Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Marc Grossman

Burada Dünyayı Yöneten Kişiler ve Gizli Örgütler hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Marc Grossman

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Tem 2012, 14:28

Marc Grossman

Marc Grossman, iki dönem Türkiye’deki ABD Büyükelçiliği’nde görev yaptı. İlk görev dönemini Turgut Özal Başbakan olduğu yıllarda diplomat olarak, İkincisini ise 1994-1997 yılları arasında Büyükelçi olarak tamamladı. Eski Başkan Clinton’un oldukça önem verdiği bir isim olan Grossman Türkiye’ye yakın gözüken eski Dışişleri Bakanı Madeleine Albright’ın isteği üzerine Dışişleri Bakanlığı Avrupa ve Kanada İşlerinden Sorumlu Müsteşar Yardımcılığı görevine getirildi. Clinton kabinesinde görev yapan Grossman, Bush kabinesinde Dışişleri Bakanı Colin Powell ve müsteşarı Richard Amitage ile yeni dış politikaya damgasını vurmaya çalıştı. Grossman, son olarak Dışişleri Bakanlığı Personel Direktörlüğü görevini yürüttü.

Daha önce eski Dışişleri Bakanı Warren Christopher’ın başdanışmanlığını yapan Grossman, Califomia Üniversitesi ve London School Of Economics and Political Science’ın Uluslararası İlişkiler bölümü mezunudur ve çok iyi Türkçe konuşmaktadır.

Grossman, 28 Şubat’ın sıcak günlerinde Genelkurmay Başkanlığının dinlemesindeki rolü açığa çıkan ABD’nin Adana Konsolosu Elisabeth Shelton ile birlikte 1997 Temmuz’unda Türkiye’den apar topar ayrılmıştı. Büyükelçilik, beş ay müsteşar düzeyinde temsil edilmişti.

Türkiye hep cephe ülkesi oldu

1995’te Marc Grossman Ankara Büyükelçisi, Richard Holbrooke Dışişleri Bakan Yardımcısı iken o yıl kafa kafaya verip Türkiye’nin startejik önemini yeniden tanımladırlar. Vardıkları sonucu Holbrooke: “Türkiye, soğuk savaş sonrasının yeni cephe ülkesidir” şekline özetlemekteydi.

“Soğuk Savaş’ta Almanya ne kadar önemli olduysa, Türkiye de bu gün o konumdadır” diye aktarmıştı. On yıl sonra 11 Eylül sonrasında Marc Grossman’a göre anlaşılması gereken şeylerden biri, artık herkesin cephe ülkesi olduğudur. “Coğrafya şimdi daha az önemli. Coğrafya,eskisinden farklı olarak, artık ne bir savunma aracı, ne de tayin edici. Türkiye de 11 Eylül sonrası bakışını coğrafyanın ötesine taşıyabilmeli.

Ama Türkiye hala çok önemli, çünkü laik demokratik ve aynı zamanda Müslüman olabilme yönündeki tarihi deneyin gerçekleştiği yer. Türkiye’nin bu deneyi başaracağına inanıyorum ve başaracağı için de, Dünyada artık kimse “Bu imkansız” diyemeyecek. Bence bu, Türkiye’nin tarihi, kozmik görevi.

Türkiye, belki biraz Endenozya gibi, İslam, demokrasi ve laiklik temelindeki bir insan ilişkisinin yaşandığı yer.

Eğer Iraklı, Lübnanlı ya da Suriyeliyseniz ve birisi size ‘Asla demokratik olamazsınız’ derse, artık bunun doğru olmadığını biliyorsunuz, çünkü ortada bir Türkiye var.”91

ABD’nin beklentileri

ABD’nin Türkiye’den beklentileri konusunda Grossman şunları yazdı: “Türkler, ABD ile stratejik işbirliğini kabul etmeli. NATO üyesi bir müttefiğe destek, iki yönlü bir yol gibi olmalı. Türkiye, ülkesindeki ABD askeri varlığı konusunda daha esnek olmalı. Kıbrıs sorununun çözümünde sorumluluklarını kabul etmeli. Din özgürlüğüne dikkat etmeli ve Heybeliada Ruhban Okulu’nu tekrar açarak hoşgörüsünü göstermeli. Ayrıca Ermenistan ile sınırım açmalı. Yahudi düşmanlığını sıfır hoşgörü gösterdiğini deklere etmeli.” 2005 yılında Grossman’ın söylediklerinin neredeyse tamamı bugün hayata geçmiş durumdadır.

“Kanımız birleşik Irak için”

Grossman, Yasemin Çongar’la yaptığı bir görüşmede, Irak ve Türkiye üzerine çarpıcı açıklamalar yapıyor: “Türkiye'nin toprak bütünlüğünün hep eksiksiz savunucusu olduk, dün de böyleydi, bugün de böyle, inanıyorum ki yarın da böyle olacak. Irak'a gelince, şu anda kanımızı ve hâzinemizi başarılı ve birleşik bir Irak kurmak için harcıyoruz. Kanımızı ve hâzinemizi parçalanacak bir Irak uğruna ortaya koymadık. Bence Türk halkının bu duruma bakıp Irak'ta bir Kürt devleti kurulmamasını garantilemenin yolunu, birleşik bir Irak hedefinin başarısında görmesi ve bunu hedefleyen politikayı desteklemeye başlaması gerekirdi. ABD ile Türkiye arasında felsefi ve tarihi bakımdan önemli bir fark var, o da federalizm. Biz federal devletiz, Türkiye ise üniter. Dolayısıyla, bazen "Şurada daha fazla yerel özerklik olsun" dediğimizde, Türkler bizi tam anlayamıyor. Burada temel mesele, ABD'nin Türkiye'nin toprak bütünlüğünü sonuna kadar kararlılıkla savunması gereğidir. Türkler de, Irak'ın birleşik ve başarılı bir devlet olmasını sağlamanın yolunun bu hedefi desteklemekten geçtiğini görmeli. Irak'ta birleşik devlet projesi, etnik çatışma ya da rejimin niteliğine ilişkin anlaşmazlık nedeniyle çökerse, Kürtlerin bağımsızlığa yönelmesi olası değil mi? Bilmiyorum. Bildiğim şu: Eğer Ankara'da politika yapıyor olsaydım, bu sonucu önlemenin en iyi yolunun, bugünkü Irak hükümetine destek vermekten geçtiğini görürdüm."

“Hedefimiz, Truman ve Marshall’ın 1947 vizyonunu yakalamak”

Grossman, 15 Temmuz 1997 tarihinde ABD Senatosu Dışişleri Komitesi’nde şu konuşmayı yaptı:

“Başkan Clinton’un Avrupa ve Kanada işlerinden sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı adayı olarak Komiteniz önünde bulunmaktan şeref duyuyorum. Bana itimat gösteren Dışişleri teşkilatına da minnettarım.

Görevimin onaylanması halinde, Marshall Planı’nın ellinci yılını kutladığımız bu günlerde, Sayın Başkan ile Dışişleri Bakanı Albright’a Avrupa ve Kanada işlerini idareleri esnasında destek olmayı özel bir sorumluluk addediyorum.

Görevimiz, Başkan Truman, Dışişleri Bakanı Marshall ve Senatör Vandenberg’in 1947’de ortaya koydukları vizyonu tamamlamaktır. Avrupa ve Kanada ile işbirliği, ABD için hayati önem taşımaktadır.

NATO, tarihin en başarılı ortaklığıdır. Avrupa Birliği ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı gibi birçok kuruluş, demokratik ve müreffeh bir Avrupa için çalışıyor.

Avrupa güvenliği ve ABD’nin Avrupa ile ilişkileri açısından anahtar örgüt NATO’dur. Başkan Clinton ile Dışişleri Bakanı Albright, hedeflerimizi belirlemişlerdir. Görevimiz genişlemeyi doğru bir şekilde gerçekleştirmektir. NATO’nun gücünü muhafaza etmesi esastır.

21 yıldan uzun bir süre ABD Dışişleri teşkilatında görev yaptım. Hazırlık sınıfında iken o zamanki idari müsteşar Eagleburger’in yaptığı konuşmayı hala hatırlıyorum. Bize şunu demişti: “Sizler Birleşik Devletler’in dışişleri mensuplarısınız, Dışişleri Bakanlığı’nın değil. Bunu asla unutmayın.”

Kariyerim boyunca bu sözleri hiç unutmadım ve onlara sadık kalmaya çalıştım. Türkiye’de, başında bulunduğum ABD Misyonunu, vergi mükelleflerimizin iftihar edeceği bir şekilde yönettim. Dışişleri Bakanlığı’nda çalıştığım yıllarda da hedefim bu oldu.”

Bu konuşmasından sonra Grossman’ın Ankara Büyükelçiliği onaylandı ve Ankara’da göreve başladı. Ama görevden ayrılışı olaylı oldu.

Kaynakça
Kitap: Derin Dünya DEVLETİNİN ADAMLARI
Yazar: Erol Bilbilik
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Dünyayı Yöneten Kişiler ve Gizli Örgütler(CFR, Üçlü Komisyon, Bilderberg)

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir