Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Michel Robert Hickok

Burada Dünyayı Yöneten Kişiler ve Gizli Örgütler hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Michel Robert Hickok

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Tem 2012, 14:20

Michel Robert Hickok

Ulusal strateji yazarlığı yapmakta olan Albay Michael Robert Hickok, Pentagon’un önde gelen Türkiye uzmanlarındandır. Çok iyi Türkçe bilen Hickok doktorasını Michigan Üniversitesi’nde Osmanlı tarihi üzerine yapmıştır. ABD Dış Politikası’nı belirleyen merkez olan CFR bursuyla Türkiye’de çalışmalarda bulunmuştur. Sabah yazarı Sedat Sertoğlu, 12 Haziran 2000 tarihli yazısında, Hickok’un bir dönem Türkiye’de görev yaptığını yazdı. Albay Hickok’un “18.yüzyılda Bosna’daki Osmanlı Askeri İdaresi" başlıklı bir kitabı da bulunuyor. Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Vural Beyazıt’ın Yayın Kurulu Başkanlığı’nı yaptığı Çevik Bir ekibinin kontrolündeki Ulusal Strateji Dergisi’nde Hickok’un makaleleri yayımlanıyordu. Dergi’nin Temmuz- Ağustos 2000 tarihli sayısında yayımlanan makalesinin başlığı, “Orta Asya’nın Güvenliği” idi. Hickok’un CIA ajanlığı deşifre edilince Ulusal Strateji Dergisi ile ilişkisi alelacele kesildi.

Hickok, 8-9 Haziran 2000’de An Grubu’nun düzenlediği “Güvenli Avrasya” konulu sempozyumda Çevik Bir’le aynı oturumun konuşmacısıydı. İkisi de aynı şeyleri söylediler.

Türk Ordusu’nu halkına ve komşularına tehdit olarak gösteren bu makale, Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi’nin (ASAM) yayımladığı Stratejik Analiz Dergisi’nin Eylül 2000 tarihli sayısında yayımlandı. Başkanlığını Doç. Dr. Ümit Özdağ’ın yaptığı Fethullah Gülen’e yakm işadamlarının desteğiyle faaliyet yürüten Avrasya Bir Vakfı’nın bünyesindeki ASAM’a siyaset ve medyadaki bütün Amerikonofiller destek veriyor.

Michael Robert Hickok’un kaleme aldığı “Yükselen Hegemon: Türk Stratejisi ile Askeri Modernizasyonu Arasındaki Uçurum” başlıklı makalede, Türkiye’nin bölge merkezli dış politika yönelimi ve bunu güvence altına alan TSK’nın modernizasyon planı topa tutuluyor. Türkiye’nin güvenlik stratejisinin ABD’nin öngördüğünden farklılaştığı kaydedilerek, bu değişimin sorumlusu olarak Orgeneral Kıvrıkoğlu gösteriliyor.

Güvenilmez güvenlik ortağı

Daha girişte şu saptama yapılıyor: “Ankara’daki karar vericiler, günümüzde, yeni fırsatlardan yararlanmak ve belirsiz gelecek karşısında Türk çıkarlarını korumak için daha aktif güvenlik politikalarıyla ilgilenmektedir. Türkiye’nin bölgede bağımsız bir güvenlik aktörü olarak yükselmesi, komşularının dikkatinden kaçmış değildir. Ankara’nın post-Kemalist dış politika denemesi ile Türkiye’nin Silahlı Kuvvetlerini modernize ederek tüm komşularından fazla kabiliyet kazandırması aynı zamana denk gelmektedir.”

Albay Hickok TSK’nın modernizasyon planını, Soğuk Savaş’ın son yıllarında geliştirilen NATO’nun savunma modernleşmesi planından yararlanarak başlatmış olmasına karşın diğer NATO ülkeleri askeri harcamalarını azaltırken Türkiye’nin artırdığına dikkat çekiyor. Pentagon’un en büyük kaygısının, bu politikanın Washington veya Brüksel’de değil Ankara'da belirleniyor olmasından kaynaklandığını itiraf ediyor: “Türkiye’nin güvenlik politikasının giderek daha fazla tahmin edilemez olması, bunun yanında Ankara’nın komşularına oranla artan askeri gücü, bölgesel istikrarsızlığı daha da arttırmaktadır. Türkiye’nin ihtiraslı ulusal güvenlik stratejisi ve kanıtlanmış askeri yetenekleri, tüm bölgede yeniden bir jeopolitik yapılanmayı zorlamaktadır.”

Hickok,Türkiye’nin ulusal güvenlik politikası karşısında Batı’nın şaşkınlığına vurgu yapıyor: “Türkiye’nin bölgesel hâkim güç (hegemon) olarak ortaya çıkma olasılığı, Batı için müspet ve menfi tarafları olan karmaşık bir durumdur. (...) Amerikalı karar alıcılar, Türkiye’nin dış politikada ve güvenlik konularında giderek daha da aktif olmasına hazırlıksızdır. (...) Türkiye’nin müttefik olarak gerçek değeri artarken, Ankara daha az güvenilir bir güvenlik ortağı olmuştur.”

...Albay Hickok, ABD’nin bölgesel çıkarlarıyla Türkiye’nin çıkarlarının çeliştiğini de nesnel olarak saptıyor: “Silah transferleri, Kürtlerle ilgili politikalar ve demokratikleşme konusundaki anlaşmazlıklardan dolayı ortak bölgesel güvenlik çıkarlarının ortadan kalkmasıyla, Washington’un da, daha karmaşık bir ortak olduğu anlaşılmıştır. Bu paradoks, her tür siyasi görüşten sivil ve askeri lideri yeni politikalar denemeye teşvik etmiş ve bu durum Ankara’nın uluslararası ilişkilerde tek taraflı daha büyük riskler alma yolundaki isteğini ortaya koymuştur.” Pentegon’un Türkiye uzmanı, Ankara’nın gelecek yüzyıl için ulusal güvenlik stratejisi oluşturma çabalarında, Genelkurmay’ın etkisinin teyin edici olmasından rahatsız: “Türk Genelkurmayı ile hâkim siyasi görüşler arasındaki uzlaşma hala yapaydır.” Albay Hickok’un en büyük rahatsızlığını ise 29 Nisan 1997’de Genelkurmay ‘ın kamuoyuna açıkladığı yeni Milli Askeri Strateji Kavramı (MASK) oluşturuyor. Amerikan albayı MASK’la 1985’te ABD ile birlikte belirlenen genel çerçevesinin değiştirildiğini ve NATO ve Amerikan inisiyatifine bırakılan konuların da yeniden ele alındığını belirtiliyor.

Albay Hickok’un, Batı ve NATO ile ilişkilerde temel bir değişikliğe gitmeden Türkiye’nin geleceğinin sadece Batı’da olduğu yolundaki sözlerini yumuşattığını saptıyor. Milli Savunma Bakanlığı’nın 1998 yılında yayımladığı Beyaz Kitap'tan alıntı yaparak, Türkiye’nin yeni yönelimini resmi belgelere geçirdiğini örnekliyor: “Resmi askeri belgeler günümüzde, Türkiye’yi bir Avrasya Ülkesi” olarak nitelemekte ve “hem Batı hem de Doğu’yla ilişkilerini korumak ve geliştirmek” zorunda olduğunu belirtmektedir. 70 yıllık alışılmış politikadaki bu sapma, Türk stratejik düşüncesinde önemli bir dönüm noktasıdır.”

Kıvrıkoğlu’nun rolü

Albay Hickok, “daha aktif politika izleme girişimi büyük ölçüde orduya aittir.” saptamasını yaptıktan sonra yakın arkadaşı Çevik Bir’in İsrail ile geliştirdiği aktif dış politika ile Org. Kıvrıkoğlu’nun uyguladığı politika arasındaki farka dikkat çekiyor. Org. Kıvrıkoğlu’nun daha 1998’de Kara Kuvvetleri Komutanı iken verdiği bir demeçten alıntı yaparak şöyle yazıyor: “Kıvrıkoğlu, (Türkiye’ye yönelik) bu tehditlerin kaynağı olarak belirli ülkeleri işaret etmekten kaçınmış -ki bu durum, Türkiye’nin eski strateji belgelerinden önemli bir sapmadır ve bunun yerine bu tehditlerin (challenge) Türk ordusu üzerindeki etkileri üzerinde durmuştur.”

Ordu’yu yıpratmak için darbe senaryosu

Albay, Hickok bir ‘müttefik’ ülkenin ordusu için ağza alınmayacak sıfatlar kullanmanın ötesine geçiyor, orduyu yıpratmak için “darbe yapacağı” iddiasını bile ileri sürüyor:


“Ordu,Türk halkından, bir yandan, ülkenin ulusal çıkarlarıyla ve gelecekteki güvenlik ihtiyaçlarıyla ilgili kendi bakış açısına güvenmesini isterken, öte yandan kendisi Türk halkının önemli bir kısmına veya halkın seçtiği liderlere güvenmediğini göstermektedir. Modernizasyon programı, halkın güvenini yeniden kazanmadan, orta vadede ülke içindeki huzursuzluğu ve ordunun hükümete darbe düzenlemesi ihtimalini arttırabilir.” Hickok’un,Türkiye’nin güvenlik stratejisine bu denli hakim olmasının nedeni, Türk Ordusu’nun Orta Asya ve Ortadoğu coğrafyasında önemli bir kuvvet olmasıdır. Hickok’a göre Türkiye ne kadar ABD’nin çıkarları doğrultusunda hareket ederse, ABD bölgede o kadar rahat davranacak ve güçlenecektir. Aksi halde, ABD kontrolü dışında gelişen bir Türkiye, doğal olarak ABD karşıtı bir model olarak bir tehlike unsuru olacaktır.

Kaynakça
Kitap: Derin Dünya DEVLETİNİN ADAMLARI
Yazar: Erol Bilbilik
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Dünyayı Yöneten Kişiler ve Gizli Örgütler(CFR, Üçlü Komisyon, Bilderberg)

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir

cron