1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

Yargıdaki Dönüşümü Hangi Bakan İtiraf Etti?

MesajGönderilme zamanı: 10 Eyl 2011, 23:02
gönderen TurkmenCopur
YARGIDAKİ DÖNÜŞÜMÜ HANGİ BAKAN İTİRAF ETTİ

Resim

Yargıdaki başkalaştırmanın, toplumun en etkin denetim yollarından birinin siyasal iktidarın güdümüne girmesi ön görüntüsünün arkasına bakıldığında, siyasal iktidarın politikalarına ve uygulamalarına engel olmayan güdük bir denetim tercihinin varlığı açıktır. Bu tercih, AKP’nin “uyumlu İslam” yanıyla koşut olarak yürütülürken, aynı zamanda kapitalizmin vahşiliği ve krizinin çözüm yollarıyla da koşuttur. Bu ikinci koşutluk, aslında krizin yaşandığı diğer ülkelerde de farklı operasyonlarla sürdürülmekte; yargı, hem hukuksal değişimlerle hem de kadrolaşmalarla (tasfiyeler ve yandaş atamalarla) ayak bağı olmaktan çıkarılmaktadır.

Yargıdaki başkalaştırma, kapitalizmin krizinin aşılması ve malî sermayeyi kurtarma operasyonları göz ardı edilerek anlaşılamaz. Asıl olarak da, kamusal kaynakların, toplumdaki adaletsiz bölüşümü düzeltme yerine, gelirin paylaşımında zaten yüksek pay alan en zengin gruba ve uluslararası sermayeye aktarılmasında kullanılan çeşitli yolların önünün açılmasında yargının rolü görülmeden, başkalaştırmanın anlaşılması olanaksızdır.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı’nın Ekonomi Gazetecileri Derneği’nin düzenlediği toplantıda söylediği “yargısal reformlarla güçlü bir yatırım zemini oluşturmak zorundayız”, “yargı mekanizmasının iyi işlememesi nedeniyle bazı özelleştirmeleri yapamadık” şeklindeki sözler, yargıdan yakınmayı ve yargıyı dönüştürmenin nedenlerini açık olarak anlatmaktadır. Bu itiraf yeni de değildir. Başta Başbakan olmak üzere sıklıkla yinelenmiştir.

Kendilerinin çok sarıldığı “demokrasi”, operasyonları ve toplumun bir kesimini koruyan oyunları barındırmaz gözükse de, kapitalizmin sınırsız uygulanmasını savunanlar görüşlerini açık açık söylemekten kaçınmazlar. Hiçbir engelle de karşılaşmazlar. Örneğin, özelleştirmeyi sınırsız savunmak serbest, eleştirmek, emekçilerin ideolojik saplantısı görülür; işçi çıkarmak meşru, buna karşı greve gitmek ideolojik olur. Melih Cevdet Anday’ın deyişiyle “su başlarını tutan devler”, düşünür, söyler, kuralını koyar ve uygular da, emekçiler yalnızca “düş” kurar. Düş kurar ama eyleme geçemez. Öğrenciler, parasız eğitimin; işsizler, çalışmanın düşünü kurabilirler; ancak bunu dile getiremezler. Yıllarca serbest piyasayı ve sınırsız finansal hareketi savunan ve uygulayanlar, devletin hiç olmazsa sosyal müdahalesine bile dayanamazken, krize düşünce devlete sarılmaktan, onun organlarıyla oynamaktan kaçınmazlar da, -hiç olmazsa- “demokratik, lâik ve sosyal” hukuk devletini ve adaletli bir düzen içinde adil yargılanmayı savunma “anayasal mekanizmaların iyi işleyememesi” olarak tanımlanır.

Kısacası, onlara göre, “düşler sizde, sözcükler başkalarında” olmalıdır. Düşler sözcüklere dönüştürülmedikçe de “hiç” olunur.

Ali Rıza Aydın
Odatv.com
10.09.2011 16:44


http://www.odatv.com/n.php?n=yargidaki- ... 1009111200