Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Henry J. Barkey

Burada Dünyayı Yöneten Kişiler ve Gizli Örgütler hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Henry J. Barkey

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Tem 2012, 14:47

Henry J. Barkey

Henry J. Barkey, Kürt sorununda PKK’yı desteklemektedir. Abdullah Öcalan’ın Roma’da olduğu dönemde CIA eski görevlisi Graham Fuller ile birlikte terörist lideri ziyaret etme girişiminde bulunmuş fakat Öcalan’ın İtalya’dan zamanından önce ayrılması sonucu bu girişim başarısızlıkla sonuçlanmıştır.

Barkey, PKK’nın siyasallaşma sürecinde çok aktif bir rol oynamıştır. Terörist örgütün Türkiye’de yasallaşması için yoğun bir propaganda yürütmüştür. Barkey, Türk Silahlı Kuvvetleri aleyhine Washington’da lobi yapan Türkiye’deki radikal dinci gruplara destek vermiştir. Onların ABD programlarım hazırlamış, ABD Dışişleri Bakanlığı ile görüşmeleri için randevular ayarlamıştır.

Türk düşmanı Ermeni, Rum ve Kürt lobilerine yakınlığı ile öne çıkan Barkey bir CIA Ajanı’dır.

Leigh Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkam olan Prof. Barkey, 1998-2000 tarihleri arasında ABD Dışişleri Bakanlığı politika planlama bölümünde görev yapmış, Türk-ABD ilişkileri ve Kürtler konusunda kitaplar ve makaleler yazmıştır.

Barkey, İzmir’de doğmuş, askerliğini burada yapmış Yahudi asıllı bir Amerikalıdır. Abdullah Gül’ün kadim dostudur.

“PKK’nın Washington’da bulunan AKIN (American Kurdish Information Network) adlı gizli temsilciliğinin basında pasaport ve kimlik sahtekârı olarak tanınan Kani Gulam’ın siyasi savunma isteğine referans mektubu yazacak kadar Kürtçü bir akedemisyendir.”

“Obama önce PKK’ya el atsın”

“Prof. Henry Barkey, Wall Street Journal gazetesinde Türk- Kürt Barışı İçin Şans başlığıyla yayımlanan makalesinde “Obama Müslüman dünyasında kilit bir dış politika başarısı elde edebilir. O da Türkiye’de ve Kuzey Irak’taki Kürt sorununun çözümlenmesidir” görüşünü dile getirdi.

Barkey, “Öcalan’ın 1999’da ABD’nin desteğiyle yakalanmasının ardından Türk Hükümeti ve Ordusu; isyanı bastırmak için yapabileceği pek az şey olduğunu ve dökülen kanın sonu olmadığını anladı” değerlendirmesini yaparken, “Ancak durum o kadar karmaşık ki Türkler ve Kürtlerin, bir anlaşmayı sonuçlandırmak için dışarıdan yardıma ihtiyaçları olacak. Her iki tarafta bu yeni açılımı baltalamayı çok sevecek fazla sayıda aşırı unsurlar var. ABD’nin rolu belirleyici olabilir” yorumunu yaptı. Barkey, şöyle devam etti: “Washington, hem Türkiye ile hem de Kürtlerle olan olumlu ilişkisi sayesinde yardım etmek için güçlü bir konumda. ABD, Türkiye’ye, asilere karşı operasyonlarda çok ihtiyaç duyduğu lojistik desteği sağlayarak ve uluslararası forumlarda PKK konusunda Türkiye’yi tutarlı bir biçimde destekleyerek iyi niyetini kanıtladı. Aynı zamanda Irak’ın Saddam Hüseyin rejiminden kurtarılmasındaki rolü dolayısıyla her yerdeki Kürtler arasında çok saygı duyuluyor.”

ABD, güneydoğu Türkiye ve Kuzey Irak’ı içine alacak (İsrail ve komşularında olana benzer) bir ‘Kalifiye Sanayi Bölgesi’ kurulmasını önerebilir; Böylece ekonomik faaliyet teşvik edilmiş ve Türkiye’yle KYB arasındaki bağlar güçlendirilmiş olur. Denize çıkışı olmayan KYB dünyanın geri kalanıyla ekonomik ilişkileri açısından Türkiye’ye bel bağlıyor.”

AKP Kürt federe devletine karşı değil

“Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Ocak 2004’teki Amerika ziyareti sırasında bir ara Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, heyetten ayrılarak, Washington’daki bir otelde Henry Barkey ile görüşür. Barkey, Gül’le bu buluşmanın ardından gece Adams Morgan’da bir Türk’e ait Cities adlı lokantaya gider. Kendisini orada Cengiz Çandar, İlnur Çevik, Aslı Aydıntaşbaş ve Barham Salih beklemektedir.

Barkey, Gül’le yaptığı görüşmeyi KYB temsilcisi Barham Salih’e aktarır. Masada ayrıca Irak’ın kuzeyindeki havaalanı işi de bağlanır. Komisyon 60 milyon dolardır. İlnur Çevik’in aldığı havaalanı işinde Cengiz Çandar da küçük ortaktır. Akşam otelde başlayan süreç, gece lokantada neticelendirilir. AKP hükümeti Kürt federe devletine karşı çıkmayacağını, TSK’nın ‘Bağımsız’ Kuzey Irak operasyonunun engelleneceğini, ABD devleti adına Henry Barkey’e iletir.

Kukla devletin ilanına adım adım hareket edilecek ve bu girişime karşı koyma kararlılığındaki TSK da hükümet yoluyla pasifıze edilecektir.

Yani bir ay önce, Aralık 2003’te Dubai de imzalanan 8,5 milyon dolarlık kredi anlaşmasıyla şartla bağlanan durum bir kez daha teyit edilmiştir. Dubai’de, yüksek faizle Türkiye’ye verilecek borcun şartı, TSK’nın Kuzey Irak’a girmesiydi.

Operasyon öncesinde TSK’nın durumu son bir kez daha ABD Dışişleri Bakanlığı’nda 28 Mayıs 2004’te Türkiye ile ilgili ‘gizli’ bir toplantı yapılır. Toplantıda üzerinde durulan konu, Amerika’nın Kuzey Irak’taki kukla devlet girişimine TSK’nın nasıl tepki vereceğidir. Toplantıda yer alan Henry Barkey, Gül’le ABD devleti adına otelde yaptığı görüşmeden aldığı notlan rapor olarak aktarır. ABD Dışişleri Bakanlığı’ndaki toplantıda, AKP
Hükümetinin Kürt Federe Devletine karşı olmadığı, Kuzey Irak’taki gelişmeler karşısında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ‘sinirlenmekten’ öteye gidemeyeceği sonucu çıkar.”148

Barkey’den, Kuzey Irak için üçlü öneri

“ABD’de Leigh Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Camegie Vakfı Ortadoğu Uzmanı olan Henry Barkey, “Kürdistan’da çatışmayı önlemek” başlıklı raporunda, Irak’tan çekilmeye hazırlanan ABD yönetimine uyanlarda bulunarak görüşlerini dile getirdi.

Barkey’e göre Kuzey Irak ile ilgili üç kritik nokta var:

- Kürt Bölgesel Yönetimi’nin etki alanı,
- Kerkük,
- İran ve Suriye’nin Kürt bölgesine etkisi.

Barkey, Obama yönetiminin Kuzey Irak yönetimi ile Türkiye arasındaki ilişkilerin iyileşmesini teşvik etmesi gerektiğini belirtirken, PKK içinde af dâhil olmak üzere pek çok seçenek önerdi. Barkey’e göre, Barzani ve Talabani’ye PKK’yı terör örgütü ilan etmeleri ve kınamaları için daha fazla baskı yapmalı.

Kuzey Irak bölgesel yönetiminin Washington temsilcisi Kubad Talabani’nin de hazır bulunduğu raporun tanıtım toplantısında Barkey, PKK’nın Peşmerge güçlerine katılabilmesi ya da aftan yararlanarak dağıtılması önerisini gündeme getirdi. “Kuzey Irak’lı liderler, artık PKK varlığına göz yummamak” diyen Barkey, bölgedeki gelişmelerden tedirginlik duyan Suriye ve İran’ın da ABD yönetimi tarafından teskin edilmesi gerektiğini de vurguladı.

Rapor ile ilgili görüşünü açıklayan Kubad Talabani, değerlendirmeleri memnuniyetle karşıladıklarını ve Türkiye ile ilişkilerin geliştirilmesini istediklerini belirtti.”149

“Kürt devleti bölgenin çıkarına”

“Los Angeles Times gazetesinde dün yayımlanan “Irak’ta bir Kürt Devleti bölgeye yarar sağlar” başlıklı, Henry J. Barkey imzalı makalede, “Türkiye’ye Sünni-Şii Arap koalisyonunu dengeleyecek yeni bir federal oluşumun korkulacak bir şey olmadığını anlatmak gerektiği” vurgulandı.

Barkey, ABD’nin aslında 30 Haziran’da egemenliğin devrinden sonra birleşik ve demokratik bir Irak’ın oluşmasını tercih ettiğini, ancak ülkenin Sünni ve Şii Araplar ile giderek daha fazla ‘ABD işbirlikçisi’ olarak görülen Kürtler arasında bölünmesinin olası olduğunu yazdı. Kuzey Irak’ta güçlü bir federal Kürt devletinin ABD için bir avantaj olabileceğine dikkat çeken Barkey, Türkiye’nin Irak’ta bir Kürt devletine karşı son derece hassas olduğunu anımsattı.

Barkey, Türkiye’nin Türkmenlere desteğinin ‘yeni’ olduğunu ileri sürerek bunun Washington ve Irak’ta şüphe yarattığını belirtti. Türkiye’ye Kürt nevraljisini aşması için yardım edilmesi gerektiğini vurgulayan Barkey, Iraklı Kürtlerin çoğunun Ankara’yı ‘potansiyel en iyi müttefik’ olarak gördüğünü belirtti.

Barkey, Kuzey Irak’taki özerk bir kürt varlığının iki nedenle Ankara’nın çıkarına olduğunu yazdı.

Buna göre “Böylesi bir federal devlet; kurulacak güçlü bir dostluk sayesinde Türkiye’deki Kürtlerin öfkesini hafifletebilir. Türkiye Kürtleri, sınırın ötesindeki kardeşleri ve onların kurduğu devleti tehlikeye atmamak için daha fazla çaba sarfederler.”

Barkey, bu konuda eski Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın da benzer bir projeye sahip olduğunu hatırlattı.

Barkey’e göre Türkiye’nin böyle bir oluşuma destek vermesinin bir diğer gerekçesi de Kürtlerin Şii ve Sünni Araplara göre daha laik yapıda olmaları olabilir.
12 yıldır ABD koruması altında yarı bağımsız biçimde yaşayan Kürtlerin demokrasi ve egemenlik konularında büyük ilerlemeler katettiğine dikkat çeken Barkey, ABD’nin Türkiye’ye verdiği “İran sının yakınlarındaki Kuzey Irak dağlarında barınan Kürt isyancılarla uğraşma” sözünü tutması gerektiğini belirtti.”

“Irak’tan çekilmeyi gözden uzakta konuşmalıyız”

Barkey, Milliyet’e yaptığı açıklamada Irak’tan çekilme ile ilgili görüşünü şöyle dile getirdi:

“Şu anda ABD çekilmeyi göze alamaz. Değişik stratejiler üretmeli. Politika üretemiyor Amerika. Yaptığı tek şey, tedhiş hareketlerine askeri açıdan karşı durmak. Ben diyorum ki, Zarkavi’yi masaya çağıralım, ama farklı politikalara ihtiyaç var.

Türkiye’nin önemi o noktada olacak. ABD Irak’taki direnişi kıramıyor, Türkiye kuzeydeki Kürt devletinden ürküyor. Oysa iki taraf da Irak’ın geleceğini demokratik, istikrarlı bir refah devletinde görüyor.

ABD başarısız olursa ne olacak? Bunu kimse bilmiyor. Başkan Bush, Erdoğan’a “İşler kötüye giderse ne yapacağız?” diyemez. Ama bu Türkiye-ABD arasında gözden uzak konuşulmalı.

Türkiye ABD’nin müttefiki. Amerika Irak’a girdi. Şu anda ABD’nin durumunu görüyorsunuz. Korkunç zorda.”
1988 Haziran Mutabakatı’nın mimarları arasında

“Türkiye-ABD arasında Mart-Haziran 1998 arasında Ankara’da, İstanbul’da ve Tel Aviv’de görüşmeler yapıldı. Tel Aviv toplantısı ile görüşmeler tamamlandı. Toplantıları MİT ve Dışişleri içinden bir ekiple ABD’nin Dışişleri Bakanlığı’nın ve CIA’nın Türkiye Masası yetkilileri yürüttü.

Üzerinde birleşilen noktalar Pentagon tarafından anlaşma metni haline getirildi. Temmuz 1998’de Türkiye’den giden bir heyet mutabakatı imzaladı.

“Haziran Mutabakatı” diye anılan anlaşmaya göre Türkiye, ABD’nin kriz bölgelerine müdahalesinde rol almayı kabul etti. Bunun karşılığında askeri giderleri ABD karşılamaya başladı.

Ankara görüşmelerine ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı ve eski Ankara Büyükelçisi Marc Grossman, Ankara Büyükelçiliği eski Müsteşarı Francis Riccardione ve CIA’dan John Mc Kennan katıldı.

Tel Aviv toplantısına, Ankara toplantılarına katılanların yanı sıra, askeri yetkililer de katıldı.

Washington’daki nihai buluşmaya, Tel Aviv görüşmelerine katılan heyet gitti. ABD heyeti’nde, Dışişleri Bakanlığı’nın Türkiye Masası’ndan Henry Barkey, iki albay ve Ricciardone ile CIA’nın Yakındoğu Masası 2. Başkanı bulunuyordu. Albaylardan birisi, Irak Masası başkanıydı. Ricciardone ile CIA’nın Yakındoğu Masası 2. Başkanı da anlaşmayı parafe ettiler. Henry Barkey, anlaşmayı Ulusal Güvenlik Konseyi’nin onayına sundu.”

Kaynakça
Kitap: Derin Dünya DEVLETİNİN ADAMLARI
Yazar: Erol Bilbilik
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Dünyayı Yöneten Kişiler ve Gizli Örgütler(CFR, Üçlü Komisyon, Bilderberg)

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir

cron