1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

Yetkisiz Polis ve Jandarma

MesajGönderilme zamanı: 26 Ara 2010, 00:40
gönderen TurkmenCopur
Yetkisiz Polis ve Jandarma

Avrupa'dan döndük, döndük de kurtulduk mu sanırsınız. Daha beter düştük AB'nin içine. Yıl olmuş artık 2006. Tek konuştuğumuz AB! Anlamadım ki ne varsa şu AB'de! Aldık ya hızımızı, başladık her gün bir yasa çıkarmaya. Bununla kalsak iyi, her gün de bir yasa değiştirmeye. Kim takip edecek bunu? İyi mi, kötü mü? Ülkemizin menfaati var mı yok mu? Halkımızın refahı için mi her yapılan? Mutlaka takip edenler vardır, araştıran inceleyen, bu ülke sahipsiz değil ya! Velhasıl, gerçekten neyin ne olduğunu bilmemiz zor bu güzel ülkemizde, her denen doğru olsa da olmasa da. Baktım olmayacak, başladım incelemeye, şu meşhur Ceza Muhakemesi Kanunu'nu! AB'ye uyum diye çıkardılar ya, merak ettim nedir bu uyum, diye? Kime uyum nasıl uyum?

Hani şu alelacele çıkarılan, polis ve jandarmayı, daha doğrusu günlük yaşantımızı doğrudan etkileyen bir yasa var ya, işte o bahsettiğim. Hani çıkarılıp da altı ay soma yürürlüğe girecek dedikleri, hani şu adli kolluğu kurduk dedikleri yasa bu. Hani şu, çıkarılan yasa daha yürürlüğe girmeden, her nedense bilmem 4442 Sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleri ile Mücadele Yasasını iptal ettikleri ve bir de Meşhut Suçların Muhakeme Usulü Kanunu'nu kaldırdıkları mesele bu işte. Özelliği neydi iptal ettikleri yasaların? Birincisi, özel soruşturma usulü getirmişti özel suçlara ve dolayısıyla özel yetkiler veriyordu polis ve jandarmaya. İkincisi de, işlenen suçun failleri hak ettikleri cezayı bir an önce bulsun ve kamu vicdanı rahat etsin diye polis ve jandarmanın yetkilerini en seri şekilde kullanmasını sağlıyordu. Dedim kendime, bu iki yasayı iptal ettiklerine göre, herhalde daha etkili bir yasa çıkacak ki kamu güvenliği sağlansın ve uyum olsun AB'ye. Baktım ki nerde, olan yetkileri de alınmış polisin jandarmanın, ortalık suçluya kalmış!

Neymiş efendim, işkence varmış, bu yetkilerini alırsak işkence kalkarmış! Döndük gene başa; saldırı oluyor, karakolu kapat ki olmasın! Yola mayın döşeniyor, yoldan geçme ki mayın patlamasın! Poliste işkence var, yetkisini al ki işkence olmasın!

Nasıl bir mantıktır bu? Nasıl bir anlayıştır, inanın evlere şenlik! İnsan hakları bir eğitim işidir, kanun işi değil. Önce insanımıza öğretmeliyiz, insanı sevmeyi, sonra insana hizmet etmeyi ve de insanın değerini bilmeyi. İnsan haklarının korunması da bir eğitim işidir. Yetiştirirsin personeli ta ilkokuldan beri. Eğitirsin, bir kavram oluşturursun beyninde insan hakkı diye. Sorunu böyle çözersin, yoksa yetki almak ya da vermekle değil. Bir de şu var; bu yasayı çıkaranlar acaba gerçekten insan hakkı diye mi çıkardılar? AB'ye uyum diye mi? Yoksa onların bildiği bir şey var da biz mi bilmiyoruz? İnsan hakkı ile ilgili olmadığı kesin. Böyle anlayış olmaz. Gelelim AB'ye ve de uyuma. Bakalım öyle mi, bir görelim.

Fransa'daki uygulamayı Fransa şartlarına göre değerlendirdim. Bir doküman ortaya çıkardım:

Ülkemizde Adli Kolluk Nasıl Kurulur? Bilirim sorarlar; nerden buldun, doğru mu, niye yazdın, hukuki açıdan uygun mu falan filan? Prof. Dr. Sayın Feridun Yenisey, ülkemizin değerli bir ceza hukukçusu. Takdiri bana düşmez ama bir emeği var bende. Okudu yazdıklarımı. Kıymet bildi, iyi olmuş, dedi. Yayınlarsan ülkemize hizmet olur, dedi. Adalet Bakanlığına kadar gitti bu araştırmalar, incelemeler, tercümeler.

Sonuç:

- Sonuç yok!
- Ne demek yok?
- Yok işte!
- Okumadılar mı yani yazdıklarını?
- Okudular.
- Peki ya soma?
- Okuduklarıyla kaldılar. Kendi doğru bildiklerini yaptılar. Polisin jandarmanın yetkilerini aldılar. Adına AB 'ye uyum dediler. Kısacası şu; bizdeki gibi bir Ceza Muhakemesi Kanunu Avrupa Birliği'nin hiçbir ülkesinde yok! Yetkisiz polis ve jandarma yok!
- Yok mu?
- Evet yok. İsterseniz bir de siz araştırın. Olur ya kul bu, elbet hata yapar, beşer bu, şaşar da.
Diyeceğim Paris'in bende bıraktığı anılardan biri de bu, binlerce sayfa tercüme. Onca yıl onca emek! Şimdi biri çıkıp da AB'ye uyum derse, oturup düşünmek gerek, neye uyum kime uyum diye?

Konu neydi ki, nerden geldik. Elbet terör ve terörist! Kısacası bizim teröristlerimiz için Paris de bir, Van da bir, Şemdinli de bir; ne karışanı var ne de görüşeni. Resmi beyanat verirler. Teröriste devletin aracını bile tahsis ederler. İmralı'yı boy boy gösterirler. Askerimizi polisimizi şehit ederler.

Sonra Başbakan'ımız çıkar:

- Doğuda Kürt sorunu var, der.

Bu ne iştir anlamadım. Üç yıldan fazla kaldım Avrupa'da, böyle bir uyum hiç görmedim. Avrupalının böyle şeylere izin verdiğini de görmedim! Ya biz uyum sağlayamadık Avrupa'ya, ya da uymadı Avrupa bize!
Bununla kalsa iyi! Bizim teröristler, rahat rahat bir İran'a giderler bir Irak'a. İstedikleri zaman Viyana, Köln, Hamburg. İstedikleri zaman gelirler ülkemize, öldürmek için. Şimdi de bir moda çıkarmışlar, insan hakları diye. Zorla toplarlar benim halkımı orta yere, yakarlar, yıkarlar, öldürürler bizde gene ses yok!

Sanırsınız isyan, başkaldırı, ama ne yapsın benim halkım sadece kendine sorar kimse duymadan, yoksa adı yargıya müdahale olur:

- Bu mu insan hakkı, kul hakkı? Bu mu demokrasi özgürlük? Buysa eğer ben istemem! Bırakın beni çıkayım Çarçele'ye, koyunlarımı kuzularımı otlatayım!

Ama bırakmazlar ki, çünkü onlar terörist değil!
Paris'e kızmıyorum. Onlar kendi insanını yaşatıyor ve yaşıyor. Benim kızdığım bize. Biz niye insanımızı insanca yaşatıp niye yaşamıyoruz ki?

Kaynakça
Kitap: HESAPLAŞMA
Yazar: ERDAL SARIZEYBEK