Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

16 Eylül 1980 Salı

Burada Turgut Özal Ekonomisinin Perde Arkası hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

16 Eylül 1980 Salı

Mesajgönderen TurkmenCopur » 11 Ağu 2011, 00:05

16 EYLÜL SALI

Salı günü, Devlet Başkanı Orgeneral Kenan Evren' in basın toplantısıyla başladı. İlk basın toplantısını düzenleyen Evren Paşa, 12 Eylül harekâtının tarih kitaplarındaki bir darbe olmadığını, bunun Cumhuriyeti koruma ve kollama harekâtı olarak demokrasiye indirilen darbeyi ortadan kaldırmak amacıyla ordunun ve milletin isteği doğrultusunda yapıldığını açıklıyor ve özetle şunları söylüyordu:

— Bu harekâtın amacı milli birliği korumak, anarşi ve terörü önlemek, can ve mal güvenliğini tesis etmek, devlet otoritesini hâkim kılıp korumak, sosyal barış, milli anlayış ve beraberliği sağlamak, lâik cumhuriyet rejimini işler kılmak ve yasal düzenlemeleri makul bir sürede tamamlayarak sivil idareyi yeniden kurmaktır. Bu müdahale yapılmasaydı gizli ve hain güçler Silahlı Kuvvetler'e de sızarak birkaç yılda onu da bölme yoluna gideceklerdi. Milli Güvenlik Konseyi, demokratik düzen ve rejimin şimdiye kadar sağlıklı bir biçimde işlemesine imkân vermeyen tüm engelleri, bir daha böyle bir müdahalenin yapılmasına gerek bırakmayacak şekilde kaldırmaya kararlıdır.

Memleketimizi düştüğü bu ekonomik bunalımdan kurtarmak, halkımızın sıkıntılarını hafifletmek, ekonomik gelişmeyi sağlayarak artan iş gücüne yeni iş sahaları açmak amacıyla, uygulanan ekonomik istikrar programı yürütülecektir. Türkiye'nin uyguladığı ekonomik istikrar programının OECD ülkeleri ve milletlerarası ekonomik ve finans kuruluşlarınca desteklenmesi sağlanacaktır.
Evren konuşmasını bitirdikten sonra sıra gazetecilerin sorularına gelmişti.

ANKA ajansından Uluç Gürkan sordu:

— Sayın Devlet Başkanım, ekonomik istikrar programını aynen uygulayacağınızı söylediniz. Bu programın aksayan yönleri vardır. Acaba MGK bunları düzeltecek mi?

Uluç Gürkan, öteden beri Turgut Özal'da bir miktar alerji yaratan bir gazeteci idi. 24 Ocak kararlarından sonra dolar 70 lira olduğu zaman Gürkan bir haber yazmış ve doların 1980 yılı sonunda 94 liraya yükseleceğini savunmuştu.

Özal gazetelerde bu haberi okuduktan sonra bir demeç vermiş ve şöyle demişti:

— Bunları yazanlar vatan hainidir.

Ancak ekonomik gelişmeler Uluç Gürkan'ı doğrulamış ve yıl sonunda dolar 90 lira olmuştu.

Özal, Gürkan'm Evren Paşa'ya sorduğu bu soruyu duyunca yanında oturan ANKA Ajansı Genel Müdürü Müşerref Hekimoğlu'na döndü:

— Bu adam hep böyle yapıyor. Bu sorusu da kasıtlı..

Oysa Evren Paşa, soruyu basit ve gerçekçi bir biçimde yanıtlıyordu:

— Bir program tesbit edilmiş ve bir yola girilmiş. Bu yolda yürünüyor. Karşımıza,büyük bir engel, bir duvar çıkmadıkça bu ekonomik programdan ayrılmayacağız. Ama aksayan yönler çıkarsa bunların üzerinde duracağız ve her türlü gayreti sarfedeceğiz.

Devlet Başkanı'nın Başbakanlıkta yaptığı ilk basın toplantısı bitmişti. Turgut Özal orada ev sahibi olarak Devlet Başkanı'nı gelirken karşılamıştı. Giderken de uğurluyordu; Evren, kapıda Özal'a döndü ve «Turgut Bey hemen Genelkurmaya gelin. Sizinle konuşacağım» dedi... Pazar gününden beri yeni görevi konusunda haber alamayan ve meraklanan Özal, Evren'in arkasından hemen Genelkurmay'a gitti..

Bütün Konsey üyeleri Genelkurmay Başkanı'nın odasında toplanmışlardı. Turgut özal'a Bakanlar Kurulu'nda verilecek görev konusu tekrar gündeme geldi. Evren aynı görüşlerini tekrarlıyor, Ticaret Bakanlığından vazgeçtiğini daha önce Saltık Paşa'ya bildiren Özal'ın Maliye Bakanlığı'ndan da vazgeçmesini istiyordu. Diğer Konsey üyeleri de hem Başbakan Yardımcılığı, hem de Maliye Bakanlığı görevinin bir kişide toplanmasının «ağır geleceğini» savunuyorlardı.

Özal ise aynı görüşlerini tekrarlıyordu:

— Paşam, ağır geleceğini biliyorum. Ama başka türlü olmaz. Ekonomide maliyenin rolü çok büyüktür. Oraya ters bir adam gelir, işleri aksatır. Bir yanlışlık olur ve aldığımız mesafelerden geri dönmek durumunda kalırız. Bu işin IMF'si var, OECD'si var, Dünya Bankası var, bir sürü yabancı ülke var.. Hepsi tepemizde dikilmiş bekliyor. Yorulacağımı ben de biliyorum ama başka çaresi yoktur..

O günkü görüşme 45 dakika kadar sürdü. Sonunda Evren Faşa kararını açıkladı:

— Peki arkadaşlar, Turgut Bey'in söylediklerini biraz daha düşünelim.

KAFAOĞLU GENELKURMAYDA

Adnan Başer Kafaoğlu, 16 Eylül Salı sabahı Kent Otel'den Saltık Paşa'nın telefonda verdiği talimat doğrultusunda Başyaver Cevat Albay'ı aradı. Kendisine akşam saat 19 için randevu verildi.
Evren Paşa'nın yanında önce başkaları vardı. Kafaoğlu içeriye girdikten kısa süre sonra Saltık Faşa ile Feyzioğlu da geldiler.

Konuyu Evren açtı:

— Kafaoğlu, yeni kurulacak hükümette seni Ticaret Bakanı yapmaya karar verdik.

— Paşam, teveccüh gösterdiniz. Ancak bu konuda hiçbir bilgim olmadığı için soruyorum, hükümeti kim kuracak? Bakan arkadaşlar belli oldu mu?

— Feyzioğlu kuruyor.. (Kafaoğlu listeye baktı. Zeyyat Baykara ve Turgut Özal Başbakan yardımcısı oldu. Ulaştırma Bakanlığında Bülend Ulusu'nun adı geçiyor.

— Maliye Bakanı kim oluyor Paşam?

— Onu Turgut Bey tesbit edecek..

Burada söze Saltık Paşa girdi:

— Efendim, Kafaoğlu galiba ille de Maliye'yi istiyor.

— Hayır Paşam değil.. Maliyeyi Ticaret Bakanlığına elbette tercih ederim ama ben esasta bu modele karşıyım. İzninizle arz edeyim. Birincisi, Ticaret Bakanlığı için bana teveccüh gösterdiniz ama izninizle ben bu görevi kabul etmeyeyim. İkincisi, bu hükümet modeline karşıyım. Bence kabineyi sayın Feyzioğlu'nun kurması doğru değildir. Yüzde 3 kadar bir oy potansiyeli vardır..

Kafaoğlu sözünü bitirmeye fırsat bulmadan Feyzioğlu atıldı:

— Paşam Adnan Bey çok doğru söylüyor. Onun burada söylediklerini ben size daha önce arz etmedim mi?
Sözü tekrar Kafaoğlu aldı..

— Paşam, fikrimi sorarsanız Devlet Başkanı bu modelde aynı zamanda hükümetin de Başbakanı olmalıdır. 27 Mayısta da böyle olmuştur. Ayrıca Başbakana ihtiyaç yoktur.
Evren Paşa güldü..

— Yahu ondan sonra rahmetli Gürsel felç oldu. Siz beni de felç etmeye mi niyetlisiniz yoksa?.. Peki, biz durumu kendi aramızda bir defa daha konuşalım. Siz gece saat 22'de tekrar buraya gelin olmaz mı?

Turhan Feyzioğlu ile Adnan Başer Kafaoğlu, Ge-nelkurmaydan beraber çıktılar ve akşam yemeği için Feyizoğlu'nun evine gittiler. Televizyonda Evren'in o sabah yaptığı ilk basın toplantısını izlediler. Kafaoğlu, Maliye Bakanlığı konusunu merak ediyor, Feyzioğlu ise dostunun merakını gidermeye çalışıyordu..

— Turgut hem Başbakan Yardımcılığını aldı, hem de Maliye'yi istiyor. Kararı askerler verecek. Ben karşı çıktım ama askerleri ikna etmek için bastırıyor.. Bak Adnan, sen kabineye gir. İstersen Devlet Bakanı olarak da girebilirsin. Coşkun Kırca'yı da getireceğiz. O da Devlet Bakanı olur ve gerekli düzenlemeleri siz yaparsınız. Devleti, bürokrasiyi iyi bilen güvendiğim arkadaşlarım sizlersiniz. Siz olmazsanız bu işte ben de olmam. Çok açık söyleyeyim..

— Turhan, bu kabineyi ne sen kur, ne de ben görev alayım..

Gece birlikte Genelkurmay Başkanlığı'na gittiler. Konsey, Feyzioğlu'nu çağırdı.

Biraz sonra, Kafaoğlu'nun Ticaret Bakanlığı görevini kabul etmemesine bir parça içerlemiş olan Evren Paşa geldi ve kendisinin yanağını okşayarak şöyle dedi:

— Sen Bakanlar Kurulu'nda olmayacaksın Kafa-oğlu.. Benimle çalışacaksın. Sana sonra haber veririz..

— Emredersiniz sayın Paşam.

Kafaoğlu ertesi gün İstanbul'a, evine döndü.

Kaynakça
Kitap: Özal Ekonomisinin Perde Arkası: 12 Eylül
Yazar: Emin Çölaşan
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Turgut Özal Ekonomisinin Perde Arkası

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir

cron