Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

İlter Türkmen

Burada Dünyayı Yöneten Kişiler ve Gizli Örgütler hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

İlter Türkmen

Mesajgönderen TurkmenCopur » 22 Ağu 2011, 23:29

İlter Türkmen

Türk-Ermeni Barışına Komitesi Başkanı Monako Kulübü Kurucu üyesi Türk-Yunan Forumu Kurucu üyesi
Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etütler Vakfı (TESEV) Yönetim Kurulu üyesi
Dışişleri Bakanlığı eski Genel Sekreteri ve Dışişleri eski Bakanı BM Türkiye eski Daimi Temsilcisi
BM Filistin Mültecilerine Yardım Teşkilatı'ndan Sorumlu Genel Sekreter eski Yardımcısı
Moskova, Paris ve Atina eski Büyükelçisi Hürriyet Gazetesi köşe yazarı


İlter Türkmen, 12 Eylül 1980 günü Dışişleri Bakanı Genel Sekreteri olarak dönemin ABD'nin Ankara Büyükelçisi James Spain'i arıyor. Dışişleri Bakanı olacağını, bir arzusunun olup olmadığını soruyor, "Saat 15.00'te NATO ülkeleri büyükelçileri için bir brifing düzenleyeceğim, acil olarak görüşmek istemeniz halinde brifingden önce size zaman ayırabilirim " diyor.

Nitekim Türkmen, 8 gün sonra Kenan Evren tarafından Dışişleri Bakanlığı'na atanıyor. Olay şöyle gelişiyor: Evren, 20 Eylül 1980 tarihindeki bakan atamaları ile ilgili olayları naklederken, günlüğüne şunları yazmış:

"Dışişleri Bakanlığı konusunda İlter Türkmen ile Kamuran Gürün arasında tercih yapmakta bir hayli zorlandık. Her ikisinin de üstün vasıfları vardı. Sonunda Türkmen Genel Sekreterlik görevini yürütmekte olduğundan onu Dışişleri Bakanlığı'na, Gürün'ü Genel Sekreterliğe önerdik. Ben,'Gürün kıdemli olduğuna göre Türkmen'in Genel Sekreterliği'nde çalışır mı?'diye adını hatırlayamadığım bir ilgiliyi görevlendirdim.'Çalışabilir' demesi üzerine tayini onayladık. "

Kamuran Gürün, nasıl Dışişleri Bakanlığı Genel Sekreteri olduğu konusunda Evren'e gönderdiği mektuba karşı yukarıdaki cevabı alıyor. "Konunun kendisiyle konuşulmadığını, bu nedenle mühim olanın Türkmen'le kimin konuştuğu değil, benim ağzımdan ve gıyabımda bu beyanı Milli Güvenlik Kurulu'na kimin aktardığıdır" diyor. Spain'in beyanları, Gürün'ün açıklamalarıyla birlikte değerlendirildiğinde, Türkmen'in kendisini Dışişleri Bakanı olarak önerdiği anlaşılıyor.

Gürün, Yunanistan'ın JO'nun askeri kanadına dönüşünü kitabında şöyle anlatıyor:

"Geçen haftanın sonunda NATO Baş-komutanı Orgeneral Rogers, gene Türkiye'ye geldi. Onun getirdiği formül üzerinde mutabık kalınarak 20 Ekim Pazartesi günü Yunanistan'ın askeri kanadına entegrasyonu sonuçlandı. Önceki gelişlerinde, yapılan toplantılarda ben bulunmamıştım. Herhalde İlter de Türkiye'de idi. İlter olmadığından Başbakan'ın makamında yapılan toplantıya beni de çağırdılar. Zaten toplantıda bulunuşum galiba bir formaliteden ibaretti. İtiraz etseydim zaten kabul etmeyeceklerdi. "

Gürün, Türkmen'in toplantılara katıldığını ve Evren'le aynı görüşü paylaştığını, diplomatik bir dil ile açıklamış oluyor. Bu bağlamda Türkiye'nin elindeki böylesine önemli bir kozun elden kaçırılmasına ortaklık etmiş oluyor.

Türkmen, zaten Yunanistan'ın NATO'mırı askeri kanadına dönüşüne izin verildiğini sonradan öğrenmişti. Ordunun en fazla siyasete bulaştığı 1980-1983 arasında Türkiye'deki bu oluşumun en fazla farkında olanlar ise Amerikalılardı. Bu yüzden önce protokolü takip etmek için Türkmen'e gidiyor sonra asıl karar mercilerine başvuruyorlardı.

Türkmen, İsrail ile ilişkilerin kesilmesi için yoğun çaba harcıyordu. Türkmen, kasım sonlarında, Kıbrıs dönüşünde Haydar Saltık Paşa'ya "İsrail ile ilişkileri kabul ettiremedik" diyordu. Saltık Paşa, bana, "Sizin Bakan'ın muazzam bir ikna kabiliyeti var. Az daha israil ile ilişkileri tamamen kestirecekti, zor önledik" dedi.

Geçmişte bu derece İsrail karşıtı olan Türkmen'in şimdi en hararetli bir İsrail yanlısı oluşunu anlamak hem çok kolay hem de çok zor olsa gerek. Türkmen, Musevilerin "Dünya Musevi Kongresi "ne katılmalarının Türk-Arap münasebetlerine zarar vereceğini söylüyordu. Kamuran Gürün ise "Türkiye Musevilerini Dünya Musevi Cemiyetleri toplantılarına katılacak duruma getirirsek, onların burada Türkiye'nin Ermeni konusunda davalarını dile getirip savunmaları ve diğer ülkelerdeki Musevi lobilerini yanlarına çekmeleri imkânını hazırlamış oluruz" diyordu.

Ne var ki Bülent Ulusu Hükümeti, Türkmen'in görüşlerini dikkate alarak 2 Aralık 1980 tarihinde aldığı bir kararla İsrail ile olan diplomatik ilişkileri sekreterlik seviyesine indirgemiş ve bunu İsrail'in de takip etmesi çağrısında bulunmuştur.

"Türkmen, Devlet Başkanı Kenan Evren'in, İslam Konferansı Örgütüne (İKÖ) katılmasını savunuyordu. Öğleden sonra bakanlıkta yapılan toplantıda da aynı görüşü savundu. Ben bunun yanlış olacağını tekrarladım. Türkmen, sonra bana Başbakan'ın toplantıya gelmemi istemediğini söyledi. Türkmen, benim katılmama fikrinin Evren Paşa'dan geldiğini söylüyordu. Hâlbuki bu talep Evren'den gelmemişti. Kendisinden gelmişti. "

"Türkmen, Başbakan Bülent Ulusu'ya, Avrupa Konseyi'nden çıkmamızı önermiş. Benim bundan haberim yok. Başbakan, konunun ne olduğunu belirterek konuşmak üzere beni yalnız olarak çağırdı. Ben,'Avrupa Konseyi'nden çıksak bile üyelerin insan Hakları Komisyonu'na müracaat haklarının devam edeceğini, bu nedenle çıkmakla hiçbir şey kazanmış olmayacağımızı'söyledim.

Türkmen, BM Genel Sekreterinin kafasından çıkmış mini paket denilen bazı güven artırıcı pratik tedbirler karşılığı olarak, Maraş bölgesinin bir "enclave " şeklinde Rumların iskânına açılmasını, toplumlararası görüşmelere getirilmesini ileri sürmekteydi.

"Bakan Türkmen'le görüş ayrılığında olduğumuz Evren Paşa'nin yakinen bildiği konuları saydım: Kıbrıs meselesinde, Bakan'ın Mini Paketi benim global anlaşma seçeneğini. İslam Zirvesi'nde, Bakan'ın, Devlet Başkanı'nin Zirve'ye katılması, benim katılmaması isteğimi. İsrail ile münasebetlerde, Bakan'ın bu ilişkilerin kesilmesi, benim devam etmesi isteğimi. Ermeni konusunda, benim Musevi lobisiyle işbirliği yapılmasını, Bakan'm yapılmamasını savunduğunu hatırlatarak sonunda benim görüşlerimin kabul edilmiş oluşunun ortaya çıktığını, Bakan'ın artık benimle konuları konuşmamaya başladığını Devlet Başkanı Evren'e 8 Eylül'de anlattım. "

Türkmen, 1974 yılında Atina Büyükelçisi iken Ege'de tatildeydi. Ona güvenilmediği için Çıkarma Harekâtı kendisinden saklandı. Gürün, "Kendisine hodri meydan diyorum, aksini söylesin " diyordu.

Türkmen, 1980-1981'de sürekli olarak "Türk-ABD ilişkileri en iyi dönemini yaşıyor" diyordu. Başbakan Ulusu, 2 ay önce bir grup Alman gazeteciyi kabulünde zaten "Türkiye'nin menfaatineyse ABD'ye üs veririz" demişti. ABD yönetimi ile Türk yönetiminin görüşleri öylesine çakışıyordu ki hiç konuşmadan da konsensüse varmak mümkündü. Türkmen o günlerde boşuna mı Türk ve ABD ilişkileri en iyi dönemini yaşıyor demişti.

Türkmen, 1980-1981 yıllarında sürekli olarak "Körfez'in savunması körfez ülkelerine aittir" diye vurguluyordu. Türkiye'nin Çevik Kuvvefe olası katkısını daima reddediyor. Oysa Türkiye'nin o yıllarda bir askeri rejim altında olduğunu anlamıyor. En son karan en üstteki komutanın verdiğini anlamazdan geliyordu.

Türkmen, 2004'te katıldığı bir televizyon programında Arınan Planı ile ilgili olarak şunları dile getirmiştir:

"Annan Planı'nin kabulü ne tarafından bakarsanız bakın, Türkiye ve KKTC hükümetleri için başarılı olmuştur. Bir kazanım daha olmuştur. ABD'yi ve BM'yi Türkiye'ye karşı illa ön yargılı algılamanın ne büyük hata olduğu ortaya çıkmıştır". Türkmen, aynı değerlendirmeyi Annan Planı ilk açıklandığında taslak metnin tamamını görmeden özetini okuyarak yapmıştır.

TESEV içinde Türk-Yunan Dostluk Forumu var. Forum, İn-giliz-Birleşik Servisler Kraliyet Enstitüsü ve Oslo Uluslararası Barış Araştırma Enstitüsü tarafından kuruldu. Forum'un Türkiye koordinatörü İlter Türmen, Yunanistan koordinatörü Kosta Karras'tı.

Forum'un Politik Analiz Grubu, Kıbrıs ve Ege sorunları ile ilgili olarak sık sık toplanıyordu. Toplantıların değişmez konuş-macılarından biri Karras'tı. TESEV bünyesinde toplanan grup, Türkiye'nin Kıbrıs politikasına karşı tezler geliştirmesiyle ünlü Karras, Yunan asıllı Amerikalı John Brademas ile birlikte Türkiye'ye ambargo uygulaması için başı çekenlerden. Brademas, "Kıbrıs'taki bütün üsler kapatılsın, NATO yerleşsin " diyen adam. Karras, Brademas'la birlikte Balkan Demokrasi Merkezim kurdu. Balkanlardaki bütün kargaşalann ardında CIA merkezli bu örgüt var. İlter Türkmen, Karras'la çok iyi anlaşıyor. Karras için çalışmalarının tamamını "Kıbrıs'a adamış " adam diyor. Karras, Yunanistan Bilderberg üyesi, Bilderberg İcra Komitesinde 20 yıl görev yaptı.

Türkmen, 2005'te katıldığı bir televizyon programında sonuna kadar desteklediği 1 Mart tezkeresi hakkındaki görüş değişikliğini şöyle açıklamıştır:

"Ben, 1 Mart Tezkeresi'ni destekledim ama zaman ilerledikçe gördüm ki Tezkere, Türkiye'nin çikarlarına karşı. O nedenle, şimdi fikir değiştirdim. Fikir değiştirmek bir erdemdir. "

Türkmen, 1988 yılında CIA ve Kürt uzmanlarının görev aldığı Viyana merkezli, "BM Çalışma ve Yardım Kurulu " başkanlığına getirildi. Yardımcılığına da CIA ve Kürt uzmanı William Eagleton atandı. Böylesine hayati bir CIA kadrosuna Eagleton'un değil de Türkmen'in getirilmesi son derece dikkat çekiciydi.

Bir söylentiye göre, ABD Başkanı baba Bush, William Eagleton'u bu örgütün başına geçirecekti. Ancak Semra Özal devreye girdi ve Turgut Özal'a telefon ettirerek Türkmen'de ısrar etti. Eagleton da Türkmen'in yardımcılığına getirildi. Eagleton, 1980-1984 yıllarında Irak'ta çalışıyordu. Kürt bölgelerinden sorumlu dairenin başındaydı. Türkiye'yi çok iyi tanıyordu. Kıbrıs müdahalesi ve silah ambargosu sırasında Dışişleri Bakanı Henry Kissinger'in yardımcılarındandı. Eagleton bir Kürt uzmanıydı. Viyana'da böyle bir görevde ne işi vardı? 1990 Irak Savaşı'ndan bu yana Kuzey Irak ve bölgede mekik dokuyor ve Viyana'ya dönüyordu. Eagleton, Bağdat ve Şam Bü-yükelçiliği yapmıştı. "Mahabad Kürt Cumhuriyeti" adlı eserin yazanydı. 1959-1960-1961 yıllarında Kürdistan'a gitti. 1950'de Kürdistan'a gitmiş ve 35 yıl Kürt dostlarıyla irtibatta olmuştu.

Eagleton'un görev yaptığı Viyana'da 16-19Haziran 1992'de Irak Muhalefet Kongresi (INC) kuruldu. Irak Muhalefeti'nin ilk kurucu başkanı 28 Haziran 2004'te Irak Başbakanlık koltuğuna oturan Dr. İyad Allavi ve sonraki Başkanı eski Irak Geçici Yönetim Kurulu üyesi, şimdiki hükümetin Başbakan Yardımcısı Ahmet Çelebi'dir. Her ikisinin de CIA ile birlikte çalıştıkları belgelerle kanıtlandığına göre Viyana'nın gerçek hüviyeti ortaya çıkmış oluyor.

Galatasaray Lisesi ve SBF mezunu olan İlter Türkmen, Bilderberg 1968 katılımcısıdır.

Kaynakça
Kitap: Dış İlişkiler Konseyi CFR Türk Bilderbergleri
Yazar: Erol Bilbilik
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Dünyayı Yöneten Kişiler ve Gizli Örgütler(CFR, Üçlü Komisyon, Bilderberg)

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir