Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

1722 Yılından İtibaren Anadolu'daki Durumlar ve İran Savaşı

Burada 1640-1774 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu'nda oluşan bütün hadiseler hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

1722 Yılından İtibaren Anadolu'daki Durumlar ve İran Savaşı

Mesajgönderen TurkmenCopur » 08 Tem 2011, 22:04

ANADOLU'DAKİ DURUMLAR.
İRAN SAVAŞI


1722 yılından beri resmen Hristiyan Ortodoks Doğu'nun imparatorluğu olarak ortaya çıkan yarı Asyalı Moskova hükümdarının Şark'a yönelik planlarından vazgeçmesinin sebebi, Asya'da imparatorluğunu büyük riske girmeden ve fazla harcama yapmak zorunda kalmadan genişletme fırsatını bulmasındandır.

Şah Hüseyin, başvezirinin gözlerini dağlatmıştı; dolayısıyla İran'daki bazı güçler ve Mir Üveys'in yeğeni Mir Mahmud komutasındaki Afganlar Şah Hüseyin'e karşı ayaklandı. Mir Mahmud, 1722 yılının Ekim ayında şah olarak İsfahan'a girdi.

İran İmparatorluğu'nu neredeyse üç yüzyıl boyunca başarı ile yöneten bir hanedan olan Safevilerin beklenen çöküşü o güne kadar ağır baskısı altında yaşamış Hristiyanlarda ve Sünnilerde özgürlüklerini geri kazanabileceklerine dair büyük bir umut yarattı. Gürcüler, Kral Georg zamanında naiblik yapan IV. Vahtan (Vahtang) şahsında iyi bir lider bulmuşlardı. IV. Vahtan, Eflak Prensi Brinkoveanu'nun kendisine gönderdiği matbaacılara bir İncil ve bir ayinler kitabı ile, ayinler için gerekli iki kitap daha bastırmış ve bu fırsattan istifadeyle matbaayı halkı arasında Gürcü dilinde yazılmış ünlü bir epik eseri bastırmak için kullanmıştı. Onun sayesinde artık "bilgin olmayanlar" da okuyabiliyordu . Bu kitaplardan birinde bir köle kılıcını tutarken, kendisi görkemli kıyafetler içinde elinde haçla süslenmiş bir âsâ ile görünmektedir. Vahtan'm savaşçılarından daha sabırsız olan Lezgiler, daha 1720 yılında Dağıstan'a girmişler ve kısa bir süre sonra Şirvan'ı işgal etmişlerdi. Ülkenin başkenti Şemahi'de dört milyon değerinde mal depolamış 300 kadar Rus tüccar buldular ve onları en acımasız biçimde öldürdüler.

Çar, derhal barışı bozanları tedib etmek üzere bir sefer yapmaya karar verdi. Astrahan'da böyle durumlar için uzun zamandan beri hazırlıklar yapmıştı ve bölgeyi, özellikle Rusya'ya kaçan Boğdan Prensi Dimili Kantemir'in tariflerinden biliyordu . 1720 yılının Haziran ayında Rus askerî harekâtı başladı ve Eylül'de başarılı bir şekilde bitirildi. Petro, Hazar Denizi'nde çok istediği Bakü'ye ulaşamamış olsa bile, en azından ünlü "Demirkapı"'yı barındıran Derbent'i fethedebilmişti . Bâbıâli, bu esnada Dürri Efendi'yi şahın ülkesine göndererek, durumlar hakkında bilgi almakla yetindi . Dürri Efendi'nin ardından Bâbıâli'ye bir İran elçisi gönderildi. Ama İranlılar daha İstanbul'dan ayrılmadan (Nisan 1722) Serasker Ali Paşa'ya ve Tatar Deli Sultan Han, Osmanlı İmparatorluğu'nun sınırlarını Rusların Dağıstan'a yapacakları muhtemel saldırılarına karşı koruma emrini aldılar. Nepluyev, Babıâli'ye Dağıstan'daki Lezgilerin sultanın himayesinde olup olmadıklarına dair bir başvuruda bulunduğunda, kaçamak bir cevap aldı.

Çar bu arada İran'a başında bizzat bulunacağı ikinci bir sefer düzenlemeye karar verdi. Dul eşi Tamaris'in, 13 yaşındaki mirasçısı için Osmanlı'nın himayesini talep eden Kral Georg'un vefatı, gücü Kafkasya sınırlarına kadar dayanan Rus hükümdarın fetih hırsını daha da körükledi. Artık sadece Kabartaylar ve Çerkesler Kırım Hanı'nın vasalları olarak kalmışlardı. Rus Çarı, Astrahan'da sultanın Kazakların ve Kalmukların akınlarına dair şikayetlerde bulunup, karşılığında Rusların Tatarların davranışlarına dair şikayetleri dinlemek zorunda kalan elçisini kabul ettikten sonra, Rus Çarı, Türkleri oyalamak için, uzun zamandır gündemde olan ittifak projesine hız kazandırdı . Aldığı tek sonuç ise sınır meselesi yerinde görüşecek Türk elçilerin tayini oldu.

Bunun üzerine iki kıtanın yeni hükümdarı, Büyük İskender gibi şan kazanmak üzere Doğu'da İran üzerine bizzat yürümeye karar verdi. Sekiz gün boyunca Ruslar ıssız bozkırları aştılar. Hristiyanlar ile beklenen irtibatlar gerçekleşti: Ermeni Patriği huzura kabul edildi, her yerde çarın resmini taşıyan madalyonlar dağıtıldı ve birçok Gürcü gönüllü orduya alındı. Dağıstan'da Lezgilerin Osmanlılar tarafından desteklenen şeyhleri Davud, ülkeden kovuldu. Rus temsilci Tolstoy, Çerkesleri de Bâbıâli'den uzaklaştırıp, Rusların çıkarları için kullanmayı denedi. Nepluyev ise yenilenlerin kaderlerine terk edilmesini istiyordu.

İstanbul halkı, savaş istiyordu, ama barışsever sadrazam buna onay vermedi, dolayısıyla Erzurum Beylerbeyi İbrahim Paşa da Rusların seferini durdurmak için yeniçerilerini harekete geçirmedi. Sultan III. Ahmed tarafından Derbent Hanı olarak tanınan Şeyh Davud, vaatler ile yetinmek zorunda kaldı . Sultan'ın bir elçisi, Astrahan'a Rus Çarı'nın yanına geldi. Rus Çarı bu sayede öfkeli Osmanlıları biraz olsun teskin etme fırsatı buldu.

1723 yılında İranlıların tehdidi altında bulunan Afgan Hanı ile anlaşma içerisinde yapılan sefer, Rusların Hazar Denizi'ndeki sınırlarını iyileştirip, sağlamlaştırdı. Çok önemli bir yer tutan Bakü Şehri ellerine geçti ve Gilan Eyaleti işgal edildi. Gürcülerde yeşerttikleri umutların etkisi sürüyordu ve Bâbıâli'nin Rusların cüretkârlıkları ve işgalleri hakkında şikayetleri çara yeni bir elçi heyetinin gönderilmesine neden oldu (Şubat). Yerel Hristiyan halkın yeterince işlendiği ve "kâfirlere" karşı ayaklandırıldığı sürece, şeyhülislâmın fetvasında iran'ı "sahipsiz bölge " ilan etmesi üzerine Osmanlıların gelip Tiflis'e (Haziran 1723) yerleşmeleri, gelecek için kaygı uyandıracak kadar önemli değildi. Gürcüler, ilhak görüşmeleri sırasında Vahtan hanedanının miras hakkını ve bir hana yakışır şekilde muamele görmesini; sürekli bir verginin ödenmesini; Gürcistan Sarayı'nın geçimini temin eden bölgelerin kurtarılmasını; prenslerin sınırsız yargı yetkisini; Türk ordularının kaleleri boşaltmalarını ve kesin otonomi hakkı talep etmişlerdi . Gürcüler ve Lezgiler ile ittifak hâlinde olup, İran'ın gerçek mirasçılarının menfaatlerini koruyan Revan Hanı arasında kısa bir süre sonra çıkan savaş, Bâbıâli'nin Vahtan'a daha kolay müdahale edebilmesine neden oldu . Osmanlıların, Ruslara karşı yapılacak sefer sebebiyle topraklarından geçeceklerini bildirdikleri Revan Hanı Mehmed Kulu Han, derhal buradan ayrıldı ve 30 bin asker ve yeniçeri ağası ile Gürcistan'a gelen Erzurum Beylerbeyi İbrahim Paşa, ne bir hükümdar, ne de ordu ile karşılaşmadı, aksine burada karşısında terk edilmiş ve savunmasız bir ülke buldu. Yeni han, Eylül ayında Rusya ile bir anlaşma imzaladı. Bu anlaşma ile Rusya'nın son zamanlarda aralarında Mazenderan ve Esterâbâd eyalederinin de bulunduğu fetihlerin mülkiyeti onaylandı.

Bir süre sonra, yeğeni d'Allion'u Rusya'ya gönderen Bonnac'ın Ruslar lehine uzun zamandır teklif ettiği arabuluculuk sayesinde Rus Çarı I. Petro ve Sultan III. Ahmed arasında İran'ın sınır eyaletleri konusundaki anlaşmazlıkları sona erdirildi. 1724 yılı başlarında Van Beylerbeyi, Tebriz'i olmasa da Azerbaycan'da en azından Hoy'u ve büyük bir direniş ile savunulan Revan'ı eline geçirdi. Aynı tarihlerde Gürcistan Beylerbeyi Kara Mustafa Paşa Şirvan üzerin yürüdü.

Gürcistan'da, Vahtan'ın Müslümanlığa geçen oğlu İbrahim, tıpkı Romen prensleri gibi iki tuğ ile onurlandırılarak han olarak tanınmıştı,. Tebriz, başarılı bir şekilde direndi, ama Hemedan, aslında İsfahan'a saldırmak niyetinde olan Bağdat Beylerbeyi'nin eline geçti. Mehmed Kulu Han, Gence'de tedbil-i kıyafeder içindeki Rus humbaracılar yardımı ile İbrahim Paşa'nın ancak Gürcistan sınırında tekrar bir araya gelebilen birliklerini dağıttı . Lezgilerin de şansı yaver gitmedi ve başkentleri Şemahi tehlikeye girdi .

24 Haziran'da Bâbıâli, Kur Nehri deltasından Türk Hemedan üzerinden Kirmanşah'a kadar giden bir sınır hattına sahip oldu. Böylece iki yüzyıldır elde etmeye çalıştığı bölgenin tamamını eline geçirmiş oldu. 8 Temmuz'da anlaşma imzalandı. Bu anlaşmaya göre, Şah Tahmasb anlaşmaya katıldığı takdirde, Osmanlılar ve Ruslar onu savunacak ve Afganlann işgali altındaki İsfahan'ı geri almasını sağlayacaklardı; aksi takdirde yerel başka bir melik atanacaktı . Bu anlaşma ile Osmanlı diplomasisi, İran toprağının hiçbir zaman Rusların eline geçemeyeceği, aksine Safevilerin doğal mirasçısı olarak sadece Osmanlı Sultanı'nin olabileceği teorisinden vazgeçmişti.

Bâbıâli, Şah Tahmasb'ı "Tanrı tarafından lanetlenmiş, halkını rafızîliğe sürüklemiş, gerçek inançtan sapmış bir dizi kâfirin ve rafızî'nin başı" kabul ediliyordu . Yine de bu anlaşma ile Şah Tapmasb'ı İran'ın yasal hükümdarı olarak tanıdı . Mir Mahmud, 1725 yılında amansız bir akıl hastalığına yakalandı ve Nisan ayında şah olarak İsfahan'a giren halefi Mir Eşref, birkaç ay sonra Mir Mahmud'un boynunu vurdurdu. Rakibi Şah Tahmasb'ın elinden Tahran'ı alamadı, ama İranlıları Rus sınırına kadar geri çekilmeye zorladı. Bu arada Türk Ermenistan Eyaleti'nin yeni beylerbeyi, Köprülü soyundan gelen Abdullah Paşa, İran'da birkaç kaleyi fethetti ve bu sayede Osmanlı-Rus andaşmasından Osmanlı'ya bırakılan Tebriz'e giden yolu açtı. O dönemlerde zengin bir ticaret şehri olan Tebriz, kısa süren bir kuşatmadan sonra teslim oldu. Erdebil ve Urmiye, İran'daki Türk topraklarına katıldı ve Erzurum ile Bağdat beylerbeylerinin birlikleri Kafkasya'daki Luristan'a saldırdılar. Luristan komutanı derhal misilleme olarak Irak üzerine bir saldırı düzenledi.

Mir Eşref, 1726 yılının ilk aylarında İstanbul'a gelen bir elçi heyetiyle Osmanlı tarafından işgal edilen tüm bölgelerin geri verilmesini talep etti, hatta padişah olarak görevlerini yerine getirmeyen sultanın yerine, kutsal savaşın "ikinci imamı" olarak İran'daki mu'tezil Şiilere karşı cihâdın yürütülmesini devralacağını heyb¬etti. Osmanlıların Nisan ayındaki savaş ilanına, bu arada Kasbin'i ele geçiren ve zayıf Şah Tahmasb'ı iyice kenara iten Mir Eşreften gelen cevap, 30-40 bin kişiden oluşan yeni bir ordu oldu . 20 Kasım'da Hemedan Beylerbeyi Ahmed Paşa, Bağdat'a yaptığı bir saldırıda 12 bin kayıp ile geri püskürtüldü. Yiğit Afganlı Mir Eşref, dinin savunucusu ve intikam alıcısı olarak ortaya çıkarak, doğru yoldaki tüm Müslümanları kendi tarafına çekmeye çalıştı. Ancak bir yıl sonra, 3 Ekim 1727 tarihinde, Ahmed Paşa güçlü bir ordu ile geldiği aynı eyalette, Mir Eşref ile Osmanlı Sultanı'na sadece o güne kadar İran'da sahip olduğu toprakların mülkiyetini güvence altına almasını değil, halifeliği ve savaşta ele geçirilen ordu ganimetlerini de geri kazandıran bir anlaşma yapmayı başardı . 12 Aralık tarihinde Rusya ile sınırlar kesin olarak belirlendi . Çariçe Katerina -1. Petro 1725 yılında vefat etmişti - Mir Eşrefi Safevilerin mirasçısı olarak tanımıştı.

Tıpkı Cengiz Han ve Timurlenk gibi halktan bir çoban olan Tahmasb Kulu Han, sözde İran'ın gerçek mirasçısının adına Afganlara karşı ayaklandı. Horasan ordusunda Türkistan hükümdarlarına karşı ün kazanmıştı ve kendi adına 1727 yılında önce Kelat'ı, belki daha sonra da Kandahar'ı fethetmişti . 1728 yılında başarılı bir şekilde Nişabur ve Meşed'de hükümdar olarak tahta çıkarttığı efendisi Şah Tahmasb'ın sadık hizmetçisi rolünü oynadı. Kulluğunu belirtmek için kendine Tahmasb Kulu Han adını vermişti. Bir sonraki yılın sonbaharında üzerine yürüyen Mir Eşrefi Dangun'da büyük bir bozguna uğrattı. İkinci bir mağlubiyet, Afganlann İsfahan'da kuşatılmasına neden oldu ve Mir Eşref, çaresizlik içinde, zindanda çürümekte olan yaşlı Şah Hüseyin'i kendi bahtsızlığına kurban etmekten başka çare görmedi. Yılın sonuna kadar fetih başarılı bir şekilde tamamlandı ve 1730 yılının Ocak ayında Belucistan'daki Türkmenler, bir zamanlar Mir Eşref olarak bütün İran'a hükmetmiş bir kaçağı, oradan geçerken yakaladılar.

Tahmasb Kulu Han'ın asıl niyeti, Şah Tahmasb'ı sonunda ortadan kaldırmak, Safevilerin tahtına istediği gibi yönetebileceği bir kukla çıkartmak ve Nadir Şah adı ile saltanat naibi - gerçekten de tarihteki yerini böyle aldı-olarak, tıpkı 13. ve 15. yıllarda iki İran hükümdarının yaptığı gibi, karakter yumuşaklığı içindeki Rum Sultanının Avrupalılaşmış bu uyruklarına Batı Türklerine karşı büyük bir intikam seferi düzenlemekti.

Osmanlılar kısa bir süre sonra Hemedan, Tebriz, Erdebil ve Kirmanşah'tan vazgeçmek zorunda kaldılar. Nadir Şah'ın kuvvetlerine karşı çıkan Köprülüzâde Abdullah Paşa yenilmişti.

Sultan III. Ahmed'in mutlak güce sahip sadrazamı ve damadı olup, oğlunu da kısa bir süre önce sultan kızlarından biri ile evlendiren barışsever Damad İbrahim Paşa, 18 yıldır başarılı bir şekilde yürüttüğü barışa yönelik siyasetten vazgeçmek zorunda kaldı. Bozkırların cüretkâr eşkıyalarına büyük bir sefer sayesinde hadleri bildirilecekti. Bu, şimdi hararetli bir canlılık gösteren kamuoyunun da isteği idi, zira en önemli kararlar artık sadece sultan, sırdaşları, sadrazam ve iyice unutulmaya yüz tutmuş diğer vezirler tarafından değil, "sivil ve askerî idarenin tüm üst sınıflarından gelen 400 kişinin" katıldığı bir kurul tarafından veriliyordu . Verilen karar sonucunda Üsküdar'da karargâh kuruldu ve sultan bizzat oraya gitmek zorunda kaldı. Çoğu insan, bunun da sadece tıpkı Ruslar ile olduğu gibi, düşmanla kısa zamanda anlaşmaya varmak için yapıldığına inanıyordu, ama efendilerin kalemi aracılığıyla İmparatorluğu asıl yöneten İstanbul halkı, İran'da yeni kazanılan yerleri hiçbir şey yapmadan Kelat'taki eşkıyaya bırakma utancını bu ayaklanmaya teşebbüs etmeden kesinlikle sineye çekmek istemiyordu.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: 1722 Yılından İtibaren Anadolu'daki Durumlar ve İran Sav

Mesajgönderen avşar » 25 Eki 2011, 17:53

Safeviler Türk kökenliydi NadirŞah Avşar boyunda ondan öncekiler de sonrakilerde Avşar ve Bayaddı bence İran yerine Safevi Savaşı demek daha doğru olur çünkü Safevi Ordusu Türkmen olarak biliyorum.
Kullanıcı avatarı
avşar
Çavuş
Çavuş
 
Mesajlar: 75
Kayıt: 25 Nis 2011, 11:45

Re: 1722 Yılından İtibaren Anadolu'daki Durumlar ve İran Sav

Mesajgönderen TurkmenCopur » 26 Eki 2011, 22:18

Haklısın ama yazarda Safevilerin Türk olduğunun farkında, ama İran Savaşı derken bölge açısından diyor. Yani İran bölgesinde yapılan savaş demek istiyor.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Osmanlı İmparatorluğu - 1640-1774 Dönemi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir