Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Kovuşturma Açılıyor

Burada Deniz Gezmiş, Yusuf Arslan ve Hüseyin İnan'ın İdam Gecesindeki Anıları ve Kararları hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Kovuşturma Açılıyor

Mesajgönderen TurkmenCopur » 28 Eyl 2011, 00:03

Kovuşturma Açılıyor

Ölüm cezası ile sonuçlanan. Deniz Gezmiş ve arkadaşları hakkındaki davada, davayı izleyen avukatlar tarafından ortaklaşa verilen yazılı savunma ile mahkemede görevli Askerî Savcıya hakaret ettiğimiz iddia edilmiş, hakkımızda TCK'nın 266. maddesine dayanılarak bir kamu davası açılmış ve 2 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmamız istenmişti.

Deniz Gezmiş, Yusuf Arslan ve Hüseyin İnan'la yaptığım görüşmeden 10 gün kadar sonra, sanık olarak yargılandığımız bu hakaret davasının duruşmasından çıkarken Askerî Savcı Yardımcısı Yüzbaşı Muhteşem Savaşan koridorda yanıma yaklaşarak:

— Bir ifadeniz var, işiniz bitince odama kadar geliniz, diyor. Eşim Şekibe Çelenk de yanımdadır. Ben Askerî Savcının odasına giriyorum. O dışarıda beni bekliyor.

Yüzbaşı bana yer gösteriyor, oturuyorum. Bana hakkımda bir şikâyet olduğunu, bir tutanak düzenlendiğini, «kanunun cürüm saydığı suçları övmek» suçundan soruşturma açıldığını, 13 Mart 1972 gününde saat 16.00'da Deniz Gezmiş, Yusuf Arslan ve Hüseyin inan'a Mamak 1 no'lu Askerî Cezaevi'nde görüşme yaparken kendilerine:

«Hemen şunu ifade edeyim ki, mahkeme safahatındaki dinleyiciler dahil dışarıda bulunan bütün devrimciler ve biz avukatlarınız, sizlerle iftihar ediyoruz... Sizlerin idam edilmeniz boş değildir, büyük ve şerefli bir olaydır. Sizden sonraki kuşaklara her halinizle örnek olacaksınız... Sizin bu haliniz diğer devrimcilere örnek, eğitici ve ülkücü bir hareketin en büyük belirtileri olacaktır... Sizlerle beraberiz.» demiş olduğumu, tutanağa dayanarak bildiriyor ve bu iddialara karşı savunmamı soruyor.

Tutanağı okuyorum. Bu tutanağın Cezaevi iç Emniyet Amiri Üsteğmen Burhanettin Potuma tarafından düzenlenmiş ve Top. Onbaşı Muhafız Yahya Uğur ve Piyade Onbaşı Muhafız Mustafa Şahiner tarafından da imza edilmiş olduğunu görüyorum ve Askerî Savcıya şunları söylüyorum:

— Bu tutanak sahtedir. Gerçeğe aykırıdır. 13 Mart 1972 gününde, müdafileri olduğum Deniz Gezmiş, Yusuf Arslan ve Hüseyin İnan'la görüşme yaptım. Tutanak, görüşmelere ters biçimde hazırlanmıştır. 25 yıldır avukatlık yapıyorum. Hangi sözlerin suç sayılacağını bilirim. Tutanakta yazılı sözler söylenmemiştir. Tutanağı düzenleyen Üsteğmen Burhanettin Potuma, tutuklu müvekkillerimin eş-; leri, nişanlıları ve kız kardeşleri tarafından, kendilerine sarkıntılık edildiği ileri sürülerek şikâyet edilmiştir. Bu şikâyetler ben ve diğer müdafi avukatlar tarafından cezaevi idaresine iletilmiş, Üsteğmen hakkında bu konuda bir dosya düzenlenmiştir. Bugün soruşturmaya dayanak yapılan tutanak bu husumetin etkisi altında ve gerçeğe aykırı olarak düzenlenmiştir. Kaldı ki, üsteğmen ile diğer görevlilerin avukat ve tutuklu görüşmelerini dinlemeye ve bu konuda tutanak düzenlemeye yetkileri yoktur. 353 sayılı yasaya göre bu görüşmeler mahremdir. Görüşmeleri, isterse, ancak Askerî Savcı ya da yardımcısı izleyebilir. Eğer Üsteğmen ve diğer görevliler olay yerinde güvenlik nedeniyle bulunuyorlarsa, onların bir duvardan, tel örgüden farkları yoktur. Konuşmaları dinleyemezler. Bu yüzden de düzlenen tutanağın bir delil değeri yoktur.

Askerî Savcı sözlerimi tutanağa yazdırdıktan sonra:

— Sıkıyönetim Komutanlığı, tutuklanmanız için bize emir vermiştir. Tutuklanmanızı istemek zorundayım. Sizi mahkemeye göndereceğim. Koridorda bekleyiniz.

— Madem ki, komutanlık emir vermiştir, görevinizi yapınız.

Koridora çıkıyorum. Eşim Şekibe'ye durumu anlatıyorum ve tutuklanarak Mamak'a gönderildiğim takdirde izlemekte olduğum davalar için alınacak önlemleri görüşüyoruz.

Koridorda uzun süre bekliyoruz. Kapılar açılıp kapanıyor, odalar arasında gidip gelmeler daha sıklaşıyor. Saat ilerliyor.
Sonunda Askerî Savcı, mahkeme kurulunun oluşmadığını ve bundan ötürü de duruşmanın ertesi güne bırakıldığını haber veriyor.
O gün beni serbest bırakıyorlar. Ertesi gün geleceğime ve kaçmayacağıma onlar da inanıyorlar.
Ertesi gün geliyorum. Bu kez hazırlıklıyım. Valizim elimdedir. Duruşma başlıyor.

Top. Albay Azmi Işıklar başkanlığında, Hâkim Yarbay Besim Doğuşlu ve Hâkim Kıdemli Binbaşı Siret Kurtcebe'den kurulu Sıkıyönetim 1 no'lu Askerî Mahkemesi duruşmaya başlıyor.

Duruşma hâkimi bana yükletilen suçu açıklayarak savunmamı soruyor. Deniz Geçmiş, Yusuf Arslan ve Hüseyin İnan'la yaptığım konuşmaları olduğu gibi anlatıyorum. Bu genç idam hükümlüleri tarafından bana söylenen sözlerin aynen tutanağa yazılmasına özen gösteriyorum. Duruşma hâkimi sözlerimi hemen olduğu gibi yazdırıyor. Ayrıca, Üsteğmen Burhanettin Potuma tarafından düzenlenen tutanağın sahte olduğunu açıklayarak, suçlamayı reddediyorum. Görüşme esnasında tutanağı düzenleyen ve bizi dinleyen görevlilerin yasaya göre yanımıza bulunamayacaklarını, konuşmaları dinleyemeyeceklerini, tutanak düzenle-yemeyeceklerini, düzenledikleri takdirde tutanağın yasal bir delil sayılamayacağını, bu kişiler olay yerinde güvenlik nedeniyle bulunuyorlarsa, sadece bu amaçla hareket etmeleri gerektiğini söylüyor ve olayda tutuklanmamı gerektiren bir durum bulunmadığını açıklayarak sözlerime son veriyorum.

Mahkeme kurulu, duruşmaya ara veriyor. Kurul tutuklama istemini görüşüyor ve bu görüşme yarım saat sürüyor. Görüşme bitiyor. Mahkeme kararını bildiriyor ve Üye Hâkim Siret Kurtcebe'nin karşı oyuna rağmen, oy çokluğu ile tutuklama isteğinin reddine karar veriyor. Kovuşturma tutuksuz sürüyor. Sonunda, Askerî Savcılık, takipsizlik kararı veriyor. (Dosya, 972/274-47.)

Kaynakça
Kitap: IDAM GECESI ANILARI VE KARARLAR. GEZMIS, ARSLAN, INAN
Yazar: Halit Çelenk
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Deniz Gezmiş, Arslan ve İnan'ın İdam Gecesindeki Anıları ve Kararları

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir