Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Dokunanını Yakıp Yok Olan Dosya

Burada Türk Yargısı ve Demokratik Sistemi'nin Nasıl Siyasallaştırıldığı hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Dokunanını Yakıp Yok Olan Dosya

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Ara 2010, 03:35

DOKUNANINI YAKIP YOK OLAN DOSYA

Oltaya Takılan Mühimmat


Erzincan Başsavcılığı tarafından başlatılan, Ankara'nın da devreye girmesiyle Erzurum Başsavcılığı'nın devraldığı ismailağa Cemaati soruşturması sonucunda 16 kişi hakkında dava açılmasıyla olayın bir boyutu sonlanmış gibi göründü. Oysa asıl kavgaya neden olan ve Cumhuriyet tarihinin ilklerinin yaşanacağı dönem işte tam da bu noktada başladı.
Soruşturmanın sivil ve askeri bürokrasiye yansıması vardı ki, oradaki kavga daha çetin ve sertti. Cumhuriyet tarihinde görülmemiş operasyonlar, baskınlar art arda gerçekleşti.
Tüm bunlara sebepse, görüntüde cemaate yönelik soruşturmanın başlamasından 2 yıl, olayların ortaya çıkmasından ise 2 ay sonra, yani 27 Ekim 2009'da DSI'nin Çatalarmut köyü yakınlarındaki barajında mühimmat bulunmasıydı.

Mühimmatı Bulanın Şüphesi

"Yerlere saçılmış durumdaki" mühimmatı bulansa baraj gölünde balık tutmaya giden bir yurttaştı. Soruşturmada gizli tanık "Göyne" olarak ifade veren bu yurttaşın o gün yaşadıkları ve yaptıklarına ilişkin anlattıklarını davanın iddianamesinden okuyalım:

"...balık tutmak için göle girdiğimde göl sularının çekilmiş olduğunu fark ettim. Oltamı suya atabileceğim uygun bir yer aramaya başladım. Bu sırada su derinliğini ölçen kulenin yakınına geldiğimde yeşil renkli, üzerinde yazılar bulunan bir cisim gördüm, biraz dikkatli baktığımda yan taraflarında bir adet el bombasının da olduğunu gördüm, etrafa saçılmış vaziyette çok sayıda mermilerin ve el bombalarının olduğunu görünce hemen aklıma Ergenekon terör örgütü geldi. Kendi kendime, herhalde bu Ergenekon'un mühimmatlarından birisi olsa gerek diye düşünerek ve daha önceden şahsen görüşmekte olduğum polis memuru Z'yi aramak istedim. Bu mühimmatların Ergenekon terör örgütü ile bir bağlantısının olabileceğini söyleyerek gereğini yapmaları konusuna ihbarda bulundum."

Gizli tanık Göyne kodlu yurttaş 155 polis yerine tanıdığı bir polisi arar hatta kontörü olmadığı için polise kendisini arattırır! Olay
yerinden de ayrılmaz ki "herhalde Ergenekon'a ait" diye düşündüğü mühimmatların başına bir iş gelmesin. Bunun ardından, aranan polis Z., Erzincan Emniyeti'ne, oradan da Erzurum Özel Yetkili Başsavcılığına olayı aktarır. Erzincan'da bulunan mühimmat için Emniyet'in Erzincan Başsavcılığı yerine Erzurum Savcılığı'nı bilgilendirmesinin nedenini Savcı Osman Şanal, Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yetkilerinin kendileri tarafından kaldırılması olarak açıklar.

Her Derde Deva Savcı

Mühimmat Erzincan'da bulunmuştu, ama işin içine silahlar girince haliyle devreye de Erzurum Özel Yetkili Savcısı Osman Şanal girdi. Erzincan'a gelen Osman Şanal'ın talimatıyla Erzincan 11 Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube'de görevli Üsteğmen Ersin Ergut ile Başçavuş Orhan Esirger gözaltına alındı. Ersin Ergut de Orhan Esirger, 20 Kasım 2009'da tutuklandı.

Rövanş Gibi Tutuklama

İki istihbarat askerinin ardından İl Jandarma Komutanlığında İstihbarat Şube Müdürü Binbaşı Nedim Sever de Erzurum'dan gelen Özel Yetkili Savcı Osman Şanal tarafından 25 Kasım günü gözaltına alındı. İstihbaratçı Binbaşı Sever 27 Kasım 2009'da tutuklanarak Erzurum'daki askeri cezaevine gönderildi.

AKP yanlısı Bugün gazetesinin 29 Kasım 2009'daki "İşte kaos planının ilk uygulayıcıları" başlıklı haberine göre, tutuklanan Jandarma İstihbarat şube müdürüne yöneltilen beş suçlama şöyleydi:

"Ergenekon'la organik ilişkiler kurmak, hayali delil ve istihbaratlarla Erzincan'da ismailağa kapsamında 17 ayrı yere baskın yapılmasına ve 26 kişinin gözaltına alınmasına neden olmak, sahte bilgi ve belgelerle yargıyı yanlış yönlendirmek, yasadışı telefon dinlemek, 'İrticayla Mücadele Eylem Planı'nı Erzincan'da 23 Mart 2009'da uygulamaya sokmak..."

Anımsayalım, İsmailağa Cemaati'ne yönelik soruşturma için düğmeye basılmadan önce il asayiş toplantısında konu gündeme gelmişti. Emniyet müdürlüğü herhangi bir suç belirlemesi yapmamıştı. Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner'in talimatıyla da İl Jandarma Komutanlığı istihbarat çalışması başlatmış ve elde ettiği bulgular üzerine de operasyon için düğmeye basılmıştı. Soruşturmada görev alan subayların art arta tutuklanması "cemaat soruşturmasının rövanşı alınıyor" tartışmalarını gündeme getirirken, o güne kadar görülmemiş gelişmeler de yaşanmaya başlandı.

Kaynakça
Kitap: CÜPPELİ ADALET
Yazar: İLHAN TAŞÇI
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: DOKUNANINI YAKIP YOK OLAN DOSYA

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Ara 2010, 03:35

MİT'e Baskın

4 Aralık 2009'da, Erzurum Yetkili Savcısı Osman Şanal, Erzincan Terörle Mücadele şube müdürünü arayarak, "Uç ekip hazırlayın, Erzincan'a geliyorum. Uç evde arama yapacağım" dedi. O gün Emniyet'e saat 14.30'da giren Şanal, arama yapılacak adresi açıkladı: MİT Bölge Başkanlığı!

Erzincan TEM şube müdürü başkanlığında üç Emniyet amiri ve üçer polis memurundan oluşan 13 kişilik 3 sivd ekibi yanına alan Şanal, Ordu Caddesi'ndeki MiT binasına geçti. Özel Yetldli Savcı Osman Şanal, binaya giriş için ön kapı yerine lojman girişini tercih etti. Burada bulunan güvenlik görevlisine arama yapdacağı-nı söyleyen Şanal, kapının açdmasını istedi. Şanal, "Burası MİT binası. Başbakanlıktan izin almanız gerekiyor" diyen görevliye elindeki arama kararını gösterdi.

Silahlar Çekilebilir

Durum hemen MİT Bölge Müdürü Şinasi Demir'e bildirildi. Yaklaşık 15 dakika kadar kapıda bekleyen savcı ve sivil polisler, içeri alındı. Bu sırada kapıdaki özel güvenlik görevlisi, belindeki silahın kılıf düğmesini açmıştı! Ancak herhangi bir silah çekme olayı yaşanmadı. Polisler, şube müdürü Demir de yardımcıları Kıvılcım Üstel ve Sadri Barkın Ince'nin lojmanlarına geçtiler. Demir'in lojmanındaki aramaya katılan Şanal, zaman zaman diğer aramaları da denetledi.

Yaklaşık 4 saat süren arama çalışmaları, 18.30 sıralarında tamamlandı. Şanal, Demir'e "Sizi silahlı terör örgütüne üye olmaktan gözaltına alıyorum" dedi.

MİT'in üç istihbarat elemanının suçu neydi derseniz; Osman Şanal'a göre, "irticayla mücadele eylem planım hayata geçirmek için kullandıkları elemanı zorla görevlendirerek Gülen Cemaatinin evlerine ve/veya okullarına silah, bomba vs. koydurmak... bu şekilde uydurma delil yaratma çabası içine girmek, kamu görevlileri hakkında illegal surette delil elde edip ordudan atılmalarına neden olmak... "

Osman Şanal Erzurum'a dönerken, üç MİT görevlisi Erzincan Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'ne götürüldü. 7 Aralık'ta Erzincan Devlet Hastanesi'nde sağlık kontrolünden geçen MİT görevlilileri, çıkarıldıkları Erzurum 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından tutuklandılar. MİT bölge müdürü ile iki yardımcısı aynı gün saat 23.00 sıralarında Erzurum H Tipi Cezaevi'ne gönderildi.

MİT'te Baskın Rahatsızlığı

Bölge müdürlüğünde yapılan işlemler için Başbakanlıktan izin alınmamıştı. Oysa MİT Yasası'na göre başbakanın izni olmadan MİT bölgesine girilemezdi.

MİT Müsteşarlığı da olayla ilgili 7 Aralık 2009'da yaptığı açıklamayla, üstü örtülü rahatsızlığını ve olması gerekeni aktardı:

"Halen devam etmekte olan Erzincan Bölge Müdürlüğü ünitemizde görevli mensuplarımızı konu alan soruşturma kapsamında, 0607 Aralık 2009 tarihli bazı basın yayın organlarında ilgili personelimizin MİT müsteşarı ve başbakanın bilgisi ve onayı ile gözaltına alındığına dair yayınlar gerçeği yansıtmamaktadır. Esasen 2937 sayılı 'Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununun 26.maddesi MİT mensupları ile ilgili cezai takibat yapılmasına ilişkin hükümleri belirlemektedir."

Dikkat çekilen yasa maddesi uyarınca, MİT mensupları hakkında soruşturma yapılabilmesi başbakanın iznine bağlıydı. Ancak açıklamadan da anlaşılacağı üzere böylesi bir izin alınmamıştı!

Çatışma An Meselesiydi

Erzincan MİT Bölge Müdürlüğü önünde yaşananların kamuoyuna yansıyan şekli buydu. Ancak olayın bir de akıllara durgunluk veren ama henüz kamuoyunun bilmediği boyutu vardı. MİT görevlilerinin silah kılıflarının düğmelerini açtığı an istihbarat elemanlarının aklından neler geçmemişti ki!?

CHP İzmir Milletvekili ve TBMM İnsan Haklan Komisyonu üyesi Ahmet Ersin, tutuklanmalarının üzerinden iki hafta geçen MİT elemanlarını 20 Aralık 2009'da Erzurum Cezaevi'nde ziyaret etti.

Olayın MİT açısından görünmeyen kısmı da tutuklu istihbaratçıların anlatımına göre şöyle gelişti:

Kurdoğlu cemaati içinde bulunduğunu belirten Erzincan kodlu bir öğrenci, Mayıs 2009'da MİT'in internet sitesine, cemaatin faaliyetlerine ilişkin bilgi vermek istediğini yazdı. MİT ana karargahı da gelen mesaj üzerine öğrenciyle görüşülmesi için Erzincan'a talimat verdi. Beş ay boyunca süren görüşmelerde öğrencinin verdiği bilgilerdeki tutarsızlık nedeniyle Ekim ayında ilişki kesildi.

Erzincan kodlu öğrenci Erzurum Özel Yetkili Savcısı Osman Şanal'a MİT görevlileri hakkında suç duyurusunda bulundu. Savcı Şanal da istihbarat görevlilerini Erzincan'da Albay Dursun Çiçek tarafından hazırlandığı iddia edilen "İrtica ile Mücadele Eylem Planı "nı uygulamakla suçladı.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: DOKUNANINI YAKIP YOK OLAN DOSYA

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Ara 2010, 03:35

Mühimmatı Polis Koydu

Istihbaratçılar kendilerinin telefonla aranıp ifadeye çağrılmamış olmalarından yakınırlarken, baskını da "gereksiz" olarak nitelendirdiler. Başlan sırasında doğal olarak kendilerinin ve korumaların silahları bulunduğuna işaret eden istihbaratçıların "çatışma çıkabilirdi" sözü, baskın günü her şeyin bir pamuk ipliğine bağlı olduğunu ortaya koyuyordu.

İstihbaratçıların dikkat çektiği konu, savcılık sorgusunda kendilerine "Jandarma istihbarat ile niye ilişkili olduklarının" sorulmasıydı. Kendileri de sorguculara, "iki kurum da istihbarat çalışması yapıyor, ilişkimiz son derece normal" yanıtını vermişti.
Şube Müdürü Şinasi Demir, gözaltına alınmasından 5 ay önce Erzincan'a atanmıştı. Şube müdürü, CHP İzmir Milletvekili Ahmet Ersin'e neden tutuklandıklarını bilmediklerini de aktardı. Barajda bulunduğu belirtilen mühimmatla hiçbir ilgileri olmadığını savunan istihbaratçılar, mühimmatın polisler tarafından "oraya" konulduğu iddiasındaydılar!
(Cumhuriyet, 22 Aralık 2009)

Hatta mühimmatın polis tarafından baraja atıldığı belirlenmiş ve tam bu komplo açığa çıkarılmak üzereyken istihbaratçılar gözaltına alınıp tutuklanmıştı; kendi anlatımlarına göre...
Askeri istihbaratçılar ve MİT elemanlarının tutuklanması ile Erzincan'da yürütülen cemaat soruşturması arasında bir bağ olabilir miydi?

Dönemin Erzincan Valisi Ali Güngör'e kulak verirsek, cemaatle ilgili bilginin kendisine gelmesinin hemen ardından Emniyet'e konuyu araştırma talimatı vermişti. Bir süre sonra ise günün Erzincan Emniyet Müdürü Ahmet Çimen iddiaların doğru olmadığı bilgisini valiye iletmişti. Hatırlayınız, cemaatlere yönelik soruşturmanın operasyonel altyapısını hazırlayan Jandarma istihbarattı! Dolayısıyla Emniyet'in "yasadışı faaliyeti yok" dediği cemaat için, "var" diyenler, tutuklananlardı...

Cemaatin istihbarat Mutfağından

İsmailağa Cemaati soruşturması Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner tarafından, il Jandarma istihbaratından gelen bilgi notu doğrultusunda 2 Kasım 2007'de başlatılmıştı. Zaten, baskınlarda görev alan da istihbarat şubesiydi.

Tutuklananlar da bu şubenin istihbaratçılarıydı! Soruşturmanın başındaki Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner de tutuklanan istihbaratçılar için şu yorumu yaptı:

"İsmailağa soruşturmasında bu arkadaşlar istihbaratta görevliydi. Ancak dinlemeleri yapan onlar değildi. Zaten dinleme TİB (telekomünikasyon İletişim Başkanlığı) üzerinden oluyor. Bunlar işin mutfağında görev aldılar. İstihbarat babında katkıları olmuştur." (Radikal, 4 Aralık 2009)

Taraf gazetesi 12 Haziran 2009'da "İrticayla Mücadele Eylem Planı" adlı, Albay Dursun Çiçek'e ait olduğu savlanan belgeyi "AKP ve Gülen'i bitirme" başlığıyla manşete taşıdı. İddiaya göre, AKP ve Fethullah Gülen Cemaati'ne yönelik bir yıpratma operasyonu yapılacaktı. Belgenin gerçek olup olmadığı tartışmaları sürerken, AKP yanlısı basın "irtica de Mücadele Eylem Planı"nın Erzincan'da uygulandığını yazdı. Buna dayanak olarak da tam iki yıl önce başlatılan ismailağa Cemaati soruşturmasını gösterdiler!
ismailağa Cemaati soruşturmasında şüpheliler arasında saydan Ahmet Albayrak'ın sahibi olduğu Yeni Şafak'ın 20 Temmuz 2009 tarihli haberinde "işte andıcın işaret fişeği" ve 29 Ekim'de de "Islak andıç Erzincan'da uygulanmış" başlıkları de Erzincan'a işaret ediliyordu...
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: DOKUNANINI YAKIP YOK OLAN DOSYA

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Ara 2010, 03:36

Gülen Yüzünden Tutuklandılar

Burada dginç olan şuydu:


Irticayla Mücadele Eylem Planı olarak adlandırılan belge, hakkında soruşturma yürütülen Fethullah Gülen Cemaati'ne yönelik olduğu için hukuk onu da korumaya alabiliyordu.

Bunun nedenini isterseniz Özel Yetkili Savcı Osman Şanal'dan dinleyelim:

"Erzincan Jandarma istihbaratta görevli olan üç jandarma, Irticayla Mücadele Eylem Planı'nı Fethullah Gülen Cemaati için uyguladıkları için ve dolayısıyla Ergenekon terör örgütüne üye olmaktan tutuklandılar. Soruşturmanın merkezinde, Fethullah Gülen Cemaati var. Yani üç jandarma, Gülen Cemaatine yönelik yapmayı düşündükleri davranışları yüzünden tutuklandı."

Fethullah Gülen soruşturması Ue eylem planının tarihsel zaman-lamasına bakarsak nasd bir sonuç çıkar? 12 Haziran 2009'da Taraf gazetesi "AKP ve Gülen'i bitirme planı"nı manşetine taşıdı. Tarafın haberine göre, belge Nisan 2009 tarihliydi.

Ancak Genelkurmay Başkanı Orgeneral ilker Başbuğ, 26 Haziran 2009'da düzenlendiği basın toplantısında, belgeyi kağıt parçası olarak nitelendirirken, dikkat çekici bir açıklama yapıyordu:

"Bu belgenin Nisan 2009'da hazırlandığını kim tespit etti? Belgenin üzerinde hiçbir tarih yok, arkadaşlar."

Belgenin tarihi yoktu ama böylesi "önemli bir belgeye" ulaşan gazetenin verdiği Nisan 2009 tarihini doğru kabul edersek karşılaşacağımız tablo şöyle:

Cemaate yönelik Kasım 2007'de başlatılan operasyon, Nisan 2009 tarihini taşıdığı belirtilen İrtica ile Mücadele Eylem Planı'nın bir parçasıydı. Oysa daha ortada ıslak imzalı belge yokken ve bu belgenin ortaya çıkmasından tam 2 yıl önce; planın bir gereği olarak cemaatlere yönelik operasyon düğmesine basılmıştı!

Erzincan Başsavcılığı, ordu içerisinde var olduğu savlanan cuntanın plan ve talimatları doğrultusunda cemaatlere yönelik soruşturmaları başlatmakla suçlandı. Başsavcılık bu suçlamaya ilişkin, "Soruşturma 2007 yılının sonlarında başlatılmış olup o tarihte iddia edilen andıç/kaos planı/irticayla mücadele eylem planının yürürlüğe konulması imkansız olduğu gibi dosya içerisinde iddia edilen eylemlerden hiçbirisine (silah konulması, uydurma şikayet dilekçesi v.s) dayalı delil mevcut" olmadığını açıklama gereksinimi duydu.

Darbenin Tanığı Bir Savcı

Erzincan'da başlayan ancak sayfalarca anlattığımız gelişmelerle dosyası Erzurum'a gönderden İsmailağa Cemaati'ne kıyısından köşesinden bir şekilde müdahil olan herkes bir şekilde Ergenekon soruşturması geçirdi, hatta tutuklandı.
Cemaat soruşturmasının hazırlığında bulunan ve tutuklananların isminin ilk nerede ve nasıl geçtiği de bu noktada önemliydi. Onun için Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner'in hakkında soruşturma yürüttüğü bir başka isim olan İliç Savcısı Bayram Bozkurt'un durumunun ayrıca irdelenmesi gerekir.

Bekir Buran isimli kişinin şikayeti üzerine İliç Savcısı Bozkurt hakkında soruşturma başlatıldı. Cihaner, aralarında tutuklanan Erzincan İl Jandarma Alay Komutanı Albay Recep Gençoğlu'nun da bulunduğu tanıkların ifadesine başvurdu. Ardından düzenlediği fezlekeyi Adalet Bakanlığı'na gönderdi.

Savcıya 11 Suçlama

7 Nisan 2009'da Adalet Bakanlığı'na gönderilen fezlekede, iliç Savcısı Bayram Bozkurt hakkında şu suçlamalar yer aldı:


• Yürüyen davada hakimi kastedip, "Hakim beyle görüştüm, zor ikna ettim, yalnız hakim beyi balayına gönderme sözü verdim," diyerek 1.750 TL istedi.
• Divriği Kalesinde yedi kişiyle kaçak kazı yapmaya gitti. Savcı Bozkurt gözcülük yaparken polis başlan düzenledi, ikisi yakalandı; Bozkurt ve diğerleri kaçtı.
• AKP ilçe başkanı ve iki kişiden borç alıp ödemedi.
• iliç'teki altın madeniyle ilgili çevreyi kirletmek suçundan yürüttüğü soruşturmada rüşvet istedi.
• Malvarlığı geliriyle orantısız, lüks araçlarla görülüyor.
• MHP ilçe Başkanı Ishak Kaçmaz de bir türbede izinsiz kazı için Jandarma komutanına teklif götürdü. Bu işte Emniyet amiri ve hakimin de ortak olduğunu söyledi.
• Uyuşturucu sanığını 5 bin TL karşılığı serbest bıraktı.
• Yeşilyurt köyünde ormandan izinsiz kesilen ağaç yüklü traktörün bırakılması karşılığında 2 bin 500 TL rüşvet alıp takipsizlik kararı verdi.
• Bekir Buran'a 3 bin 500 TL karşılığı tabanca bulabileceğini söyledi.
• Bir yaralama olayında 9 bin TL rüşvet aldı.

Rüşvet iddiasının üç tanığı vardı. Bu tanıklardan biri, 3 Şubat 2010'da tutuklanan dönemin Erzincan İI Jandarma Komutanı Albay Recep Gençoğlu. Gençoğlu, 17 Mart 2009'da alman ifadesinde şunları anlattı:

"iliç'teki maden şirketinden güvenlik durumunu görüşmek için dört kişi geldi. P. adlı hanım şirket yetkilisi Robert D. Benboıv'a tercümanlık yapıyordu. Bu kişi, 'iliç'teki sava bizden rüşvet istedi' dedi, vermeyi reddettiğini söyledi. Ankara'da TEDAŞ Genel Müdürünün mail atıp görüşme talep ettiğini, şirket müdürünün bu şahsın yanına gittiğini, maden bölgesindeki elektrik işini halledebilmek için kendilerinden imalı olarak menfaat talep ettiğini de söyledi. Ben hukuki yolu işaret ettim. Kendileri hukukçularıyla görüşüp yasal başvuru yapacaklarını söylediler. Ben de başsavcıyı bilgilendirdim."

Fezleke sonrası Bayram Bozkurt için 8 Eylül 2009'da yargılama izni çıktı ve savcıya "çıkar sağlamak ve görevi kötüye kullanmak"tan 30 Aralık 2009'da Erzincan Ağır Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı.

Aralarında Albay Gençoğlu'nun da bulunduğu tanıkların ifadesiyle hakkında dava açılması yolu açılan ve davanın dayanağı olan fezlekeyi düzenleyen de Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner idi. Ancak ortaya ilginç bir tablo çıktı.
Çünkü hakkında dava açılan İliç Savcısı Bayram Bozkurt, Erzurum Özel Yetkili Savcılığı'nca sürdürülen "İrticayla Mücadele Eylem Planının Erzincan'da uygulamaya konulduğu" iddiasına ilişkin soruşturmanın da "gizli tanığı"ydı.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: DOKUNANINI YAKIP YOK OLAN DOSYA

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Ara 2010, 03:36

Herkes Ergenekoncu Olmuş!

Erzurum Özel Yetkili Savcı Osman Şanal'a da bilgi verdiği ve operasyonlarda etkili olduğu anlaşılan Bayram Bozkurt'un hakkındaki iddialara ilişkin Adalet Bakanlığı müfettişlerine verdiği 12 sayfalık savunmadaki anlatımlar yenilir yutulur cinsten değildi.
Bayram Bozkurt, hakkında fezleke düzenleyen Başsavcı İlhan Cihaner'i Ergenekoncu olmakla, kendisini şikayet eden köylüyü Ergenekon adına tarihi eser kaçırmakla, rüşvet aldığı iddiasının tanığını PKK saldırılarına göz yummakla, borcunu ödemediğini söyleyen çaycıyı bile Ergenekoncu olmakla suçladı.

Savcıya Keneli Saldırı

Hatta Ergenekon tarafından arabasına iki kez kene konulduğunu ve suikast yapılmak istendiğini anlattı. Savcı Bozkurt'a göre, İlçe Jandarma Komutanı Yüzbaşı Yılmaz Sandal korucu ekibiyle dağlara çıkıp define peşinde koşuyordu. Öyle ki, Yüzbaşı Sandal de "Albay" lakaplı kahveci "halkın içinde gündüz açıktan içki bile içmişlerdi." iliç savcısı da bu durumu valiliğe bildirmiş, işte ondan sonra bunlar savcıya tavır almışlardı!

Dönemin Erzincan II Jandarma Alay Komutanı Albay Recep Gençoğlu, savcının peşine iki de istihbaratçı takmıştı. Bunlardan biri Jandarma istihbarat kısım komutanı Şenol Bozkurt idi. Savcının anlatımına bakılırsa, Şenol Bozkurt, Ergenekon örgütü içerisinde silah ve uyuşturucu güzergahlarında çalışarak örgüte ve kendisine maddi menfaat temin ediyordu. Eğer bu konu araştırılırsa bu iddiasının doğruluğunun ortaya çıkacağından emindi.

2009 seçimlerinden 1.5 ay önce 3. Ordu'dan kimi komutanlarla yemekte bir araya gelmiş, kendisi içki kullanmadığı için almamış ama savcının deyimiyle "askeri erkan iyi içmiş"ti. Sarhoşluğun verdiği gevezelikle de pek çok bilgiyi iliç savcısı bunlardan alıvermişti. Aldığı bilgiler arasında "darbe hazırlığı" da vardı... Bayram Bozkurt, topladığı tüm bilgileri Erzurum Özel Yetkili Savcısı Osman Şanal'a da bildirdi.

Kuyumcu Jitemci, Şikayetçi Kaçakçı

Raporlu olarak İzmir'de bulunan savcı Bayram Bozkurt sürekli izlendiğini söylüyor; ancak en dikkat çeken iddiası ise arabasına iki kez "kene" konulmasıydı. Hatta kendisini takip eden araçtan kendi aracının fren sistemi bilgisayarla bozulmaya bile çalışılmıştı.
Kuyumcu Erdoğan Kaya, Savcı Bozkurt'un kendisinden 1600 TL'lik altın aldığı, bunun bir kısmını geç ödeyip bir kısmını ise hiç ödemediği iddiasındaydı.

Savcı Bozkurt, iddiaya karşı kuyumcunun ne olduğunu açıkladı:

O bir JİTEM'cidir!

iliç Savcısı Bayram Bozkurt hakkında soruşturma açılmasına neden olan şikayeti Bekir Buran yaptı. Burana göre sava kendisinden 1250 TL borç almış ve parasını savcıdan zorlukla geri alabilmişti.

Buran'ın bu iddiasına Bozkurt'un yanıtı hazırdı:

"Bekir, Ergenekon un bölgedeki tarihi eser ve uyuşturucu işlerini takip etmekte, Ergenekon terör örgütüne bu yolla para aktarmaktadır. (Kendisinden) Borç almadım."

Albay Çaycının Savcıya Ettiği

İliç adliyesinin çaycısına 86 TL'lik borcunu ödemediğini söyleyen adliye çaycısı Muharrem Macit'in iddiası gerçek miydi? Elbette o da doğru değddi. Savcı Bayram Bozkurt'a göre, kendisinin 86 TL borcunun olduğunu söyleyen adliyenin çaycısı aslında çaycı değil "Albay" lakaplı özel bir ekip mensubuydu! Zaten savcının bu çaycıya da borcu yoktu.

İliç Savcısı Bayram Bozkurt'un başına tüm gelenlerin sebebi ise ona göre açıktı:

Ergenekon de yaptığı mücadelede ve onların eylemlerini deşifre etmesi neticesinde bu olaylar tezgahlanmıştı.

Tüm bunları yapanları da Savcı Bozkurt açıkladı:

"Karşımda her türlü olanak ve güce sahip kurumsallaşmış bir suç örgütü vardır. Örgütün planı ile teröristler önümü kesmiş ve aracıma ateş edilmiştir. Soruşturma Erzurum Özel Yetkili Savcılığınca yürütülmektedir!"

Savcı Bozkurt bir şey daha ekliyordu:

Bu konular Savcı Osman Şanal'ın bilgisi dahilindeydi! Öyle olduğu aslında yaşanan süreçten de anlaşılıyordu.

İliç savcısının anlattıklarından sonra bölgede yaşananları toparlarsak çıkan tablo şöyledir:

İliç savcısı hakkında dava açılmasının dayanağı olan fezlekeyi düzenleyen İlhan Cihaner hakkında, İsmailağa ve Gülen soruşturmalarının ardından, 26 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.

İliç savcısının iddiasına göre, 3. Ordu Komutanı Orgeneral Saldıray Berk de darbe planlamasında yer almıştı. Orgeneral Berk, Savcı Osman Şanal tarafından "şüpheli" bulunup ifadeye çağrıldıysa da gitmedi. Gitmediği gibi, Şanal'ın 3. Ordu'ya girişine de izin vermedi.

Erzincan İl Jandarma Komutanı Albay Recep Gençoğlu, İliç Savcısı Bayram Bozkurt'un bir maden şirketinden rüşvet istediğine ilişkin tanık olarak ifade vermişti. Gençoğlu daha sonra, 30 Ağustos 2009'da Eskişehir'e atandı. Gençoğlu, 27 Ocak 2010'da Eskişehir'de gözaltına alındı. Gençoğlu, cemaat soruşturmasının istihbari çalışmasını da yapan askerlerin komutanıydı. Erzurum'a götürülen Albay Gençoğlu'nu sorgulayan Savcı Osman Şanal tutuklama istemiyle mahkemeye sevk etti. Mahkemenin tutuksuz yargılanmak üzere serbest bıraktığı Gençoğlu, savcılığın itirazı üzerine yeniden tutuklandı ve cezaevine konuldu. Avukat Erol Halka da müvekkili Albay Gençoğlu'nun tutuklanmasının "Ergenekon terör örgütü üyesi olmak, ismailağa Cemaati ve DSI'nin göletinde bulunan mühimmat" gerekçesine dayandırıldığını açıkladı.

Görüldüğü gibi, ismailağa Cemaati soruşturmasında da yer alan Albay Recep Gençoğlu'na yönelik suçlama hiç yabancı değildi:

Ergenekon! Aynı cemaat soruşturmasında düğmeye basan Erzincan Başsavcısı Cihaner hakkında da olduğu gibi...

iliç Savcısı Bayram Bozkurt'un kendisini takip ettiğini söylediği eski Erzincan Jandarma istihbarat Kısım Komutanı Astsubay Şenol Bozkurt da Gençoğlu de birlikte gözaltına alındıktan sonra tutuklanmıştı!

Ya Tuzak Ya Komplo

iliç Cumhuriyet Savcısı Bayram Bozkurt'un anlattığı hikayedeki tüm aktörler bir bir gözaltına alınıp tutuklanmaya başlanınca; Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı ilhan Cihaner 14 Ocak 2010'da "Erzincan'da meydana gelen ve hukuk ve yasadışı olduğuna" inandığı uygulamalara ilişkin Adalet Bakanlığı'na bir gizli yazı gönderdi. Yazının bir örneğini de Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'na sundu.

Cihaner'in bu yazısı, kimi öneri ve belirlemeleri, hatta olası kurumlar arası çatışmalar için uyarı niteliğindeydi. Bu arada Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı ilhan Cihaner, 2010/112 numaralı yeni bir soruşturmaya başlamıştı.
İlhan Cihaner, 7 Ocak 2010'da Ömer Bayşan ve Erdal Zirek adlı kişilerin gizli tanık sıfatıyla ifadelerini aldı.

Daha sonra Erzurum Başsavcılığı'nın da gözaltına alması üzerine deşifre olan gizli tanıklar ifadelerinde, özetle şunları anlattılar:

"iliç Cumhuriyet Savcısı Bayram ile Erzurum Savcısı Osman Şanal'ın kendilerinden çok sayıda mühimmat istediği, temin edilecek mühimmatları rütbeli askerlerin Ergenekon ile irtibatlarının çıkmasını sağlayacak şekilde askerlerin evlerine, arabalarına vs. koymalarını, bilahare de bu yerlere operasyon yaparak tutuklatacağı... "

Daha önce ismailağa Cemaati'nde olduğu gibi Erzurum Özel Yetkili Savcılığı bir şekilde bu soruşturmaya da "müdahil" oldu! Erzurum Özel Yetkili Savcısı Osman Şanal, kendisi aleyhine tanıklık yapan iki kişiyi gözaltına aldı.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: DOKUNANINI YAKIP YOK OLAN DOSYA

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Ara 2010, 03:36

Kaş Göz Ederek Alındı ifade!

Gizli tanıklar, Osman Şanal'ın sorgusu sırasında Cihaner'e verdikleri ilk ifadenin tam tersini verirler. Neredeyse "ilk sözleri" Erzincan'da verdikleri ifadelerin kendilerine ait olmadığıydı! Söylemedikleri sözler ağızlarından çıkmış gibi yazılmıştı. Sonra başsavcı, gizli tanıkların içinde bulunduğu maddi imkansızlığı kötüye kullanmıştı. Öyle ki, başsavcı, gizli tanıklara, "estetik ameliyattan, yurtdışında yeni bir hayat vaadine kadar her türlü vaadi yaparak" istediği gibi ifade vermelerini istemişti! Osman Şanal'ın gizli tanık ifadelerinden hareketle anlatımına bakılırsa, gizli tanıkların ifade zaptı imzalanırken "başsavcı ve oradaki komutanlar birbirlerine kaş-göz işareti yaparak" gülüşmüşlerdi bile.

Erzincan başsavcısı 7 Ocak'ta ifadelerini aldığı bu tanıklara bölgede yaşanan gelişmelerin ardından ulaşamadığı konusunda, durumun resmi kayıdara da geçmesi açısından, 14 Ocak 2010'da HSYK'ye şikayet dilekçesi verdi.

Muhbirimiz Kaybedildi

Erzincan başsavcısı bölgesinde meydana gelen, olası çatışmalar konusunda kaygı duyduğu ve kuşkulandığı kimi olayları Ankara'dakilere şöyle aktardı:

"Bu kişilerin gözaltına alınıp bırakılma, tekrar alınıp bırakılma nedenleri anlaşılamamaktadır. Ya önceki gibi bir ifade değişikliği gün-
deme gelmiştir ve ilgide belirtilen tuzak söz konusudur ya da komplo hazırlığında olanlar muhbirlerin başvurusundan haberdar olmuşlardır .
... Gözaltına aldıkları ve salıverilip verilmediklerini bilmediğimiz muhbirlere de ulaşılamamaktadır. Bu yönde bilgi almak istenen kolluk mensuplarına da ilgili sava tarafından tepki gösterilmiştir. Olayın aciliyeti ve belki de büyük bir tuzak ya da komplonun açığa çıkarılma ihtimali her geçen an azalmakta ve kurumlar arasında daha sert tartışma ve gerilimlere hatta kavgalara yol açacak gelişmelerden endişe edilmektir."

Anlaşılan oydu ki, Erzincan başsavcısının "ulaşamıyorum, başlarına bir iş mi getirildi" kaygısını taşıdığı gizli sanıklara, özel yetkili savcı çoktan ulaşmıştı! Dikkat edilirse Adalet Bakanlığı ve HSYK'ye gönderden "uyarı" yazısının tarihi 14 Ocak 2010 idi.
Yani, cemaat soruşturmasına başladığı 2007 yılından itibaren Ankara'ya derdini anlatamamaktan yakınan ilhan Cihaner, o güne kadar yaşanan kurumlar arası çatışmanın daha büyüğünün yaşanmasının an meselesi olduğunu iletme ihtiyacını hissetmişti.
Bu uyarının üzerinden bir ay geçmemişti ki, her şey apaçık ortaya döküldü. ister komplo, ister tuzak olsun...
Adalet Tanrıçası'nın elinde lolıç, şeriatınsa keseceği parmak!
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Türk Yargısı ve Demokratik Sistemi Nasıl Siyasallaştırıldı?

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir