Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Erzurum'da Elden Ayaktan Düşen Dosya

Burada Türk Yargısı ve Demokratik Sistemi'nin Nasıl Siyasallaştırıldığı hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Erzurum'da Elden Ayaktan Düşen Dosya

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Ara 2010, 03:33

Örgütün 'Silahları' Kayıp!

Aylarca süren yazışmalar ve hukuk kavgası, Erzurum'un ısrarı, başkentin desteği ve de ihbarcıların imzasız mektubuyla, cemaat dosyası Erzurum Başsavcılığı'na ulaştı.

Grubun "silahlı örgüt" olduğu yönündeki ihbar doğrultusunda dosyaya el koyan Erzurum Özel Yetkili Savcı Osman Şanal, cemaat soruşturmasına ilişkin iddianamesini 22 Haziran 2009'da tamamladı. İddianamede, dosyanın Erzincan Başsavcılığı'ndan alınmasına hukuki dayanak yapılan, cemaatin "silahlı örgüt" isnadına yer verilmedi!

Şimdi de birlikte bu iddianameyi irdeleyelim. İddianamede, "İsmailağa Cemaati olarak bilinen yapının eylem ve yöntemlerinde esas amacın Türkiye Cumhuriyetinin anayasal düzenine karşı kalkışma olduğu, Türkiye Cumhuriyetinin laik yapısının ortadan kaldırılması ve şeriata dayalı bir düzen kurulması gerektiği konularında saf ve temiz insanların beyinlerini yıkadıkları" anlatıldı.

İtiraf Gibi Değerlendirme

Cemaatin haklarında Erzincan Başsavcılığı'nda yürütülen soruşturmadan haberdar olduktan sonra nüfuz kullanma yoluna gittiği ve bunda kısmen başardı olduklarına ilişkin iddialar artık iddia olmaktan çıkıp gerçeğe dönüşmüştü. Çünkü Savcı Osman Şanal'ın düzenlediği iddianamede bile durum "şüpheliler kendi aralarında o kadar koordineli bir şekilde çalışmaktalar ki, kendilerine ait dosya henüz Cumhuriyet başsavcılığımıza gönderilmeden ve hatta tarafımızca dosyanın istenmesinden önce ve istenmesinden sonra aralarındaki tape kayıtlarında (telefon görüşmelerinde) Türk milleti adına karar vermekle görevli ve yetkili yargıyı baskı altına almaya gayret ettikleri de gözlemlenmiştir" değerlendirmesiyle anlatıldı. Aslında bu irdeleme, Erzincan başsavcısının ilk günden itibaren gündeme getirdiği cemaat soruşturması nedeniyle baskı iddialarının doğruluğuna da işaret ediyordu. (Bkz. Belge 13)

Erzurum Özel Yetkili Savcısı Osman Şanal imzasını taşıyan iddianamede, bir gizli tanığın anlatımlarına da yer verildi. Ancak iddianamede öylesine bir hata yapıldı ki, bu "yaşamsal" nitelikteydi. Çünkü deşifre olursa öldürüleceğini söyleyen gizli tanık deşifre edilmişti!

Mürit Cemaatini Anlatıyor

Hem gizli tanığın bu olaydaki önemini anlamamız, hem de cemaat içerisindeki yaşam biçimini öğrenmemiz bakımından, kimi anlatımlarına bakalım.
Liseyi bitirmesinin hemen ardından "mütevazı" yaşamlarına özenerek tanışır, cemaatle.

Aslında bu tanışmada, ailesinin kendisi üzerindeki baskısının da etkili olduğunu aktaran gizli tanık, şöyle anlatır:

"Kendilerinin gösterdiği biriyle evlenirsem ailemin baskı yapamayacağını söylediler... Evleneceğim kişiyi gösterdiler. Şahıstan hoşlanmayıp istemediğimi beyan ettiysem de 'nikahta keramet var' diyerek, aileden kurtulmanın yolu olarak gösterildiği için razı oldum. Evde bulunduğum müddetçe pencereye çıkmama dahi izin vermediler. Ne zaman ağlayıp pişman olduğumu söylediysem, 'Hele dur, büyük sevaba girdin, her şey güzel olacak' diyerek engellediler."

Kaynakça
Kitap: CÜPPELİ ADALET
Yazar: İLHAN TAŞÇI
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: ERZURUM'DA ELDEN AYAKTAN DÜŞEN DOSYA

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Ara 2010, 03:34

Her Şey Kaloriferli Ev için

Cemaate katıldıktan sonra kendisine yeni isim verildiğini ve iki ay boyunca hiç dışarı çıkmadan evde tutulduğunu söyleyen gizli tanığın, sonraki süreçte yaşadıklarına ilişkin sözleri de dikkat çekiciydi:

"Önceleri çok ağlayıp pişmanlığımı bildirdiysem de sonra uyum sağladım. Bana İstanbul'a götüreceklerini, orada çarşafa gireceğimi, o ana kadarki giysimin günahkar olduğunu ve bundan İstanbul'da kurtulacağımı söylediler... istanbul'a götürdüler. Orada perde arkasından beni Mahmut Ustaosmanoğlu ile tanıştırdılar. Benimle ilgili, 'Herkes karşıma gelemez, seni rüyamda gördüm' dedi. Bana, İsmailağa Camiinde söylediklerine göre değerli bir kadın hoca çarşaf giydirdi. Bir hafta sonra çarşafla Erzincan'a döndüm.Hocalar cemaate bağlı gizli yerlerde 'Cihat yapıyoruz' diyorlardı. Eğer hoca olursam, cemaate ne kadar insan kazandırırsam maddi manevi o kadar tatmin edeceklerini, hatta kaloriferli ev alacaklarını söylüyorlardı."

Yaşamımı Çaldılar

Kağıt üstünde adı gizli olan ama savcılıkça deşifre olan kadın, anlatımına kendisinin gösterdiği cesareti kimsenin gösteremeyeceğini söylerken, bir şeyi de eklemeden edememişti:

"Çünkü benim bu ifadeyi verdiğim anlaşılsa eşim beni öldürür!" "Son olarak söyleyeceğim" diye başladığı tümcesini "Cemaate katıldığımdan bu yana adeta yaşamımı çaldılar. Bir cehennem hayatı yaşadım. Bunun büyük suç olduğunu düşünüyorum," diye bitirdi.
Gizli tanık cemaat içindeki yaşamı kendi dünyasından aktarmıştı. Bir de soruşturma dosyasında tesadüfi yollarla elde edilen deliller vardı. Görevsizlik kararında bunlar da sayıldı.Neler yoktu ki; "Kara para aklama, sahte diploma hazırlama, cemaatin isteği doğrultusunda Diyanet'in imam ataması, okul çağındaki çocukların okula gönderilmemesi, bunu engellemek isteyen MEB görevlilerini pasif ize etme, bazı polislerin suçları soruşturmadığı gibi şüphelileri haberdar etmesi, İBB'nin imara aykırı yapılaşmaya göz yumması, siyasi sebeplerle tayin ve işe yerleştirme, sahte seçmen kaydı, ihaleye fesat karıştırma, hasın İlan Kurumuna ve iU'ye baskı, Danıştay' daki davaya etki etmeye çalışma, belediye başkan adayları hakkında ses dosyası hazırlama, rüşvet, iki ayrı bakanla ticari çıkar için görüşme... "
Bu suçlara ilişkin soruşturmanın akıbeti ise belirsizdi.

Söz Davayı Açan Savcının

Erzincan'dan cemaat soruşturmasını alıncaya kadarki süreçte yazışmalarda imzası bulunan isim Erzurum Özel Yetkili Savcısı Osman Şanal idi.
Şanal'ın Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığından 235 şüpheli sayısıyla gelen dosyaya ilişkin yalnızca 16 kişi hakkında dava açması dikkat çekti. Hatta bu durum Şanal'ın cemaati koruduğu izlenimine de neden oldu. Osman Şanal da "İsmailağa Cemaati'ni koruyup kolluyormuş gibi bir durumun yaratılmasından" hayli rahatsızdı. Çünkü Şanal'a göre, bir kere İsmailağa Cemaati ile ilgili davayı açan kendisiydi!

Suçlamak İnsan Haklarına Aykırı

Erzurum'dan 235 şüpheli ile gelen dosyadaki sanık sayısının bir anda 16'ya düşme nedenini ise Osman Şanal, 4 Aralık 2009'da Radikal gazetesinden ismail Saymaz'a şöyle açıklar:

"Ben sanıkların sayısıyla ilgilenmem. Hakkında delil olan sanık sayısıyla ilgilenirim. İsterse bin olsun sanık sayısı. Onlar hakkında takipsizlik vermek de savcının görevidir." Şüphelileri "haksızca suçlamak da insan haklarına aykırıydı." Bu düşünceyle de Şanal, hakkında delil olmadığını düşündüğü kişilerle ilgili takipsizlik kararı vermişti. Osman Şanal'ın kendi deyimiyle "verdiği karara itiraz eden de olmadı!"

Özel Yetkili Savcı Osman Şanal'ın savunmasına göre, 235 kişiden 219 kişi hakkında takipsizlik verilmesine itiraz eden olmamıştı.
Hukuken kim itiraz edebilirdi; elbette suçtan zarar görenler. Ama gizli tanığın bile -istenmeyerek de olsa- deşifre edildiği bir dosyaya itiraz edecek birileri çıkmamıştı.

Hatırlayalım, Erzincan'dan cemaatin soruşturmasına ilişkin tüm dosyanın istenmesine dayanak olan neydi? imzasız bir ihbar mektubuydu; cemaatin cebir ve şiddet kullandığına ilişkin. Silah bulunmuş muydu? İddianameye bakarsanız, hayır! iddianamenin özünü toparlarsak, tek bir silahı olmayan bir örgüt, yöneteni, üyesi, yardım yataklık edeni hepi topu 16 kişi; hedefleri ise anayasal düzeni ortadan kaldırmak!

Savcılık, cemaat üyeleri hakkında Türk Ceza Yasası'nın 309. maddesinde düzenlenen anayasayı ihlal suçundan dava açtı. Oysa Erzincan'dan dosya cemaatin silahlı örgüt olduğu gerekçesiyle istenmişti. Cemaatin silahlı örgüt olduğuna ilişkin de herhangi bir suçlama iddianamede yoktu!

Davayı açan Savcı Osman Şanal'ın buna yanıtı da hazırdı:

"Ben bu davayı 309. maddeden açtım. Bu madde, silahlı örgütü düzenleyen 314. maddeyi de içerir. 309. maddeden dava açıldığında ayrıca silahlı örgüt kurmaktan cezalandırılması istenmez. Çünkü maddenin içinde zaten vardır." Oysa yeni Türk Ceza Yasası suçların çoğunluğunu esas alıyordu.

Anayasayı Telefonla Değiştirecekler

İddianamenin "aramalarda ele geçenler" bölümünde ne vardı, kimilerini sıralayalım ki örgütün lojistik gücü (!) ortaya konulabilsin:

Onlarca değişik marka ve özellikli cep telefonu, bilgisayar, yüzlerce CD, 1 adet MP3çalar, teyp kaseti, bilgisayar kasaları, su tahsilat makbuzu, bağış makbuzları, seyahat çantası, ajanda, kitaplar, hesap defteri, bankamatik kartı, üzerinde "sarık sarın sizden önceki milletlere muhalefet edin" yazdı tablo, hafızlık kontrol defteri, gazete ve daha niceleri Savcı Osman Şanal, eline geçen delilleri yasa uyarınca kullanmak zorundaydı. Gerçi örgütte hiç silah çıkmamıştı.

Nerden biliyoruz:

Cemaate ilişkin yazılan iddianamenin deliller kısmından!
Zaten Özel Yetldli Savcı Osman Şanal, cemaatle ilgili ihbarı yapanları da bulamamıştı.

O zaman akla şu soru geliyordu:

Cemaat üyelerinden birileri Erzurum Başsavcılığı'na ihbar mektubunu göndermiş olamaz mıydı? Ki Erzincan Cumhuriyet başsavcısı da bu iddiadaydı!

Özel Yetkili Savcı Şanal'ın buna yanıtı ise kısa ama öz oldu:

"Nereden biliyorsun kardeşim! Senin yanında mıydı (Mektubu gönderirken) yaparken!"

O zaman bir başkası da çıkıp savcıya, "Pekişen nerden biliyorsun ihbarın doğru olduğunu? Sen örgütle birlikte mi hareket ettin ki, silahlı olup olmadığını biliyorsun?" diye sorarsa...
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: ERZURUM'DA ELDEN AYAKTAN DÜŞEN DOSYA

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Ara 2010, 03:34

Cemaat Liderini Soruşturmaya Gerek Yok

Erzurum Özel Yetkili Savcı Osman Şanal'ın, dava iddianamesinden önce verdiği "soruşturmaya yer olmadığı" kararları dikkat çekicidir. Her ne kadar Savcı Şanal, suçluların sayısıyla ilgilenmediğini söylese de 235 kişi hakkında verilen takipsizlik kararı ve kararda geçen isimler önemlidir. Bu noktada hakkında takipsizlik kararı verilenlerden ikisinin ismini söylemek yararlı olabilir. Soruşturma ve davanın odağındaki cemaatin lideri Mahmut Ustaosmanoğlu ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş...

Savcı Osman Şanal'ın takipsizlik kararında, öncelikle terör örgütünün nasıl oluşturulacağı, örgüt üyeleri arasındaki ilişkilerin nasıl olması gerektiği uzun uzun anlatıldı.

Sonrasını karardan okuyalım:

"...İşte burada bizim karşımıza amaç suç / suçları işlemek için gerekli ve zorunlu bir unsur olan elverişli vasıta unsurunun önemini açıkça ortaya koymaktadır ki, dosyamıza konu şüpheliler bakımından diğer unsurların (bir terör örgütü mensubu olduklarına ilişkin ve üzerlerine atılı diğer suçları işlediklerine ilişkin) bulunmadığı gibi, bu unsurun da bulunmadığı bir gerçektir... Yukarıda açıklandığı üzere bu hususta örgüt yapılanmasını gösterir, varlığı iddia edilen suç örgütünün hukuki yapısı ortaya konamadığı gibi şüphelilerin de böyle bir oluşum içinde bulundukları hiçbir şüpheye yer vermeksizin belirlenememiştir. Dosyamıza konu ve haklarında ek takipsizlik kararı verilen yukarıda adları yazılı şüphelilerin diğer şüpheliler ile bir bağ içinde bulundukları da belirlenememiştir. Açıklanan nedenlerle şüphelilerin üzerlerine atılı suçları işledikleri sabit olmadığı anlaşılmakla; şüpheliler hakkında atılı suçlardan kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildi."

Ne Durması, Genişledi Bile!

Cemaat soruşturmasının kapatılmak istendiği, kapsamının daraltıldığı, kimi nüfuzlu kişilerin korunmaya çalışıldığı iddiaları ayyuka çıktı. Konu Meclis gündemine de taşındı. CHP Mersin Milletvekili İsa Gök, tüm olanlar üzerine Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in yanıtlaması istemiyle bir soru önergesi verdi.

Gök, şu sorulara yanıt arıyordu:

"Erzurum Cumhuriyet Başsavcdığı'nca İsmailağa Cemaati'yle ilgili soruşturmanın sumen altı yapılmadığı ifade edilmesine rağmen, neden Erzincan Başsavcılığının planladığından çok daha dar kapsamlı bir soruşturma yürütülmüştür? 235 kişiden 13 kişiye indirilen şüpheli sayısı ile soruşturmanın bu denli dar tutulması sonucu soruşturulmasına gerek görülmeyen isimler kimlerdir? Erzurum 2'nci Ceza Mahkemesi'nin 2009/547 sayılı dosyası üzerinde, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın, belediyenin parasal kaynakları üzerinden bu cemaate para ve maddi menfaatler aktarıldığı konusunda deliller nelerdir? Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı ilhan Cihaner'in imza attığı cemaat soruşturması dahil, çok sayıdaki soruşturma ve işlemi neden soruşturma konusu yapılmıştır? Bakanlığınızın ilhan Cihaner'le ilgili önerisi ne doğrultuda olmuştur?"

Adalet Bakanı Sadullah Ergin verdiği yanıtta, 5 Mart 2009'da gelen bir ihbar üzerine Erzurum Başsavcılığı'nın soruşturmaya başladığını anlatırken, olayın sumen altı edilmediği, "Gruba (İsmailağa Cemaati) yönelik soruşturmanın durdurulmadığı gibi soruşturmanın kapsamının daha da genişletildiği ve aynı suçla ilgili olarak Erzurum, Gümüşhane, Iğdır, Kars ili ve ilçelerinde de tahkikat yapıldığı, tamamlanan soruşturma üzerine kamu davası açıldığı" iddiasındaydı.

Topbaş'a Takipsizlik Verildi

Erzincan Başsavcdığı'nın şüpheliler arasında saydığı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın cemaate para aktardığı iddiası neydi?

Adalet bakanı onu da yanıtladı:

"Soruşturma kapsamında şüpheli olarak görülen İstanbul büyükşehir belediye başkanıyla ilgili olarak, tedbir niteliğinde tutuklanmayı gerektirir herhangi bir delil olmadığı gibi hakkında soruşturmaya devam edilmesini ve kamu davası açılmasını gerektirecek hiçbir delilin de bulunmadığının anlaşıldığı, ve ek takipsizlik kararı verildiği, keza Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığının görevsizlik kararında da söz konusu kişi (Kadir Topbaş) aleyhine hiçbir delilin belirlenmediği..."

Kadir Topbaş aleyhine değerlendirme olup olmadığım Erzincan Başsavcılığı'nın görevsizlik kararının 37. sayfasından okuyabiliriz:

"Bazt belediye başkanlarının doğrudan (İstanbul Büyükşehir Belediyesi), bazılarının ise imara aykırı uygulamalara göz yumma (Fatih, Çavuşbaşı vs.) gibi dolaylı yardımları!.."

Kararda bunlar araştırmaya muhtaç konular olarak sayılırken, bu durum Adalet Bakanlığı tarafından "aleyhe yorum olmadığı" şeklinde yorumlanmıştı!
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: ERZURUM'DA ELDEN AYAKTAN DÜŞEN DOSYA

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Ara 2010, 03:34

Başsavcı Savcıdan Davacı

Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner, cemaat soruşturmasında yetki alanına girmediği halde Erzurum Savcısı Osman Şanal'ın yasalara aykırı hareket ettiği gerekçesiyle Adalet Bakanlığından soruşturma izni verilmesini istedi. Ancak bakanlık yasada belirlenen 60 günlük süre içerisinde herhangi bir işlem yapmadı.

Erzincan Başsavcısı Cihaner de avukatı Turgut Kazan aracılığıyla, herhangi bir karar verilmemesini bakanlığın "red" yönünde işlemi sayarak bunun iptali istemiyle Ankara İdare Mahkemesi'ne dava açtı. Dava dilekçesinde, Şanal'ın Erzincan Başsavcılığınca yürütülen ve görev alanına girmeyen ismailağa ve Gülen Cemaati'ne ilişkin soruşturma dosyasında, "kuralları ve uygulamayı hiçe sayarak, gizliliği ihlal ettiği, soruşturmaya zarar verdiği" savı öne çıkarıldı.

Cemaat Ankara'dan Söz Aldı

Özel yetkili savcılığın yetki alanı içindeki il savcılarının amiri olmadığı ama Osman Şanal'ın kendisini yetki alanı içindeki il başsavcılıklarının amiri sandığı anlatılan dava dilekçesinde, soruşturma sürecine ilişkin çok ciddi şu iddiada bulunuldu:

"Önce, cemaatin ileri gelenleri, politik yetkilileri ziyaretle işe başlayıp söz almışlar. Uyarı ve ricalar sonuç vermeyince, sorunun özel yetkili savcılıkça çözüleceği düşünülmüş ve hemen örgütün silahlı olduğu yolunda, isimsiz ihbar mektupları yazılmıştır. Somut hiçbir veriye dayanmayan bu ihbar mektupları üzerine, Şanal devreye girmiş, gönderdiği yazılar ve fakslarla gizi iliği yırtıp yıktığı gibi, sağlıklı soruşturmayı engellemiştir. Dinlemeye takılan şüphelilerin, daha dosya Erzurum'a istenmeden ve istendikten sonra henüz gönderilmeden 'müjde, dosya Erzurum'a gidiyor' yolundaki sevinç dolu iletişim kayıtları, iddiamızın somut delilidir. Nitekim bu gerçek gizlenemeyeceği için, Şanal, kaleme aldığı iddianamenin birinci sahifesinde, dosya Erzurum'a gideceği için, tüm şüphelilerin nasıl sevince boğulduğunu kaydetmek zorunda kalmıştır."
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Türk Yargısı ve Demokratik Sistemi Nasıl Siyasallaştırıldı?

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir