Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Bülent Ecevit

Burada Dünyayı Yöneten Kişiler ve Gizli Örgütler hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Bülent Ecevit

Mesajgönderen TurkmenCopur » 23 Ağu 2011, 00:20

Bülent Ecevit

Bilderberg üyesi
Balkan Politika Kulübü üyesi
Eski Başbakan
Devlet eski Bakanı
Başbakan eski Yardımcısı Çalışma eski Bakanı
Fethullah Gülen Devlet Adamlığı Ödülü sahibi


Bülent Ecevit, 1953 yılında NATO üyesi ülkeden 6 gazeteci ile birlikte Fransa, İtalya ve Portekiz'i kapsayan bir NATO davetine katılmıştır.

Paris'te Kuzey Atlantik Konseyinin Chailot Sarayındaki merkezinde yapılan toplantıdan sonra yurda döndüğünde, Ulus gazetesinde şunları yazmıştır:

"Karşı cephenin en büyük propaganda silahlarından biri olan'barış içinde bir arada yaşamak' ülküsü, demir perde gerisinde kölelik sistemi haline getirilirken. Batı'da 14 millet arasında bu ülkü sessiz sedasız gelişmeye başlamıştı bile. Batı'da 14 millet arasında kimse, kimsenin ne efendisi ne de kölesiydi. NATO insanlık tarihinde yepyeni bir başlangıcın konusu olmuştu. Üzerinde güneşin battığı sanılan Batı dünyasında yeni bir ruh doğuyordu.

Ecevit, bir başka yazısında da "NATO'nun genişletilip askeri alanda eşitlik çerçevesinde takviye edilmesini" savunmuştur. NATO'ya tahsis edilen tümenlerin 21'i Türk, 10'u Yunan, 29'u da tüm öteki üyelere aitti. Türkiye ve Yunanistan, NATO üyelerinin en yoksulları olduklarına göre, adaletsizlik meydandaydı.

21 ve 10 tümen, daha bir yaşındaki NATO üyeleri ile Yunanistan'ın gelişmekte olan ekonomilerine ağır bir yük bindiriyordu. Bütün bu söylediklerimizden Türkiye ve Yunanistan'ın hatalı hareket ettiği anlamı çıkarılmamalıdır. En doğru hareket eden iki memleket belki bizleriz. Fakat mademki bu anlaşma ile mukadderatımızı 12 başka devletin mukadderatına bağlamış bulunuyoruz, bu 12 devletten de kendilerine düşeni fazlası ile yapsak da müttefiklerimizin bundan kaçınmaları NATO'yu zayıf bırakmaktadır. O yüzden bizim katlandığımız bunca güçlük belki de boşa çıkmış olacaktır.

1955 yazının başıydı. NATO üyesi ülkelerden 20 gazeteci NATO'nun çağrılısı olarak Kanada'yı ziyaret etmek üzere toplanmıştı. Türkiye'yi tek başına, yayın hayatına yeniden başlayan Ulus'un 30 yaşındaki fıkra yazarı Ecevit temsil ediyordu. Bu 14 milletten bazısı, birbirinden yarı dünya kadar uzak, bazısı birkaç yıl öncesine kadar birbirine can düşmandı. Irk, dil, din, gelenek, tarih, coğrafya... Yeryüzünde insanları birbirini anlamaz, birbiriyle anlaşıp geçinemez hale getirdiği sanılan ne kadar ayırıcı unsur varsa, işte hepsi Kuzey Yıldızının içinde olmalıydı.

Ecevit, NATO davetiyle 1953'te Fransa'yı ve 1955'te Kanada'yı ziyaret etmiştir. Kısa süreli iki NATO gezisi Ecevit'in NATO'cu olmasına ve NATO'yu derinden anlamasına yetmiştir. 30 yaşındaki Ecevit'in, NATO'nun genişlemesine yönelik bu teklifini dâhiyane bir öngörü olarak kabul etmemek olası değildir.

Ecevit, NATO'nun genişletilmesini, 1997'deki NATO Madrid Zirvesinden 44 yıl önce gündeme getirmişti. O dönemlerde hiçbir ABD'li stratejist bu derece radikal bir öngörü ve öneride bulunamamıştır. Ecevit'ten 44 yıl sonra ilk defa bu yönde bir değerlendirme 3 Temmuz 1997 tarihinde ABD Dış İlişkiler Bakanı Madleine Albright tarafından Los Engelos Times gazetesinde gündeme getirilmiştir. Albright şunları yazmıştır: "Genişleme ABD menfaatlerine uygundur. Çünkü NATO daha güçlü ve birbirine daha bağlı olacaktır. "

Ecevit, 1954 Ekim ayının başında dört pervaneli uçakla ilk kez Atlantik'i geçerken, "Amerika'daki hız perdesinin ve makine duvarının ardında insan ruhu yaşayabilir mi? " diye düşünüyordu. Yine de Ankara'daki Amerikan Haberler Merkezinin davetini reddetmeyi aklından geçirmedi. Amerika'nın tütün merkezi North Carolina'nın Winston-Salem kentinde yayınlanan kardeş sabah ve akşam gazeteleri Winston-Salem Journal ve Wins-ton-Salem Sentineide üç ay özel şekilde çalışacak, daha doğrusu staj görecekti. Arkasından 30 gün süreyle de Birleşik Devletleri dolaşacaktı. Davet, Eğitim Mübadele Programı'nca ortaklaşa yapılmıştı. Gazeteci mübadele programının amacı apaçıktı. Özellikle geri kalmış ülkelerin yükselme, liderlik yeteneği sezilen, iyi İngilizce bilen genç gazeteciler davet edilir, bilinçlerinin altında bir Amerikan hayranlığı yaratılmaya çalışılırdı.

Ecevit, 1954'ün Ekim ayında North Carolina'da yayımlanan Winston-Salem Sentineideki stajından yurda dönmeden önce, Boston'da 20 gün kadar kalıp Harvard Üniversitesinin Ortadoğu Enstitüsünde bölge sorunlarını enine boyuna incelemek için New York'ta uçağa bindi.

Ecevit, 1957'de yine Amerika'daydı. Rockefeller Vakfinm yazarlara mahsus bir yıllık bursundan yararlanarak Harvard Üniversitesinde, "Osmanlı Siyasi Tarihi" üzerinde incelemeler yapıyordu. Ayrıca, Uluslararası Basın Enstitüsünün New York'taki BM konulu seminerine Türk temsilcisi olarak davetliydi. BM Genel Merkezimde başlayan çalışmalara 19 ülkenin gazete baş muhabiri ve yazarları katılmıştı. Ecevit, Harvard döneminde dünya çapında başarılı genç gazetecilere verilen Nie-man bursunu kazanmıştı.

Ecevit, ABD'de bir yıl sürecek bursu 9 ayda kesip genel seçimlere 27 gün kala alelacele yurda döndü. Ecevit, veda ziyaretine bile vakit bulamamıştı.
Rockefeller Vakfı ve Harvard Üniversitesi yöneticileri tutarlı mazeretini anlayış ile karşılamışlardı. Ecevit, Ankara'dan CHP milletvekili olarak TBMM'ye ilk kez adımını atmıştı. Ecevit gazetecilik hayatında ilk fıkrasını "Halktan Doğacak Altı Ok" başlığı altında 3 gün sonra kaleme aldı.

Ecevit, Türkiye'de siyaset yapmaktan ümidi kestiği için gittiği ABD'den bursunu yarıda bırakıp döndükten çok kısa bir süre sonra ve sürpriz bir şekilde milletvekili seçildi. Ardından Türkiye'nin en genç Çalışma Bakanı yapıldı. Bu başarılarında Ecevit'in yeteneklerinin payı varsa da Rockefeller Vakfı Başkanı David Rockefeller ve Harvard Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Enstitüsü yöneticisi ve sonraları ABD'nin güçlü Dışişleri Bakanı Dr. Henry Kissinger'ın destekleri yadsınamaz. Çünkü sonuçta Ecevit'i onlar ortaya çıkarmışlardır.

Başbakan Ecevit, iktidarı Bahçeli-Yılmaz ile birlikte devraldıktan sonra Türkiye'nin AB'ye girmesi için yoğun çalışmalar başlatmıştır. Çalışmalarda öncelikli ve ağırlıklı olarak "Türkiye AB'ye ne tür katkılarda bulunabilir? " sorusuna cevap aranmıştır. Bulunan formül, AB'ye yönelik Ecevit Planının özünü oluşturmuştur.

Planın 2 temel öğesi vardır:

1. AB içindeki sosyal ve kültürel farklılıkların yumuşatılması ve azaltılması için Türkiye ne tür katkılarda bulunabilir?
2. AB'nin sorunu haline getirilmiş Ege ve Kıbrıs sorunlarının çözümünü Türkiye nasıl kolaylaştırabilir?

Birinci öğeye yönelik olarak Türkiye'nin katkıları şu formülle giderilmeye çalışılacaktır:

• AB ülkeleri, çok uluslu, çok dinli, çok dilli, çok kültürlü, çok etnik gruplu, çok görenekti ve çok gelenekli ülkeler, ırkçılık ve milliyetçilik sorunları ile karşı karşıyadırlar. Bunlara çözüm aranacaktır.
• AB ülkelerinin dini inançları farklı, mezhepleri farklı, ibadetleri farklıdır. Bu farklılıklar nedeniyle önemli sorunlar yaşanmaktadır. Ama hiçbir ülke sorunların çözümüne yeterli ilgiyi göstermemektedir.
• AB ülkeleri farklı dil ve lehçelere sahiptir. Doğal olarak bu sahipliğe devam etmek istemektedirler. Bunların hiçbir özelliğinden feragatte bulunmak istememektedirler.
• AB ülkeleri farklı kültürlere sahiptir, bu farklılıkların kültür zenginliklerini oluşturduğunu düşünmektedirler. Kültürlerine kıskançlıkla sarılmaktadırlar.
• AB ülkelerinin gelenek ve görenekleri farklıdır. Herhangi bir değişiklik yapılmasını kabullenememektedirler.
• AB ülkeleri içinde çeşitli köklerden kaynaklanan ırkçılık eği-limleri mevcuttur. Bu eğilimler hızla eyleme dönüşebilmektedir.
• AB ülkeleri faşist ve ırkçı bir milliyetçilikle karşı karşıyadır. Bu hareketler hızla tırmanış gösterebilmektedirler.

Özellikle SSCB'nin dağılmasından sonra Doğu ve Batı Almanya'nın birleşmesi ve dünyanın dört bir yanından alman göçler çeşitli sorunların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Doğu Avrupa'dan gelen Rus Ortodoksluğu var, Avrupa Ortodoksluğu var, Yunan Ortodoksluğu var, Protestanlık var, Katoliklik var. Hepsinin değişik mezhepleri var. Bunlar ortak bir paydada anlaşmak ve bütünleşmek eğiliminde değiller. Bu olguların tümü çok ulusluluk, çok kültürlülük, çok dinlilik, çok dillilik, milliyetçilik ve ırkçılıkla ilgili çok yönlü ve karmaşık sorunların ortaya çıkmasına neden olmakta. AB'nin genişleme sorunlarının daha da büyümesine ve çözümlerin zorlaşmasına neden olmaktadır. İşte AB ülkelerindeki bu Türk farklılıkların yumuşatılması ya da azaltılması için çok ulusluluk, çok dinlilik, çok kültürlülük ve çok göreneklilikle yüzyıllar boyunca bir arada yaşamayı öğrenmiş laik ve Müslüman bir Türkiye, bu yoldaki birikimlerini AB ülkelerine aktarabilir ve çok hayati katkılarda bulunabilir. Türkiye bu tür sorunların çözümü için yalnızca AB ülkelerinde değil, dünya ülkelerine de katkıda bulunabilecek bir ülke olabilir. Planın birinci öğesiyle bu gerçekleştiriliyor.

İkinci öğeye yönelik olarak Türkiye'nin katkıları şu formülle giderilmeye çalışacaktır.

Ege ve Kıbrıs sorunları, Türkiye ile Yunanistan'ın yakınlaşmasına ve barış içinde yaşamasına engel olmaktadır.
Sorun, AB toplantı gündemlerinin ön sıralarında yer almaktadır. Söz konusu plan, sorunun çözümünü Türkiye ile Yunanistan'ın sınır birliği içinde yer almasında görüyor. Türkiye, AB'ye girince Yunanistan'la aynı sınırlar içinde yer almış olacaktır. Sınırlar doğuya doğru kayacak ve Türkiye ile Yunanistan'ın birlikte yer alacağı fiziki bir coğrafya yaratılmış olacaktır.

Türk-Yunan sınırları kalkacaktır. Bu nedenle AB ve NATO üyesi iki ülke arasındaki ilişkilerin düzeltilmesi olanağı büyük ölçüde gerçeklik kazanacaktır. Ecevit'in planı bu yönüyle AB ve ABD tarafından destek gördü.

Türkiye, ana öğeleriyle ortaya konulan bu planla, Helsinki'de sözde aday üyeliği yakalamıştır. Bunun karşılığı olarak Ege ve Kıbrıs sorunlarını 2004 yılına kadar çözmeyi ve çok ulusluluk, çok dinlilik, çok kültürlülük, çok dilliliğe yönelik Kopenhag Kriterleri'ni de aynı süre zarfında yerine getirmeyi taahhüt etmiştir. Ecevit, planını başarıyla gerçekleştirdiğini vehmede dursun, plan gerçekte Türkiye'ye karşı bir tuzak işlevi görmüştür. Çünkü bunların tümü yerine getirildikten sonra Türkiye'nin AB'ye tam üye yapılması ya da yapılmamasının AB ve ABD için artık hiçbir önemi kalmayacaktır. Türkiye, AB'nin politik, ekonomik, sosyal, kültürel, stratejik ve güvenlik politikalarının güdümüne girmiş olacaktır. O nedenle de Türkiye'nin AB'ye üye yapılmasına gerek kalmayacaktır. Zaten Türkiye de AB'ye üye yapılmayacaktır.

Amerika 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı kararımızın bu sefer çok ciddi olduğunu biliyordu. ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger harekâtı önlemeye kalkışmadı. Sadece ateşkes konusunda bizi her saat başı uyardı. Biz de çok dikkatli davrandık. Ateşkes süresi içinde askeri bakımdan eksiğimizi gediğimizi tamamladık.

Kissinger, komünizm konusunda çok duyarlıdır. O hep Yunanlı subayların komünist olduklarını düşünürdü. Olaylar sırasındaki bir telefon görüşmemizde dedi ki "Askerinizi çekmezseniz hepimizin başı derde girer. Çünkü orada çok komünist subay var. " Kissinger, 1986'da bana yapılan suikast girişiminden sonra Amerika'da geniş bir geziye çıkmamı tavsiye etti. "Türk görüşünü anlatın oralarda " dedi.

Ecevit çok açık bir şekilde, "Kissinger harekâtı önlemedi" diyor. Bu söze ilave edecek tek kelime yok. Çünkü Harvard'dan hocası ve yakın arkadaşı bunu söylüyor.

CIA, Ecevit hakkında 1974 yılında hazırladığı "Biyografik İstihbarat Raporu"nda, Ecevit'i şöyle tanımlamaktadır:

"Batı yanlısı, aynı zamanda milliyetçisi, komünizm karşısında ve Türkiye'nin ABD ile ittifaka olan ihtiyacında kararlı bir siyaset adamı."

Aktif siyaseti bırakan eski Başbakan ve DSP Genel Başkanı Ecevit için Fethullah Gülen, Zaman gazetesine ilan vermiştir.

Ecevit'i Devlet Adamlığı Ödülü'yle ödüllendirmiş olan Gülen, mektubunda Ecevit'i şöyle değerlendirmiştir:

"Doğru bildiği meselelerde en muannit baskıcı güçlere bile bildiğini söylemekten şaşmadı. Keşke başka devlet adamlarımız da bu tavrı gösterebilselerdi. O, şaşırtılmak istendiğinde bile elini masaya vurup' Ben bunları bilmiyorum' demesini bildi. Onun bu ahlakiliğinin halefleri tarafından da olduğu gibi temsil edileceği ümidiyle. "

"Benim demokratik bir ortamda yetişmemde Robert Kolej'in de önemli bir katkısı olmuştur. Kolej, Türkiye'de, daha gerçek anlamda demokrasi yokken, kendi içinde demokrasinin işlediği bir eğitim kurumuydu. Ben bunu savaş yıllarındaki gözlemlerimle anlamıştım."

11 Aralık 2006 tarihli Haber Türk programında DSP Genel Sekreteri Ahmet Tan, Ecevit'in dedesinin Mustafa Şükrü Kürtzade isimli bir Kürt ve mezarının Daday'da olduğunu ve Ecevit'in ölümünden önce mezarı ziyaret ettiğini açıkladı.
Robert Kolej mezunu olan Bülent Ecevit, Bilderberg (Türkiye) üyesidir.

Kaynakça
Kitap: Dış İlişkiler Konseyi CFR Türk Bilderbergleri
Yazar: Erol Bilbilik
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Bülent Ecevit

Mesajgönderen avşar » 25 Eki 2011, 18:09

Ecevitin bu kadar abd ve ab yanlısı olmasına karşın neden Abd ve ab Kıbrıs harekatını engellemedi? Neden Ecevit savaş kararı aldı yada almak zorunda kaldı?Dedesnin adı Kürtzade ise kesin kürtmü oluyor sonuçta birçok Oğuz boyu Doğuda bulunduğu için adlarından kürt olarak bahsetmektedir bugün Karadenizde ben Çepniyim Çepniler Türkçeden başka dil bilmez diye övünenler bile bilmiyorki her Oğuz boyunda olduğu gibi Çepnilerinde kürtleri var Çepnikürdü kürdülü ve kürtçe konuşurlar ama kültürleri Türkmendir.
Kullanıcı avatarı
avşar
Çavuş
Çavuş
 
Mesajlar: 75
Kayıt: 25 Nis 2011, 11:45

Re: Bülent Ecevit

Mesajgönderen TurkmenCopur » 26 Eki 2011, 22:15

Ecevitin dedesinin isminin Kürtzade olması onun Kürt olduğunu kanıtlamaz, bunu daha derince araştırmak lazım.

Benim görüşüm şudur ki 12 Mart 1971 Darbesi bir Amerikancı darbedir. Ve bu darbeden sonra birşekilde CHP'nin iktidar olması kolay değildi. Bugüne baktığımızda da, 1980'den sonra iktidar olan partilerin, DSP'li Ecevit dışında, hepsinin Amerikancı partiler olduğunu görüyoruz. Yani Ecevit 1971'den sonra bence tesadüfen iktidar olmamıştır. Eceviti yabancı güçler destekleyip başa geçirmiş olabilir, ama önemli olan şudur ki, Ecevit birşekilde iktidar olduktan sonra, Amerika'ya ve İngiltere'ye rest çekerek namuslu ve şerefli bir yaşam şeklini tercih etmiştir. Yani Ecevit eskiden Amerikancı grupların arasındaydı, ama sonradan onlara rest çekip Kıbrıs Zaferiyle Kahraman olmuştur..
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Dünyayı Yöneten Kişiler ve Gizli Örgütler(CFR, Üçlü Komisyon, Bilderberg)

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir