Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Yargı Baskı Altında

Burada Türk Yargısı ve Demokratik Sistemi'nin Nasıl Siyasallaştırıldığı hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Yargı Baskı Altında

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Kas 2010, 16:50

Yargı Baskı Altında

Yargı organı, Türk Silahlı Kuvvetleri ve üniversiteler ile birlikte ve özellikle ordudan aldığı kuvvetle Küresel Gladyo'ya direnmektedir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, AKP'yi kapatma davasında Kemalist Devrim'in küresel güçler tarafından yıkıldığını cesaretle belirledi. Küresel Gladyo, derhal Yargıtay C. Başsavcılığının üzerine çullandı ; Cumhuriyet'in savcılığını "Ergenekoncu" ilan etti. Aynı süreçte Gladyo'nun Meclis'ten geçirdiği türban yasağının kalkmasına ilişkin Anayasa değişikliği Anayasa Mahkemesinin önüne geldi. Artık savaş, Cumhuriyet'in son kalelerini savunma mevzilerindeydi. Yargıtay, Danıştay, YARSAV gibi yargı kurumları, birbirini izleyen bildiriler yayımlayarak Cumhuriyet Devrimini ve yargısını savundular. Anayasa Mahkemesi de türban kararıyla aynı direnme hattında bulunduğunu ilan etti.

Bunun üzerine Gladyo, yargı organlarına karşı, her tür mafya yöntemiyle ve elindeki bilgi kirletme araçlarıyla hayasız ve alçakça bir saldırıya geçti. Bütün Türkiye bunu gözlemledi. Küresel Gladyo, AKP yönetiminin devam etmesine karar vermişti; Anayasa Mahkemesi ne bütün milletlerin gözü önünde baskılarda bulundu. Anayasa Mahkemesi, bu koşullarda kararı açıkladı. Açıkladı diyoruz, karar verdi diyemiyoruz. Çünkü karar, SüperNATO merkezlerinde oluşturulan görüşe ve bazı "uzlaşma" denen çözümlere göre ayarlanmıştı. Her şeyin, hatta altı-beş oylamasının bile küresel ölçekte ayarlandığı medyaya yansıyan yaygın değerlendirmeydi. Hatta kararın açıklanması dahi Anayasa Mahkemesine bırakılmadı. ABD Gladyosu'nun seçkin kurmaylarından Mark Parris, AKP'nin kapatılmayacağını, oylamanın 6-5 sonuçlanacağını, Haşim Kılıç'tan önce kamuoyuna bildirdi.

Kararın içeriği, Gladyo'nun küresel merkezinin dayatmalarına uygundu. Kararı sevinçle karşılayan veya eleştiren yorumcular, bu kararın tarihsel bir "uzlaşmanın ürünü" olduğunda birleştiler. Uzlaştığı söylenen güçler boy sırasına göre belirtildi. ABD, AB, TSK Komuta Kademesi, İstanbul sermayesi. 30 Temmuz 2008 günü Anayasa Mahkemesi kararıyla bir ateşkes ilan edildi.

Bu ateşkesin şartları şöyle özetlenebilir:

1. Hükümet ve Çankaya mevzisi, ABD'ye bırakılmıştır. Türkiye'nin, ABD BOP Eşbaşkanlığı marifetiyle ve Çankaya'ya yerleştirilen ABD ile gizli hizmet sözleşmesi yapan personel eliyle yönetilmesi devam edecektir.
2. AB'ye uyum ve reform süreci adı altında Kemalist Devrim'in yıkılması programı kararlı olarak yürütülecektir.
3. TSK'nin terfi sistemine dokunulmayacaktır.

Soru şudur:

14 Mart 2008 günü AKP'yi kapatma davası bu sonuca ulaşmak için mi açılmıştır? Elbette hedef bu değildi.

14 Mart 2008 günü Cumhuriyet Adaletinin arkasında Cumhuriyet'in gücü vardı. Bu güce kuşkusuz Türk Ordusu da dahildi. Aradan geçen 4,5 ay içinde ne olmuştur da Cumhuriyet'in iradesi zayıflatılmış ve hatta kırılmıştır?

Küresel Gladyo'nun tehdit olanaklarını biliyoruz:

- Etnik çatışma ve gerici kalkışma tehditleri, PKK terörü ve Haçlı İrtica kalkışmaları.
- Sıcak para akışının kontrolü sayesinde Türkiye'nin büyük tefecileri ve borsa üzerinde ekonomik baskılar.
- Ordunun terfi sistemine müdahale tehditleri. Anayasa Mahkemesi, işte o kararı Gladyo'nun küresel merkezinin bu dayatma ve baskıları altında verdi.

Yargıtay C. Başsavcılığının davası kuşkusuz sağlam hukuki gerekçelerle Cumhuriyet'in yasallığına dayanıyordu. Ancak atılan bu yargısal adımın çok önemli siyasal sonuçları vardı. Herkes biliyor ki, bu adım ancak güçler dengesi doğru hesap edilerek ve başarı hedefine ulaşma olanağı güvence altındaysa atılabilirdi. 30 Temmuz 2008 günü ilan edilen ateşkeste tutulan mevziler göstermiştir ki, ortada bir hesap hatası vardır. Ve bu hata, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı na ait değildir.

Görüldüğü gibi. Anayasa Mahkemesi, AKP kapatma davasındaki kararını yargı süreci sonucu hukuka göre değil, siyasal kaygılarla ve kuvvet dengelerine göre verdi. Türkiye, bu olayı ilk kez yaşamıyor. AB'den gelen "serbest bırakın" baskılarıyla PKK güdümlü bölücü partinin yöneticileri hakkındaki yargı kararının hiçe sayılması hatırlarda.

Yargı üzerindeki emperyalist baskılar, Ergenekon soruşturmasında da pervasızlıkla sergilenmiştir. İstanbul'da, denmektedir ki, bir Başsavcılık vardır. Fakat o Başsavcılığa bağlı olduğu sanılan bir savcı, bir "Ergenekon Operasyonu" yürütür. Bu operasyonun sonuna kadar götürülmesi talimatları, "Ordu ve Devletin içine girilmesi" emirleri, "Talat Paşa Komitesi'nin dağıtılması" yönlendirmeleri açıkça ABD ve AB'den gelmiştir. İstanbul'un yasal Başsavcısı, Ergenekon İddianamesini açıklarken, ısrarla bu iddianameyle ilgisinin bulunmadığını belirtmiştir; hatta içeriğini eleştirmiştir. Apaçık görülmektedir ki, yasadışı bir el duruma hâkimdir. Genelkurmay Başkanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığı sık sık bildiriler yayınlayarak, Ergenekon Savcılığını yalanlamaktadırlar ; ancak sıradan yurttaşlar gibi çırpınmakla kalıyorlar ve Türk Ordusu Ergenekon Savcısının sızdırdığı psikolojik savaş malzemeleriyle sürekli yıpratılmaktadır.

Çünkü Türk Devleti'nin içinde bir Gladyo vardır ve asıl devlet yetkileri ondadır ve o Gladyo uzaktan kumandalıdır ; Atlantik ötesinden güdülmektedir ; SüperNATO'ya bağlıdır ve yargı üzerinde de baskısını kurmuştur.

Kaynakça
Kitap: Gladyo ve Ergenekon
Yazar: Doğu Perinçek
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Türk Yargısı ve Demokratik Sistemi Nasıl Siyasallaştırıldı?

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir