1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

Demokratik Avrupa ve Terör

MesajGönderilme zamanı: 26 Ara 2010, 00:38
gönderen TurkmenCopur
Demokratik Avrupa ve Terör

Bakın İmralı'da yatan teröristlerin elebaşısı Öcalan, Avrupa için ne diyor:

-Hollanda:

Üslenme ve eğitim alanımız. Bizi Alman belasından kurtardı. En fazla destek ve para aldığımız yer...
Fransa: 1988'de avukatlar ve Fransız istihbaratından bir yetkili geldi. PKK-Vejin'i kurdurarak bizi bölüp yönetmeye çalıştılar. PKK-Vejin kanadını, bu oluşumu Fransa desteklemektedir. Fransa'da geniş bir halk kitlemiz var. Bu kitleden büyük bir maddi gelir görmekteyiz. Fransa hükümeti bize destek vermektedir...

- İngiltere ve İRA İlişkileri:

Bizim konuya en akıllı yaklaşan ülkedir. İngiltere'nin esas ilgi alanı Celal Talabani'dir. MED TV'ye yayın hakkı verdi. Mayıs 1999 ayma kadar yayın süresi olacak. Tekrar izin verip vermeyeceği belli değil. Benim tasfiye kararımı sanırım İngiltere vermiştir. Politikaları İngiltere oluşturur ABD'ye uygulattırır. İrlanda'da İRA örgütü ile görüşmelerimiz ve temaslarımız zaman zaman olmaktadır...

- Almanya:

Suriye'de iken Almanya Gizli Servisi'nden Lummer benimle görüştü. Bizden Almanya üzerindeki eylemlerin durdurulması istendi. Grumlent isimli gizli servis üyesi ile de görüştük. Konu hemen hemen aynıydı. Biz de bunun karşılığında Almanya'nın bize karşı daha yumuşak davranılmasını istedim. Ayrıca PKK üzerindeki yasağın kaldırılmasını istedim...

Almanya ile ilk ilişkiler 1980'lerde işçilerle başladı. 1990'lar-dan soma eylemlilik sürecine girildi. Görüşmelerden soma her ne kadar yumuşama dönemine girilmişse de istenilen düzeyde olmadı. Bu ülke Kürt örgütlerinden KDP ve Barzani'ye yakındır. PKK konusunda kendi çizgisinde kadro yaratmak istiyor...

1995 yılında Alman İstihbarat Servisi'nden yanıma gelenler ile görüştüm. Bana Almanya'da bulunan kitlemi yumuşatmamı söylediler. Ben de yasaklamalarının kaldırılmasına karşılık yapacağımı söyledim... "
Ne diyor bu katil?

Hollanda bizim tatil köyümüz, ekmek elden su gölden, üstüne aldığımız paralar da çabası, diyor. Peki ya sonra ne diyor?
Fransız hükümeti bizi desteklemektedir. Gizli servisleriyle bağlantımız var. Gurbetçilerimiz de sağolsunlar iyi para verirler, diyor.

Ya! Başka, daha başka ne diyor?

İngiltere'de yayın hakları var aynı insan hakları gibi. MED TV'yi orda kurduk. IRA da sağolsun, gurbette bizi yanlız bırakmadı, diyor.
Hım! Hım! Demek öyle ha! Hepsi bu mu?

Hepsi bu olur mu hiç! Almanya ile anlaştık diyor, o bize dokunmayacak biz de ona, diyor.
Niye, bunlar yılan mı. dokunmayan bin yaşasın?

Bu iş yılan işi değil! Bu iş milli menfaatler işi. Almanya bir devlet. Milli menfaatleri var Orta Doğuda. Bunun için dost ve kardeş ülke Türkiye'ye böyle davranıyorlar.

Yunanistan dost ve kardeş ülke, öyle değil mi? Ortak müziğimiz var. Sirtaki çalınır gazinolarda, tabaklar kırılır. Ortak yemeğimiz var. Tatlımız var. Kadayıf tatlımız var balparmak! Üstelik Ege'de komşuyuz. Kıbrıs'ta komşuyuz. Dostuz biz. Dost ve kardeş ülke! Aslında yapımızda var bizim dostluk, sevecenlik, aman dileyene el kaldırmamak. Delikanlı milletiz biz vesselam! Niye öğrenemedik ki hâlâ, uluslararası ilişkilerde dostluk olmaz, kardeşlik olmaz, çıkarlardır ülkeleri birbirine bağlayan!

Katil Öcalan ne diyor bakalım Yunanistan için ve diğerleri için:

"Yunanistan (Siyasi ilişkiler, Yunan Gizli Servisi, kamplar ve Avrupa geçişleri)
1998 yılında Yunanistan'ın eski Generallerinden Negazakis, 12 Türkçe bilen tercüman, bir de Haralamus isimli gazeteci ile geldi. Görüşmelerimiz oldu. Ayrıca Emekli Albay A. Mastaski 7 kişilik heyetle Bekaa'da yanıma geldi. Bunlarla yaptığım görüşmelerde siyasi ve askeri yardımda bulunmalarını istedim. Yapılan görüşmelerde Lavrion Kampı'nın kullanılmasını, ERNK temsilciliklerinin kurulması kararlaştırıldı. Buna karşın bizlerden Türkiye'de metropollerde eylemlere ağırlık verilmesini istediler. Biz de şehirlere eylemlerimizi kaydırdık. Ayrıca teknik sabotaj ve orman yangınları eğitimi konusunda Yunanistan'da bulunan kamplarda eğitim verildi...
Bunun haricinde Kosova, Sırbistan tarafında da kamplar mevcut olup teknik sabotaj eğitimi yapılmaktadır...

Yunanistan'dan Türkiye'deki turizm gibi ekonomik hedeflere yönelmemiz konusunda istek geldi. Yunanistan sorumlusu Roj-hat'tır...
Yunanistan'da Türkiye'de eylemler yapmak üzere bomba eğitimi başta olmak üzere birçok alanda eğitim görülüyor. Kamplar mevcuttur. Bu eğitimler özellikle 1987-1988 yıllarında başlamıştır. Yunanistan'da PKK'ya toplanan yardım ki bunlara dergi, kitap geliri dahildir ve kiliselerin yardımı ile yıllık 1 milyon dolar civarındadır...

Füzeler Avrupa'dan gelen paralar ile alınıyor. Füze eğitimleri Sırbistan'da yapılıyor. Konteynerlere yüklenip gemi ile Suriye'ye getiriliyordu. TNT, C-4 gibi patlayıcı maddeleri Sırbistan'dan sağlamaktayız... "

Şimdi İmralı ne diyor?

Sahi ben size sormuştum değil mi, ihanet nedir, diye? Gerçekten, aklınıza gelen nedir, ihanet denince?

Ne kadar diplomatik olursanız olun Paris'te, yurttaşınızı görmeden, oradaki vatandaşlarımız bir araya gelmeden, Türkçe konuşmadan inanın olmuyor. Paris'te Türklerin en yoğun olduğu mahalle Saint Deniş.

Ben söyleyeyim siz inanmayın, önce korkuttular bizi:


- Sakın oraya gitmeyin!
- Niye?
- PKK var!

Başta korktuk, ne de olsa gurbet eli. Gidemedik uzun bir süre. Çünkü sizi ikaz eden öyle sıradan değil, özel görevliler. Soma hasret canımıza tak dedi. Usul usul, gizli gizli, Saint Denis'ye doğru, metro ile gittik. Beni tanırsınız sarışın, yeşil gözlü. Hep Fransızca konuşuyoruz ki, bizi Fransız sansınlar diye. Geldik nihayet! Her taraf Türk! Kebapçılar, dönerciler, lokantalar sanki Kızılay. Ben özellikle Fransızca konuşuyorum, çaktırmamak için. Bir de etrafı gözden geçiriyorum, ne de olsa jandarmayız biz, bir tehlike var mı, diye. Şimdi düşünüyorum da Şemdinli'ye ilk gittiğim gün aklıma geliyor. Orada da terörist arıyordum, nerde diye, ama yoktu ki. Olmayanı nasıl görecektim. Baktım Saint-Denis'ye PKK falan, silahlı, puşili terörist yok. Biraz rahatladık. Artık dayanamadık, başladık Türkçe konuşmaya, önümüze her gelenle. Hasret bu hasret, anlatmak biraz zor olabilir.

Biz başladık her hafta Saint Deniş'ye gitmeye, döner yemek için, vatandaşlarımızla konuşmak için. Çok şey anlattılar bana. Ne mi?

- Kaç yıl oldu hemşerim Paris?
- Abi, dedi, biraz düşündü, gelecek sene yirmi yıl olacak.
- Epey olmuş. Kaç çocuk var?
- Bir kız, şimdi lise sonda. Bir erkek, lise ikide.
- Çok iyi yapmışsın. Bak okutmuşsun çocukları. Ülkemizin onlara ihtiyacı var. Üç beş deme okut, ta en yükseğine kadar.
- Haklısın abi. Elimizden geleni yapacağız.
- İşler nasıl? Baba mesleği herhal.
- Evet abi. Yirmi yıldu bu işteyiz.
- Nasıl para kazanabiliyor musun?
- İyi, her şey iyi abi de, ekmek paramızı alıyorlar.
- Kim alıyor?
- Teröristler abi, şu PKK dedikleri.
- Nasıl olur? Polise filan gitmediniz mi?
- Ne polisi abi. Herkes biliyor zaten. Kimi kime şikâyet edeceksin. Etsen bir türlü etmesen iki. Geçenlerde birini sınır dışı etmeye falan kalktılar. Görecektin ortalığı? Neler yapmadılar ki; açlık grevi mi dersin, bina taşlama mı, polise karşı gelme mi, ne ararsan var bunlarda. Fransız polisi bu. Bana dokunmuyor ya dedi, bıraktı işi. Şikâyet etsen zaten ispat edemezsin. Üstüne, bir de gelirler işyerini talan ederler. Öldürülmek de cabası. Soma biz suçlu oluruz. Bakarsın bizi sınır dışı ederler onlar yerine. Bu yaştan sonra sınır dışı ne demek! Emeklilik gider, para pul gider kalırız ortalıkta. Lanet olsun deyip her ay haracımızı veriyoruz bu katillere.

- Peki büyükelçilik, konsolosluk, onlar bir şey yapamıyor mu?
- Ne elçiliği abi. İstersen bir dene. Kapıdan zor girersin içeri. Konsolosluğa gitsen, onlar da sana git diyor, git şikâyet et. Kimi kime şikâyet edecen abi.
- Dernekler filan. Gurbetçileri bir araya getiren, sorunlara çözüm bulan dernekler. Devletin de desteklediği bir dernek filan yok mu?
- Abi, sana anlatmak zor halimizi anlaşılan. Biz burada yalnızız. Gurbet ellerde tek başımıza. Öyle senin dediğin gibi örgütlü filan bir dernek yok. Olsa da tek tük, herkes işine bakıyor, iş bilenin kılıç kuşananın misali. Örgütlü olan teröristler, yani PKK.
İnanamadım. Aklım ermedi. Aklımın ermediği, Paris'te PKK! Haraç almak, tehdit, vurma, ne ararsanız onlarda. İyi de beceriyorlarmış bu işi, yıllar yılı sürüp gittiğine göre. Her yerde temsilcilikleri var, dernekleri var, büroları var. Harıl harıl da çalışıyorlar. Ne diyeyim...

Rahmetli Uğur Mumcu yıllar önce söylemiş:

"Kim destekliyor PKK'yı? PKK örgütünün genel karargâhı, Bekaa Vadisi'ndeki kamplardır. Kuzey İran'da da PKK kamplarına rastlandığı ileri sürülüyor. Abdullah Öcalan'ın, ayrıca Suriye'nin başkenti Şam'da bir evi bulunuyor.

PKK, Avrupa'nm birçok ülkesinde de örgütlenmiş durumdadır. Örneğin PKK'nın Almanya'daki yayın organları 'Berxwedan' ve 'Serxvedun' adlı gazeteler de Bonn ve Köln'de yayınlanmaktadır.

Alman terör örgütü 'Baader-Meinhoff' çetelerinin Türkiye'de örgütlenmesine izin verilse, acaba Alman hükümeti ne düşünürdü?
'İrlanda Kurtuluş Ordusu' IRA'nın Ankara ve İstanbul'da temsilcilik açmalarına ses çıkarılmasa; İngiltere hükümeti, Türkiye Cumhuriyeti hükümetine karşı nasıl bir tepki gösterirdi?

Fransız 'Front de Liberation de la Bretonne' ve ' Action pour la Renaissance de la Corse' adlı terör örgütlerine Türkiye kucak açsaydı, Fransız hükümeti ne derdi?

PKK, bir terör örgütüdür ve bu terör örgütü NATO ülkelerinin başkentlerinde ve büyük kentlerde kolayca örgütlenme ve çalışma olanağı bulmaktadır. Bunlar, bütün dünyanın gözü önündeki açık desteklerdir."
12 Ağustos 1992.

Kaynakça
Kitap: HESAPLAŞMA
Yazar: ERDAL SARIZEYBEK