Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Prof. Dr. Talat Halman

Burada Dünyayı Yöneten Kişiler ve Gizli Örgütler hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Prof. Dr. Talat Halman

Mesajgönderen TurkmenCopur » 23 Ağu 2011, 00:12

Prof. Dr. Talat Halman

"Sir" unvanı verilen ilk Türk elit'i Amerikan Pen Derneği üyesi Roma Kulübü üyesi Vehbi Koç Ödülü Seçici Kurul Başkanı


Talat Halman, 3 Mayıs 1993 tarihli Milliyet gazetesindeki yazısında Bilderberg toplantıları hakkında şunları yazmıştır:

"1993 toplantısı, geçen hafta (22-25Nisan) Atina 'dayapıldı. Katılanlar arasında Hollanda Kraliçesi, İsveç Başbakanı Cari Bildt, Belçika Prensi Philippe, NATO Genel Sekreteri Manfred Wörner, Clinton 'un sağ kolu Vernon Jordan, Yugoslavya arabulucusu ve İngiltere 'nin Dışişleri eski Bakanı Lord Owen, NATO eski Genel Sekreteri, Bilderberg Başkanı Lord Carrington, Avusturya Devlet Başkanı Franz Vranitzky, David Rockefeller, birkaç ülkeden bakanlar, başbakanlar, büyükelçiler vardı. Türkiye grubunda Selahattin Beyazıt, Atina Büyükelçimiz Hüseyin Çelen, Rüşdü Saraçoğlu ve ben. Saraçoğlu kısa, güzel, felsefi bir konuşma yaptı. Ben de üç kere söz aldım. Bilderberg toplantılarında 100 kişi, ABD-Avrupa ilişkilerini, eski Yugoslavya 'nın sorunlarını, dünyada liderlik bunalımı, ABD 'nin iç ve dış politikalarını, Japon ekonomisini, İtalya olaylarını, NATO'ya ilişkin sorunları tartıştı. Bilderberg, Türkiye 'deki sesleri dikkatle din-leyen, seçkin bir siyasi topluluk. "

Halman'ın "Seçkin bir siyasi topluluk" dediği Bilderberg toplantısında, İtalya olaylarının, İtalyan P-2 Mason Locası'nca oluşturulan, ülkemizde Gladyo örgütü olarak bilinen örgütçe kotarıldığından ve bu gerçekler Temiz Eller Operasyonu 'yla ortaya çıkarıldığından, dünyada liderlik bunalımının, mondialist görüşle ilişkili olarak ABD'nin liderliğinde bir dünya hükümeti kurulmasının hedeflendiğinden herhalde bahsedilmemiştir.

Halman'ın Milliyefteki köşe yazısına yansıyan boşboğazlığı sayesinde Bilderberg örgütünün ne tür bir örgüt ve ne bir amaçlar güttüğünü bütün Türkiye birinci elden öğrenmiş oldu.

Bilderberg toplantı kurallarına aykırı olan bu ifşaatlar, toplantıların temel amacını ele veren açıklamalar olmuştur. Nitekim Halman, "Kürt Devleti" ve benzerlerini önemsediği yazılarını, "Aklın Yolu Bindir" adlı son kitabına koymuş olmasına rağmen, Bilderberg ile ilgili son derece önemli açıklamalar içeren bu yazısını kitabına koyamamıştır. Halman, bu yazısından76 sonra bu "seçkin topluluğun " toplantılarına çağırılmamıştır.

Halman, Milliyefteki 6 Haziran 1969 tarihli "Kürt Devletine Doğru" adlı makalesinde şunları dikkat çekmiştir:

"Türkiye 'deki Kürt azınlığı, Ankara 'nin gözünden ırak, gönlünden ırak... Ama Irak, Kürt meselesiyle içli dışlı. Türkiye 'deki en büyük ve belirli azınlık Kürtlerdir. Sayısı 2 milyonla 2,5 milyon arasında olan Kürtler, coğrafi bakımdan tecrit edilmiş, ülkeleri bakımından Türklükten uzak topluluklar olarak yaşamaktadırlar. "

11 Şubat 1998 tarihli Milliyefteki "Kürt Devleti" adlı makalesinde ise şunları vurgulamıştı:78 "Bir bağımsız Kuzey Irak Kürt Cumhuriyeti (KIKC) kurulursa, Türkiye şunları yaptığı takdirde, yararlar, belki de zararlardan fazla olacaktır: 1. KIKC'ye hemen diplomatik tanıma, 2. Kesin sınırlara dayanan bir saldırmazlık paktı, 3. KIKC 'ye denize açılma olanağı vermek, 4. İktisadi yardımlar, yatırımlar, 5. Kürt kökenli Türk vatandaşlarının KIKC uyruğuna geçerek oraya yerleşmelerine izin vermek, 6. Türkiye 'de mal mülk bırakarak gidenlere belli ölçülerde para ödemek, 7. Askeri işbirliği anlaşması yapmak. KIKC kurulursa, TC 'nin toprak bütünlüğüne yönelen bölücülük tehditleri ortadan kalkar. Türkiye 'nin iyi niyeti dünyaya gösterilmiş olur, PKK ve destekçilerinin talepleri sona erer, bölgemizde denge ve huzura yönelebiliriz. Ülkemizdeki birçok güç odağı, herhangi bir yerde herhangi bir Kürt devletinin kurulmasına karşıdır. Ama düşünmek gerek, Kuzey Irak'ta -bizden bir karış toprak alması söz konusu olmayan— bağımsız Kürt cumhuriyeti doğması, Türkiye 'nin iç ve dış huzur, iktisadi ve askeri güvenliği, dünyadaki imajı bakımından yararlar sağlayabilir. Öyle değil mi? "

Tabii ki öyle değil! Halman'ın 8 maddelik KIKC planı, özünde ABD'nin 1 Mart tezkeresi ile reddedilen planıdır. Halman'ın bu planını ancak Graham Fuller, Morton Abramowitz, Richard Perle bu açıklık ve derinlikle yazabilir. Halman, 1969 ve 1998'de Milliyet'te yayınladığı Kürt planlarının ilhamını, görüşüp tepkilerini aldığını söylediği Amerikalı yetkililerden almış olmasın?

Halman'ın bu yazısına alkış Yaşar Kemal'den gelmiştir. Yaşar Kemal şunları yazmıştır:

"Yalnızpolitik sebeplerden, yani Kürt sorunu üstüne bir yazı yazdığından dolayı, onun Kültür Bakanlığı iptal edildi. Ben de o zaman bir gazetede 'ne gam 'diye yazdım. O, Türkiye'nin dünyadaki Kültür Bakanıdır. "

Halman, Süleyman Demirel'in Devlet Planlama Teşkilatı'nda yedek subaylardan oluşturduğu "AtılKapasite Grubu "nda Hikmet Çetin ve diğer siyaset ve iktisat mezunu kişilerle birlikte çalışmış ve DPTnin altını oymuştur.

Sonraları, 12 Mart 1971 Faşist cunta döneminde ABD'den getirilerek Kültür Bakanı yapılmıştır. Aynı cuntanın Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcılığı 'nı yapmış Atilla Karaos-manoğlu son kitabında bu tayini şöyle açıklamıştır: "Başbakan Nihat Erim Bey, bana, Basın Yayın Genel Müdürlüğü için bir isim verip veremeyeceğimi sordu. Talat Halman 'ın ismini verdim. Erim, Halman 'la konuşmasında Talat 'ı çok beğendiği için onu Kültür Bakanı yapmaya karar verdi. Halman istifamıza katılmamıştı. Fakat nedense bizim istifamızdan sonra kurulan ikinci Erim hükümetine onu da almıştı. "

Halman, dünyanın en büyük çok uluslu gıda şirketi Unilever'in İstanbul bürosunda tercümanlık ve mütercimlik yapmıştır. ABD'nin en büyük müzik tröstü Ertegün'lerin Atlantic Records'da Longplay Albümleri Prodüksiyon Müdürlüğü yapmıştır. Unilever, CIA irtibatlıdır. Atlantic Records ise ABD derin devlet irtibatlıdır.

Türkiye'nin ilk Kültür Bakanı olan Halman, Columbia Üniversitesi, Public Law Government (Kamu Hukuku ve Devlet) fakültesi mezunudur. Columbia, Princeton, Pensilvania ve New York üniversitelerinde ve 1990-1991 ders yılında, "Rockefeller Beşeri Bilimler Bursu " ile Michigan Üniversitesi 'nde ders vermiştir. 1991'de New York Üniversitesi Ortadoğu Dilleri ve Edebiyat Bölümü Başkanlığı'na getirilmiştir.

Prof. Dr. Doğramacı'nın teklifini kabul ederek, Bilkent Üniversitesi'nin ilk mümtaz konuk profesörü olmuştur. Daha sonra Bilkent Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanlığı'nı üstlenmiştir. Doğramacı'nın teklifi ile Roma Kulübü üyeliğine seçilmiştir. Bilkent Üniversitesi'ne, yaptığı açıklamada, "Dünyayı kurtarmaya çalışıyoruz. Kültürler Parlamentosu adını alacak yeni uluslararası bir kuruluş yaratıyoruz. Bu kuruluş da devletlere hizmet etmeyi amaçlıyor." Abdi İpekçi'nin teklifi ile Milliyet gazetesinde köşe yazarlığı yapmıştır.

UNESCO Program ve Dış İlişkiler Komisyonu Başkanlığı, UNESCO Yönetim Kurulu üyeliği yapan ve BM Radyosu'nda da programlar hazırlayan Halman, ABD eski Başkan Yardımcısı ve New York Senatörü Nelson A. Rockefeller'den bir konferansı üzerine 30 Mayıs 1974 tarihinde "Commission on Cri-tical Choices for Americans " başkanı olarak teşekkür mektubu almış, bundan gurur duyduğunu yazmıştır.

Rockefeller'm, Türkiye ile ilgili değerlendirmesi şöyledir: "Dışişleri Bakanlığı ile aynı fikirdeyim, genişletilmiş iktisadi yardım, örneğin Türkiye 'ye, bazı hallerde düşünülenin tersi sonuçlar verebilir, yani bağımsızlık eğilimini artırıp mevcut askeri paktları zayıflatabilir. Bu tip ülkelere -Türkiye gibi- doğrudan doğruya iktisadi yardım da yapabilir ama bu, ancak bize uygun ve bağlı hükümetleri iktidarda tutacak ve bize düşman muhalifleri zararsız bırakacak biçim ve miktarda olmalıdır. "

Halman'ın, Kraliçe Elizabeth tarafından "Knight Grand Cross, GBE, The Most Excellent Order of the British Empire" unvanı nişanı ("Sir" karşılığı olarak) verilmiştir.

Talat Halman, Atina 1993 Bilderberg katılımcısıdır.

Kürt Devletine Doğru

Türkiye'deki Kürt azınlığı Ankara'nın gözünden ırak, gönlünden ırak... Ama Irak, Kürt meselesiyle içli dışlı...
Otuz yıldan uzun süredir memleketimizde Kürt isyanları olmadı. Irak'taki Kürtler ise sekiz yıldır Irak askeri kuvvetleriyle çarpışıyorlar. 1966'da Irak hükümeti, Kürtlere muhtariyet va-;ıl edince Kürtlerin önderi General Barzani ateşkes anlaşması yaptı. Ama hükümet vaadini yerine getirmedi bir türlü. Derken, 1968 'in Temmuz ayında, bir askeri darbe sonucunda Devrimci Yönetim Kurulu'nun iktidarı başladı. Kurulun beş üyesinden biri olan General Sadun Gaydan, vaadin yerine getirileceğini geçenlerde resmen açıkladı. Gaydan'm yakında Kürtlere sunacağı muhtariyet kanunu yürürlüğe girerse Irak'taki bir buçuk milyon Kürt, Irak'ın kuzeyinde, Türkiye'nin güneydoğu sınırı boyunca, muhtar ve yarı bağımsız bir Kürdistan doğacak. Ayrı bir ulusal benliği, kendi dili ve bağımsız ülküleri olan bir Kürt devleti...

Böyle bir gelişmenin bizim Güneydoğu bölgemizde ne gibi etkiler yaratacağını düşünmenin zamanı gelmiştir. Türkiye'deki en büyük ve en belirli azınlık Kürtlerdir. Sayısı 2 milyonla, 2,5 milyon arasında olan Kürtler, coğrafi bakımdan tecrit edilmiş, ülküleri bakımından Türklükten uzak topluluklar olarak yaşamaktadır. Bu azınlık üyelerinden pek azı Türkçe bilir. Dil ayrılığı, Kürtleri Türkleşmekten büsbütün alıkoymuştur. Buna karşılık, müşterek dinimiz de birleşme sağlayamıyor. Kürt milliyetçiliği ve Kürtçülük ülküleri ayırıcı ve bölücü etkiler yapmaktadır.

Kürt sorunu ve ayaklanmaları, Türklerin aklında dipdiri: Milli Mücadele'nin ilk aylarında, İstanbul hükümetinin İngiliz ajanlarını da kullanarak Kürtleri Mustafa Kemal'e karşı kışkırtması... 1920'de Sevres muahedesinde, bağımsız bir Kürt Devleti kurulması üzerinde anlaşmaya varılmış olması... 1925'teki ayaklanma: Şeyh Sait İsyanı... Kürtlerin saltanat ve hilafet uğrunda, genç Türk Cumhuriyeti'ne karşı harekete geçişi... 1930'da İran'dan dönen Kürt şeyhlerinin giriştiği isyan... 1936'da Tunceli'de örfi idare ilanına ve 3 bin Kürt ailesinin başka yerlere nakline yol açan olaylar... Türklerin çoğunluğu, Kürtlerin ayaklanmalarını unutmamış, affetmemiştir. Öfkemiz sürüp gidiyor. Bu yüzden, Kürtlere "kuyruklu" dediğimiz vakit yüreğimiz burkulmuyor, yüzümüz kızarmıyor. Hep küçümsemişizdir, töhmet altında tutumsuzdur Kürtleri...

Hükümetlerimiz, otuz yıldan uzun bir süredir Kürt azınlığı ihmal edegelmiştir. Türkçe öğrenimi, Türkleştirme bakımından o kadar az gayret gösterilmiştir ki... Kürtlerin varlığını ancak ayaklanmalarda tanımış gibiyiz. Barış ve asayiş yıllarında, hükümet Kürtlere bir dost eli uzatmayı, onların dert ve ihtiyaçlarıyla ilgilenmeyi düşünmemiştir. Kürtleri tam Türk vatandaşları durumuna getirmek için parmağını kıpırdatmamıştır.

Bu yüzden, Türk-Kürt uçurumu zaman boyunca genişlemiştir. Kürt milliyetçiliği yaygınlaşmış, daha iyi teşkilatlanmıştır. Irak'ta Kürt muhtariyeti gerçekleşirse, Kürtler birçok alanda kendi başlarına buyruk olurlarsa, nihayet egemen ve bağımsız bir Kürt devleti kurulursa... Türkiye'nin Güneydoğu bölgesinde de kıpırdanmaların başlaması beklenebilir.

Muhtemel bir Kürt hareketini önlemek ve Kürtlerin Türk toplumuna gerçek vatandaşlar olarak katılmasını sağlamak ba-kımından hükümetimiz ne gibi çalışmalar yapıyor acaba? Yoksa gözden ırak olan Kürtleri gönülden de ırak tutmaya devam ederek yeni gelişmelerin baş göstermesini mi bekleyeceğiz?"

Kaynakça
Kitap: Dış İlişkiler Konseyi CFR Türk Bilderbergleri
Yazar: Erol Bilbilik
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Dünyayı Yöneten Kişiler ve Gizli Örgütler(CFR, Üçlü Komisyon, Bilderberg)

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir