Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

George S. Harris

Burada Dünyayı Yöneten Kişiler ve Gizli Örgütler hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

George S. Harris

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Tem 2012, 14:19

George S. Harris

1931 doğumlu olan Harris, Harvard Üniversitesi’nde tarih öğrenimi gördü. 1954-55 yıllarında Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’nde Türk tarihi üzerine çalışmalar yaptı. Aslında, yakın dönem Türkiye siyaseti üzerine araştırmalar yapmak istiyordu. Bu nedenle Mülkiye’nin daha doğru bir yer olacağını sonradan anlayacaktı. Dil Tarih’teki çalışmalarının ardından 1956 yılında ABD’ye döndü. Fakat 1957 yılında tekrar Türkiye’ye geldi.

1960-62 yılları arasında Dışişleri Bakanlığı görevlisi olarak çalışmış olan Harris, 27 Mayıs 1960’ta Ankara’dadır. 1962 yılında da Türkiye’den tekrar ayrılır. ABD’nin yıllık komünizm raporlarının Türkiye bölümünü yazan kişi olarak tanınmaktadır. Türkiye’yle ilgili ardarda kitaplar yayımlamıştır. Bunların en önemlileri: Türk Siyasetinde Ordu’nun Rolü, Türkiye ’de Komünizmin Kökleri, Sorunlu Müttefiklik, Krizlerle Mücadele Eden Türkiye ’dir.

Harris 16 yıl Dışişleri Yakın Doğu ve Güney Asya Analiz Dairesi’nin başkanlığını yürütmüştür. CIA Casus’u olan Haris, 2002 ve 2005’te zaman zaman Bilkent Üniversitesi’nde ders verdi. Fakat bu dersler kayıtlarda gözükmüyor. Ancak, Bilkent Üniversitesi’nde 11 Eylül 2006 ile 15 Kasım 2006 tarihlerinde Siyaset Bilimi dersi verdiğine dair kayıtlar mevcut. 2002’de Middle East Quarterly,de yeniden yazmaya başladı.

Haris, tüm kritik olaylarda Türkiye’deydi
27 Mayıs 1960’ta Ankara’daydı.

1954-1955’te Ankara Üniversitesi’nde, 1956 yılının tamamında ABD’de, 1957’de yeniden Ankara’da, 1960-1962 arasında Ankara’da ABD Büyükelçiliğinde CIA danışmanı olarak görev yaptı . Dolayısıyla Talat Aydemir olaylarının tamamını takip ediyor.

12 Mart 1971 ’de Ankara’daydı.

Müşerref Hekimoğlu Mart 1971 ’de Ankara’da olduğunu ve Nihat Erim’i Başbakanlığa Harris’in getirdiğini kitabında açıklıyor. O dönemde Ankara’da her kesimle iç içe. Prof Doğramacı’yı da Evren’e öneren o.
28 Şubat 1998’de Ankara’daydı.

2007’de, Bilkent Üniversitesi Profesörü olarak Londra’da “Gülen Hareketi” konferansına tebliğ sunmak üzere gittiğini ve Bilkent’te görevine devam ettiğini öğreniyoruz.

Dr. Haris, 25-29 Ekim 2007 tarihleri arasında Londra’da düzenlenen “Dönüşüm Geçiren İslam Dünyası: Gülen Hareketinin Bu Sürece Katkıları” konulu konferansa katıldı. Konferans, Londra Üniversitesi’ne bağlı dünyaca ünlü Siyaset ve Ekonomi Okulu (LSE) ile yine aynı üniversiteye bağlı Afrika ve Doğu Etütleri Okulunda (SOAS) gerçekleştirildi. Uluslararası nitelikteki üç günlük konferansın organizatörleri arasında ise şu kuruluşlar yer alıyor: Birmingham Üniversitesi, Lord Ahmed of Rotherham, Lordlar Kamarası, Leeds Metropolitan University, SOAS London Middle East Institute (SOAS'a bağlı Londra Ortadoğu Enstitüsü), Middle East Institute (Ortadoğu Enstitüsü), İrlanda Ekümenik Üniversitesi, Londra Diyalog Demeği.

Konferans öncesi görüşülmek amacıyla sunulan 150 tebliği ön elemeden geçirerek 49’a düşüren editörler heyetinde Prof. George Harris’le birlikte yer alan akademisyenler şunlar:

Prof. George Harris, Bilkent üniversitesi, Türkiye
Prof. Henry Barkey, Leigh Üniversitesi, ABD
Prof. Eileen Barke, LSE - İngiltere
Prof. Alan Godlas, Georgia Üniversitesi - ABD Prof. Muhammed Halem, SOAS - İngiltere Prof. Thomas Michel, Vatikan
Prof. Simon Robinson, Leeds Metropolitan Üniversitesi- İngiltere

Prof. Zeki Sarıtoprak, John Carrol Üniversitesi -İngiltere Prof. David Thomas, Birminham Üniversitesi - İngiltere Prof. Paul Weller, Derby Üniversitesi- İngiltere Dr. İan William, Birmingham City Üniversitesi - İngiltere Dr. Tim Winter, Cambridge Üniversitesi - İngiltere Dr. Sabri Yılmaz, Londra Sosyal Etüdler Merkezi - İngiltere

Dr Yılmaz, doktorasını SOAS’tan almış bir bilim adamı. Londra Üniversitesi’nde Türkiye’yi ilgilendiren hemen her konuda ders veriyor.

Konferansa AKP Düzce Milletvekili Yaşar Yakış ile AKP Antalya Milletvekili Prof. Dr. Yusuf Ziya İrbeç’in dışında eski ANAP’lı bakan Bülent Akarcalı, Prof. Doğu Ergil ve Fehmi Koru, Ali Bayramoğlu, Nazlı Ilıcak ve Nuray Başaran da Londra Diyalog Demeği ile Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın davetlisi olarak katıldı.

CIA ajanı George S. Haris, Erim’i başbakan yapıyor

“Washington Büyükelçimiz Melih Esenbel’i tanıyorum. Güzel elçiliğimizde bir akşam yemeğine çağırdı beni. Uçak yolculuğu ve saat farkı nedeniyle uyuyorum diye korkuyordum ama George Harris ve eşini görünce uyandım.

Ankara’da elçilik danışmanı olarak tanıdığım Amerikalı CIA görevlisiymiş meğer. George Harris dilimizi çok iyi biliyor, CHP’lilerle, Milli Birlikçilerle görüşüyor. Evine yemeğe çağırıyor önemli kişileri. Görevini bilmiyor, onu, eşini ve çocuklarını seviyoruz.

Washington’da yemeğe çağırdı evine. Ankara’daki günleri anımsadık. Georgetown Üniversitesi’nde çalışıyor o aralık. Sonra yeniden State Department’a geçti galiba. Mart 1971 ’de de Ankara’da gördüm onu.

Ankara’da ABD Haberler Bürosu Müdürü’nün evinde bir kokteylde karşılaştık.

Kafamda şimşekler çaktı birden. İç politikada gergin günler yaşıyoruz. Vaktiyle Ankara’da bulunan politikacıları iyi tanıyan bir CIA’cı da eski dostlarıyla buluşuyor bir kokteylde! Bakalım neler soracak bana? Gazeteci’yi av köpeğine benzetirim, haberi koklarsın havada!

Bir soru ilginç şeyler içerir kimi zaman. Bu kez sorular Nihat Erim’e dönük, tanıyor muyum, siyasal sahnedeki yeri, önemi, saygınlığı nasıl?

Sorulan yanıtlıyor, olayı yakalıyorum birden. Muhafız Alayı’nın karşısındaki evden Cinnah yokuşuna koşuyor, gazeteye telefon ediyorum bir solukta.

Nihat Erim Başbakan oluyor.

George Harris’i bir daha görmedim. Ankara’da sonradan gelen görevlileri de hiç tanımıyorum.”

Harris, Amerikan istihbaratının Türkiye sorumlusudur

Stratejik Araştırmalar Vakfı’nın 27-28 Nisan 1995 tarihlerinde düzenlediği “Demokrasi ve Kimlik Sorunu” konulu, Sheraton

Otel’deki konferansta basının gözü gedikli CIA Ajanı Graham Fuller de konuşmacılar arasındaydı. Basın mensupları ondan randevu koparma telaşındaydı. Amerika’yı yakından tanıyan bilim adamları ısrarla birisini işaret ediyorlardı: Bu kişi, ABD Dışişleri Bakanlığı görevlisi olarak tanıtılan Dr. George Hanis’ten başkası değildi. Harris, aynı gün “İkinci Cumhuriyet Tartışmaları” başlıklı oturumda bir konuşma yaptı.

“Amerikan Gizli Belgelerinde Türkiye’deki İslamcı Akımlar” kitabıyla tanınan Amerikan Georgetown Üniversitesi’nden Prof. Dr. Sabri Sayarı’nın tanıştırdığı Hanis’le Aydınlık yazarlarından Doğan Duyar’la yaptığı görüşmede Hanisşu açıklamalarda bulundu:

Harris, kendisini anlatıyor

“Türkiye’yi, okumak için geldiğim 1954’ten beri takip ediyorum.

.. .Heryerde olduğu gibi Türk insanları arasında da güçlü, sorumlu bir hükümete sahip olma arzusu var. Sorumlu ve etkin bir hükümet. Başkanlık sistemi Türkiye için yararlı olacaktır. Bunun hayata geçirilme şansı nedir bilmiyorum. Atatürk döneminde bir açıdan vardı.

ABD’deki gibi bir sistem inşa edilirse, daha güçlü bir yapıya kavuşulmuş olunur.

.. .Türkiye’nin en büyük sorunu siyasi parçalanmışlık. Pek çok partinin türediği ortamda etkin ve sorumlu hükümetlerin kurulması çok zor. Temsili seçim sisteminin yerine çoğunluk sistemine geçiş, Türkiye’deki parti sayısını azaltacaktır. Bu da seçkin bir hükümetin önünü açacaktır. Partilerin yeniden yapılanması ve merkezi yapının kınlması için, seçim sistemi değiştirilebilir. Nisbi temsil sistemi bölünmüşlüğe, parçalanmışlığa neden oluyor.

...Demokrasi açısından çok az parti daha iyidir. Çok olduğunda iyi seçim de yapılmamaktadır. Çoğunluk sisteminde sorun çözülecektir. Çoğunluk sistemi denilince feminizm, çevreciler, bölgesel eğilimler kendisini nasıl ifade edecek diye soruluyor. Büyük parti içinde bu gruplar da daha fazla etkiye sahip olurlar. Bu durum aynı zamanda parti liderlerini bu akımlan temsil etmeye zorlayacaktır.

.. .Türkiye’nin İsrail’e karşı her zaman özel bir yaklaşımının olduğunu düşünüyorum. İsrail Batılı bir ülke. Türkiye’nin Arap ülkeleriyle iyi ilişkileri bulunuyor. Bu da İsrail için önemli. Türk- İsrail dostluğuna vurgu artıyor. Her zaman olan şey şimdi açık açık yapılıyor.

Amerika ve İsrail çıkarları, uzun vadeli hedefler ortak olmakla birlikte taktiklerde ayrılık var.

Bu taktiğin spesifik olarak nerede ayrıştığını şimdi örneklendiremeyeceğim ama sorunların nasıl ele alınması gerektiği konusunda cepheleşmeler olabiliyor. Ama uzun vadeli olarak aynı prensiplere sahipler.

.. .Amerika 1960 askeri darbesine karşı değildi. Amerika böyle bir darbenin olacağını bilmiyordu. Darbe sonrasında Amerika-Türkiye ilişkileri oldukça iyiydi.

Ben o dönemi yazdım. “Sorunlu Müttefiklik” kitabımda. 1960 darbesi sonrasında Kıbrıs sorunu ortaya çıktı. Ki bu, Amerika ile Türkiye arasında ciddi sorunlara neden olmuştu.

.. .Amerika’nın 1980 darbesine karşı herhangi bir tavır aldığını sanmıyorum. Türkiye’de böyle bir inanç olabilir. Ama biz her zaman iyi ilişkiler kurmaya çalıştık.

Türkiye’nin yöneticilerini biz seçmiyoruz. Paul Henze’nin açıkça ”Bizim oğlanlar yaptı” demesinin doğru olup olmadığını bilmiyorum. Bunu Paul Henze’den hiç duymadım. Bu kesinlikle
Amerika’nın tavrını yansıtmıyor.

Benim en ilgimi çeken şey Türk solunun diğerlerinden daha fazla ulusalcı oluşuydu. Yine Türkiye Komünist Partisi, Moskova’yla ilişkiler konusunda bölünmeye uğramıştı. Moskova’dan yönetilmeye karşı ciddi bir muhalefet vardı.

Ben 1920’leri ve 30’lan çalıştım. Benim en çok ilgimi çeken de bu dönemdi.

Son, ABD Kongre raporlarında Türkiye’de Ordu’nun siyasetteki rolünün eleştiriliyor olması ile ilgili olarak 1965’te Middle East Journal'de “Türk Siyasetinde Ordu’nun Rolü”nü yazdım. 1960’ta bu darbeyi değerlendirdim, Metin Heper’le Ahmet Emin’in kitabında. O kitaplara bakılmasını önereceğim.”

“Türkiye’de Komünizm’in Kökleri'ni yazdım. 1968’de basıldı, Hoover Institute tarafından. 1965’te hazırlandı ama basılması için birkaç yıl geçti. “Sorumlu Müttefiklik'' kitabım 1949-1972 yılları arasındaki Türk-Amerikan ilişkilerini ve sorunları ele alıyor.

1985’te “Krizlerle Mücadele Eden Türkiye'' başlıklı kitabımda 1980 ve sonrası ve hemen seçimlerden yeni çıkmış Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu sorunları yazdım. Mete Tuncay’la ikimiz kitaplarımızı yazdığımız dönemde yazıştık. Fikir alışverişinde bulunduk, tartıştık değişik konuları.

Bütün ülkelerde CIA, DİA (Savunma İstihbarat Örgütü ve Dışişleri Bakanlığı istihbaratı) türü ilişkiler bütün ülkelerde var. Hepsi tehditle, tehdidin nasıl bertaraf edileceğiyle, neler yapılabileceğiyle ilgilenirler. İşbirliği yaparlar. İlişki kurulan ülkelerdeki gelişmeleri takip ederler. Dışişlerinin bu bilgilere ihtiyacı vardır. Ve istihbarata ek bilgiler sağlamaya çalışırlar.

Bu bağlamda analiz: değişik bilgiler arasındaki ilişkileri bulmaktadır. Araştırma ise kendi başına bilgi edinmedir. İstihbarat, tüm bu süreçe veya belki daha fazlası olarak anlaşılabilir.

İstihbarat hem araştırmadır hem bilginin toplanmasıdır. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın istihbarat kolunun en büyük özelliği dışarıda istihbarat faaliyeti yürütmemesidir. İstihbarat merkezleri yoktur. Daha çok analiz ve araştırma yaparlar.

.. .Amerika ile Rusya arasındaki ilişkiler nasıl olursa olsun, Türkiye’nin kendi çıkarları, Rusya’yı Türkiye’yle karşı karşıya getiriyor. Türkiye’nin soğuk savaş öncesinden başlayarak Rusya’yla pek çok sorunu bulunuyor. Amerika, Rusya’yı şimdi daha az tehdit olarak görüyor. Türkiye şimdi, Kafkasları Moskova’nın yönettiği dönemden daha fazla sorunla karşı karşıya.”

1999 Türk ABD ilişkilerinde kritik yıl olacak

Pentagon’un akıl hocalarından George Harris ABD Princeton Üniversitesi’nde, 1998 Eylül’ünde düzenlenen Türkiye konulu toplantıda, 1999 yılının Türk-Amerikan ilişkilerinde kritik bir yıl olacağını söyledi:

“Sovyetler Birliği’nin var olduğu dönemde tasarlanan Türkiye-ABD ittifakı geçen on yıl içinde bu temel dayanağını yitirdi. Yakın zamanda ilişkinin bir başka dikkate değer dayanağı daha ortadan kalktı. 1999 yılında ABD’nin Türkiye’ye silah yardımının süresi uzatılmayacak.

Bu, önümüzdeki yıl bir dizi birbiriyle çatışan kararın ve konunun, iki ülke arasındaki bağlan hassas bir sınavdan geçireceği anlamına geliyor.”

George Harris, “İttifak neden devam ediyor?” sorusuna şu yanıtı verdi: “Söz gelimi, ABD ile ittifak olmasa, ABD Kıbrıs’ta ve diğer konularda Türkiye’nin durumunu bozabilir. Daha önemli bir nokta da, Türk diplomasisinin dünyada başarı kazanmasının büyük oranda ABD politikasına bağlı olması. Söz gelimi “Bakü-Ceyhan Boru Hattı” konusunda Amerikan desteği büyük öneme sahip. Yine aynı şekilde,Türkiye’nin AB’ye girmesi konusunda, ABD’nin desteğinin Türkiye’de büyük değeri var. Türkiye’nin ABD’ye ekonomik ve istihbari bağlan her geçen gün artıyor.”

Harris’in ilginç bir saptaması da Türkiye-İsrail savunma işbirliği konusunda:

“Türkler İsrail’le yakın dönemde geliştirdikleri işbirliğinin ABD’yle ilişkilerindeki sorunları azaltmaya yardım edeceğini umuyorlar. Ankara’da birçok politikacı, İsrail’le hızla geliştirilen bu bağın, ABD’deki Yahudi lobisinin Türkiye’yi desteklemesine neden olacağını düşünüyor. Bu, Yahudi lobisine sahip olduğundan daha fazla rol atfeden Türk politikacılarını hayal kırıklığına uğratabilir.”

Türk-Amerikan ilişkilerindeki tahribat büyüyecek

Harris “olasılıklar” başlığı altında, zamanla değişen durumun, gelecek hakkında kestirimlerde bulunmaya elverişli olmadığını söylüyor. İttifak’ın geleceği açısından, Türkiye ve ABD’nin tutumları konusunda şu değerlendirmeleri yapıyor:

“İttifak şimdiye kadar yaşananlardan çok daha büyük karşıtlıklarla yüz yüze. Amerika bu büyük sorunlarla nasıl baş edeceğinden habersiz görünüyor.

Türkler de tehlikeye karşı hazırlıksız ve ilgisiz görünüyorlar. Önümüzdeki yıl ilişki sürdürülebilirse bu hayli önemli bir başarı olacak.”

Hanis, 1999 sonunda, ABD Kongresinden, Türkiye gibi ülkelerde din üzerindeki katı baskıların kaldırılmasına yönelik bir yasa geçirileceğine kesin gözüyle baktığını belirttikten sonra, bu yasanın uygulanması durumunda ABD’nin, Türkiye’nin tepkisiyle karşılaşacağına dikkat çekiyor.

Türkiye’nin kendisini usandıran yasalar çıkaran Avrupa Ülkelerine -Fransa’nın Ermeni Soykırımı yasa tasarısı gibi- yaptığı gibi Amerikan şirketleriyle savunma anlaşmalarını iptal edebileceğini söylüyor. Bu durumun Türk-Amerikan ilişkilerindeki ‘tahribatı’ daha da büyüteceğini vurgulayan Harris, böylece, Amerikan şirketlerinin “karlı yatırımlardan mahrum kalacakları” uyarısında bulunuyor.

Kıbrıs ve Irak sorununun, Türkiye -ABD ilişkilerinde giderek artan ölçüde gerginliğe yol açacağına değinen Harris, esas önemli anlaşmazlığın “insan haklan” başlığı altında yaşanacağını vurguluyor. Burada, öne çıkan iki konuya dikkat çekiyor: Ordu’nun politik yaşamda artan etkisi ve İslamcılıkla mücadele: “Türk generalleri ile İslamcılar arasında giderek şiddetlenen cepheleşme, Mesut Yılmaz’ın düşünce özgürlüğünün sağlanacağına ilişkin verdiği sözleri ne derece yerine getireceği Amerikan kamuoyunu kaygılandrıyor.”

Harris, bu sorunların, ilişkilerde “daha yıkıcı” bir rol oynayacağını belirtiyor ve devam ediyor:

“Her ne kadar Orgeneral Kıvrıkoğlu’nun, İslamcılarla mücadele etme konusunda, öncekine göre daha az aktif olacağı söylense de, Amerika’nın şüphecilerini ikna etmek için, her zaman hem de dramatik bir çaba gerekecek. Ne var ki zaman kısa.” Harris konuşmasını, Türk-Amerikan ilişkilerinde yaşanan durumu bir klasik Yunan trajedisine benzeterek bitiriyor ve “Bu trajedinin mutlu sonla bitmesi için epeyce şans ve yaratıcılık gerektiği” değerlendirmesini yapıyor.66

Kaynakça
Kitap: Derin Dünya DEVLETİNİN ADAMLARI
Yazar: Erol Bilbilik
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Dünyayı Yöneten Kişiler ve Gizli Örgütler(CFR, Üçlü Komisyon, Bilderberg)

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir