Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Erdal İnönü

Burada Dünyayı Yöneten Kişiler ve Gizli Örgütler hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Erdal İnönü

Mesajgönderen TurkmenCopur » 22 Ağu 2011, 23:30

Erdal İnönü

NATO Fen Komitesi Yürütme Kurulu eski üyesi UNESCO Yürütme Kurulu eski üyesi Boğaziçi Üniversitesi eski Dekanı Ortadoğu Teknik Üniversitesi eski Rektörü
SHP eski Genel Başkanı


Erdal İnönü, Türkiye-Avrupa Vakfı'nin 2001 Eylülünde yaptığı toplantıda AB hakkında şunları söylemiştir:

"AB üyeliği bizim güvenimizi azaltmaz, aksine artırır. İsmet İnönü, 1963'te Ankara Antlaşması'nı imzaladıktan sonra 'Türkiye'nin yıllardır peşinde koştuğu bir hedefe varıyoruz' demişti. Atatürk sağ olsaydı, AB üyeliği onun da politikası olurdu. Atatürk ve arkadaşları tam bağımsızlık için çok uğraştılar. O günün koşullarında bu doğruydu. Zaman içinde uluslararası kurumlar ortaya çıktı. Biz de NATO, Avrupa Konseyi, OECD, DTO gibi uluslararası kurumlara üye olduk, kuralları kabul ettik. AB'de bunlar daha da çoğalacak. "

İnönü, kurucuları arasında Ziya Müezzinoğlu, İlhan Selçuk, Jak Kamhi ve Bayram Meral'in bulunduğu Türkiye-Avrupa Vakfının kendisine "onur üyeliği" tevcih ettiğini ve bundan büyük onur duyduğunu belirterek başladığı konuşmasında, şu hususların altını önemle çizmiştir:

"Bizde hâlâ ulusça AB'ye girmeye büyük bir arzu ve istek görülmüyor. Ben 1995 yılında Dışişleri Bakanı olarak Bulgaristan'a gittiğimde daha AB'ye alınacakları konusunda kesin belirtiler yokken, 'AB'ye mutlaka gireceğiz diyorlardı. Buna büyük bir istek ve arzu duyuyorlardı. İkili ve çok taraflı ilişkilere girerken acaba AB'ye zarar verir mi diyerek inceleme yapıyor, sonra karara varıyorlardı.

Bazı kesimler AB'ye girersek tam bağımsızlığımız elden gider diyorlar. Bu, çok yanlış. Bu görüş tarihin her safhasında olayların aynı ölçüler içinde değerlendirilmesine dayanıyor. Bugünün gelişen dünyasında bütün güçlü ülkeler tam bağımsızlıklarından feragat ediyor, karşılıklı bağımlılık ilişkisine giriyorlar. Bugün tam bağımsızlık karşılıklı bağımlılıktan geçiyor. Bu, Atatürk'ün tam bağımsızlık ilkesine ihanet değildir. Tam tersine, Türkiye'nin güçlü bir devlet olması için AB ve Dünya Ticaret Örgütü gibi uluslararası örgütlere girmesi gereklidir.

AB ile ilişkilerimizde bir önemli güçlük de coğrafyamızdan kaynaklanıyor. AB'nin merkezi Batı Avrupa'dır, biz ise Güneydoğu Avrupa'dayız. Karar mekanizmalarından çok uzağız. Oraya gidip gelmek çok masraflı... O nedenle karar toplantılarına katılamıyoruz. Buradan sesimizi çok sık duyuramıyoruz. Bu, çok önemli bir handikap. Ben kendimi Avrupa'da doğal olarak karşılıyorum. Biz AB'ye gireceğiz. Ortak paydamız kültürümüzdür. AB ile kültür ortaklığımız var. Biz aynı zamanda Doğu kültürünün de temsilcisiyiz. O nedenle Türkiye, Batı ile Doğu kültürleri arasında bir köprüdür. Biz bu köprünün batısında yaşayacağız, doğusunda değil. Doğu dünyasında olursak, bir üçüncü dünya devleti oluruz.

Dışişleri Bakanı'nın odasında Bulgaristan bayrağının yanında AB bayrağı bulunuyordu. Bu söylediğim yalnız Bulgaristan için geçerli değil. Biz de AB'ye girmeye böyle bir istek ve arzu taşımalıyız. Türkiye - Avrupa Vakfı'nin bu toplantısında bile bir AB bayrağı yok.

Türkiye'de her türlü dil konuşulmalı, o dillerde eğitim yapılmalı, televizyonları olmalı. Sorunları çözmek için acele etmeyelim. Geç kaldığımızı görüyorum. Uzlaşma olanakları gelecekteki kazançları dikkate alarak düşünülürse bu konuda çok acele etmemiz gerektiği daha açık ortaya çıkar. Bugün AB'ye üye 15 ülkenin 12'sinde sosyal demokrat iktidarlar var. Bizim AB'ye girmemizi esas itibariyle Avrupalılar istiyorlar Avrupa'daki muhafazakâr partiler Türkiye'nin AB'ye girmesine karşıdırlar. Muhafazakâr partiler iktidara gelirse, AB'ye girmemiz çok güçleşir.

8 Mart 2001'deki Avrupa Konseyi kararlarının gereklerini yerine getirmeliyiz. 2004'e kadar tüm anlaşmazlıkları çözüm-lemeliyiz. Kıbrıs sorununa yaratıcı çözümler getirmeliyiz. Ama hâlâ böyle çözümler ürettiğimizi söyleyemiyorum. "

SHP Genel Başkanı Erdal İnönü, Paris dönüşünde masasının üzerinde bir mektup buluyor. Mektup, Dünya Ekonomik Forumu Başkanı Prof. Dr. Klaus Schweb'den geliyor. Yani. Türkiye'de bilinen adı ile Davos toplantılarını düzenleyen kişiden. Prof. Dr. Schweb, İnönü'den 10 Mayıs 1990 tarihinde İstanbul'da yapılacak olan uluslararası toplantıya katılıp bir konuşma yapmasını istiyor. Konuşma konusu da şöyle belirlenmiş:
"Türkiye'nin yeni siyasal oluşumunda muhalefete düşen rol".

Ünlü Davos toplantılarının düzenleyicisi olan Dünya Ekonomik Forumu, Mayıs 1990'ın ikinci haftasında İstanbul'da bir toplantı düzenliyor. Bu kuruluş, Özal Hükümeti'nın parlak dönemlerinde de Türkiye'de toplantılar düzenlemiştir. Sonradan bunlara ara verilmiştir. Şimdi bu toplantılar yeniden başlatılıyor. Ancak bu defa SHP Genel Başkanı Erdal İnönü'ye özel bir önem veriliyor.

Toplantının ana bölümünde kendinden 45 dakikalık bir konuşma yapması isteniyor. Zamanlaması el verirse, İnönü burada bir konuşma yapacak. Bu davet ilginç bir durumu ortaya çıkarıyor. İnönü, Mayıs 1990'ın 12'sindeNewYork'ta yapılacak olan Bilderberg toplantısına davetli. Orada da bir konuşma yapacak. Böylece ilk defa bir Türk siyasi lideri dünyanın en önemli siyasi ve ekonomik platformlarından sayılan toplantılara 2 gün arayla davet edilmiş oluyordu.

İnönü, Mayıs 1990'ın ilk haftasında Avrupa Parlamentosu'nun önde gelen şahsiyetleri ile görüştü. Bunlar arasında Avrupa Parlamentosu Sosyalist Grup Başkanı Fransız Jean Pierre Cot da var. Cot, Avrupa'da Ermeni tezlerine yakınlığı ile bilinen bir parlamenter. İnönü, Cot'la yaptığı görüşmede komplekssiz mesafelerden ve tabulardan korkmayan bir siyasetçi izlenimi veriyor. Azerbaycan, Ermenistan konularını rahatlıkla tartışıyor. Bu arada Ermenistan'ın bağımsızlığını elde etmesi durumunda, komşularının Azerbaycan, İran, Gürcistan ve Türkiye olacağını hatırlatarak, "Bu coğrafya içinde Ermenilerin Türkiye'ye sandıklarından fazla ihtiyacı olabilir" diyor.

Ancak görüşmeler sırasında İnönü'nün Batılılara verdiği mesaj şu:

"Bugünkü iktidara ve mevcut duruma bakarak, Türkiye'ye kader biçmeyin. Türkiye'de gelecek sosyal demokratlarındır. Türkiye'nin kaderinin Avrupa dışında bir siyasi coğrafyaya bağlanmasında'erken davranılmasını' istiyor."

Ankara Üniversitesi Fizik Bölümü mezunu ve California Teknoloji Enstitüsü'nden doktora sahibi olan Erdal İnönü, New York 1990 yılı Bilderberg toplantısı katılımcısıdır.

Kaynakça
Kitap: Dış İlişkiler Konseyi CFR Türk Bilderbergleri
Yazar: Erol Bilbilik
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Dünyayı Yöneten Kişiler ve Gizli Örgütler(CFR, Üçlü Komisyon, Bilderberg)

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir