Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Yargı Hakkında Öngürüler ve Öneriler

Seçim İçin Ön Hazırlık ve Girişimler – Bölüm 3

Burada Türk Yargısı ve Demokratik Sistemi'nin Nasıl Siyasallaştırıldığı hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Yargı Hakkında Öngürüler ve Öneriler

Mesajgönderen TurkmenCopur » 01 Eki 2011, 04:05

YARGI HAKKINDA ÖNGÖRÜLER VE ÖNERİLER

Seçim İçin Ön Hazırlık ve Girişimler – Bölüm 3

ÖNGÖRÜLER


Demokrat Yargı açısından ise HSYK seçimlerine hazırlanma çabasının temel zemini bir kaç temel tespitin üzerinde yükseliyordu. İlk olarak, HSYK seçimi sorununa gündemdeki Anayasa değişikliği referandumunun mevcut politik tercihleri üzerinden bakmayı zorunlu kılıyordu. Bu anlamda "evet" ve "hayır" tercihlerine bağlı bir HSYK seçim stratejisi öngörmek gerekiyordu. Başka deyişle, Demokrat Yargı açısından "evet" tercihini benimseyen tüm tarafların HSYK seçim sürecine nasıl bir ittifakla taşınabileceği ve bunun araçlarının ne olacağı sorunu üzerinde düşünmeyi zorluyordu. Buna bağlı olarak ikinci önemli unsur ise HSYK seçiminin referandum süreci içindeki demokratikleşme ve sivilleşme söylemleri ile bağını belirli bir tutarlılık içinde geliştirme sorunuydu. "Üstünlerin hukuku değil hukukun üstünlüğü" sloganı hükümet tarafından en çok ileri sürülen slogan idi. Peki HSYK seçim sürecinde yüksek yargı ve Adalet Bakanlığı gibi bir "üstün"ün varlığı sorgulanmayacak mıydı? Kuşkusuz bu sorunun cevabının takip edilmesi görevi de referanduma "evet" propagandasında aktif rol alan bana ve diğer Demokrat Yargı yöneticilerine ait idi. Ve üçüncü olarak ise, HSYK seçiminin belirli bir PROGRAM temeline sahip olması zorunluluğuydu. Bu nokta da hem adayların tercih edilmesinde hem de seçildikleri takdirde HSYK üyelerinin sorumluluklarının neler olduğunun belirlenmesinde ilân edilmiş olan bu program temsil ilişkisinin de niteliğini belirleyecekti.

ÖNERİLER

1. Platform


Yukarıdaki soru ve sorunlardan birincisi açısından önerilen "evet" tercihine dair bütün tarafların içinde yer alacağı bir PLATFORM inşa etmekti. Her kesimin temsil edileceği bu platform, HSYK seçim sürecini örgütleyecekti. Bunun için Adalet Bakanı'ndan başlayarak o günlerin Müsteşar Yardımcısı İbrahim Okur ile ve oradan da yargı içindeki ideolojik-politik-dinsel tüm farklı kesimlerle "temsilcisiz" olarak ilişki kurmak gerekiyordu. Bu anlamda tüm siyasal ve toplumsal farklılıklarını bugüne kadar hep "tezgâh altı" ilişkiler içinde yaşayan yargının ilk kez denetlenebilir, açık, kamusal bir alana girmesi mümkün olabilecekti. Böylece, herhangi bir dinsel, etnik kesim, politik grup veya cemaat, seçim sürecini "tezgâh altından" yürütmemiş olacak, her kesimin kendini temsil ettirdiği bir demokratik ittifak alanı doğacaktı. Dahası, denetlenemeyen örgütlü grupların kendi gizli çalışmaları ile devlet alanındaki faaliyetleri arasındaki özdeşlik tehlikesi de ortadan kalkacak, yargıda herkesin görebileceği, denetle-yebileceği, sorgulayabileceği bir kamu alanı doğacaktı. Dolayısıyla, platform önerisinin hem sürecin tüm farklı kesimlerinin temsil edilmesine uygun geniş bir beşerî kapsam oluşturma imkânı bulunmaktaydı, hem de tüm seçim çalışmalarının bir yandan yargı içinden diğer yandan da toplumdan gelen denetlenme taleplerine açık bir niteliği bulunacaktı.

Platform önerisi için, bu sürecin negatif ve pozitif bütün aktörleri ile ayrım yapmaksızın görüşmek gerekiyordu. Hükümet, Adalet Bakanlığı, bürokrasi ve yüksek yargı negatif aktörleri, yargı içindeki tüm gruplar ise pozitif aktörleri oluşturuyordu. Negatif aktörlerden müdahil olmamalarını, seçimin demokratik yönde işlemesi için pozitif bir tutuma yönelmelerini ve yargıdaki demokrasi sürecinin toplumsal ve siyasal zeminlerini güçlendirmelerini, pozitif aktörlerden ise müdahil olmalarını ve HSYK seçim sürecini yeni bir yargının inşasına dönük bir tarihi âna dönüştürmelerini isteyecektik. Böyle bir girişimin bir ilk olması itibariyle tüm geleneksel siyasal ve kurumsal taraflar arasındaki bilinen güven sorununu aşmak yönündeki tarihî bir fırsatı da beraberinde getireceğini öngörmemek mümkün değildi.

2. Adalet Bakanlığı'nın sürecin dışında kalması

Adalet Bakanlığı'nın bu sürecin dışında kalması ve HSYK seçim hazırlıklarının, hâkim ve savcı tabanının kendi dinamiklerinin harekete geçirilmesi yoluyla yapılması hususu, bir önerinin ötesinde, Demokrat Yargı açısından bir kırmızı çizgiyi ifade ediyordu. Bu nedenle Adalet Bakanlığı, yaklaşık 600 tetkik hâkimini bünyesinde barındırması nedeniyle temsil edilmesi gereken alanlardan birisi olacak, fakat bakanlık bu süreci yönetmeyecekti. Bu durum, referandum sürecinin demokrasi, hukukun üstünlüğü, sivilleşme söylemlerinin içinden bakıldığında, Adalet Bakanlığı ve Hükümet açısından, aynı zamanda rasyonel bir politika olarak öne çıkıyordu. Hattâ, demokratikleşme söylemlerine dayalı aynı öngörüler nedeniyle Adalet Bakanlığı bürokratlarının adaylıkları kimsenin aklında olmadığından bu konuda, ilk zamanlarda herhangi bir vurgunun yapılması dahi akla gelmedi. Nitekim, Anayasa Mahkemesi'nin Anayasa değişikliğini idarî kadro ve yüksek yöneticilerin Cumhurbaşkanı tarafından HSYK'ya üye atanması yönünden kısmen iptal etmesi ile birlikte Bakanlık bürokratlarının kendilerini HSYK'ya taşıyacak yeni bir politik çizgi geliştirmeye başladıkları tahmin edilebilir. Dolayısıyla, süreç içinde bakanlık bürokratlarının aday olacaklarının anlaşılmaya başladığı ândan itibaren Adalet Bakanlığı'nın HSYK seçim sürecini örgütlememesi gerektiği önerisi, aynı zamanda bürokratların da aday olmaması gerektiğine dair bir başka ilkesel itiraz ile birleştirildi.

3. Program

HSYK seçimlerinin seçmen ile üye adayı arasındaki ilişkiyi gerçek bir temsil-vekâlet ilişkisine dönüştürebilmesi için, seçim aktörlerinin bir program temeline sahip olması gerektiği hususu aslî bir vurgu olarak öne çıkarılmalıydı. Elbette ki bir seçimi seçim yapan ana unsurlardan birisi de buydu. Dahası HSYK seçimini demokratik bir ortama taşımak bakımından da program oluşturmak ve yargıç ve savcılara ulaştırmak en öncelikli noktayı oluşturuyordu. Bu öneri sonucunda Demokrat Yargı tarafından "İnsancıl Yargı" başlıklı bir program hazırlandı.

Kaynakça
Kitap: Yargı Meselesi Hallolundu! Yargıçların "Eşekli Demokrasi" ile İmtihanı
Yazar: Orhan Gazi Ertekin
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Türk Yargısı ve Demokratik Sistemi Nasıl Siyasallaştırıldı?

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir