Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Başsavcı Cemaatin, Cemaat Başsavcının Peşinde

Burada Türk Yargısı ve Demokratik Sistemi'nin Nasıl Siyasallaştırıldığı hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Başsavcı Cemaatin, Cemaat Başsavcının Peşinde

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Ara 2010, 03:26

BAŞSAVCI CEMAATİN, CEMAAT BAŞSAVCININ PEŞİNDE

Erzurum'dan İlk Deneme


Tam da Erzincan Başsavcılığı'nın başkaca başsavcılıklardan cemaate ilişkin belge ve bilgi istediği, Başbakanlık ve Adalet Bakanlığı'ndan gelen telefonlara rağmen soruşturmanın hız kesmediği günlerde, Erzurum Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı "anlamlı" ve sonraki olayların işaret fişeği niteliğindeki bir yazıya imza attı.
Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Osman Şanal, 10 Mart 2009'da, Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığı'na hitaben "2009/350 Sor." saydı bir yazı gönderdi. (Bkz. Belge 3)

Yazının içeriği İsmailağa Cemaati'ne ilişkin soruşturmaydı, istek ise Erzincan Başsavcılığı'nın 2007'den beri sürdürdüğü soruşturmanın evrakının tüm ekleriyle birlikte gönderilmesiydi! Ama nasıl? Gelin birlikte özel yetkili savcının talep yazısını okuyalım:

"CMK'nin 250. maddesi (terör ve çete suçları) ile yetkili Cumhuriyet başsavcılığımıza yürütülmekte olan soruşturmaya esas olmak üzere, 09.03.2009 günü Cumhuriyet başsavcılığımıza gelen bir ihbar mektubunda Erzincan ilinde haklarında soruşturma başlatıldığı anlaşılan şüpheliler (İsmailağacılar) ile ilgili olarak ayrıntılı suç isnadında bulunduğu, ihbar mektubunda şüphelilerin cebir ve şiddet yöntemini kullanarak anayasal düzene karşı suç işlemek amacı güttükleri, bir kısım şüphelilerin bu anlamda olmak üzere silah da taşıdıkları vs. anlatıldığı, bu suç isnatlarının kül halinde yapılan değerlendirmesinde, başsavcılığınızca yürütülen soruşturma kapsamındaki şüphelilerin eylemlerinin 5237 sayılı TCK'nin 309 vd. maddelerinde düzenlenen Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar başlığı altında düzenlenen suç/suçları oluşturacağı konusunda makul ve ciddi şüphe ortaya çıkmış bulunmaktadır."

Erzurum Başsavcılığı'nın istem yazısının buraya kadar olan bölümünde anlatılmak istenenleri sadeleştirelim. Erzincan Başsavcılığı, yaptığı inceleme ve araştırmaların ardından bir örgüt şüphesinin belirlenmesi üzerine 2007 yılında 2007/6526 soruşturma numarasıyla soruşturma başlatmıştı. Operasyonlar için 2008 yılının sonunda düğmeye basılmıştı. Erzincan Başsavcılığı'nın soruşturmasını tam son noktaya getirdiği an, 9 Mart 2009'da muhbir bir yurttaş (!) Erzurum Başsavcılığı'na ihbar yapmıştı. Çünkü Erzincan Başsavcılığı, bir örgütsel yapının oluştuğuna ilişkin kuvvetli şüphe oluştuğunu saptarken, muhbir yurttaş bu örgütün aynı zamanda cebir ve şiddete, hatta ve hatta silaha başvurduğunu anlatıyordu. Bu ayrımın önemini ilerleyen sayfalarda ayrıntılı olarak irdeleyeceğiz.

Artık Her Cemaat Bizimdir

Erzurum Özel Yetkili Savcılığının rica yazısından, yapılmak istenenin izini sürelim. ihbar mektubunun ardından özel yetkili savcılık kendi görev ve yetki bölgesinde, hangi başsavcılıklar cemaate ilişkin soruşturma yapıyor araştırmasına girişir... Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, İsmailağa Cemaatine ilişkin soruşturma yürüttüğü tespit edilir! Bunun üzerine özel yetkili savcılık, "tüm bu (cemaat) soruşturma dosyalarının" Erzurum Başsavcılığında birleştirilmesine başlar.

Bu yoğun uğraşın, tüm dosyaları Erzurum'a alabilme gayretinin nedenini Savcı Osman Şanal resmi yazısında şöyle anlatır:

"Erzincan ilinde gerçekleştirildiği basında çıkan haberlerle de anlaşılan ve kamuoyunda 'İsmailağa Cemaati olarak da bilenen soruşturmanın görev alanımıza gireceğinin düşünülmesi nedeniyle adı geçen şüpheliler hakkındaki soruşturma evrakının fezlekeye bağlanarak tüm ekleri ile birlikte CMK'nin 250. maddesi ile yetkili Cumhuriyet başsavcılığına gönderilmesi hususunda gereği kamu adına önemle rica olunur."

Toparlarsak, Erzurum Başsavcılığı, "Her ne kadar Erzincan Başsavcılığı olarak siz bu cemaatin cebir ve şiddet kullandığını, yani silahlı olduğu tespit etmemişseniz de; 'sayın muhbir vatandaştan' gelen ihbar bize bunun silahlı olduğunu söylüyor. Dolayısıyla bu soruşturmayı biz yapacağız. Bölgede cemaate yönelik ne kadar soruşturma varsa hepsi Erzurum'da toplanacak. Çünkü eğer cemaate yönelik soruşturma yalnızca örgüt kurma suçuyla sınırlı tutulursa Erzincan'da soruşturulması gerekir. Yok eğer örgüt silahlı ise ve şiddete başvurduğu kuşkusu varsa bu noktada özel yetkili savcılık devreye girer," diyor.

Oysa Erzincan Başsavcılığı altını çize çize İsmailağa Cemaayi'nin cebir ve şiddet kullandığına ilişkin bir bulgu olmadığında, örgütte silah bulunmadığında ısrarcıydı. Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı ise kimliği ve adresi belli olmayan bir muhbir vatandaştan gelen ihbar mektubundaki, "cemaatin silahlı olduğu, cebir ve şiddet kullandığı" iddiasını doğru kabul etmekteydi. Kopacak onca kızıl kıyametten sonra cemaatin silahlı olmadığını, cebir ve şiddet de kullanmadığını, Erzurum Başsavcılığı da belgelerle ortaya koyacaktı! Bunu derleyen sayfalarda ayrıntılı olarak değerlendireceğiz.
Dolayısıyla da Erzurum bu yetkinin kendisinde olduğunu değerlendirdi ve cemaat soruşturmasına ilişkin tüm evrakı ekleriyle birlikte Erzincan Başsavcılığı'ndan istedi.

Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderden ihbar mektubu cemaat dosyasının Erzurum'a gönderilmesini isteyenler tarafından gönderilmiş olabilir miydi? Üzerinde yoğun olarak düşünülmesi gereken bu soruyu şimdilik burada bırakıyoruz.

Kaynakça
Kitap: CÜPPELİ ADALET
Yazar: İLHAN TAŞÇI
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: BAŞSAVCI CEMAATİN, CEMAAT BAŞSAVCININ PEŞİNDE

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Ara 2010, 03:27

Şakır Şakır Oynama Zamanı

Henüz Erzurum Başsavcılığı dosyayı istememişken, cemaat mensuplarının kendi aralarında yaptıkları telefon görüşmelerinin yoğunluğu ve içeriği hayli anlamlıydı... Örneğin cemaat soruşturmasının şüphelilerinden Mehmet Turan'ın tam da Osman Şanal'ın dosyayı istediği tarih olan 10 Mart 2009'da yaptığı telefon görüşmesine ne demeliydi?

Önce bu konuşmayı dinleyelim:

M.T:


Erzincan'a geri getirmişler.

Ş.G:

Erzincan'da var.

M.T:

Erzurum'a nakletmişlerdi ya, şimdi tekrar Erzincan'a almışlar.

Ş.G:

işte hocam, şeyden ötürü mahkeme süreci olacak diye.

M.T:

Ha...

Ş.G:

Erzurum Ağır Ceza Mahkemesi'ne mi ne sevk edilmiş herhalde...

M.T:

Hım anladım hocam.

Ş.G:

Onların büyük bir versiyonu bizlerdik. Bir buçuk ay önce geldiler yedi tane yere onlardan Erzincan'da olduğu zaman üç gün önce de bizim on yedi yere gelmişlerdi. (Baskınları anlatıyor)
Konuşma gösteriyor ki cemaatin bölge sorumlusu olarak nitelenen Ş.G de M.T aslında dosyanın Erzurum'a gideceği bilgisini çoktan almışlar...

Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı ilhan Cihaner'in avukatı Turgut Kazan, şüphelilere yönelik dinleme kayıtlarında, şüphelilerin dosyasının Erzurum'a gideceği bilgisini aldıklarında buna sevindiklerini söyleyip ekliyordu:

"Dosya daha Erzurum'a gönderilmeden, gönderilmesi gündeme dahi gelmeden, şüphelilerin 'gözünüz aydın Erzurum'a gidiyor dosya' diye şakır şakır oynadıkları ortaya çıktı dinleme kayıtlarında. Niye bu kadar oynamışlardır?"
(Cumhuriyet, 5 Aralık 2009)

Cemaat durdurmakta zorlandığı Erzincan Cumhuriyet başsavcısının "neyin nesi" olduğunun da peşine düştü, işadamı Mehmet Çelik, Osman ŞanaTın Erzincan'dan dosyayı istediği günün akşamında dinleme kayıtlarına Eyüp Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olarak görünen Hamza Yaman'ı aradı.

Hal hatır sorma, selamlaşmanın ardından Mehmet Çelik asıl konuya girdi:

"Bu Erzincan başsavcısını tanır mısın?"

H.Y.:

Erzincan başsavcısını tanımıyorum, ismi ney araştırayım, sorayım.

M.Ç:

Ben yarın sabahtan kaçta gidiyorsun adliye?

H.Y:

Saat: 08.30'da, 09.00'da adliyedeyim.

M.Ç:

Erken geçiyorsun.

H.Y:

Servisten gidiyorum ya.

M.Ç:

Ha servisle gidiyorsun, tamam ben bir bakayım, adliyede ziyaretine gelirim, ben bi görüşeyim de...

H.Y:

İyi oldu beklerim.

İncelenmek Üzere Göndeririz

Şüphelilere yönelik telefon dinlemelerini de bir yandan incelemeyi sürdüren Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı ilhan Cihaner, 12 Mart 2009'da, cemaat soruşturma dosyasının tamamını isteyen Erzincan Başsavcılığı'na kısa ama bir o kadar da anlamlı bir yanıt gönderir, "gizli" kaşesiyle.

İlhan Cihaner, İsmailağa Cemaati de ilgili soruşturma evrakının eklerinin tamamının istendiğini anımsattıktan sonra ekler:

"Söz konusu soruşturmada bugüne kadar CMK 250. maddede (cebir ve şiddet suçu) sayılan suçların işlendiğine dair herhangi bir delil ya da emare ortaya çıkmamış olup, halen devam eden koruma tedbirleri ve gecikmesinde sakınca bulunan delillerin toplanmasından sonra dosya incelenmek üzere gönderilecektir. Bilgilerinize rica olunur."

Başsavcı Direniyor

Başsavcı Cihaner'in bu yanıtı Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığında rahatsızlık yaratır.
17 Mart 2009'da Erzurum Başsavcılığı yeni bir "talimatı" kaleme alır. Yazı ilginçtir, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kararı uyarınca Erzincan dinin de aralarında bulunduğu on dört il ve iki ilçenin CMK'nin 250. maddesi kapsamındaki suçların soruşturulması ve kovuşturulması konusunda yetkili ve görevli Erzurum Cumhuriyet başsavcı vekilliğine bağlandığı anımsatılır.

Bir Bakalım, Söz, Sonra Vereceğiz

Dikkat edilirse Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığı zaten Erzurum'un yetkili olmadığını söylemiyor. Cemaat cebir ve şiddete başvurmadığı için CMK'nin 250. maddesi kapsamında kaldığını, bunu soruşturma yetkisinin de Erzurum Başsavcılığı'na ait olduğunu söylüyor.

Bu hatırlatmadan sonra, Erzurum Başsavcılığı'nın yazısını okumaya devam edelim:

"Bir suç/suçların soruşturulacağı makamın tespiti de makamınızca değil, bu konuda özel yetkili Cumhuriyet başsavcılığınca yapılacaktır. Cumhuriyet başsavcılığımızca dosya üzerinde yapılacak inceleme ve araştırma ile gerektiğinde toplanması gerekli tüm delillerin tekemmülünden sonra somut suç/suçların özel yetkili Cumhuriyet başsavcılığımızın görev ve yetkisine girmediğinin anlaşılması halinde suç örgütü/terör örgütü yönünden ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verilerek diğer suç/suçların soruşturulması için de görevsizlik kararı verilerek dosya Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilecektir."

Uhdeme Aldım, O Kadar!

Biz bir bakalım sizler cemaatle ilgili neler yapmışsınız, gerekirse dosyayı geri veririz diyen Erzurum Başsavcılığı bir ekleme yapmayı da ihmal etmedi:

"Tabiidir ki, dosya konusu suç/suçların görev alanımızda olduğunun değerlendirilmesi halinde özel yetkili Cumhuriyet başsavcılığımızca gereğine burada tevessül edilecek ve şüpheliler hakkında atılı suçlardan cezalandırılmaları için Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılacaktır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken, görev bakımından yapılacak değerlendirmenin özel yetkili Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılacağı hususudur... Adı geçen soruşturma dosyası... uhdemize alınmıştır."

Alınmış mıdır peki? Pek öyle olmuyor. Çünkü Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığı o güne değin görülmemiş bu üslup ve tavır karşısında direniyor.

Erzurum Başsavcılığı tüm operasyonu yönetmeyi de eline alıyordu. Neler yapacaktı, onu da kendi yazısından izliyoruz:

"CMK'nin 250. maddesi ile yetkili Cumhuriyet başsavcılığımızın soruşturmaya başladığı ve el koyduğu dosya hakkında bundan sonra tüm soruşturma işlemleri tarafımızca yürütüleceği izahtan varestedir. Dolayısıyla bu dosya hakkında ne gibi bir işlem yapılacağı, ne zaman, nerede, ne şekilde ve hangi şüpheli/şüphelilere karşı operasyonun yapılacağına dosya kapsamı da dikkate alınarak Cumhuriyet başsavcılığımızca karar verilebilecektir."

Dosyayı neden bir an önce istiyordu ki Erzurum Başsavcılığı? Başsavcılığa göre, dosya ne kadar çabuk gönderilirse, Erzincan'dan yapılacak operasyonlar da o kadar hızlı olabilirdi...
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: BAŞSAVCI CEMAATİN, CEMAAT BAŞSAVCININ PEŞİNDE

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Ara 2010, 03:29

Aba Altından Sopa

Erzincan Başsavcılığı dosyayı göndermezse ne olurdu? Erzurum Özel Yetkili Başsavcdığı'nın resmi yazısında onun da yanıtı vardı: İlgililer hakkında yasal sorumluluk doğacak! Bir özel yetkili savcılık, bir başka başsavcılığı dosyayı göndermezse yasal sorumlulukla karşı karşıya kalacağı konusunda üstü örtülü tehdit mi ediyor, yoksa hukuki durumu mu anımsatıyor, karar vermek hayli zor! Ancak, resmi yazışmalardaki üslup, kullanılan sözcükler git gide ağırlaşıyordu.

Erzurum Özel Yetkili Savcılığı bu yazının hemen ertesinde 18 Mart 2009'da "CMK'nin 250. maddesi kapsamındaki suçların soruşturulması" konulu bir "talimat" daha gönderir.
Hukuki dille anlatılmaya çalışılsa da konunun özü ismailağa Cemaati soruşturması.

Talimattaki şu değerlendirme her şeyi anlatır niteliktedir:

"... Bu tür soruşturmaların Erzurum CMK 250. madde ile yetkili Cumhuriyet savası olarak şahsımın yazılı ve sözlü talimatları çerçevesinde yerine getirilmesinin gereği, ayrıca başlatılan bu tür soruşturmalara ilişkin mahalli mahkemelerden alınan kararlar ve bu kararlar doğrultusunda yürütülen soruşturmalar varsa içeriği, kapsamı ve mevcut aşamanın ivedi olarak CMK 250. maddesi ile yetkili Cumhuriyet başsavcılığımıza bildirilmesi, bundan sonra yerel Cumhuriyet baş-savcılıklarıyla gereksiz ve zaman kaybına neden olacak yazışmaların yapılmaması, tüm yazışmaların CMK'nin 250. maddesi ile yetkili ve görevli Cumhuriyet başsavcılığımız ile yapılması hususlarında, il Emniyet müdürlüğü ve il jandarma komutanlığına yazı yazılmış ve gönderilmiştir. Gereği bilgilerinize kamu adına önemle rica olunur."

Neydi gönderden yazı, şimdi de ona bakalım ki, kavganın boyutu tam olarak ortaya konulabilsin. Kavganın hem boyutunu hem de vahametini ortaya koyan yazı ise 5 Mayıs 2009'da Erzurum Savcılığı'ndan Erzincan Valiliği'ne gönderildi. ilginç bir yazıydı.

Uçanı Kaçanı, Hepsini Bildirin

Çünkü yazıya göre, soruşturmaların incelenmesinde, soruşturmaların etkin, düzerdi ve süratli şekilde yürütülmeyip yasal ve usuli eksikliklerin yapıldığı anlaşılmıştı. Peki ne yapılmalıydı bu eksiklerin giderilebilmesi için? Hepsi tek tek anlatıldı o yazıda:
"Bundan sonra yargı çevreniz sınırlarında başlatılan bu tür soruşturmaların etkin, düzenli, süratli ve en verimli şekilde yürütülmesi, yasal ve usuli eksikliklerin zamanında giderilmesi, delillerin olaydan hemen sonra zaman kaybı yaşamaksızın karartılmadan toplanması amacıyla, telefon dinlemeler, mail görüşmeleri ve teknik araçla izlemeye yönelik talep ve dayanak belgelerinin başsavcılığa gönderilmesi, bu tür soruşturmaların Erzurum CMK 250. madde ile yetkili Cumhuriyet savcısı olarak şahsımın yazılı ve sözlü talimatları çerçevesinde yerine getirilmesinin... "

Bu kadarla da sınırlı değildi yazı, dahası da vardı. Ayrıca başlatılan bu tür (cemaat) soruşturmalara ilişkin mahkemelerden alınan kararlar ve bu kararlar uyarınca yürütülen soruşturmalar "varsa" bunların da içeriği, kapsamı ve mevcut aşaması bekletilmeksizin Erzurum Özel Yetkili Savcılığı'na bildirilecekti! Özetle diyor ki, uçan kuştan bile haberimiz olacak, bitti!..

Yetkisini Kaldırdık, Dinlemeyin

Ancak yazının son paragrafı Cumhuriyet tarihinin bir başka ilkini açığa çıkardı... Gerek Emniyet'e, gerekse Jandarma'ya Erzincan Başsavcılığı değil, Erzurum Özel Yetkili Başsavcılığı talimat verecekti. O yazının tarihsel nitelikteki ifadesi aynen şöyleydi:
"...bir başka ifade ile yerel Cumhuriyet başsavcılığının bu tür suçlar bakımından yetkisi tarafımızdan kaldırılması nedeniyle kolluğa yerel Cumhuriyet başsavcılığınca verilen talimatın hukuki dayanağının bulunmadığından gereğine tevessül edilmemesine Emniyet ve Jandarma'nın hassasiyetle uyması konusunda desteklerinizi bekler, gereği bilgilerinize kamu adına önemle rica olunur."

Aynen İade Ediyorum

Yorum yapılamayacak kadar açık sanki talimat. Vali adına yardımcısı Tolga Polat, 22 Mayıs 2009'da bir üst yazıyla Erzurum Başsavcılığı'nın yazısını Erzincan Valiliği'ne detti.
26 Mayıs 2009'da ise Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner valilik kanalıyla gelen yazıyı kendi imzasıyla Erzincan Valiliği'ne "ilgide kayıtlı yazınız ekinde gönderilen Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının 05.05.2009 tarih ve 2009/138 Muh. Sayılı yazısı açıkça CMK ile ilgili mevzuata aykırı görüldüğünden işlemsiz olarak iade edilmiştir. Gereği rica olunur" notuyla iade etti.

Mesleki Nezaket Arayışı

18 Mart 2009'da Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı ilhan Cihaner, Erzurum Özel Yetkili Savcılığı'na bir yazı gönderir. Yazı özetle, özel yetkili savcılığın "ben ne dersem o olur" değerlendirmesine yanıt niteliğindedir. Yazıda, "Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığı, Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının ya da başsavcı vekilliğinin 'mülkahatı' olmayıp yasadan kaynaklanan görev ayrımı bu şekilde yorumlanamaz. Bu nedenle yazılan yazılarda mesleki nezaket ve açık yasa hükümlerine dikkat edilmesi\ söz konusu yazınızın kollukta karmaşaya yol açacağı anlaşıldığından düzeltilerek gönderilmesi rica olunur' denilmektedir.

Öyle ya kolluk polis-jandarma Erzincan Başsavcılığı'nın emirlerine mi uyacaktı, yoksa Erzurum Başsavcılığı'nın mı? Bir özel yetkili savcı bir başsavcısının yetkisini ortadan kaldırıyor, kolluğa "onun" emirlerine uymaması konusunda talimat verebiliyordu. Tüm bunlar ne içindi?.. Hatırlayınız: Yapılmakta olan bir tarikat soruşturmasında kimin yetkili olduğu konusunda yürütülen bir kavga... Ama bununla da bitmedi kavga.. Devam edelim..
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Türk Yargısı ve Demokratik Sistemi Nasıl Siyasallaştırıldı?

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir