Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Gazi Erçel

Burada Dünyayı Yöneten Kişiler ve Gizli Örgütler hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Gazi Erçel

Mesajgönderen TurkmenCopur » 23 Ağu 2011, 00:37

Gazi Erçel

Bilderberg üyesi
Merkez Bankası eski Başkanı


Gazi Erçel, "Bir beyin fırtınası olan Bilderberg toplantıları, 1954 yılından bu yana sürüyor. Bu toplantılara 4 kez katıldım. Son derece zevkli, öğretici ve kalitesi yüksek toplantılardan " diyor.

"Türkiye'de bu toplantılar her nedense garip karşılandı. Toplantıya gidemeyenler, konular hakkında bilgi derinliğine sahip olmayanlar ve bu tür beyin fırtınalarına katkı yapabilme yeteneği kısıtlı kişiler, Bilderberg'e çeşitli sıfatlar yakıştırdılar, komplo teorileri ürettiler. Tutanaklarının yakıldığından ve Siyonist etkilerden başlayarak, tarikat benzetmesine kadar ne varsa sıraladılar. Hatta buraya 4 kez katılmama bir anlam veremeyenler, TBMM komisyonlarında, 2001 krizini çıkartmam için benim bunlardan emir aldığım şeklinde saçmalıkları bile dile ge-tirebildiler.

Aslında uluslararası düzeyde Bilderberg toplantılarına benzer birçok sivil toplum örgütü var. Örneğin, Euro 50 Trilateral gibi ismini bilemediğimiz birçok grup bir araya gelip çeşitli konuları görüşür, beyin fırtınası yaparlar. Bilderberg de bunlardan bir tanesidir. 40 yıl önce kurulmuş olması, yürütme kurulunun güçlü isimlerden oluşması ve masraflarını kendilerinin karşılaması grubu bugüne kadar getirmiştir.

İkinci Dünya Savaşı sonrası Avrupa ve Amerika arasındaki ilişkileri ya da ilgilendikleri ortak konuları birlikte konuşmak amacıyla kurulmuştur. Genelde dış politika ve uluslararası ekonomi konuları gündemin ağırlık noktalarıdır. Bir yıl Amerika, bir yıl ise Avrupa kıtasında toplanılır. 1959 yılında İstanbul Yeşilköy 'de de bir toplantısı yapılmıştır. Yürütme Kurulu gündemi ve davetlileri belirler. Katılımcıların 1/3 'ü Amerika 'dan, 2/3 'ü ise Avrupa 'dandır. Hollanda ve İspanya kraliçeleri yürütme kurulunda görev aldıklarından hemen hemen her toplantıda hazır bulunurlar.

Bilderberg 'in ülkemizde bu derece tanınmasının nedeni, kuruluşundan bu yana davetliler arasında Türklerin de yer almasıdır. Türkiye bunu Selahattin Beyazıt'a borçludur. Entelektüel kapasitesi yüksek bir kişi olan Sayın Beyazıt, Bilderberg'in kuruluşuna katılmış ve uzun yıllar yürütme komitesinde görev almıştır. Bunun sonucu Türkiye 'den davet edilecekleri de kendisi seçmiştir. Selahattin Bey, bu konumda olmasaydı, bu grubun ismini, diğer benzerlerinde olduğu gibi, duymazdık bile.

Bilderberg toplantılarının bir formatı vardır. Katılan kişilerin daha açık ve serbest konuşmaları için toplantılarda zabıt tutulmaz. Yani 'off the record'dur. Tabii ki kendiniz not tutarsınız. Aslında buna da gerek yoktur. Zira toplantı sonrası birkaç ay içinde tartışılan konuların özeti size gönderilir.

Toplantıların basına yansıtılması görevini Yürütme Komitesi yapar. Bir basın bildirisi hazırlar, dağıtır. Basın mensuplarından seçilenlerin davet edilmesi de toplantıların bir özelliğidir.

Genellikle basın kuruluşları sahipleri ve etkili gazeteciler çağırılırlar. Kendilerinden burada konuşulanların kendilerinde kalması ve yayınlanmaması ricasında bulunulur. Gizlilikten değil, benimsedikleri kural çerçevesinde bu böyledir.

Bu yıl Türkiye 'den davet edilen basın mensubu arkadaşımız bir istisna yaptı. Konuşulan konuları yazdı. Kendisi, 'bir ilki gerçekleştirirken' biz de toplantılarda neler döndüğünü öğrenmiş olduk.

Yukarıdaki açıklamalar Bilderberg üyesi ve 4 kez Bilderberg toplantıları katılımcısı Merkez Bankası eski Başkanı Gazi Erçel'e aittir. Bugüne kadar Bilderberg konusunda yazılanları doğrulayan açıklamaların belki de ilkidir.

Erçel, bu konuda ileri sürülen şu temel iddiaları birinci elden doğrulamaktadır:

• Bilderberg toplantıları konularının dış politika ve uluslararası ekonomi olması,
• Toplantılarda İkinci Dünya Savaşı sonrası Avrupa ve Amerika arasındaki ilişkilerin ya da ilgilendikleri ortak konuların birlikte konuşulması,
• Toplantı katılımcılarının bilgi derinliğine sahip ve beyin fır-tınalarına katkı yapılabilecek "seçkinler" olması,
• Uluslararası düzeyde Bilderberg grubunun yanı sıra Trilateral ve Euro 50 gibi birçok grup bulunması
• Toplantıların gizli olması, zabıt tutulmaması, sadece basın bildirisi ile yetinilmesi, basın bildirilerinin düzmece olması,
• Toplantılarda konuşulanların açıklanmasının yasak olması,
• Beyazıt'ın Bilderberg Grubu'nun kuruluşuna katılması, uzun yıllar Yürütme Komitesi'nde görev alması, Bilderberg Türkiye üyelerinin seçiminde tek yetkili olması ve birçok üye gibi kendisinin de Beyazıt tarafından üye seçilmesi.

Nitekim katıldığı toplantıda konuşulanları Hürriyefteki köşe yazısında açıklama hatasını işleyen Cüneyt Ülsever'in uyarılması görevini Beyazıt ve ondan Bilderberg Grubu Yürütme Komitesi görevini devralan Suna Kıraç'ın talimatı ile Erçel bu yazısıyla yerine getirmiş olmaktadır.

Erçel, Bilderberg Grubu ile Trilateral Komisyonu'nun uluslararası düzeyde çeşitli konuları görüşen ve beyin fırtınası yapan masumane sivil toplum örgütleri olarak tanımlamaktadır.

Hâlbuki Bilderberg 'in üst örgütü olan Dış İlişkiler KonseyVnm danışmanlarından Jessica T. Matthews, STK'ları (NGO) şöyle değerlendiriyor:

"İktidar merkezi, ulus devletlerden STK'lara doğru şekilleniyor. Katılımcılığı, yurttaşın söz sahibi olmasını ve yurttaşlığı yüceltmiyor. STK'lara biçilen görev dünya gündeminde yavaş yavaş gerçekleştirilirken merkezine yurttaşları aldı. Ama nasıl? Devletle yurttaşlar anlaşamazlar ve devletle yurttaş arasında uzlaşmazlıklar vardır. Kısaca STK'lar büyük çoğunluğun arkasında, parasal desteğiyle, tanıdığı olanaklarıyla devletleri vardır. "

İsrailli Sosyolog Prof. Dr. Ronen Shamir, ulusötesi şirketlerin STK'ları da kullandığını hatırlatıyor: "Bugün gelişmiş toplumlarda devlet ve kamu sektörünün yanı sıra STK'ların da belli bir etki alanı var. Bunu gören şirketler kendi ticari faaliyetleriyle yetinmeyip topluma dönük faaliyetlerini de her geçen gün artırıyorlar. Sponsorluk, sosyal girişimcilik derken kendileri de STK'lar kurarak piyasaları yönlendiriyorlar. Piyasa oyuncusu olarak söylemek istediklerini onlara söyletiyorlar. "

CFR, Trilateral ve Bilderberg'in kurucu beyni Rockefeller, amaçlarını şöyle dile getirmektedir:

"Trilateral üyelerinin uluslararası ekonomiye yaptıkları vurgu, petrol krizi sırasında pek çok ülkenin şüpheli geri ödeme koşullarıyla borç aldığı düşünülürse, kendi çıkarlarıyla çok da ilgisiz değildi. Söylendiği gibi çok uluslu özel bankalar, özellikle Rockefeller 'ın Chase Manhattan Bankası gelişmekte olan ülkelere 52 trilyon dolar borç vermişti. Eski Senatör, Cumhuriyetçilerin Başkan adayı Barry Goldwater, otobiyografisinde Trilateral Komisyonu, David Rockefeller'ın yeni uluslararası komutası olarak adlandırdı. ABD hükümeti kontrol altında tutularak çok uluslu ticaret ve bankacılık yatırımlarının araçları geliştirilmeye çalışıyordu. "

Türkiye ekonomisinin uluslararası kuruluşların vesayeti ve denetimi altında yöneltildiği, bu kuruluşların ve yabancı sermaye çevrelerinin Türkiye ekonomisinin bütün verilerine vakıf olduğu herkesçe bilinmektedir. Aslında Türkiye'de egemen olan çevreler, bu tür veriler ve gerçekleri yabancılardan değil, Türkiye halkından ve kamuoyundan saklama çabası içindedir. Bu çevrelerin korktuğu, yabancı vesayet altında uyguladıkları politikaların sonuç ve tehlikelerini halkın anlaması ve tepki göstermesidir.

Erçel, "1993-1994 yılları arasında Türk Telekom özelleştirilmiş olsaydı tarihimiz başka yazılacaktı. Geçmişte salt politik televolecilik, şovenizm, sözde milliyetçilik ve diğer bazı yanlış davranışlar Telekom 'un özelleştirilmesine mani olmuştur. Türkiye galiba bu kez Telekom 'dan kurtuluyor" diyor.
Gazi Erçel'in 21 Şubat 2001'de "Devalüasyon beklentilerini garipsiyorum. Krizin etkisi yumuşatıldı, program sürüyor" açıklamasının ertesi günü program çöktü ve dalgalı kura geçildi.

Gazi Erçel, köşe yazarlığı yaptığı Sabah'ta uzun süredir 2000 yılında uygulanan kura dayalı istikrar programını savunuyor. Erçel'c göre bugün geldiğimiz noktaya o programla da gelecektik. Sadece yol uzadı, krizle birlikte kaybettiğimiz eşeklerimizi şimdi bulup seviniyoruz.186
Erçel, "Türkiye'de dünyanın en başarılı Merkez Bankası Başkanı" seçilmesinin ardından büyük kriz patlak vermiş ve Türkiye ekonomisi çöküvermiştir.

Ekonomist Doç. Dr. Selim Somçağ, Gazi Erçel el konulan bankalardan Yaşar Bankam uzun süre genel müdürlüğünü yapmış, üç yıl önce 1993'te Merkez Bankası başkanlığına bu görevinden ayrılarak getirilmişti. Uygar bir ülkede böyle bir olayla itibarı sarsılan bir bankacının kamu görevine, hele Merkez Bankası Başkanlığı gibi itibar gerektiren bir görevde kalması mümkün olamazdı. Buna karşılık hiçbir şey olmadı. Erçel, İMF'nin adamıydı. Vanderbilt Türk ekonomisinin IMF tarafından sömürgeleştirilmesi operasyonunda sonuna kadar IMF'nın yanında yer alacağına inanıyorlardı, geri kalanlar ayrıntıydı.

ABD'nin Tennessee Eyaleti'ndeki Vanderbilt Üniversitesi'nin rolü önemlidir. Son 15 yılda ekonominin tepe noktalarına çıkabilenlerin büyük çoğunluğu bu üniversitede Türk ve Amerikan hükümetleri arasındaki anlaşmalar uyarınca burslu olarak yüksek lisans yapmış kişilerden meydana gelmektedir.

1974 yılında Japonya' daki bir Bilderberg toplantısında alınmış kararlar Caqbor ve ekibi tarafından şöyle tespit edilmiştir:

• Kendi güçlerini pekiştirmek,
• Dünyanın siyasal iktidar ve mali hegemonyasını paylaşmak,
• Uluslararası ekonomik birlikleri kurmak,
• Gümrük engeli olmaksızın ürünlerin serbest dolaşımını ger-çekleştirmek,
• Ulusal orduların dağıtılmasıyla, uluslararası bir polis gücünün kuruluşunu sağlamak,
• BM ya da her türlü uluslararası yönetime ülke üyelerin ege-menliklerinin sınırlanmasını sağlamak,
• 2000 yılına uzanan askeri hiyerarşik planını bozmak,
• Milli İstihbarat Örgütlerini sivilleştirmek
• Genelkurmay başkanlıklarını Milli Savunma bakanlıklarına bağlamak,
• Özelleştirme,
• Bölge (süper) valiler aracılığıyla askeri üstleri denetim altına almak,
• Yeteri kadar demokrasi,
• Borsalaşma,
• Vakıflaşma,
• Kutsal bağdaşlık,
• Çok uluslu ekonomi-finans koalisyonları ile sendikalar, tröstler ve kartellerle ittifaklar kurmak,
• Bağımsız Merkez bankaları kurmak,
• Teknokratlar kullanılarak, politik, mali hanedanlar oluşturmak,
• Uluslararası yönetimlere üye devletlerin egemenliğinin kısıtlanmasının yanında, "kontrollü bütçe açığı" ilkesine uyularak hükümetleri sistemin boyunduruğu altına alarak sürekli ve artan oranda borçlanma döngüsüne sokmak,
• Vatanseverliği ortadan kaldırmak

Örgüt, farklı ve karışık uluslara mensup üyelerden oluşur. Yalnızca örgütün çıkarları ilkesine dayanır. Yargı dahil her türlü ulusal davranış ve eylemlere karşıdır.

Komplo, hukukun meşru kavramlarından biridir. İki ya da daha çok insanın, yasadışı ya da ahlak dışı bir amaca yine yasadışı yöntemlerle ulaşmak için düzenledikleri danışıklı dövüştür. İnsanlar komplo düzenledikleri için hapse girer. Komplolar bir kamusal kayıt sorunudur, bazıları gerçekten büyük siyasal öneme sahiptir. Nixon'un düşmesiyle sonuçlanan Watergate Skandalı aslında bir "Watergate"i örtbas etme komplosuydu. İrangate olayı, büyük ölçüde aydınlatılmamış çok büyük çaplı bir komploydu.

Adalet Bakanlığı tarafından "Binlerce sahtekârlık, hırsızlık, rüşvet komplosu " diye tanımlanan, "Tasarruf ve borç skandali tarihin en büyük mali suçu " idi.

Alev Alatlı, Bilderberg tarzı grupları şöyle değerlendiriyor: "Milyar dolarlık şirketler, Bilderberg tarzı gruplar. Bu adamlar dünyayı bir hammadde gibi görüyor. Onlara yön veriyorlar. Bu grupların milliyeti yok. Aydınlanmanın kibri dediğim, bireyselliğin tepe noktası. Siz diyelim Amerikalısınız, Türksünüz ama kendi insanınız umurunuzda değil. Dünya hâkimiyeti bu. "

Gazi Erçel, Bilderberg (Türkiye) üyesidir.

Kaynakça
Kitap: Dış İlişkiler Konseyi CFR Türk Bilderbergleri
Yazar: Erol Bilbilik
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Dünyayı Yöneten Kişiler ve Gizli Örgütler(CFR, Üçlü Komisyon, Bilderberg)

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir