Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Hasan Cemal Kaya

Burada Dünyayı Yöneten Kişiler ve Gizli Örgütler hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Hasan Cemal Kaya

Mesajgönderen TurkmenCopur » 23 Ağu 2011, 00:06

Hasan Cemal Kaya

Dünya Ekonomik Forumu 100'ler Meclisi üyesi Milliyet Gazetesi yazarı
Cumhuriyet Gazetesi eski Genel Yayın Yönetmeni Devrim Dergisi eski Yazı İşleri Müdürü


Hasan Cemal, 3-6 Haziran 2004 tarihlerinde Milano'da düzenlenen Bilderberg toplantısına Mustafa Koç, CHP Milletvekili Kemal Derviş ve Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan ile katılmıştır.

Son 4 yıldır üst üste Bilderberg toplantılarına katılan Özdem Sanberk, bu toplantıya davet edilmemişti. Sanberk bunu, Cemal'in Irak'ta uzun süre kalmasına; araştırmaları, gözlemleri olmasına ve bölgeyi iyi tanıyan gazeteciliğine bağlamıştır. Daha önceki yıllarda da Bilderberg'e katılan gazeteciler arasında Sedat Ergin ve Nuri Çolakoğlu yer almıştı.

"Dünya Ekonomik Forumu bünyesinde kurulan, diyalog eksenli 100'ler meclisi -ya da 100'ler konseyinde- üyeyim. 100 üye, her birinden 20'şer kişi olmak üzere iş dünyası, akademik dünya, medya, din adamları dünyası ve siyaset dünyasından seçilmiş. Türkiye'den ben, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ve işadamı Aziz Zapsu yer alıyor. Görev süresi üç yıl olan 100'ler Meclisi yılda iki kez bir araya gelecek. Bu sivil inisiyatif neyi amaçlıyor? İslam la Batı arasında diyalogu ve bunun kurum-laştırılmasını. Üç boyutlu bir süreç söz konusu; söylemler arası diyalog, eylem diyalogu, iki dünyayı bugün için ayıran çatışma konularının üzerinde kafa yorulacak. Üç yıllık bir süre zarfında çalışmalarını tamamlayacak. 100'ler Meclisi'nin başkanlığı görevini İngiltere'den Canterbury eski Başpiskoposu Lord Caney ve Suudi Arabistan'daki Kral Faysal İslami Çalışmalar ve Araştırmalar Merkezi'nden Suudi İstihbaratı'nin eski bir numarası Türki El Faysal üstlenirken, Meclis'te CNN'den Cristiane Amanpour, New York Times'tan köşe yazarı Thomas Friedman, Almanya Dışişleri Bakanı Joscha Fisher, Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papendreu, İtalyan Dışişleri Bakanı Franco Frattini, İspanyol Dışişleri Bakanı Ana Palacio, Norveç Dışişleri Bakanı Jen Petersen, Ürdün Dışişleri Bakanı Mervan Muaşer, İslam Konferansı Örgütü Genel Sekreteri Abdülvahid Belkeziz, Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri irene Kahn bulunuyor. "

100'ler Meclisi, Batıyla İslam dünyası arasında diyalog geliştirmek amacıyla kuruldu. 100'ler Meclisi'nin, kültürlerarası diyalogun önündeki engelleri tanımlamak için öncelikle yanıt bulmaya çalışacağı soruların bazıları şunlar:

• Batı ile İslam dünyası arasında ortak ve farklı noktalar neler?
• İki kültürün, küreselleşme ve sekülerleşme konularındaki tavırları neler?
• Diyalogun önündeki engeller neler?
• Hangi önyargılar ve toplumsal bilince yerleşen imajlar, kültürleri birbirinden uzaklaştırıyor?
• İslam dünyası ve Batıyı birbirinden uzaklaştıran en önemli yanlış anlamalar neler, bunlar nasıl düzeltilebilir?
• İki kültürün birbiri hakkında doğruları öğrenmesini nasıl sağlarız?
• Köprüleri nasıl kurarız?

"Lut Gölü (Ürdün) kıyısında turistik bir tesiste birkaç yıldır yapılan ve daha çok Ortadoğu'yla Avrupa coğrafyasının ele alındığı Dünya Ekonomik Forumu toplantısı Davos'ta Ocak 2004 ayında kurulan 100'ler Meclisi'nin ikinci buluşmasındayız. Batıyla İslam arasında diyalogu amaçlayan yeni bir platform; toplantı konusu İslam, laiklik, modernizm. Suudi prens Turki El Faysal söz alıyor. Uzun yıllar Suudi Arabistan'ın istihbaratını yöneten, halen ülkesinin Londra Büyükelçisi olan (100'ler Meclisi'nde iki eş başkandan biri) Prensin anne tarafından kökleri, istanbul'a kadar uzanıyor. Çat pat Türkçesi var. Reform konusunda belki de ipe un serici tutumu dillendiriyor. Bir ülke için reform olan, bir başkası için yıkım olabilir. Reform toplumsal uyuma zarar getirmemeli.' Bunları belirttikten sonra da 'Biz önce Amerikalı dostlarımızdan reform bekliyoruz' deyip Amerikan dış politikasındaki taşı gediğine oturtuyor Suudi Prensi."

Milliyet gazetesi yazarı Cemal, 1987 yılından beri Davos toplantılarına gazeteci olarak katılıyor. Ama Davos'un katılımcı fakat davetli üyesi. Dünya Ekonomik Forumu içinde bir medya grubu bulunuyor. Cemal, medya grubunun üyesi, bazı yıllarda panel yöneticisi oldu ve panellere de katıldı. 2002'de New York'ta yapılan Davos toplantısına katıldı. Davos Avrupa panellerine katıldı. Davos'ta Avrupa'nın geleceği konulu bir toplantıda tartışma liderliği yaptı.

Cemal, Milliyet gazetesinde yayımlanan bir röportajında New York'ta toplanan Dünya Ekonomik Forumu için şunları söyledi:

"Davos, İsviçre Alplerinin şirin bir kayak kasabası. Zirve 31 yıldır burada toplanıyordu. 31 yıl sonra ilk kez bir başka mekâna, New York'a dayanışma gösterisi olarak alındı. Ama New York'a taşınmasında, ABD iş dünyasından büyük patronların, güvenlik nedeniyle Avrupa'ya gelmek istememeleri rol oynadı. Davos Dünya Ekonomik Forumu, dünya kapitalizminin kremasını bir araya getiren bir platform. Platformun yeri, dünya kapitalizmine yön veren esas merkez ya da başkent New York kabul edildi. Davos dediğimiz organizasyonun Davos dediğimiz olayın köklerini sulayan da New York. New York'ta yapılması Davos ruhunun ortadan kalkmasına yol açmıyor.

Davos dünya kapitalizminin en güçlülerinin, zenginlerinin bir araya geldiği, bunlara siyaset ve akademik dünyanın kremasının da katıldığı bir platform. Bir tür düşünce alış verişinin yapıldığı, sesli düşünen bir platform. İşte Davos ruhu bu. Dünya nereye gidiyor? Kapitalizmin genel sorunları neler? Kapalı kapılar arkasında karar alınmıyor. Dünya ekonomisinin gidişi, siyasal trentler konuşuluyor. Bir tür iletişim yaratılıyor. Bu yıl da bu yapıldı. Bu yılın geçmiş yıllardan farkı vardı. İlki 11 Eylül: Küreselleşmenin patronlarının da kafasına dank eden bir olay. Son yıllarda Davos'ta hep küreselleşmenin zenginleştirdiği dünya üzerindeki zengin-yoksul ikileminin de büyüdüğü konuşuluyor. Bu kez daha ciddi anlamda ele alındı. Bir taraftan da İslam coğrafyasında yükselen terörizme karşı birlikte nasıl mücadele edilebileceği tartışıldı. Bir taraftan da bu coğrafyanın kalkınmasını sağlamak, yoksulluğu ve cehaleti ortadan kaldırma konusu masaya yatırıldı.

Davos Dünya Ekonomik Forumu çok büyük bir organizasyon. Her yıl 5-6 gün boyunca 400-500 toplantı yapılır. Toplantılar, paneller, yemekli toplantılar, yemek sonrası kahveli toplantılar olur. Sabah saat 07.00'de başlar ve akşam geç saatlere kadar devam eder. Ne kadar büyük bir organizasyon olduğunu toplantı sayısı ve yoğunluğundan anlayabiliriz.

Türkiye şu ya da bu şekilde her yıl platformda gözükür. Bence bu yıl Türkiye'ye olan ilgi fazlaydı. Bunun nedenleri var. En başta 11 Eylül olayı Türkiye'yi ister istemez ön plana getirdi. Neden? Türkiye'nin adı İslam coğrafyasında, İslam bağlamında ortaya çıkmaya başladı. Çünkü çoğunluğu Müslüman olan İslam ülkesi ve aynı zamanda demokratik, laik bir cumhuriyet... İslam ile modernizmin, demokrasinin bağdaşabileceğini gösterebilen bir örnek. Türkiye bu açıdan ön plana çıktı. İkincisi, ABD'nin terörizmle mücadelesini ön plana çıkardı. Bu, bir yerde Avrupa için de geçerli. Eğer Türkiye istikrarlı bir ülke olursa bu, hem Orta Asya ve Kafkaslarda hem de Ortadoğu'daki bölge için bir istikrar adası, istikrar unsuru olabilecek.
Abartılmaması gereken ama çok önemli bir konu... Haritaya baktığımızda Türkiye'nin bulunduğu yeri çok daha rahat net olarak görüyoruz. Burası İran gibi bir ülke olsa, müthiş bir istikrarsızlık kaynağı olabilecek. 11 Eylül, Türkiye'nin hem modern rolünü hem de dünya stratejik haritasındaki yerini daha ön plana çıkardı. Bu konuda başka bir faktör de ABD yönetimi Irak'ı vuracağını söylüyor. Bunu sağladığı anda Türkiye ister istemez ön plana çıkıyor. "

Küresel hegemonik ABD sermayesinin beyin örgütü GFR'dk. Onun alt örgütleri Bilderberg Grubu, Üçlü Komisyon ve Davos Dünya Ekonomik Forumu'âm. CFR'de alınan kararları alt örgütler uygulamaya geçirirler. Bu bağlamda, Cemal'in Davos Dünya Ekonomik Forumu için yaptığı açıklamalar, katılımcısı olduğu Bilderberg örgütü için de geçerlidir.

Cemal, Davos Dünya Ekonomik Forumu için "Davos bir tür düşünce alışverişinin yapıldığı sesli düşünen bir platformdur, burada kapılar arkasında karar alınmıyor " diyor. Cemal, açıkça bir think-tank'tir diyor. Tıpkı hamileri CFR Onursal Başkanı David Rockefeller'ın yıllardır söylediği ve tüm Davos'çulsun onun bu söylemini usanmadan tekrarladıkları gibi.

Bu söylem, 5-8 Mayıs 2005 tarihinde Almanya'nın Rottach Egern kasabasında 53. Bilderberg toplantısına katılan Cüneyt Ülsever'in Hürriyet'teki yazısıyla şöyle yalanlanıyor:

"1. 20. yüzyılda devlet/millet odaklı olan özgürlük tanımı artık birey odaklı tanıma dönüşüyor. 20. yüzyılda milletlerin (birbirinden) özgürlüğü/bağımsızlığı anlayışı üzerine oturtulan 'özgürlük', 21. yüzyılda devletin koyduğu kısıtlamalara karşı direnen'bireysel özgürlük' anlayışına dönüşmekte. Bu kavram da ister istemez ABD eski Başkanı Clinton'ın BM'nin milenyum toplantısında ortaya attığı'uluslararası kuruluşlar gerektiğinde birey lehine ülkelere müdahale edebilmeli' tezini hatırlatıyor. Bu kez 20. yüzyıla damgasını vuran 'milletlerin kendi kaderlerini tayin etme hakkına' karşıt bir tez. ABD, Büyük Ortadoğu Projesi'ni' bireysel özgürleşme' projesi olarak takdim ediyor.

2. 21. yüzyılın başında en fazla dikkat çeken devlet Çin. Çin, kendisinden sonra büyük hızla büyüyen Hindistan ile stratejik işbirliği yaparak Batı ittifakına karşı çok ciddi bir ittifak oluşturmakta.

3. Rusya, Putin yönetimi altında giderek SSCB'nin karanlık günlerine geri dönmekte. Rusya'da demokrasi bir türlü yerleşmemekte... Bu durum Avrupa'dan çok ABD'yi rahatsız ediyor.

4. (ABD tezi) İran ve Kuzey Kore nükleer silah geliştiriyor ya da altyapısını kuruyor. Bu ülkeler doğrudan atom bombası kullanamazlar, ancak terör örgütlerine verebilirler. 21. yüzyılı tehdit eden en büyük tehlike, terörle işbirliği yapan ülkelerin, teröristlerin eline atom bombaları vermeleridir.

5. İsrail ve Filistin, Arafat sonrası dönemde barış için daha fazla umutludur. Ancak, İsrail'terör tehdidi kalkmadan, Ha-mas silahları denetim altına alınmadan, barış anlaşması olmaz' diyor. Filistin yetkilileri de. Hamas'ın elinden silahları alacak güçleri olmadığını vurguluyorlar.

6. Irak'ın bütünlüğü ve istikrarı çok önemli. Irak bölünürse bu durum İran'ı bölgede çok etkin kılar, neredeyse tek güç haline getirir.

7. (Yine ABD tezi) İran sadece nükleer tehlike oluşturmuyor, aynı zamanda Ortadoğu'da cirit atan Hamas, Hizbullah, İsla-mi Cihad gibi terör örgütlerini bizzat besliyor ve yönlendiriyor. ABD li yetkililer, halkın yüzde 7O'inin istemediği bir rejim aleyhine ayaklanma olması uğruna her türlü uluslararası yardım yapılması görüşündeler. Genel grev için maddi katkı, propagandaya yönelik radyo yayınları, direnişçilere haberleşme ağı kurulması gündemde. Eğer rejim kendi kendine yıkılmaz ise yine de değişecek. Etkin bir ABD'li' kara harekâtı düşünmüyoruz' dedi, okur cümleyi istediği gibi okusun.

8. Gerek ABD'li, gerek AB'li siyasi ve bürokratlar, Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin öngörülebilirliği (nerede ne tavır ko-yacağına dair tahmin yürütme) konusunda dikkate alınması gereken derecede kaygı taşıyorlar."

Ülsever'in bu makalesi, Bilderberg'te dünyanın şekillendirildiği tezine en büyük kanıtı oluşturuyor. Bu bağlamda tarihi bir belge niteliği taşıyor. Özellikle İran'daki iktidarı Şili, Ukrayna, Gürcistan ve Kırgızistan'daki gibi özel harekât darbeleri ile devirme ve Kuzey Kore'yi hedef haline oturtmaya yönelik 7. ve 4. maddeler BiIderberg' in iç yüzünü bütün çıplaklığı ile gözler önüne seriyor. Makale, Hasan Cemal, Cengiz Çandar, Murat Belge gibi, bu örgütleri think-tank olarak pazarlayanların ezberlerini bozuyor. Aslında bunlarla aynı görüşleri savunan Ülsever de bu yazıdaki ifşaatlarına rağmen Cemal, Çandar vb. gibilerle hâlâ aynı ezberin arkasında duruyor. Çünkü "sistemin " arkasında.

Bilderberg''in içinde Ülsever'inki gibi ifşaatlar daha önceleri de olmuştur. Ülsever'inki Türkiye'de ikinci ifşaat olmuştur.

Bilderberg'ci Hasan Cemal, Brüksel'den bakın neler yazıyor?

"Ama ne güzeli Bu kâbusun gerçek olmasını bekleyen vicdani ve gözü mühürlü bir takım baykuşların, zaman tünelinde kalmış kimi genç, kimi ihtiyar dinozorların hevesi yine kursaklarında kalıyor. Erdoğan masadan kalkarken, anlaşılan bu kez Gül'iyi polis'i oynuyor, koluna girip engelliyor. Fakat karşı taraf hâlâ oyun oynandığını sanıyor. Roma'dan destek kuvveti olarak gelip 17 Aralık 2004 heyetine katılan eski Dışişleri Müsteşarı Büyükelçi Uğur Ziyal, karşısındaki Hollanda Dışişleri Bakanı'm Farkında değil misiniz, gidiyor Başbakan...'diye uyarınca hava birden değişiyor. Basın merkezinde bakınırken, Barçın'ın son dakika haberi CNN Türk'ten kulağıma çalınıyor, parafe koşulundan vazgeçtiler! işte işaret! Conrad'ın ikinci katındaki imparatorluk salonunda gözlerden uzak kamp kurmuş diplomatlarımızın yanına koşturuyorum. Haberi tabii almışlar. Kırk yıllık dostun (Uğur Ziyal y.n.) yüzüne bakıyorum, mavi gözleri gülüyor.'Çözüldü Hasan'. Haydi, hortlaklar kapı dışarı! Bu ülkenin uygarlık, barış ve demokrasi yolundaki tarihi yürüyüşü devam edecek. Bir kez daha, haydi kolay gelsin Türkiye."

"Cemal, Soros'cu biraderi Madra'yı'imkânsızı iste' diye tetikliyor. Ömer Madra'dan, yıllardır severek dinlediğim Açık Radyo'nun yöneticisi sevgili arkadaşımdan bir mesaj geldi. Aynen köşeme alıyorum. 1968'in Paris sokaklarındaki unutulmaz duvar yazısından ibaret her şey,'Gerçekçi ol, imkânsızı iste!

On yıl öncesinin Türkiyesi'nde bağımsız ve özgür bir radyo istasyonu kurmanın imkânsız bir fikir olduğunu düşünen 90 kişi açık radyoyu kurdu. Aynı'olmazlığı' düşünen 600 insan kendi bilgi ve ilgilerini dinleyiciyle paylaştığı 630farklı program yaparak 8 yıl içinde bu macerayı farklı kıldı ve yaşattı, yani olurdu, işte şimdi de üçüncü aşamaya geldik. "

"Küresel emperyalist sülük Soros'un darbe koşullarını oluş-turmak için 2001'de kurduğu Açık Toplum Enstitüsü'nün fonladığı Açık Radyo'nun yöneticisi medyayı ağıtlayan Cemal, arkadaşının bu kuruluşun, Şahin Alpay, Murat Belge, Can Paker ve Üstün Ergüder gibileriyle birlikte danışma kurulu üyesi olduğunu, Soros parasıyla beslendiklerini ve radyonun'Soros Radyosu' olduğunu sanki bilmiyor. Mesut Yılmaz'ın Başbakanlık Müsteşarı Yaşar Yazıcıoğlu'nun Soros Vakfı'ndan para alanlar listesinden haberdar görünmüyor.

TESEV 1,3 milyon Dolar,
Liberal Düşünce Topluluğu 115.500 Dolar,
Toplumsal Sorunları Araştırma Vakfı 92.500 Dolar,
ANSEV, 184.000 Dolar,
Stratejik Araştırmalar Vakfı 193.000 Dolar,
Arı Hareketi, 177.500 Dolar,
Milli Demokrasi Vakfı 804.000 Dolar,
Açık Radyo 70.000 Dolar,
İnsan Hakları Derneği 215.000 Dolar.

Hasan Cemal, hayranı olduğu insanlık düşmanı Kari Popper ve George Soros'un fonladığı kuruluşları niçin fonladığını biliyor ama kendisi ile aynı cephede vuruşan Can Paker gibi masumane açıklamalar bile yapmayı gerekli görmüyor? Paker ne diyor?'Türkiye'nin AB'ye girmesi için lobi yapacak akil adamlar grubunun (Başkanı Finlandiya eski Cumhurbaşkanı Ahtisarri) kurulmasında Soros'un maddi desteği de bulunuyor, kendilerine para ödenmiyor. Otel masrafları gibi harcamaları karşılanıyor. Bu yılki bütçesi 1,5 milyon dolar olan TESEV e, Soros, 400 bin dolar veriyor'. "

"Sonunda Hasan Cemal de duysun ve'Amerikancı ol, imkânsızı istesin' diye Soros, dünyayı fonladığını birden açıklayı-veriyor."

"Soros,'Ben Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı'na (UNDP) kaynak aktarıyorum. Şu an Gürcistan hükümetinde yer alan bakan ve bakan yardımcılarına maaş veriyorum. Bakanlara 1200, Bakan Yardımcılarına 800 Dolar aylık maaş veriyorum. Ayrıca polise ve diğer kamu kuruluşlarına da bu fonla maaş sağlanıyor."

"Cemal'in'İhtilalciliği' Özdemir İnce tarafından şöyle kayda geçiriliyor:

'1960'ların ortalarında Hasan Cemal'ın de yöneticileri arasında bulunduğu Yön Dergisi'ni dikkatle izlerdim. Ama kimi derginin Vietnam ve Latin Amerika üzerine yayımladığı imzasız yazıları okurken, ben bu yazıyı daha önce nerede okudum? Duygusuna kapılırdım. Bir süre sonra bu yazıların her yazısını ezber-lercesine okuduğum Le Nouvel Observateur ya da Le Monde'tan kaynak göstermeden aktarıldığını, izlendiğini anladım. "

SBF Mezunu olan Hasan Cemal, Milano 2004 Bilderberg katılımcısıdır.

Kaynakça
Kitap: Dış İlişkiler Konseyi CFR Türk Bilderbergleri
Yazar: Erol Bilbilik
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Dünyayı Yöneten Kişiler ve Gizli Örgütler(CFR, Üçlü Komisyon, Bilderberg)

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir

cron