Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Kriminal Cemaat: İsmailağa

Burada Türk Yargısı ve Demokratik Sistemi'nin Nasıl Siyasallaştırıldığı hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Kriminal Cemaat: İsmailağa

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Ara 2010, 03:16

KRİMİNAL CEMAAT: İSMAİLAĞA

İlk Şeyh Şeyhülislamlıktan Azledildi


İsmailağa Camii, 18. yüzyılda şeyhülislamlıktan azledilen Ebu-ishak İsmail Efendi tarafından yaptırıldı. Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisinde.

Ebuishak İsmail Efendi hakkında şu bilgiler yer alıyor:

"Yaklaşık bir buçuk yıl şeyhülislamlık makamında kalan İsmail Efendinin bazı davranışları, çocuklarının ve yakınlarının onun mevkii ile uygun olmayan tutumları, kendisinin vazifesiyle bağdaşmayacak şekilde azil ve tayin işlerine karışması gibi sebepler, gözden düşmesine yol açtı. 1718'de şeyhülislamlıktan azledilip Sinop'a sürüldü."

Cemaatin kurucu şeyhi Şeyhülislam Ebuishak İsmail Efendi'den sonra cemaatin yeni lideri Batum-Ahıskalı Ali Haydar Efendi oldu. Cumhuriyet'in ilanının ardından Ali Haydar Efendi, 1926'da şapka devrimine muhalefetten İstiklal Mahkemesi'nde yargılandı, altı ay Ankara'da cezaevinde kaldı. 90 yaşında ölene kadar, 34 yıl cemaatin liderliğini sürdürdü. Ali Haydar Efendi'nin ardından cemaatin liderlik postuna Mahmut Ustaosmanoğlu oturdu.

Ustaosmanoğlu, 1929 yılında Trabzon'un Of ilçesinin Tavşanlı köyünde doğdu. Ebuishak ismail Efendi'nin şeyhülislamlıktan azledilip sürgüne gönderilmesinden neredeyse iki asır sonra Osman Ustaosmanoğlu, onun inşa ettirdiği İsmailağa Camii'nde 1954 yılında imamlığa başladı. Mahmut Ustaosmanoğlu, 1996'da 65 yaşını doldurunca cami imamlığından emekli oldu.

Kaynakça
Kitap: CÜPPELİ ADALET
Yazar: İLHAN TAŞÇI
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: KRİMlNAL CEMAAT: İSMAİLAĞA

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Ara 2010, 03:17

İBDA-C Yakınlaşması

Cemaat, merkezi sayılan caminin adı ile, kimi zaman caminin bulunduğu bölge itibariyle Çarşamba grubu ya da Ustaosmanoğlu'nun kökeni nedeniyle İslami gruplar içinde "Oflular" olarak da anıldı.
Cemaat asıl çalışmalarını camiden çok hemen yanındaki Kuran kursunda sürdürür. Kuran kursu eğitimi cemaatin vazgeçilmezi. Cemaat İstanbul'un merkezi Fatih'te, Türkiye'nin en dikkat çeken İslami gettosunu oluşturdu.
Ustaosmanoğlu, İslami yaşayışın dış görüntüde de baskın olması gerektiğine inanıyor. Kadınların çarşaf giyip ileri yaşlarda sadece gözleri gözükecek şekilde peçe taktığı cemaatte, erkeklerin cüppe, şalvar, takke ya da sarıkla dolaşmaları gelenektir.
Cemaatin önde gelen bazı isimlerinin Salih Mirzabeyoğlu liderliğindeki İBDA-C ile birlikte hareket etmesi, grubun radikalleşme potansiyelinin bir kanıtı olarak gösteriliyor. Hatta İBDA-C'nin lideri Salih Mirzabeyoğlu ile birlikte yargılanan ve 18 yıl ceza alan Sadettin Ustaosmanoğlu, Mahmut Ustaosmanoğlu'nun yeğeniydi!

Rabıta Paraları İçin Kavga

Mahmut Ustaosmanoğlu'nun amcasının oğlu Yeşil Cami İmamı Abdullah Ustaosmanoğlu hakkında, 2000 yılında haksız mal edindiği iddiasıyla dava açılmıştı. Bu dava tarikat-ticaret kavgasının yargıya yansıyan ilk örneklerdendi.
Eyüp Cumhuriyet Savcılığı'nın açtığı dava, Diyanet işleri Başkanlığı'nın 2000 Haziranı'ndaki soruşturması, ciddi iddialar içeri-yordu. Bayrampaşa'daki Yeşil Cami Kuran Kursu'nda, medrese usulü Arapça eğitim verildiği, taciz ve tecavüz olaylarının yaşandığı iddia edildi. Abdullah Ustaosmanoğlu'nun, topladığı paralarla İstanbul Taşoluk'ta 6 bin metrekarelik alana külliye yaptırdığı ve son 5 yılda servetine servet kattığı ileri sürüldü.

Olay, Bayrampaşa Yeşil Cami Kur'an Kursu'nun yatılı 60 öğrencisinin 2 Haziran 2000'de akşam yemeğinden zehirlenmesiyle patlak vermişti.
Diyanet'in hazırladığı raporda, Ustaosmanoğlu'nun son beş yılda mal varlığındaki hızlı artışa ve 1997'de Diyanet'ten izinsiz gizlice Kuveyt'e gittiğine dikkat çekildi. Ustaosmanoğlu'yla ilgili 1997'de İçişleri Bakanlığı'na yapılan ihbarda ise Rabıta'nın davetlisi olarak Kuveyt'e gittiği, burada Darül-eytam kuruluşu ile ilişkiye girerek yasal olmayan yollardan yardım topladığı ve servetinin 18 trilyonu bulduğu ileri sürüldü.
(Hürriyet, 10 Eylül 2006.)

Cinayetle Tanınan Cemaat

İsmailağa Cemaati her ne kadar kendine özgü kurallarla, içine kapalı bir yaşam sürse de, isminin karıştığı cinayetlerle "toplumsal" yaşamın hep odağında, Türkiye gündeminin de ön sıralarında yer aldı.
Cemaatin cinayetle adının ilk kez -resmi kayıtlarda- bir arada anılması, hatta müritlerinin deyimiyle "efendi hazretleri" Mahmut Ustaosmanoğlu'nun da yargılanmasına yol açan bir cinayetti.

Diyanet işleri Başkanlığının "Şehitlerimiz Albümü"nde de yer alan Hasan Ali Ünal, Üsküdar Müftülüğü görevini yürütmekteydi. Tarikatları din sömürüsü olarak görüp değerlendiren Ünal, tarikat örgütlenmelerine yönelik eleştirilerini de her ortam ve fırsatta çekinmeden dile getirirdi.

Müftüyle Restleşme

12 Eylül darbesinin yarattığı siyasi ortamda cemaatler daha da kabuklarına çekilirken, güçlerine güç katma "fırsatını" elde etmişlerdi. Müftü Hasan Ali Ünal'ın eleştirilerinin odağında ise İsmailağa Cemaati vardı. Çünkü Müftü Ünal görev yaptığı Üsküdar ve çevresindeki cemaat hakimiyetini kırmayı ve güçlenmesini engellemeyi kendine iş edinmişti.
Cemaat lideri Mahmut Ustaosmanoğlu, müftüden, Üsküdar bölgesindeki camilerde cemaate vaaz vermek için izin istemişti. Ancak Üsküdar Müftüsü Hasan Ali Ünal bu isteğe olumsuz yanıt vermişti. Bu talebin reddedilmesi, cemaat ile müftü arasında kırılma noktasını oluşturdu.

Müftü, yalnızca Mahmut Ustaosmanoğlu'nun bölge camilerindeki vaazlarını değil, cemaatin Üsküdar'ın bütün camilerindeki faaliyetlerini engelliyordu. Müftü, İsmailağa Cemaatinde önemli bir yeri olan Kuran kurslarının açılmasına da, Diyanet işleri Başkanlığı'ndan onay almadıkları sürece izin vermiyordu.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: KRİMlNAL CEMAAT: İSMAİLAĞA

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Ara 2010, 03:18

Müftü İçin Dayak Fetvası

Sonunda Müftü Hasan Ali Ünal, Ustaosmanoğlu'na "Elini Üsküdar'dan çekmesi" mesajını gönderdi ki; bu mesaj kendi sonunu da hazırlamasına neden oldu. Çünkü bu doğrudan doğruya cemaate karşı bir meydan okumaydı.
Ama İsmailağa Cemaati'ni güçlendirmek için elinden geleni yapan, kimi zaman siyasi desteği de arkasına alan Mahmut Ustaosmanoğlu, müftünün bu meydan okuyuşunu karşılıksız bırakmadı. Öyle ki, Üsküdar müftüsü Ünal, kısa bir süre sonra zincirli bir grubun saldırısına uğradı! Ustaosmanoğlu'ndan müftünün dövülmesinin "caiz" olduğu fetvası çıkmıştı. Neyse ki, Hasan Ali Ünal bu kez sadece dayak yemişti!

Bağış Telefonuyla Cinayet

Hasan Ali Ünal, müftülükteki makamında otururken, 4 Temmuz 1982'de bir telefon gelir. Telefonun diğer ucundaki kişi, müftüye, "Üsküdar'ın Namazgah semtinde yaşayan yaşlı bir adamın, tüm mülkünü Diyanet Vakfı'na bağışlama isteğini" iletir. Aynı zamanda Diyanet Vakfı'nın da yönetiminde bulunan Ünal, bu "bağış" haberinden mutlu olur. Arayan kişiyi Üsküdar Müftülüğü'ne davet eder.
Ancak telefondaki kişi, bağışı gerçekleştirecek olan yardımseverin çok yaşlı olduğunu ve evinden çıkamadığını söyler.

Ama müftüye bir önerisi vardır:

"Bağış işlemini yaşlı amcanın evinde gerçekleştirebiliriz!"

Üsküdar Müftüsü Hasan Ali Ünal, telefondaki kişiyle ertesi gün sabahleyin verilen adreste buluşmak üzere sözleşti. 5 Temmuz sabahı evinden çıkan Ünal, müftülükten önce doğruca telefonda verilen adrese gitti. Makam şoförü de yanında yoktu.
Akşam saatlerine kadar müftüyü gören hiç kimse olmadı. Ailesi ve müftülük görevlileri de Ünal için kaygı ve merak içindeydiler. Sonunda polise haber verdiler. Bilinen tek şey bağış yapacak bir yaşlının evine gittiğiydi. Arayan kimdi, neden bağış müftülükte değil de evde yapılacaktı, adres neresiydi; tüm bu sorular yanıtsızdı.

Beş Kurşun Cemaatten(mi)

Kısa bir süre sonra Namazgah semti yakınlarındaki inşaatta bir ceset bulundu. Yapılan incelemenin ardından cesedin Üsküdar Müftüsü Hasan Ali Ünal'a ait olduğu anlaşıldı! Hasan Ali Ünal kafasına sıkılan beş kurşunla öldürülmüştü. Müftü Ünal, öldürülmezden önce, uzunca süre katil ya da katilleri ile boğuşmuştu.

Olayın ilk şüphelisi, İsmailağa Cemaati'nin lideri Mahmut Ustaosmanoğlu oldu. Çünkü polis, Ustaosmanoğlu'nun Ünal'ın öldürülmesi için fetva verdiği bilgisine ulaştı. Ustaosmanoğlu gözaltına alındı alınmasına da, alınma biçimi biraz "şeyhe" özgüydü. Çünkü Ünal'ın ailesi ve akrabaları bilgi almak için Emniyet'e gittiklerinde nezaretteki görüntü pek bilindik bir manzara değildi. Mahmut Ustaosmanoğlu bir yatağa uzanmış, dinlenir vaziyetteydi. Gözaltından çok konuksever insanların bir ağırlamasını andırıyordu görüntü... Zaten kısa bir süre sonra da Ustaosmanoğlu tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılıverdi.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: KRİMlNAL CEMAAT: İSMAİLAĞA

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Ara 2010, 03:18

Şeyh için idam

Müftü cinayetinin yargılaması 3 Aralık 1984'te, İstanbul 1. No'lu Sıkıyönetim Mahkemesi'nde başladı. Aralarında Mahmut Ustaosmanoğlu'nun da bulunduğu 7 kişi hakkında idam cezası isteniyordu.
Askeri savcı, sanıklar Mahmut Ustaosmanoğlu, Ömer Arlı, Turgay Taş, Abbas Çelik, Ahmet Vanlıoğlu, Ahmet Özer, imdat Kaya ve İran'a kaçan Hamza Akdağ'ın Üsküdar Müftüsü Hasan Ali Ünal'ın engellenmesi amacıyla Fatih'teki İsmailağa Camii'nde toplantı yaptıklarını anlatıyordu. Suçlan, "tasarlayarak devlet memurunu öldürmek ve öldürmeye iştirak"ti. iddianameye göre sanıklardan Fatih Çarşamba semtinde pazarcılık yapan Ömer Arlı, Müftü Ünal'ı öldürecek kişiye 2.5 milyon lira (yaklaşık 17 bin 500 dolar) vaat etmişti. Ancak Ustaosmanoğlu'nun "dava arkadaşlarına" da dikkat etmeliyiz.

Tanıdık Dava Arkadaşları

Çünkü cinayet davasının sanıklarından ve yıllar sonra cemaate bağlı "imam Maturudi Araştırma Vakfı" başkanlığını üstlenecek olan Ahmet Vanlıoğlu, Diyanet işleri Başkanlığı'na bağlı merkez vaiziydi. Vanlıoğlu, cemaatin önemli isimlerinden biriydi. Mahmut Ustaosmanoğlu'nun da akrabasıydı.

Bir diğer sanık ise Sultanbeyli Belediyesi Mezarlıklar Müdürlüğü'nde çalışan imdat Kaya'ydı. Cemaatin, hac hutbeleriyle tanı-nan önemli hatipleri arasında gösteriliyordu. imdat Kaya'yı Türkiye, 28 Şubat sürecinde, "Çankaya, Ezankaya oluncaya kadar bu savaş sürecek" sözleriyle tanımıştı! imdat Kaya cinayetin işlendiği dönemde Ümraniye Camii'nde imamlık yapıyordu.
Sanıklardan Ahmet Özer Kuran kursu yöneticisi, Turgay Taş muhasebeci, Abbas Çelik keresteciydi. Tetiği çeken isim olduğu belirlenen Hamza Akdağ ise cinayetten kısa bir süre sonra İran'a kaçmıştı.

Cinayete Milletvekili Avukat

Davaya Ünal ailesi adına, o dönem aynı büroyu paylaşan iki genç avukat müdahil olarak katıldı. İkisi de yıllar sonra siyasete atılarak, Yahya Şimşek CHP'den, Ertuğrul Yalçınbayır da AKP'den Bursa milletvekili oldular. Yalçınbayır, aynı zamanda Müftü Ünal'ın akrabasıydı.

Dava sonucunda Ustaosmanoğlu beraat etti! Sanıklardan en ağır cezaya ise Ömer Arlı çarptırıldı. 30 yıl ağır hapis cezasına mahkum olan Arlı, 1999'da afla hapisten çıktı. Çıktıktan kısa bir süre sonra ise kızı hakkında "ileri geri" konuştuğunu öne sürdüğü Kuran kursu hocası Türkan Yanıkova'yı öldürdü!

Ertuğrul Yalçınbayır, Ustaosmanoğlu'nun Ünal'ı öldürttüğüne inanıp inanmadığına ilişkin soruya, "Biz mahkemenin kararıyla ilgili yorum yapamayız. Mahkeme kararını verdi ve Ustaosmanoğlu davadan beraat etti. Ancak Ömer Arlı'nın İsmailağa Cemaati lideri Ustaosmanoğlu'nun fikirlerinden fazlasıyla etkilendiği belliydi" diye cevap vererek aslında tetiği çektirene de üstü örtülü işaret etti.

İmam Damada Yedi Kurşun

Üsküdar Müftüsü Hasan AH Ünal'ın öldürülmesi, İsmailağa Cemaati'nin cinayetle gündeme geldiği ilk olaydı, ancak son değildi. Çünkü Mahmut Ustaosmanoğlu'nun Fatih Çukurbostan Camii'nde imamlık yapan damadı Hızır Ali Muratoğlu da 17 Mayıs 1998'de İsmailağa Camii'nde sohbet sırasında silahlı saldırıya uğradı. Vücuduna yedi kurşun isabet eden Muratoğlu yaşamını yitirdi. Muratoğlu'nu caminin ortasında kurşun yağmuruna tutan, 30-35 yaşlarında, sarı sakallı, yeşil cüppeli saldırgan ise kaçmayı başarmıştı!

Hızır Ali Muratoğlu cinayetinde cemaat içi hesaplaşmaların etkili olduğu iddiası öne çıktı. Ancak olay kayıtlara adi bir cinayet olarak geçti.
Mahmut Ustaosmanoğlu'nun yaşlanıp hastalanmasından sonra cemaat içinde etkinliğini artıran, Cüppeli Ahmet Hoca olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü'nün babası Yusuf Ünlü ise 18 Haziran 2001 'de İsmailağa Camiine giderken yolda silahlı saldırıya uğrayarak bacaklarından yaralandı.

Cami Mihrabında Linç

3 Eylül 2006'da İsmailağa Cemaati yine bir cinayet ve linçle Türkiye gündeminin ilk sırasına oturuverdi. Mahmut Ustaosmanoğlu'nun sağ kolu olarak nitelenen emekli imam Bayram Ali Öztürk, sabah namazının ardından Mustafa Erdal adlı kişi tarafından cemaatin gözleri önünde bıçaklanarak öldürüldü.

Saldırıyı gerçekleştiren Mustafa Erdal ise hemen orada cemaat tarafından linç edilerek öldürüldü! Olayın, istanbul Emniyet Müdürlüğü kayıtlarına "Saldırgan, başını mihraba vurarak kendisini öldürdü" şeklinde yansıması akıllara bir kez daha "Her dönemde, iktidara yakınlığıyla bilinen tarikatın üyeleri korunuyor mu?" sorusunu getirdi.

Cemaat lideri Ustaosmanoğlu'nun amca çocuğu olan Abdullah Ustaosmanoğlu, haksız malvarlığı edindiği iddiasıyla hakkında dava açılmasından yıllar sonra, Bayram AH Öztürk'ün öldüğü hastanenin bahçesinde ortaya çıka. Ustaosmanoğlu bir yandan Öztürk'ün ölümüyle birlikte taşkınlık yapan müritleri yatıştırırken bir yandan da cemaat adına basın açıklaması yapan kişiydi.
İsmailağa Cemaati uzun yıllardır, cinayetler, linç girişimleri, saldırılarla gündemde. Olayların perde arkasına bakıldığında, kiminde cemaate engel olmak isteyenler çıkar, kimilerinde ise cemaatin her geçen gün büyüyen ekonomisini yönetecek güçler dengesinin kendi arasındaki hesaplaşması Muhafazakar ve din eksenli partiler için cemaatler neredeyse birer "demokratik kitle örgütü "dür. Aslında böylesi tüm partilerin derdi, cemaatin topluma hangi demokratik katkıyı (!) sağladığı değil, sandığına ne kadar oyunun yansıdığıdır. Onun için cemaatlerin siyasi partilerle kurduğu ilişkilerin boyutunun nerelere varabileceğini bir irdeleyelim.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: KRİMlNAL CEMAAT: İSMAİLAĞA

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Ara 2010, 03:18

Cemaat: AKP'yi Destekleyin

İsmailağa Cemaati, 22 Temmuz 2007'de yapılacak genel seçim öncesinde AKP'ye tam destek kararı almıştı. Cemaat o güne kadar aslında hep Milli Görüş çizgisindeki Necmettin Erbakan partilerine sağladığı destekle öne çıkmıştı. Ancak 22 Temmuz seçimlerinde işler biraz değişmiş, AKP'nin desteklenmesine karar verilmişti.

Bu durum cemaat ile AKP ve Milli Görüş çizgisindeki Saadet Partisi'ni bile karşı karşıya getirdi. Çünkü, Saadet Partili bir kişinin, cemaatin önde gelen isimlerinden Zekeriya Yücedal'ın telefonunu gizlice kendi telefonuna yönlendirerek arayan kişilere, "Cemaat olarak Saadet Partisini destekliyoruz"' dediği ortaya çıktı. Durumu fark eden Yücedal savcılığa başvurarak şikayetçi oldu. Erdal Kılıç imzasıyla 20 Temmuz 2007'de Milliyet gazetesinde yayımlanan haber, İsmailağa Cemaati'nin desteğinin, "siyasi partiler" açısından, hele ki iktidara gelme ya da iktidarını yenileme iddiasında ne kadar da önemli olduğunu gözler önüne serdi.
İsmailağa Cemaati'nin seçimlerde AKP'yi destekleme kararı alması, Milli Görüş kökenli iki partiyi karşı karşıya getirdi. Uzun süredir rahatsız olan cemaat lideri Mahmut Ustaosmanoğlu sağlık durumu ağırlaştığı için Beykoz Çavuşbaşı'ndaki evinden çıkamazken, cemaatin önde gelen isimleri bu seçimlerde AKP'nin desteklenmesine karar verdiler. Soranlara cemaatin AKP'ye meyilli olduğu söylendi. Danışılan isimlerden biri de İsmailağa Cemaati'nin önde gelenlerinden Zekeriya Yücedal oldu. Ancak seçimler için geri sayımın başladığı günlerde Yücedal'ın "0 538 209 ..." numaralı telefonunun çalmaması dikkatini çekti. Öyle ya, cemaat mensupları hangi siyasi partinin seçimde destekleneceğini Yücedal'a telefon açıp soracaktı.

Telefonunun neden çalmadığını düşünürken, çevresindekiler Yücedal'ı "Senin telefonuna başkası çıkıyor," diyerek uyardı.. Yüce-dal da hemen kendi telefonundan "kendini" aradı ve karşısına "tanımadığı" bir kişi çıktı.
Zekeriya Yücedal'a kendisini "Zekeriya Yücedal" olarak tanıtan bu kişi, "seçimlerde cemaat olarak AKP'yi desteklemekten vazgeçtiklerini, oyların Saadet Partisine verileceğini" söyledi. Yücedal bunun üzerine Fatih Cumhuriyet Savcılığı'na başvurarak telefonunu gizlice başkasına yönlendirenlerden şikayetçi oldu.

Zekeriya Yücedal, cemaatin seçim konularıyla ilgili olarak kendisine görev verdiğini, bu çerçevede ne yaptığını ve neler yaşadığını şöyle anlatır:

"Telefonla beni arayanlar hangi partiye oy vereceklerini sorduklarında cemaatin AKP'ye oy vereceğini söylüyorum. Cemaat bu yönde karar aldı. Ancak kim olduğunu isim olarak tespit ettiğimiz bir kişi, kimlik bilgilerimi kullanarak cep telefonu hattımı kendi numarasına yönlendirmiş. Kime oy vereceğini danışmak için bizi arayanlara Saadet Partisine oy verilmesi kararı aldıklarım ifade ederek bize yakın insanları Saadet Partisine yönlendirmiş. Olayı sesimi tanıyan yakınlarımdan öğrendim. Bana 'Hocam seni aradık, ancak tanımadığımız biri telefona çıkarak Saadet Partisi'ne oy verin diye konuştu dediler."

Yaptıkları çalışmalar sonrası yönlendirmeyi yapan kişiyi belirlediklerinin ve yetkililere ismini ilettiklerinin altını çizen Yücedal, şikayetlerinden geri adım atmayacaklarını söylerken, bir tümcesi dikkat çekiciydi: ismimi kullandıkları için cemaat içinde de zor durumda kaldım!

Cemaatin vereceği oylar, her ne kadar lideri Tayyip Erdoğan Milli Görüş gömleğini çıkarttığını söylese de, hem AKP açısından hem de kardeş kavgasına tutuşan SP açısından belirleyiciydi, işte AKP'yi destekleme karan yön değiştirdiği için, kim olursa olsun savcılığa şikayetten vazgeçmeyen cemaat için, aslında ortam da vazgeçilmezdi.

İstanbul Fatih'te kendi İslami gettosundan çıkarak, tüm ülkeye hatta resmi kayıtlara göre yurtdışına bile yayılan cemaatleri soruşturmak isteyen Cumhuriyetin savcıları ile soruşturtmak istemeyenlerin kavgasının görünen ve görünmeyen yüzünü belgeler ve siyasi tartışmalar ışığında anlatacağız şimdi.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Türk Yargısı ve Demokratik Sistemi Nasıl Siyasallaştırıldı?

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir