Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Şemdinli, Hakkari'nin İlçesi, Türkiye, İran, Irak Üçgeni

PKK'yı yaratan ve günümüze kadar finanse edip yöneten devlet Amerika’nın ta kendisidir.
Nasıl mı?
-1980 darbesi sonrasında Türkiye’de oluşan Amerikancı hükümetlerin yardımı ile.
-PKK ve Kürt mafyası ne tesadüftür ki Turgut Özal döneminde oluştular ve güçlendiler.
-Abdullah Öcalan bir MİT ajanıdır. Bunun kanıtını kahraman Uğur Mumcu bulmuştu. 1972'de, Abdullah Öcalan "Şafak Bildirisi" davasından dolayı tutuklandı, ve sonrasında Milli İstihbarat Teşkilatı "Bizim adamımızdır" yazısını yollayıp, Abdullah Öcalan'ın serbest bırakılmasını sağlamıştı.
PKK gibi aşağılık ve zavallı bir terör örgütü neden hâlâ etkisiz hale getirilmedi ve sürekli Şehit vermemize sebep oluyor?
-"Devlet" kelimesinin anlamı şudur: "Toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal ve askeri bakımdan örgütlenmiş milletin oluşturduğu tüzel varlık". Türkiye Cumhuriyeti bir Türk Devleti'dir ve bu devletin bütün organlarını(TSK, MİT, vs) yöneten güç hükümettir. Yani hükümetin elinde bir uzaktan kumanda var ve bununla istediği zaman bütün devlet organlarına emir verip onları yönetebiliyor. Demekki eğer hükümetin başındaki lider kadro kişisel çıkarları(zenginlik) uğruna Amerika'ya namusunu ve şerefini satan insanlardan oluşuyorsa, TSK ve MİT gibi devlet organlarının başındakileri de maalesef dolaylı olarak Amerikancı oluyor. İşte bu yüzden Abdullah Öcalan bir MİT ajanıydı ve sonra ABD'nin çıkarları uğruna Amerikancı Özal Döneminde, PKK dizayn edildi ve bu lanetli terör örgütün başına imralı canisi getirildi.
-Ülkemizin yönetildiği bu lanetli sisteme rağmen, Türk Silahlı Kuvvetlerimiz içinde daima bu düzeni bozup Türkiyenin Tam Bağımsızlığını koruyan Atatürkçüler olmuştur. Eşref Bitlis önderliğindeki Atatürkçü Kahraman Askerler, Özal döneminde sürekli Amerika ve Amerikancı hükümet ile mücadele etmişlerdir. Eşref Bitlis vefat etmeden önce(17-02-1993 öncesi) Kuzey Irak ve PKK’ya yapılan operasyonlar sonucunda Amerikan Ordusunun bir parçası olan PKK terör örgütü resmen yok edilmişti. İşte bu onurlu davranışlar sonrasında, 1960 Devriminden sonra ilk defa Eşref Bitlis döneminde yine TSK içinde bir Atatürkçü(Anti-emperyalist) Devrim oluşmuştur. İşte bu Devrimi yaratan Kahramanların Ruhu günümüze kadar TSK'da devam etmiştir ve bu yüzdendir ki, bu ruha sahip olan Askerlerin büyük bölümü günümüzde Amerikancı AKP tarafından ya Silivri Cezaevine yerleştirilmiş yada emekli edilmişlerdir, ki PKK yok edilemesin ve Amerika’nın çıkarlarına zarar gelmesin diye.
-PKK terörü Amerikancı Çiller ve Tayyip Erdoğan hükümetleri tarafından kasıtlı olarak yok edilmedi ve daha da güçlendirildi.
SONUÇ, PKK TERÖRÜ NEDEN BİTMEDİ:
-DSP Hükümeti Döneminde TSK tarafından yine etkisiz ve yokedilme noktasına getirilmiş olan PKK, AKP ve Hilmi Özkök'ün Büyük Yardımları ile ABD'nin Irak'ı Tekrardan İşgal Edip, PKK'nın tekrardan güçlenmesi sağlanmıştır.
-AKP terörü bitirmek için asla herhangi bir adım atmıyor.
-Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, ABD ile yaptığı 9 maddelik gizli anlaşmada TSK’yı zayıflatan ve PKK'yı yasallaştıran ve güçlendiren maddeler var. Ve bu maddelerin hepsi de gerçekleştirildi.
- Erdoğan'ın Özel Temsilcisi olan MİT Müsteşarı Hakan Fidan AKP'nin PKK ile işbirliği yaptığını resmen doğradı. Buda Vatan Hainliğinin belgesidir.
-Şehitlerimizin sorumlusu: "AKP’nin Kürt Açılımı Politikası ve ABD-AKP-PKK-BDP(DTP) İşbirliği"
ÇÖZÜM, PKK TERÖRÜ NASIL BİTER:
-NATO'dan çıkılacak, Amerikaya rest çekilecek, Avrasya ülkeleri(İran, Suriye, Çin) ile milli çıkarlarımız doğrultusunda ekonomik anlaşmalar yapılacak(hedef Türk Birliği).
-Kuzey Irak, aynen Kıbrısta yapıldığı gibi, yasal haklarımıza dayanarak, oradaki Türkmen Soydaşlarımızın yardımı ile ele geçirilmeli, ve bölgedeki bütün PKK’lılar 1-2 günde etkisiz hale getirilecek.
-Doğu Anadolu'da İş Garantisi ve Tarih Dersleri
Ayrıntılı Bilgiler için giriniz

Şemdinli, Hakkari'nin İlçesi, Türkiye, İran, Irak Üçgeni

Mesajgönderen TurkmenCopur » 26 Ara 2010, 00:20

Şemdinli, Hakkari'nin İlçesi, Türkiye, İran, Irak Üçgeni

Hududu burada dağlar çizer. Ama bu hudut artık Aralık gibi, Nusaybin gibi değil! Niye mi? Yıl 1992 derseniz, artık terörümüz var, teröristimiz var, terörist -kaçakçı ya da kaçakçı- teröristimiz var. Artık görevler de farklıdır; size emanet edilmiş askeri koruyacaksınız, vatandaşımızı koruyacaksınız, zamanınız kalırsa bir de dağları koruyacaksınız. Hayal ettiğinizden daha zor bir iş bu.

Resim

Bu hudutta artık işler de değişmiştir; Aralık'ta, Nusaybin'de çıkardığınız üç beş kişilik pusu, olmuştur artık akıncı kolu. Nerden baksanız en az on beş yirmi, belki otuz, belki elli. Bu sayı zamana göre, tehdide göre, yaza ve kışa göre değişir. Bu hudut Aralık'a benzer, ama çok sert, yalçın kayalık, inmek bir türlü, çıkmak bir türlü. Dağm taşm hudut olduğu bu bölgede, kuş uçmayacak diyorsanız, her yüz metrede bir akıncı kolu gerekir. Bu ne demek? Bu on kilometre için, yüz akıncı kolu demektir. Ne için? On kilometre için! Aralık'ta İran hududu elli kilometre. Gerisini siz hesaplayın artık; bu hudut nasıl korunur, geçenler nasıl geçer...
Şemdinli coğrafyasını bilmeden terörü de anlatamazsınız, kaçakçılığı da. Yanlış değerlendirmeler bizi daima yanlış sonuçlara ulaştırır. Yanlış sonuçlar yanlış kararlara yol açar. Bilmeden konuşmamak en iyisi!
Biz Şemdinli'ye üçgen deriz ama terörist dilinde üçgen esas burasıdır: Türkiye, İran ve Irak'ın birleştiği nokta. Sağdaki sıfır noktasının aşağıdan yukarı uzanan dilimi İran, bu noktadan aşağı gelen sınırın solu Irak. Bize doğru gelen girinti ise Şemdinli. Bu nokta her ne kadar sizin bizim haritamızda Dalamper Dağı olarak geçse de terörist kitabına göre ya da literatüründe adı Zağros'tur, ünlü Zağros! Bu ismi unutmaymız!

Katil terörist Abdullah Öcalan ne diyor Zağros için dinleyelim, dinleyelim de bugüne kadar anlamadığımız şu Zağros neymiş anlayalım artık:

"Benim nazarımda Zağros önemlidir. Burada ticaret çok belirleyicidir.
Üçgendedir (ŞEMDİNLİ ÜÇGENİ!). Bu bölge kaçakçılığın da merkezidir.
Burada bulunan sorumlu devletlerle, kaçakçılarla ve ticaret yapanlarla ilgisi ve irtibatı vardır.
Zağros eyaletinin yağlı ballı olması ticaretidir."

Bu söyleşi filan değil, katilin yakalandıktan sonra alman resmi ifadesidir.
Ne diyor efendim bu katil?
Diyor ki; Zağros, yani sıfır nokta, yani Şemdinli üçgeni kaçakçılığın merkezidir.
Başka?

Diyor ki; buradaki, devletler, kişiler, kaçakçılar, teröristler hep iç içedir. Onları bir araya getiren ise paradır.
Kime ne diyeyim, ne söyleyeyim başka...

Bu noktanın hemen güney batısı Hakurk'tur. Niye hemen? Çünkü Zağros'tan aşağı sarktınız mı, Hakurk'a düşersiniz. PKK'nın ana üssü. 91 Körfez Harekâtı'ndan bugüne kullandığı ana eğitim merkezi. PKK'nın can noktası. Niye?

Bakın katil Öcalan resmi ifadesinde ne diyor:

"Kuzeyde oluşan otorite boşluğu ve Birleşmiş Milletlerin bu bölgeye uyguladığı uçuşa yasak bölgeden de yararlanarak çok kısa zamanda büyük bir güç haline geldik. Çok sayıda silah, mayın, ağır silahlar ve mühimmat elimize geçti. Örgütümüzü kısa zamanda bu silahlarla donatarak büyük bir güç kazandık... "

Bu katil, ne diyor efendim?
Diyor ki; 1991 Körfez harekâtından hemen soma Irak kuzeyine yerleştik.

Başka?

Diyor ki; Saddam'ın geride bıraktığı tüm silahları aldık.

Başka?

Diyor ki; Hakurk sulak, bol yeşillik, bir girdik oraya, on beş yıl oldu çıkmadık. Her gün eğitim yaptık, atış yaptık, terledik.
Ayrıca diyor ki, Hakurk'u yalnız bırakmamak için Mezi, Ker-yaderi, Şive, Haftanin, Basyan gibi yerlerde de moral ve eğitim kampları açtık üyelerimiz için. Bir de utanmadan ilave ediyor. "Biz bunları yaparken, sahi siz nerdeydiniz?" Kime ne diyeyim...

İster hava indirme, isterseniz kara harekâtı yapın, teröristlerin kaçmak için iki seçeneği vardır. Ama bu iki seçenek önemlidir. Zira bu iki seçeneğe karşı, ne yazık ki sizin uygulayabileceğiniz seçenek yoktur. Nedir bu iki seçenek? Ya kuzeye ve doğuya İran'a kaçmak, ya da güneye, 36'ncı paralelin güneyine inmek! Her ikisi de sizi çaresiz bırakır; İran'a giremezsiniz, güneye inemezsiniz. PKK burayı, havası hoş, suyu güzel, gölgelik diye mi seçti sanırsınız? Üs bölgesi olarak burası, Türkiye'ye en yakın noktadır. Teröristler, Hakurk'tan çıkarak Ari üzerinden Gasto, Karakoç, Horyürek'e ilk iki saat içinde varır. Mezar Gediği üzerinden de ilk dört saatte Şemdin-li'ye girer. Aslında ülkemize giriş yapmıştın ama Şemdinli demek kolayımıza gelir. Zira Şemdinli küçük bir ilçedir, PKK girse ne olur! Türkiye tarihten gelen bir devlettir, büyüktür. Bu nedenle Şemdinli demek, aynı zamanda PKK'yı küçük görmek demektir.

Bu sınır boyunca, teröristlerin her eylem sonu İran'a kaçma imkânları vardır, yakalayamazsınız. Hiçbir fiziki güvenliğin olmadığı bu dağlarda, asker Allah'la baş başa, dua ederek hududu korur. Dalamper yani Zağros'u tutarsanız, sizi ne İran yakalayabilir, ne de Türkiye. Oyna dur, bir o yana, bir bu yana. Türkiye, İran, Irak arasında oyna dur. PKK'nın yaptığı da bu değil mi zaten? Yoksa niye Şemdinli, başka yer mi yok ülkemizde? Şemdinli üçgeni içinde İran sınırı nedir? PKK denen hainler, İran'ın verdiği destekle, tüm kaçak patikalarını tutmuş, haraç alır. Örgüte mali destek! Urumiye şehrinin çağdaş ve teknik imkânlarından yararlanır. Uyuşturucu kaçakçılığını kontrol eder. Yurt içinden gelen yeni katılımcıları misafir eder ve ağırlar. Zorda kalırsa Zağros'a çekilir. Daha zorda kalırsa hemen Hakurk'a geçer. En nihayetinde o güneye sarkar, siz sarkamazsınız!

Gelelim kaçağa. Hudutları gördünüz, o dağlarda inanın insan korkar, yalnız kalınca. Hudut dağlardan geçer, çaylardan geçer. İran'ın Mako ve Urumiye kentleri, Irak'ın Erbil ve Süleymaniye şehirleri esas olarak ülkemize yapılan kaçağın çekim merkezidir. Her şey gelir, her şey geçer.

Huduttan ne geçer? Ne istiyorsanız o geçer. Şimdilerde koyun İran ve Irak'ta ucuzmuş, koyun geçer. Şeker geçer, öyle az uz değil, yüz binlerce ton. Biz Irak'a ihracat diye göndeririz ucuza. Kaçakçılarımız gider Irak'a ucuza alır ve ülkemize getirir. Yeni ambalaj yapar ve bize satar. Deri, yün, bakır, bağırsak, yedek parça. Uyuşturucu gönlünüze göre, eroin, baz morfin. Kısaca şöyle söyleyeyim; hangi mal nerde ucuzsa alınır, pahalı satılacak ülkeye getirilir. Dolayısıyla şu geçer bu geçer demek yanlış olur, bu liste ekonomik göstergelere göre değişir. Dağdan gelen kaçağı ve geçeni kontrol etmeniz imkânsızdır. Siz dağda olamayacağınıza göre her gün, onlar geçer. Kaçağı ancak yol güzergâhlarında kesebilirsiniz. Kesersiniz de hayvan kaçakçılığını yoldan da geçse kesemezsiniz.
Niye?

Kesemezsiniz işte. Ne demek o?
Bu şu demek, gelen hayvan geçer demek. Nasıl mı? Uyuşturucuyu yakalamanız hemen hemen imkânsız! Niye mi? Gelin isterseniz bu konulara Başkale'ye gelince bakalım. Ama yine de derseniz; bu hududu, bu şartlarda, bu yetkiyle, bu arazide koru. Fiziken güvenlik de yoksa zor, çok zor.

Kaçığın her türlüsü ile mücadele ettik ama bakır kaçakçılığı ile mücadelenin çok anısı var bende. Genelde bakır Alan Köyü ile güneyde Horyürek Köyü üzerinden ülkemize kaçak olarak gelir. Kamyonlarla değil bakır hududu at ve katır sırtında geçer. Bunlar külçe bakır. Körfez harekatı soması Irak kuzeyinden Saddam kuvvetlerinin çekilmesini müteakip Barzani ve Talabani peşmergeleri tarafından yörenin tüm enerji nakil hatları, telefon kabloları ve bunlarla ilgili atölyeler yağmalanmıştır. Buralardan elde edilen saf ve işlenmiş bakır yüksek ateşte eritilerek altın külçesi şeklindeki kalıplara dökülmüş daha gerek Irak üzerinden gerekse Irak üzerinden kaçak olarak yurdumuza getirilmiştir.

O zamanlar terör var terörist var, öyle bir iki timle araziye çıkmak zor. Bunu fırsat bilen kaçakçılar önce katır sırtında hudutlarımızı aşmış soma en yakın köylerde bu bakırı depolamışlardır. Müteakiben kamyonlarla iç bölgelere sevk etmişlerdir. Buraya kadar normal. Biz geldik Şemdinli'ye, başladık yakalamaya bakırları ve sanıklarıyla sevk ettik adli makamlara. Kırk yıl siz kırk yıl da biz düşünsek aklımıza gelmez, ne yaptılar kaçakçılar biliyor musunuz: Köylerden bir tanesinde bakır eritme atölyesi ruhsatı aldılar Ticaret ve Sanayi İl Müdürlüğünden. Kaçak gelen bakıra fatura kestiler bu atölyede üretilmiş ya da elde edilmiş gibi göstererek. Bu faturaları mahkemelere ibraz ettiler ve de aldılar bakırları ellerini kollarını sallayarak gittiler. İnanın şaşırdım ve inanamadım. Binlerce ton bakır nasıl göz göze gider! Şemdinli'de gitti diğer bölgeleri bilmiyorum. Hakim İzzet Bey'e başvurdum, bu konuda detaylı ifade vereceğim, dedim. Kabul etti.

Başladım anlatmaya:

"Efendim. Biz bakırları huduttan geçerken yakalıyoruz tam hudut hattında. Onlar iç bölgeden fatura getirip kaçak bakırı yasal hale getiriyorlar. Soma tüm Şemdinli'deki bakır olan kap kaçağı toplasanız bir ton bile etmez. Ama bunlar binlerce ton bakırı Şemdinli'de eritilmiş gibi gösterip gene alıyorlar. Bu bakırlar kaçaktır ve kaçak işlem yapılması gerekir diye düşünmekteyim".

Aldı ifademi Hakim İzzet Bey. Dosyayı Ağır Cezaya gönderdi. Sonuç? Sonuç yok. Niye? Ağır Cezada beraat etti kaçakçılar, hazine avukatları bu karara itiraz etmediler ve binlerce ton kaçak bakır gözümüzün önünden geçerek yurt içine gitti. Bunu da fırsat bilen kaçakçılar, kaçak bakırı yurt içine getirip bize ihbar etmeye başladılar. Biz bin bir zahmetle ve hatta ölüm tehlikesini bile göze alarak kaçağa müdahale ettik, kamyonlarla ilçe merkezine getirdik. Demin anlattığım gibi bir müddet sonra kaçakçılar mahkeme kararı ile kaçağı alıp gittiler.

Kaçağa yanmıyorum. Bu kaçaktan para alan teröristlerin silah alıp, mermi alıp, roket alıp bizi şehit etmelerine yanıyorum inanın.
Sadece bu olsa gene iyi ya tütün? Kaçak dedik zira kanunlarımız gümrük kapısı dışındaki yerlerden geçen malı kaçak sayıyor, kaçak dedik yüzlerce ton tütünü yakaladık. Şemdinli merkezine getirdik. Tekel İdaresi zamanında elden çıkarmadı tütünleri. Hepsi çürüdü gitti. Biz çektiğimizle kaldık.

Hele ki çıkış kaçağını hiç sormayın! Tam hudutta ele geçiriyoruz şahısları, ellerinde çıkışa getirdikleri mallarla. Dur, deyip yakalıyoruz. Bin bir zahmetle çileyle getiriyoruz. Gene sonuç yok. Mallar şahsa geri veriliyor biz de seyrediyoruz.

Bu kaçakçılık ne menem şey inanın anlamadım. Kanunlarımız mı yetersiz yoksa insanlarımız mı? Bir yandan terörle mücadele, teröristle mücadele diğer yanda kaçakla mücadele inanın kolay değil. Bildiğimiz ve emin olduğumuz bir şey var sa o da, kaçağın terörü beslediği, teşvik ettiğidir. Kaçağı önlemeden teröre son veremezsiniz!

Neyse biz gene, elbet büyüklerimizin bildiği bir şey vardır deyip Şemdinli'ye dönelim. Şemdinli önemli, Şemdinli hassas, hayati bir değeri var Şemdinli'nin. Onu korumak gerek, ona sahip çıkmak gerek.
Bir başlangıç yapmak isterseniz eğer, Derecik'i ilçe yapın. Bütün kamu kurum ve kuruluşlarını, yani devleti oraya götürün. Büyük bir sınır kapısı açın, isteyen resmi olarak Irak'a yani Barzani'ye gitsin, gitsin de biz bilelim neyin ne olduğunu, kimin kim. Irak'a ticareti Derecik üzerinden açm, vatandaş biraz para görsün, ekmek parası. Hep şehit olacak değil ya! Şemdinli Derecik yolunu asfalt yapın. Derecik'teki madenleri işletin. Biz devlet isek eğer, Hacıbey Çayının kenarına sahil gazinoları açın, vatandaş biraz medeniyet görsün, bilsin orası dağ başı değil! Yeşilova üçgenini tel engelle ve aydınlatmayla çevirin, çevirin ki, Irak'takiler devlet ne demek görsün! Yapabilirseniz eğer, inceleyin, Şemdinli Çayı öyle bildiğiniz çaylardan değildir, çağlayan gibidir o, baraj yapın!

Konur'daki jandarma bölük binasını Allah aşkına bitirin! On iki yıl oldu, yeter artık, köylü bölüğünü istiyor. Orası bir vadi, herkes geçer oradan. Siz yoksanız başkaları vardır. Şemdinli çıkışındaki zengin mermer ocaklarını işletin. Şemdinli balını ve cevizini ülkemize tanıtın. Ceviz ağaçlarını korumaya alın. Üzüm bağlarını teşvik edin.

İnanın sizi anlamıyorum. Bundan iki bin yıl önce o yörede yaşayanlar, kaçakçılık mı yaparmış acaba? O ceviz, o üzüm, o bal, o hah, o kilim nereden gelmiş, baksanıza bir tarihinize.
Biliyorum Şemdinli bize çok uzak. Biliyorum Şemdinli'ye gitmek zor. Ama paylaşmak var ya , sahip çıkmak, bizim demek var ya bizim demek, hele ki sevmek her sorunu çözüyor. Elbet tek başınıza olmaz bu iş. Bu birlik işi. Zorluğu paylaşmak işi. Siz gene inanmayın ama ben size söyleyeyim. Küçük bir ilçe. Adli amir, Cumhuriyet Savcısı Bülent Yılmaz. Adli amir, Hakim İzzet Yeşilkaya. Mülki amir, Kaymakam Ahmet Saraç. Emniyet amiri, Başkomser Alen Mengi. Askeri amir, Şemdinli tabur komutanı bir binbaşı. İlçe jandarma komutanı Yüzbaşı Turhan. Yıl 1992. Yıl 1993 ve 94. Beraberdik. Her tehlikeyi beraber göğüsledik. Mermi yağmurunda beraber yere yattık.

Söz konusu vatan olunca, bayrak olunca, birliğimiz, bütünlüğümüz ve cumhuriyet olunca aynı adımları beraber attık. Terk etmedik birbirimizi. Halk devleti gördü ve de otoritesini. Biz nasıl ayakta durduk sanırsınız, üç vatan evladı ile üç yüz haine? Hatırlayın 90'lı yılları. Hatırlayın yılda beş yüzün üstünde şehit verdiğimizi. Hatırlayın şahsi çıkar düşünmeden her şeyini bu vatana feda edenleri. Ne oldu? Unuttuk mu yoksa?
Dün İzzet Bey aradı, hakim. Önceki gün Ahmet Bey. Somadan, Doktor Hakan Bey, Emniyet Amiri Alen Mengi Bey,. Fatih, Kerem, hepsi aradı. Trafik kazası sonucu ölen Şemdinli Cumhuriyet Savcısı Bülent Yılmaz Beyi andık hep birlikte. Bu ne demek bilirler mi büyüklerimiz? Bu, birlik beraberlik demek! Bu ülkeyi, bayrağı ve insanı sevmek demek! Bu, bu sevgi uğruna ölmek demek!
İşte, ülkemizin bir yerinde, bir zamanda bir araya gelenler bunlar. Kim bunlar? Biziz! Öğretmeni, savcısı, hakimi, kaymakamı, komutanı, emniyet amiri, doktoru, vatandaşı, bir araya gelen biziz! Olabilir, her ülkede sorun olabilir. Mesele, sorunun çözümünü nerede aradığınıza bağlı! İnanın çözüm uzakta değil, çözüm bizde başkasında değil!
Şimdi tekrar sorarım sizlere, niye aylardır Şemdinli de Şemdinli? Görüyorsunuz değil mi, bu, kendisine "güç" diyenlerin savaşı.

Aslında güç kimdedir?
Bizim bildiğimiz ülkemizde bir tek güç vardır o da devlettir! Bilmediğimiz ise nedense hesap hep Şemdinli'ye sorulmuştur. Bize kalsa hesabı artık başka yerde aramanın zamanı gelmiştir. ..

Kaynakça
Kitap: HESAPLAŞMA
Yazar: ERDAL SARIZEYBEK
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön PKK: PKK Amerikan Ordusunun Bir Parçasıdır, PKK Bir Kürt Hareketi Değildir, Türk ve Kürt Kardeştir ve Asıl Düşmanımız ABD ve Onun Emirkulu Olan AKP'dir!

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir