Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Son Sözüm Budur - 18/19 Eylül 1980 ve Sonrası

Burada Turgut Özal Ekonomisinin Perde Arkası hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Son Sözüm Budur - 18/19 Eylül 1980 ve Sonrası

Mesajgönderen TurkmenCopur » 11 Ağu 2011, 00:09

SON SÖZÜM BUDUR - 18/19 Eylül 1980 ve Sonrası

18 Eylül 1980 günü MGK üyeleri and içtiler.. Resmi törenlerden sonra bu kez Bülend Ulusu'nun başkanlığındaki hükümetin kurulma çalışmalarına başlandı.

O perşembe gününde Turgut Özal'ı hükümet konusunda arayıp soran olmadı. Ulusu'nun Başbakan olduğu kamuoyuna açıklanmamıştı. Bu konu ancak 21 Eylül Pazar günkü gazetelerde manşetten verilecekti.

19 Eylül Cuma günü Bülend Ulusu, Başbakanlık Müsteşarı Turgut Özalı' Ankara'da kalmakta olduğu Orduevi'ne çağırdı. Diğer Başbakan Yardımcısı Zeyyat Baykara da orada idi. Ulusu, Özal'a bundan sonra beraber çalışacaklarını söyledi. Tebrik ye teşekkür faslından sonra Ulusu, Bakanlar Kurulu'nu elindeki listeden okumaya başladı. Odada sadece üç kişi vardı..

Zeyyat Baykara ve Turgut Özal Başbakan Yardımcısı olmuşlardı. Ancak Özal'm ısrarla istediği Maliye Bakanlığı kendisine verilmemişti. Orada başka bir isim vardı. Ancak Maliye Bakanlığı hizasında yer alan İsme Baykara itiraz ediyor, Özal dâ Baykara'dan yana tavır alıyordu.

Baykara itiraz gerekçelerini sıraladı. Sözkonusu kişinin adının bir yolsuzluk dosyasında geçtiğini söylüyor, «Siz bu konuyu sayın Feyzioğlu ile bir konuşun sayın Ulusu.. O bu konuyu çok iyi bilir» diyordu. (O kişinin bu yolsuzluk olayı ile hiçbir ilgisi bulunmadığı somadan ortaya çıktı.

Bu itirazlar üzerine Ulusu, Feyzioğlu'nu aradı. Daha sonra «başka yerlerle» temas kurdu. Soma tekrar odaya geldiğinde «Tamam, ondan vazgeçildi» dedi.

Peki kim Maliye Bakam olacaktı? Ulusu ile Baykara bazı isimler üzerinde düşünmeye başlarken Turgut Özal ayağa kalktı ve Ulusu'nun yanına giderek O'nu ayağa kaldırdı.

Koluna girerek Ulusu'yu salonlu odanın öbür ucuna götürdü ve kulağına fısıldadı:

— Sayın Ulusu, biz bu konuyu sayın Feyzioğlu Başbakan oluyorken hem kendisiyle, hem de Evren Paşa ile konuşmuştuk. Ben onlara da şartlarımı açıkça söylemiştim. Maliye Bakanı ya ben olacağım, yani o Bakanlık da Başbakan Yardımcılığı ile birlikte bana verilecek, ya da oraya benim istediğim birisi gelecek. Eğer bana vermezseniz, benim istediğim birinin getirilmesi gerekir. Son sözüm budur. Eğer kabul edilmezse ben bu işe devam edemem ve burada bırakır giderim.

— Peki siz kimi istiyorsunuz?

— Kaya Erdem olursa olur. Son sözüm bu olacaktır..

Ulusu tekrar odadan dışarı çıktı. Bazı telefon temasları yaptıktan sonra içeriye geldiğinde Turgut Özal'a «Kaya Erdem uygun görüldü» dedi..
Orduevinden dışarıya çıktığı zaman Özal sevinçten uçuyordu.

Yönetim, Kaya Erdem'i tanımazdı. Cuma ve cumartesi günleri hakkında inceleme yapıldı.

BAKAN OLDUNUZ

Londra Maliye ve Ekonomi Başmüşaviri Kaya Er-dem'in ev telefonu, 21 Eylül pazar günü sabah saat 10.30 da çaldı. Karşıda Londra Büyükelçimiz Vahap Aşiroğlu vardı ve telefona çıkan Sevil Erdem'den kocasını istiyordu..

— Kaya Bey tebrik ederim.. Başarılar dilerim.

— Hayırdır inşallah sayın Büyükelçi, neyi tebrik ediyorsunuz?

— Siz herhalde henüz haber almadınız.. Yeni kurulan hükümette Maliye Bakanı oluyorsunuz. Sayın Devlet Başkanımızdan az önce bu konuda emir aldım. Size bildirmemi istediler.. Bugün ilk uçakla hemen Ankara'ya gitmeniz gerekiyor. Hazırlığınızı ona göre yapın.
— Aaaaa.. Çok şaşırdım.. Allah Allaaah..

Sevil Hanım, kocasının telefondaki hayret nidalarını şaşkınlıkla izliyordu. Kaya Erdem şaşırmış, heyecandan yüzü kıpkırmızı olmuştu. Telefonu kapadıktan sonra bir süre kendine gelemedi..

— Ne oldu Kaya, ne var?.

— Ben galiba bakan oluyormuşum..

— Ne bakanı ayol?

— Maliye... Maliye

Kaya Erdem, Londra'daki görevine bundan yaklaşık üç ay önce atanmıştı. Maliye Bakanlığı'nda Hazine Genel Sekreterliği görevini yaparken o günlerin Bakanı İsmet Sezgin ve Müsteşar Yardımcısı Nazif Kocayusuf-paşaoğlu ile takışmış, Turgut Özal'ın bütün çabalarına rağmen görevinde kalması mümkün olmamıştı. Başbakanlık Müsteşarı Turgut Özal, 24 Ocak kararlarının hazırlanmasında ve uygulanmasında sağ kolu olarak görev yapan Erdem'in görevinde kalmasını başaramamış, kendisini haziran ayının ilk günlerinde Londra' ya uğurlarken şöyle demişti:

— Böyle geçici ayrılıklar olur Kaya.. İyi çalıştık, başarılı da olduk. Oraya gidince işlerden kopacağını sanma. Yine işlerin içinde olacaksın.. Yine görüşeceğiz. Bu beraberliğimiz burada nasılsa bitmez. Allah ömür verirse daha çoook beraber oluruz.

— Ben de size her şey için teşekkür ederim Turgut Bey. Sizi bir ağabey gibi sevdim ve saydım. Sizden çok şey de öğrendim. Kısmetse bir gün yine beraber çalışırız.

Kaya Erdem, Turgut Özal'la aralarında geçen böylesine duygulu veda sahnelerinden sonra Londra'ya gelmiş ve yeni bir ev tutmuştu. Evinin eşyaları bile henüz gelmemişti.

İstanbul'a THY uçağının kalkmasına iki saat vardı. Kaya Erdem, elçilikte bulunan pasaportunu almak için dışarı fırladı. Bu arada elçilik, bilet işlemlerini tamamlamaya çalışıyordu.

Düzeni henüz kurulmamış evde büyük bir telaş vardı. Kaya Erdem'in haklı olarak eli ayağına karışmıştı. Eve geldiği zaman karısına akrabanın anahtarlarını uzattı..

Sevil Hanım sordu:

— Nereye bırakmıştın arabayı?

— Hiç hatırlamıyorum Sevil.. Sen bulursun.

— Yahu koskoca Londra'da ben arabayı nereden bulacağım?

Bu kısıtlı süre içerisinde Kaya Erdem'in bavulları hazırlanıyor, evin içinde koşuşturma sürüyordu.. Tam bu sırada kapı çaldı. Bir TIR şoförü gelmişti!.

— Efendim gözünüz aydın, Türkiye'den ev eşyalarınızı getirdik..

Kaya Erdem adama ters baktı..

— Kardeşim sen şimdi o eşyaları al ve aynı adrese Türkiye'ye geri götür..

Yeni Maliye Bakanı, uçağa son dakikada yetişebildi. Yeşilköy Havaalanı'nda kendisini bir subay karşıladı ve «Bugün Ankara'ya yolcu ettiğimiz üçüncü bakan siz oluyorsunuz» dedi. Orada gazetelerin erken baskısında Bakanlar Kurulu listesini gördü. Başbakan'ın Bülend Ulusu olduğunu öğrendi.. Turgut Özal'm Başbakan Yardımcısı olduğunu görünce mutluluğu bir kat daha arttı. Demek yine birlikte çalışacaklardı..
Gece saat 23.30 dolaylarında Ankara'ya vardı. Hemen Turgut Özal'ı aradı. Gece saat 24 olmuş ve sokağa çıkma yasağı başlamıştı. Özal dostuna «Hemen atla gel, sen artık bakan oldun, sokağa çıkma hakkın var» diyordu..
Özal'm evinde duygulu sahneler geçti..

— Bak gördün mü Kaya, sana bu işleri yapanların başına şimdi bakan olarak geliyorsun. Allah'ın takdiri..
Özal bu sözleriyle, Kaya Erdem'den sonra Hazine Genel Sekreteri olan Nazif Kocayusuf paşaoğlu'nu kastediyordu.
Sonra Kaya Erdem'e uzun uzun, her ikisinin de nasıl bakan olduklarım anlattı. Semra Hanım da hem onları ağırlıyor, hem de yurt sorunlarına yakın ilgisi nedeniyle görüşlerini açıklıyordu..
Bakanlar Kurulu ertesi gün, 22 Eylülde kamuoyuna açıklandı ve o gün ilk toplantısını yaptı.

Kaya Erdem'in beklenmedik bir biçimde son dakikada Maliye Bakam olması, bütün bakanlıkta şok etkisi yaratmıştı. Kendisini sevenler, sevmeyenler, Hazine Genel Sekreterliği yaptığı dönemde Turgut Özal'm vesayeti altına girmekle suçlayanlar, hiçbir konuyu bilmediğini iddia edenler, her biri ayrı telden çalarak durumu kendilerine göre değerlendirmeye çalışıyorlardı. Daha önceden Kaya Erdem'le yıldızı bir tek gün bile barışmayan, o Londra'ya atandıktan sonra Hazine Genel Sekreteri olan Nazif Kocayusufpaşaoğlu da tedirgindi.

Kaya Erdem daha ilk gün Kocayusufpaşaoğlu'na şöyle dedi:

— Nazif Bey, yerinizden emin olun. Turgut Bey de, ben de sizinle çalışmak istiyoruz. Görevde kalmanızı istiyoruz..
Maliye Bakanı aynı sözleri, Merkez Bankası Başkanı İsmail Hakkı Aydmoğlu'na da söylüyor, «Hissettiğim kadarıyla sizi görevden almak için bir eğilim yok» diyordu. Aydmoğlu bu göreve CHP döneminde gelmişti. Ecevit'e yakınlığı ile tanınan bir bürokrattı.
Kaya Erdem, bakan olduğu zaman gündeme gelen ilk konulardan biri, 12 Eylül öncesinde çalışmayan parlamentodan bir türlü geçirilemeyen vergi yasaları olacaktı. Tasarılar Maliye Bakanlığı bürokrasisinde büyük ölçüde hazırdı. Gelirler Genel Müdürlüğü, bunları yeni Bakana getirmeye hemen ilk günlerde başladılar.
Kaya Erdem'in bakanlığı konusunda özellikle Maliye bürokrasisinde görüş ayrılıkları sürüyordu.

— Beyler, aslında Kaya Bey Maliye Bakanı değil, Maliye Müsteşarı olmuştur. Daha önce olduğu gibi Turgut Özal'm bir memuru gibi davranmaya devam edecektir..

— Olur mu kardeşim? Adam geçen sefer gerçekten memurdu. Ama şimdi Bakan oldu. Artık belli konularda ağırlığını mutlaka koyacaktır.

— Görürsünüz koyamayacaktır.. İşi gene Özal götürecektir..

Kaya Erdem'in Bakan olmasına en çok tepki gösterenlerden biri de Bakanlık Müsteşarı Turan Kıvanç'tı. Adnan Başer Kafaoğlu'nun teyzesinin oğlu olan Kıvanç, daha önce emrinde çalışan bir memurun, şimdi emrine girmiş olmaktan rahatsızdı. En kısa zamanda yurt dışı bir göreve gidecekti..
Bu arada bazı bakanlık yetkilileri, Kaya Erdem'e kişisel görüşlerini yazılı veya sözlü olarak bildiriyorlardı.. Bakan'a kişisel görüşlerini bildirenlerden biri de, üç Hazine Genel Müdüründen biri olan Tunç Bilget'ti..

Bilget, bakanına şöyle yazıyordu:

«Bu notu tek nüsha olarak bizzat tape (daktilo) ettim.. Bakanlıktaki bütün üst kadro, İsmet Sezgin'in kadrosudur. İsmet Beye sadıktır. Sürekli onunla temas halindedir. Böyle bir kadronun aynen korunması, MGK nin benimsediği tarafsızlık ilkesiyle çelişir. Bu İsmet Beyin kadrosu size sadık olmadığı için size hizmet etmezken, siz bu kadroyu korumakla bakanlığın çeşitli köşelerine atılmış diğer bir kadronun yakıştırmalarından hayatınız boyunca kurtulamayacaksınız...

Turan Kıvanç, ekonomik konularda hiçbir fikri olmayan bir Müsteşar'dır. Kıvanç, Turgut Özal'ın gün geçtikçe artan siyasi ihtiraslarında önemli ve Özal'a yararlı menfi bir rol oynamaktadır.

Nazif Kocayusufpaşaoğlu'nun ekonomik konularda en ufak bir fikri yoktur. Yıldırım Aktürk, zaman zaman özellikle Nazif ve Turan Beyleri direkt müdahale ve sonra da tecrit etme tekniğiyle konunun dışında bırakmaktadır. Son günlerde de bu senaryoyu pekiştirmek için aşırı davranışlar içine girmiştir...

Türkiye'ye gelen bütün heyetler Maliye ile nezaket görüşmesi yapmakta, Maliye Bakanı ile görüşmeye gerek var mı diye sormaktadırlar... Bugün ikinci bir tehlike daha geçerlidir. Sayın Özal ile ahengi siz sağlarken, Özal'm özel ve kamu kesimiyle ilgili ciddi saplantılarını bilgili ve gerekçeli önerilerle nötralize edecek bir kadroya ihtiyacınız vardır. Ekonomik durum iyi gitmemektedir. Bu gerçeğin sayın Özal'a kabul ettirilmesi gerekmektedir. Maliye Bakanlığının rolünün silinemeyeceği kendisine kabul ettirilmelidir. Aksi halde sayın Özal da, bu durumun sürdürülmesine katkıda bulunan herkes de sorumlu olacaktır..

Bütün çabalarınıza rağmen (geçmişte) etkili bir Hazine Genel Sekreteri olamadınız. Bunda hepimizin suçu var. Etkili bir Bakan olmanız hem Türkiye, hem de sizin için çok önemlidir...

Sayın Tevfik Altınok'un, kendisine bir mühlet verilerek Washington'dan başka bir göreve alınması gerekir. Devletimizin kendisine olan borcunun daha az maliyetli bir şekilde ödenmesi için çaba sarfedilmesine hiçbir itirazım yoktur. Değiştirilmesi uygundur..
Müsait bir zamanınızda ivedi olarak kendimle ilgili olarak sizinle görüşmek isterim.. Saygılarımla..»

Tunç Bilget bu mektubu yazdığı zaman, Maliye Bakanlığı, Turgut Özal'ın güdümüne girmeye başlamıştı. Özal ve ekibi, bu Bakanlığı büyük ölçüde Başbakanlıktan yönetiyorlar, ancak bazı bürokratlar bu duruma büyük tepki gösteriyorlardı.

Kaynakça
Kitap: Özal Ekonomisinin Perde Arkası: 12 Eylül
Yazar: Emin Çölaşan
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Turgut Özal Ekonomisinin Perde Arkası

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 3 misafir