzu kuzu onları izliyoruz, nedir insan hakları öğrenmek için. Bir gün başımıza yıldırım düşecek, kasırgalar içinde savrulacağız, onlar da diyecek "siz de insan hakları yok, Allah sizi cezalandırdı!" O zaman gelince her halde hep birlikte insan hakları duasına çıkacağız!

Geriye kim kaldı bu oyunda?

Biz. Evet biz. Avuç içinde buz misali damla damla eriyen biz! Bizim ordumuz, bizim ülkemiz, bizim bayrağımız, bizim toprağımız, bizim anamız "vatan sağ olsun" diyen. Aslında bu oyunu bozacak biziz ama nedense oynamak yerine hep seyreder ve şehit oluruz. Ama bizim sıramız da geldi gibi oldu, hani. Teröristler Şırnak'ta olduğu gibi artık evlere girip askerimizi çoluk çocuğunun yanında öldürüyorsa, artık bu oyunu bizim oynamamız zamanının geldiğini gösteriyor.

Şimdi nefeslerimizi tuttuk bekliyoruz, silahlı kuvvetler ne yapacak, diye? Bana sorarsanız hiçbir şeyden yapmadan geri dönmeli kışlasına. Çünkü bizim sorunumuz dışta değil içte, görmüyor muyuz hala! Ama illa operasyon derseniz; girsin Irak'a bence. PKK'yı, Barzani'yi silip süpürsün. Musul ve Kerkük'ü kontrol altına alsın. Oradaki soydaşlarımızı silahlı bir güç haline getirsin. Ortadoğu da söz sahibi olsun. Olacaksa tüm saydıklarım, Irak'a girsin, yanındayız ordumuzun. Aksi halde boş, gene şehit haberleriyle sarsılacak ülkemiz, inanın. Kışlasına dönerse, inanın bir ay ya da iki, bize yeter ama iktidara sahip olanlar terörü bitirmek isterse. Bu iktidar sahipleri polis ve jandarmanın eski yetkilerini geri versin, siyasi kanatlarını takibe alsın yasal işlem yapmak üzere, bunlara gelen paraları izlesin, sonra akışını kessin, İmralı'yı sustursun, ROJ TV'yi söndürsün, sınırlarımızdaki kaçakçılığı önleyici tedbir alsın, bu bize yeter terörü bitirmek için. Dağdakiler inanın kolay. Siz yerdekileri yok edin, dağdakiler kendiliğinden iner, inanın iner!
Ama gene de operasyon derseniz, gene de sınır ötesi harekat derseniz, senaryolara bir bakalım. Konu anlaşılsın diye, her senaryoya bir kod verelim.

Kaynakça
Kitap: HESAPLAŞMA
Yazar: ERDAL SARIZEYBEK
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Askeri Harekat Senaryolarına Giriş

Mesajgönderen TurkmenCopur » 26 Ara 2010, 01:05

Kod: ATEŞ

Parola:

Oyun yeniden başlıyor.

İşareti:

Oyun Bitti mi?

Durum:

Karargah etüdünde belirtildiği gibidir.

Vazife:

Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı, emre ve harekat komutasına verilen birliklerle, Irak kuzeyinde yuvalanan bölücü terör örgüt mensuplarını tesirsiz hale getirmek ve kamplarını imha etmek amacıyla G günü sınır ötesi operasyon yapacaktır.

İcra:

Birinci Safha:


G-2 günü Diyarbakır'da konuşlu helikopter birlikleri Şırnak'a, Malatya ve Erzincan'da konuşlu helikopter birlikleri Van'a intikal edecek, hava taarruz birlikleri önceden belirlenen Irak kuzeyindeki hedefleri etkisiz hale getirmek için alarma geçirilecek, emirle harekata katılacaktır.

İkinci Safha:

G-l günü kara harekatına katılacak tugaylar Şemdinli, Çukurca ve Silopi bölgelerinde yerlerini alacaktır. Van, Hakkari ve Şırnak bölgelerindeki jandarma hudut birlikleri geri emniyet ve tıkama görevlerini icra etmek üzere hudut hattında belirlenen mevzileri işgal edecektir.

Üçüncü Safha:

G günü sabah saat dörtten itibaren hava taarruz birlikleri önceden belirlenen Haftanin, Mezi, Keryaderi, Şive, Basyan ve Hakurk terörist kamplarına hava taarruzuna başlayacaktır. Aynı anda Şemdinli, Çukurca ve Şırnak hattından güneye doğru Kobra silahlı helikopterlerinin desteğinde uçar birlik harekatı yapılacaktır.

Değerlendirme:

Faydaları:


Bölücü terör örgütüne psikolojik bir darbe vurulmasını sağlar. Bir kısım terörist unsurlar etkisiz hale getirilir.
Çok miktarda silah ve cephane ele geçirilir. Geçici de olsa örgütün silah gücü zayıflatılır.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin, varlığı tehlikeye girdiğinde her zaman sınır ötesi harekat yapabileceği tüm dünyaya gösterilmiş olur.

Mahzurları:

Silahlı Kuvvetlerimizin uzun süredir hudutlara takviye kuvvetleri gönderdiği herkes tarafından bilinmektedir. Örgüt mensupları bir sınır ötesi harekat beklentisi içinde olup hazırlıklıdır. Dolayısıyla muhtemel harekat bölgelerine giden yolların mayınlandığı, geçiş yollarına pusu kurulduğu, harekat bölgesinin hakim noktalarına tepeci diye adlandırılan fedai. grupların yerleştirildiği değerlendirilmektedir. Bu durum zayiatın artmasına yol açacaktır.

Barzani, Talabani ve Amerika'nın bölücü örgüt ile ilişkilerinin olduğu bilinmektedir. Geçmişte olduğu gibi Barzani'nin bölücü örgüt mensuplarının lider ve yönetici kadrosunu saklayabileceği, bir kısım teröristlere de peşmerge kıyafeti giydirerek gizleyeceği değerlendirilmektedir. Dolayısıyla örgüte ani bir darbe vurma imkanının kalmayacağı düşünülmektedir.

Bölücü terör örgütünün esas itibariyle Irak'ta bulunmadığı iddiasını ileri sürebilmek maksadıyla, yönetici kadroların talimatıyla bir kısım teröristlerin yurt içine gireceği, kırsal alanlarda yoğun ve riski az eylemlere girişeceği, özellikle mayınlama, pusu, taciz, sivil vatandaşların kaçırılması, ekonomik tesislere sabotaj, şehir merkezlerinde bombalama eylemleri yapacağı değerlendirilmektedir. Bu durum iç güvenlikte hassasiyet yaratacak, sınır ötesi harekatın eleştirilmesine yol açacaktır.
Terör örgütünün siyasi kanadı durumundaki DTP'nin ve insan hakları kisvesine bürünen diğer yan kuruluşların masum vatandaşlarımız demokrasi adına meydanlara toplayacağı, sivil itaatsizlik eylemlerini tırmandıracağı, konuyu Avrupa gündemine taşıyacağı düşünülmektedir. Bu durum, silahlı kuvvetlerimizi eleştirilerin merkezine çekeceğini düşündürmektedir.
Yurt içindeki dağlarda teröristler eylem yaparken, örgütün siyasi kanatlan meydanlara halkı toplarken, Avrupa'daki gurbetçilerimizden ve hudutlardaki kaçakçılıktan haraç alırken, Avrupa'nın terör örgütüne olan hoş görüsü devam ederken Irak kuzeyindeki bir grup teröristin etkisiz hale getirilmesi ve bir miktar silah ve cephanesinin imha edilmesi ile örgüte darbe vurulmayacak, aksine siyasallaşma sürecini hızlandıracaktır, diye düşünülmektedir.
Karar sizindir. Arz olunur.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Askeri Harekat Senaryolarına Giriş

Mesajgönderen TurkmenCopur » 26 Ara 2010, 01:06

Kod: TUFAN

Parola:


Oyun Bitti mi?

İşareti:

Oyun bitti.

Durum:

Karargah etüdünde belirtildiği gibidir.

Vazife:

Kara Kuvvetleri Komutanlığı, emre ve harekat komutasına verilen birliklerle, yurt içinde ve Irak kuzeyinde yuvalanan bölücü terör örgüt mensuplarını tesirsiz hale getirmek ve kamplarını imha etmek, Musul ve Kerkük'teki soydaşlarımıza yönelik Barzani peşmergelerinin yaptığı zulümlere son vermek, Barzani ve peşmergelerini etkisiz hale getirerek Irak kuzeyindeki oluşumları kontrol altına almak amacıyla G günü sınır ötesi operasyon yapacaktır.

İcra:

Operasyon dört safhada icra edilecektir.

Birinci Safha:

G-3 günü Türk Silahlı Kuvvetleri en yüksek alarm durumuna geçirilecektir. Tüm izinler kaldırılacak, kısmi seferberlik ilan edilecektir. Diyarbakır'da konuşlu helikopter birlikleri Şırnak'a, Malatya ve Erzincan'da konuşlu helikopter birlikleri Van'a intikal edecek, Türk Hava Kuvvetleri teyakkuz durumuna geçecek ve önceden belirlenen Irak kuzeyindeki hedefleri etkisiz hale getirmek için hazır bekleyecek, emirle harekata katılacaktır.

İkinci Safha:

G-2 günü yurt dışı ve yurt içinde kara harekatına katılacak tugaylar Van, Hakkari ve Şırnak'ta yerlerini alacaktır. Harekat bölgelerindeki jandarma hudut birlikleri geri emniyet ve tıkama görevlerini icra etmek üzere hudut hattında belirlenen mevzileri işgal edecektir. Sınır ötesi harekata katılacak jandarma özel harekat ve polis özel harekat birlikleri mevcudu 30 kişiyi geçmeyecek şekilde küçük timlere ayrılacak ve sınır geçişi yapacakları en yakın askeri üslerde yerlerini alacaklardır. Kobra helikopterleri muhtemel bir hava desteği sağlamak üzere sınır boylarında hazır bekleyecektir. Skorsky helikopterleri G günü saat sabah dörtten itibaren koordine sağlanmış yerlere uçar birlik harekatını başlatacaktır.

Üçüncü Safha:

G-l günü akşam saat 21.00'dan itibaren özel harekat timleri sızma harekatına başlayacak, belirlenen hedefler G günü saat dört itibariyle çevrilmiş olacaktır.

Dördüncü Safha:

Zırhlı birlikler G günü saat dörtten itibaren Irak kuzeyine girecek ve özel harekat birliklerinin desteğinde Musul ve Kerkük kontrol altına alınacaktır. Oradaki soydaşlarımız kısa sürede silahlı bir güç haline getirilecek, peşmergelerin otoritesi yok edilecektir. İç bölgede konuşlu tugaylar yurt içindeki muhtemel terörist hedeflerine tim harekatına başlarken, sınır ötesinde hedeflerini kuşatmış özel birlikler, özel silah ve teçhizatlarını kullanarak hedeflerini ele geçirecek, Harekat Erbil, Diana ve Süleymaniye bölgelerine kaydırılacaktır.

Değerlendirme:

Faydaları:

Bölücü terör örgütüne ağır bir darbe vurulmasını sağlar. Irak'ta var olan tüm terörist unsurlar etkisiz hale getirilir. Kaçaktan alınan haraç önlenir yani örgütün mali kaynakları kontrol altına alınır.
Mevcut tüm silah ve cephane ele geçirilir. Örgütün silah gücü zayıflatılır.

Musul ve Kerkük'teki soydaşlarımız emniyet altına alınır ve teşkilatlanmaları sağlanır. Petrol bölgeleri kontrolümüze geçer.
Barzani'nin otoritesi yok edilir, peşmerge tehdidi ortadan kaldırılır. Irak kuzeyindeki oluşum denetim altına alınır.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin, varlığı tehlikeye girdiğinde her zaman sınır ötesi harekat yapabileceği tüm dünyaya gösterilmiş olur.
Özel timlerle geceden sızma harekatı, mayın ve pusu riskini azaltır. Tepeci denen fedai gruplarla çatışmaya girilmeden etkisiz hale getirilmeleri sağlanır. Bu durum zayiatımızı azaltır.

Zinde kuvvetlerle yapılacak arama tarama faaliyetleri ile çatışma riski azaltılır, zayiat önlenir.
Operasyonlar, yurt içindeki terörist unsurlara da kaydırılacağından, bu grupların muhtemel eylemleri önlenir.

Mahzurları:

Barzani, Talabani ve Amerika'nın bölücü örgüt ile ilişkilerinin olduğu bilinmektedir. Amerika'nın büyük orta doğu projesinin gerçekleşmesinde peşmergelerden ve teröristlerden faydalanmak istediği bilindiğinden bu operasyona Amerika'nın izin vermeyeceği değerlendirilmektedir.

Barzani ve Talabani'nin Irak kuzeyindeki otoritelerini kaybedeceğinden bu operasyona şiddetle karşı çıkacakları düşünülmektedir.
Yanında güçlü bir komşu istemeyen İran'ın operasyona destek vermeyeceği düşünülmektedir.

Güçlü bir Türkiye'den tarik boyu rahatsın olan Avrupa ülkelerinin bu operasyona karşı çıkacakları kıymetlendirilmektedir.
Sonlarının geldiği gören, terör örgütünün siyasi kanadı durumundaki DTP ve insan haklan kisvesine bürünen diğer yan kuruluşları masum vatandaşlarımızı demokrasi adına meydanlara toplayacağı, sivil itaatsizlik eylemlerini tırmandıracağı, konuyu Avrupa gündemine taşıyacağı, hatta ülkemize barış gücü gönderilmesi için çaba gösterecekleri değerlendirilmektedir.
Bu senaryonun uygulanmasına karşı çıkan dünya ülkelerinin ülkemizi dört bir yandan kıskaca alacağı, bazı silahların kullanılmasının engelleneceği, ülkemize ambargo uygulayacakları, IMF'nin kredi musluklarını kapatacağı, yabancı sermayenin ülkemizi terk edeceği düşünülmektedir. Ayrıca, Barzani, Talabani ve Amerika'nın desteğinde Irak'ta operasyon yapan kuvvetlerimizin saldırıya uğrayabileceği, ilgili ülkelerin desteği alınmadan yapılacak böyle bir operasyonu silahlı kuvvetlerimizin uzun süreli devam ettirmesinin güç olacağı değerlendirilmektedir.
Karar sizindir. Arz olunur.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Askeri Harekat Senaryolarına Giriş

Mesajgönderen TurkmenCopur » 26 Ara 2010, 01:07

Kod: VATAN

Parola:


Hesaplaşma Zamanı Geldi.

İşareti:

Şimdi Ne Olacak?

Durum:

Karargah etüdünde belirtildiği gibidir.

Vazife:

Genel Kurmay Başkanlığı, emre ve harekat komutasına verilen birlik, kurum ve kuruluşlarla, yaklaşık otuz yıldır Türk milletinin başına bela olan PKK terör örgütünün içte ve dışta yuvalarını tespit ve etkisiz hale getirmek, mali kaynaklarını kurutmak, eleman teminini önlemek, siyasi kanatlarını yargı önüne çıkarak hak ettikleri cezaları almalarını sağlamak ve ülkemizde huzur ve güvenliği tesisi etmek maksadıyla G günü geniş çaplı bir operasyon yapacaktır.

İcra:

Operasyon dört safhada icra edilecektir.

Birinci Safha:

G-90 günü İçişleri, Dışişleri ve Adalet Bakanlığı temsilcileri ile MİT, MASAK, emniyet ve jandarma birimlerinin katılımlarıyla Genel Kurmay'da bir toplantı yapılacaktır. Toplantı gündemi "Özel Görev Verilen Birimler" kısmında açıklanmıştır.

İlgili birimler kendi konularında sunum yapacak şekilde toplantıya hazırlıklı olarak geleceklerdir:

İkinci Safha:


G-60 günü jandarma ve polis özel harekat birlikleri timler halinde reorganize edilecek, uzun süreli küçük çaplı operasyonları yapabilecek imkan ve kabiliyete kavuşturulmuş olacaktır. Ayrıca MİT dış operasyonlar dairesi, Avrupa'da ve Irak'ta faaliyet gösteren örgüt mensupları hakkında gerekli bilgileri toplayacak, muhtemel operasyonlara hazırlıklı olacaktır.

Üçüncü Safha:

G-30 günü son koordinasyon toplantısı Genel Kurmay brifing salonunda yapılacak, İçişleri, Dışişleri ve Adalet Bakanlığı temsilcileri gündemde belirtilmiş konulardaki hazırlıklarını tamamlamış olacaktır.

Dördüncü Safha:

G günü sabah saat altıdan itibaren operasyon aşağıdaki alanlarda aynı anda başlatılacaktır:


Polis ve Jandarma özel harekat birlikleri yurt içindeki muhtemel terör odaklarına karşı uzun süreli ancak küçük çaplı operasyonlara başlayacaktır.

Irak kuzeyinde bulunan terörist yuvalarına özel birlikler tarafından sızma harekatı yapılacak, harekat 24 saatte tamamlanmış olacaktır. İlk baskın şeklindeki darbeyi müteakip elde edilen istihbarat bilgileri doğrultusunda bu tür harekatlar Jandarma Asayiş Komutanlığı emir ve komutasında komşu ülkeleri kapsayacak şekilde kısa süreli ve ani baskın şeklinde sürdürülecektir.
PKK terör örgütünün siyasi kanadı durumundaki tüm parti, belediye, dernek, vakıf gibi kuruluşlara ani baskın düzenlenecek ve elde edilecek suç delilleri çerçevesinde yasal işlemler başlatılacakta Bu operasyonlar, MASAK, Emniyet ve MİT unsurlarını harekat kontrolüne alacak olan Jandarma Genel Komutanlığınca gerçekleştirilecektir.

MİT Dış Operasyonlar Daire Başkanlığı yurt dışındaki terörist unsurlara karşı operasyonlarını Emniyet Genel Müdürlüğünce müştereken sürdürecek, bu operasyona dahil olan Adalet Bakanlığı birimleri teröristlere ait mal varlıkları ve banka hesaplarının dondurulması ve yasal işlemlerin başlatılması işlemlerini yapacaktır. Bu operasyon sorumluluğu Emniyet Genel Müdürlüğü'ndedir.
İran ve Irak hudutlarımıza fiziki güvenlik sisteminin ihdası için yapılan plan ve projeye uygun olarak çalışmalar başlatılacak olup Kara Kuvvetleri ve Jandarma istihkam birlikleri Bayındırlık Bakanlığı ilgili birimleri ile koordineli olarak çalışacaktır. Çalışmalar, Van, Hakkari ve Şırnak bölgelerinde aynı anda başlatılacaktır.

Özel Görev Verilen Birimler:

Dışişleri Bakanlığı'nca, başta AB ülkeleri olmak üzere İran, Irak, Suriye, Ermenistan, Güney Kıbrıs, Amerika ve Yunanistan'a karşı Türk'ün tarihine, onuruna ve asaletine uygun bir dış politika uygulanacak, Avrupa'ya sığınan bölücü terör örgütü mensupları diplomatik yollarla ülkeye getirilip yargılanacak, gurbetçilerimizden alman haraç önlenecek, örgüte destek veren ülkelere nota verilecek, hazırlıklar G- 30 günü itibariyle tamamlanmış olacaktır.

İçişleri Bakanlığı'nca, örgütün siyasi kanadı durumundaki tüm kurum ve kuruluşlar hakkında G-90 günü itibariyle teknik takip başlatılacaktır. Ayrıca, MASAK ile koordineli olarak bunların tüm mal varlıkları ve banka hesapları incelemeye alınacak, özellikle dış kaynaklı mali yardımlar tek tek incelenecektir. Adalet Bakanlığı ile koordineli edilerek G-60 günü itibariyle Ceza Muhakemesi Kanunu'nda değişiklik yapılacak, polis ve jandarmaya alınan yetkileri geri verilecektir. Bayındırlık ve askeri istihkam birlikleri ile koordine edilerek İran ve Irak sınırlarına fiziki güvenlik sistemi ihdası için plan ve proje hazırlanacak, G günü sistemin kurulmasına başlanacak şekilde hazırlıklar tamamlanacaktır. Terör nedeniyle göç etmek durumunda kalan vatandaşlarımızın il il durumları tespit edilecek, sorunları belirlenecek ve bir iyileştirme planı G günü itibariyle uygulamaya konulacaktır. Dağdaki teröristlerin yere indirilerek topluma kazandırılmaları maksadıyla uzun süreli bir rehabilite programı hazırlanacak, uzman doktorların gözetiminde, özel güvenlik teşkilatları güvenliğinde özel tesislerde uygulanması sağlanacaktır. Örgütün lider ve yönetici konumundaki teröristler için yeteri kadar F tipi cezaevi inşası G günü itibariyle tamamlanmış olacaktır.
Adalet Bakanlığı'nca, İmralı'da yatan ve ağırlaştırılmış müebbet cezasına mahkum katil Öcalan'ın artık terör örgütüne talimat göndermemesi için gerekli yasal düzenlemeler yapılacaktır. Gerek yurt dışındaki teröristlerin iade işlemleri, gerekse bunlara ait para ve mal varlıklarının dondurulması ve iadesi ile ilgili işlemler için yapılacak işlemler uluslar arası yasalara uygun olarak hazırlanacak G günü itibariyle harekete geçilecektir. Bu konuda MİT, MASAK ve Emniyet birimleriyle gerekli koordinasyon sağlanacakta. Polis ve jandarmanın itibarını ve yetkilerini iade için ilgili kanunda gerekli düzenlemeler G-60 günü itibariyle hayata geçirilecektir. Operasyon sorumluluğu Emniyet Genel Müdürlüğü'ne verilmiştir.

Değerlendirme:

Faydaları:


Bölücü terör örgütüne demokratik kurallara uygun olarak ağır bir darbe vurulmasını sağlar. Yurt içi ve yurt dışındaki kamplarda var olan tüm terörist unsurların etkisiz hale getirilmesine imkan verir.
Mevcut tüm silah ve cephane ele geçirilir. Örgütün silah gücü yok denecek hale getirilir.
Türkiye Cumhuriyeti'nin varlığı tehlikeye girdiğinde, her zaman sınır ötesi ve özel harekatlar yapabileceği tüm dünyaya gösterilmiş olur.

Özel timlerle geceden sızma harekatı, mayın ve pusu riskini azaltır. Tepeci denen fedai gruplarla çatışmaya girilmeden etkisiz hale getirilmeleri sağlarım. Bu durum zayiatımızı azaltır.

Zinde kuvvetlerle yapılacak arama tarama faaliyetleri ile çatışma riski azaltılır, zayiat önlenir.
Operasyonlar, yurt içindeki terörist unsurlara da kaydırılacağından, bu grupların muhtemel eylemleri önlenir.
Örgütün siyasi kanatlarının çökertilmesine olanak sağlar. Avrupa'da faaliyet gösteren bölücü unsurların faaliyetlerini önler ve gurbetçilerimizden haraç alınmasının önüne geçilir.

Kaçakçılık durdurulur, hudutlardan illegal geçişler durdurulur ve örgütün mali kaynaklan kesilir.
Türkiye Cumhuriyeti'nin gücünün ne olduğu Avrupa'ya ve de özellikle Barzani ve Talabani'ye gösterilir. Bunların etkisi azaltılmış olur. Bu kişiler Türkiye ile iyi ilişkiler geliştirmek zorunda kalır.
Amerika ve İran'ın, bundan soma yapacaklarında ve söyleyecekleri sözlerde daha dikkatli olmak mecburiyetini hissetmeleri sağlanmış olur.

Her gün bir şehit vermemiz önlenmiş olur. Milli birlik ve beraberlik ve de bütünlüğümüz ön plana çıkar. PKK, İmralı ile birlikte tarihe gömülmüş olur.

Mahzurları:

Başlangıç aşamalarında örgüt var olduğunu göstermek için mayınlama ve bombalama faaliyetlerine ağırlık verebilir. Bu unsurlara karşı özel timler gerekli tedbirleri alabilir. Özellikle Geçici Köy Korucuları'nın bu faaliyetlerimizde güvenlik güçlerine yardımcı olacakları değerlendirilmektedir.

Örgütün siyasi kanadı durumundakiler, masum halkımızı meydanlara toplayarak sivil itaatsizlik eylemlerini artırabilir. Büyük illerde toplumsal olaylar meydana gelebilir. Emniyet güçleri yeterli kuvvetleri gerekli yerlerde bulundurduğu takdirde yasalara karşı gelenlere yasalar çerçevesinde işlem yapılmak suretiyle önleyici tedbirler alınabilir.Başta Avrupa, İran, Barzani, Talabani ve Amerika bu operasyonlara karşı çıkabilir ama bu bir iç meselemiz olduğu için sesleri uzun süreli duyulmaz.

Terörden siyasi ya da şahsi rant elde edenler "insan hakları", "özgürlük" "demokratikleşme" gibi söylemlerle bu harekatı durdurmak için çaba gösterebilir. Bu durumda Türk milletinin dile getireceği öfkesinin, şehit kanlarıyla oyun oynayanları durduracağı değerlendirilmektedir.

Karar sizindir. Arz olunur.
Başka ne diyeyim, ne söyleyeyim...
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön PKK: PKK Amerikan Ordusunun Bir Parçasıdır, PKK Bir Kürt Hareketi Değildir, Türk ve Kürt Kardeştir ve Asıl Düşmanımız ABD ve Onun Emirkulu Olan AKP'dir!

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir