Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Türkiye Masası Şefi Adi Davar Neyi Tuttu ?

bölüm 13

Burada Turgut Özal Ekonomisinin Perde Arkası hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Türkiye Masası Şefi Adi Davar Neyi Tuttu ?

Mesajgönderen TurkmenCopur » 12 Ağu 2011, 19:15

DAVARIN NEYİ TUTTU?

Ankara'da haftalarca kalan bu Dünya Bankası heyetiyle yapılan çalışmalarda büyük ve öncelikle bitirilmesi gereken- yatırım projeleriyle, programdan çıkarılması ve terk edilmesi gereken projeler belirlendi. DPT, programdaki binlerce projeyi budamaya daha önceden zaten başlamıştı...
Bu yoğun toplantıların sonunda ortaya, bazı «ilginç» olaylar da çıkıyordu.. Üst düzeyde bir yetkili bunlardan birini şöyle anlatıyordu.. (Banttan aynen)

— Türkiye Masası Şefi Adi Davar (Hint'li uzman) bir gün davarlık etti! Bu görüşmelerin sonucunda gübre, çimento, kâğıt gibi sektörlerde' rehabilitasyon projelerinin yararlı olacağı ortaya çıkmıştı. Yani verimliliği arttıracak büyük projeler.. Bir gün toplantıda karşılıklı konuşuyoruz. Tevsi yatırımları ve darboğazları giderme konuları üzerinde konuşuyoruz. Bizim için en ideal yatırımlar, yatırımcının bir darboğazı olup da. onu gidermek için yapacağı tevsi yatırımları idi. Yani ufak yatınmlarla büyük kapasite arttıran projeler.. Davar, «Bu konuda bende de iyi bir fikir var» dedi.. «Nedir» dedik.. Dedi ki «Keban barajının üzerine birkaç metrelik yükseklikte yeni bir set daha çekelim, yani yükseltelim.. Türbinleri de biraz daha yukarıya doğru çekelim. Böylece barajın kapasitesini arttırmış oluruz»...

Biz de kendisine bunu duyunca «Orada dur Davar» dedik.. Sonra da aramızda «Davarlığı tuttum diye konuştuk..

Ancak, Dünya Bankası heyetleriyle yapılan her görüşme böyle «neşeli» geçmiyordu. Bir seferinde gübre konusuyle ilgili olarak gelen bir heyetteki Dünya Bankası uzmanının, Türkiye'deki özel sektör gübre üreticilerinin temsilcisi olduğu açıkça ortaya çıkmıştı. Bu uzman, yanında özel sektörün bir başka temsilcisi olan ve daha önce bir KİT'in genel müdürlüğünü yapmış bulunan T. beyle birlikte Yıldırım Aktürk'ün odasına geliyor ve «bazı öneriler» getiriyordu.
Aktürk her ikisine de makamında hakaret ediyor ve adamları kovduktan sonra Adi Davar'a telefon açıyordu..

— Ne senin o adamını, ne de yamndaki eski genel müdür T. beyi bir daha buralarda görürsem, Dünya Bankası heyetleri bundan sonra benimle biraz zor görüşür.
Adamlar o gün uzaklaştılar. Bir daha da görünmediler.


KÜÇÜK KAPIŞMALAR!

Ekonomi durmuyordu.. Yaşayan, dinamik bir olaydı. Her gün gündeme yeni konular geliyor, pek çok ilginç olay oluyordu..
DPT Müsteşarı Yıldırım Aktürk'le TÜMOSAN Genel Müdürü Sedat Çelikkol, bu projenin kapsamı konusunda bir türlü anlaşamıyorlardı. 100 milyar liralık bu büyük projenin lisans anlaşmaları imzalanmıştı. Ancak bu işin dış finansmanı olmadığı gerekçesiyle DPT, projeyi kısıtlı tutmak istiyor, başlamış projeye para vermiyordu.. Bazı lisans anlaşmalarının hangi yabancı firmalarla yapılacağı konusunda da sürekli görüş ayrılığı vardı. Yıldırım Aktürk, «Bu işin geçmişte nasıl başladığı bizi ilgilendirmez. Bizi gelecek ilgilendirir. Bu kadar büyük projeye kaynak ayırmak israftır. Sadece traktör ve traktör motorlarına para veririz. Onları bitirin» diyordu. Aktürk bu işin MAN firmasıyla sürdürülmesini istiyor, Sedat Çelikkol ise VOLVO'yu savunuyordu.. Bir türlü uzlaşma olmuyor, karşılıklı suçlamalar yapılıyordu...
Aktürk ve Çelikkol bir gün Devlet Planlama Teşkilatında, Müsteşarlık makamının hemen önünde karşılaştılar.. Çelikkol bağırıyordu..

— Milletin koskoca projelerini yatırdınız. Şinîdi kına yakın. Herhalde bazı firmalarla yakın ilişkileriniz var.. Helal olsun size..
— Bu senin söylediklerin ayıptır.. Terbiyesizliktir.. Projeyi yatıran sensin.. Şimdi de utanmadan gelip bizden para istiyorsun.

Kavgaya dönmek üzere olan tartışmayı DPT uzmanları ve çevrede bulunan odacılar ayırdılar.. Sonra Çelikkol görevden ayrıldı. Yeni gelen genel müdür de DPT ile anlaşamadı.. TÜMOSAN projesi, kanayan bir yara olarak kaldı..

Büyük projeler Başbakan'm başkanlığında toplanan Ekonomik Kurul'da da sık sık gündeme geliyor, bazı bakanların kendi sorumluluklarına verilen ve sonuçlarıma aşamasına gelen bazı projelere hangi gözle baktıkları ortaya çıkıyordu. Bakanlar Kurulu'ndaki iki papyon kravatlı üyeden biri olan Enerji Bakanı Serbülent Bingöl, devletin Petlas lastik projesi için «Atsan atılmaz, satsan satılmaz.. Bu bizim başımızın belasıdır» diyordu.

Kurul'da bir gün Orta Anadolu rafinerisinin durumu görüşülürken, TPAO Genel Müdürü İsmail Kafesçioğlu söz aldı:

— Sayın Başbakanım, biz bu yatırımın hızlandırılması için saym Devlet Başkanı'mızdan talimat aldık.
Ancak, Başbakan Ulusu, bu sözlere kızmıştı.

— Beyefendi, zat-ı âlinizin acaba sayın Devlet Baş-kanımızla özel bir haberleşme kanalınız mı var?

Duruma Enerji Bakanı Serbülent Bingöl müdahale etti:

— Efendim, geçen gün kendilerine bir brifing verilmişti. Bu talimatı orada verdiler..

PANTOLONUMUN ARKASI YIRTILMIŞ?

Bir başka gün Yüksek Planlama Kurulu'nda, ünlü Ankara-İstanbul çift hat demiryolu projesi görüşülüyordu... Yıldırım Aktürk bu projenin üstesinden gelmenin çok güç olacağını savunuyor, ertelenmesi gerektiğini kanıtlamaya uğraşıyordu. Öğle vakti olmuştu.. Başbakan, toplantıda bulunanlara «Dışarı çıkmayın da buraya sandviç getirtip yiyelim.. Sonra çalışmaya devam ederiz» dedi..

Verilen kısa ara sırasında Ticaret Bakam Kemal Cantürk. üst düzeyde bir yetkiliyi eliyle işaret ederek yanma çağırdı ve kulağına yavaşça fısıldadı..
«Yahu kusura bakma, yerimden kalkamıyorum. Pantolonumun arkası fena halde yırtılmış.. Arkadaş, DPT bu projeye niçin karşı? Ben açıkçası bu işi hiç anlayamadım.. Çünkü Süleyman Demirel bu projeye iyi proje derdi. O boşuna böyle laf etmez. Demirel iyi diyorsa bu iş iyidir. Siz bu hikâyeyi bir daha gözden geçirseniz..

Devlet Başkam Evren, Yugoslavya'ya gidecekti. O ülkeden kredi ile gemi alma konusu gündeme gelmiş ve Dışişleri Bakanlığı bunu protokola da koymuştu. DPT bu duruma itiraz ediyor, aynı türde gemilerin Polonya' da yüzde 30 daha ucuza yaptırılmasının mümkün olduğunu savunuyordu. Konu, Ulusu başkanlığında yapılan bir Ekonomik Kurul toplantısında görüşüldü.. Devlet Başkanı'nın gitmesine birkaç gün vardı...
Yıldırım Aktürk görüşlerini tekrarladı.. Dışişleri de kendi görüşünde direniyordu.. Ulusu, Dışişleri yetkililerine döndü..

— Sayın Devlet Başkanı oraya kazık yemeye mi gidecek? Protokola girmiş olması önemli değildir.. Gemileri daha ucuza başka yerden alırız.
Bir başka gün, Başbakanlığa bağlı Deniz Müsteşarlığında yapılan bir toplantıda bu kuruluşun yetkilileri Teşvik Uygulama Dairesi'nin rastgele gemi teşvikleri verdiğini, bu durumun Türk ekonomisinin yararına değil, zararına olduğunu söylediler. Başbakan Ulusu, Teşvik Uygulama Dairesi Başkanı Ekrem Pakdemirli'ye talimat verdi..

— Bundan sonra gemi teşviklerinde konuyu Deniz Müsteşarlığı ile görüşeceksiniz ve onların görüşünü almadan teşvik vermeyeceksiniz. Böyle giderse Teşvik Dairesini Planlamadan alıp Başbakanlığa bağlarım.. Haberiniz olsun.

O günden sonra, gemi teşvikleri konusunda Deniz Müsteşarlığı'nın görüşü de alınmaya başlandı.

Para Kredi Kurulu'nda Maliye Bakanlığı'nın Et Balık Kurumu Genel Müdürlüğüne verdiği paranın miktarı görüşülüyordu. Verilen paranın miktarı konusunda Hazine Genel Sekreteri Nazif Kocayusufpaşaoğlu ile EBK Genel Müdür Yardımcısı kapıştılar. Deli dolu Kocayusufpaşaoğlu sinirlenmişti.. Bağırıyordu..

— Bu devletin parasının hesabı benden sorulur. Bu işin sorumlusu Hazine Genel Sekreteri olarak benim.. Sen kim oluyorsun da benim verdiğim rakamlara güvenmiyorsun?
Kurulun başkanlığım yapan Turgut Özal, hiç sesini çıkarmıyor, Kocayusufpaşaoğlu'nu «tasfiye edeceği» günü sabırla ve serinkanlılıkla bekliyordu.

Kaynakça
Kitap: Özal Ekonomisinin Perde Arkası: 12 Eylül
Yazar: Emin Çölaşan
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Turgut Özal Ekonomisinin Perde Arkası

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir